Trkgl
25-07-05, 02:48
konu
Devlet Gücünü liderinden alır
konu ile ilgili açıklama
değerli Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor. üyesi kardeşlerim bu başlık altında sizlerle Türk tarihinde önemli yer tutan liderlerimizden bazı anekdotlara yer verceğim
soru
devlet gücünü neden liderinden alır ne kadar iyi lideri olursa olsun o devlet gücsüz ise askeri ve ekonomik olarak nasıl bir güc olabilir ki
cevap
aşağıda size vereceğim bir örnek dahi bu konuyu açıklamaya yetiyor belki soruda oluşan durum Türkler dışında başka milletlerde olsaydı cevabimiz olumsuz olurdu
burada bir durumu bilmek gerekir o da Türk milletinin karakteristik özelliğidir
yani Türk milleti hiç bir zaman boyun eğmez herzaman ayakta kalır en kötü zamanında dahi dünyaya kafa tutabilir.
Kürşad'ın ihtilalini okursanız ne demek istediğimi daha iyi anlayabilirsiniz
40 arkadaşıyla çin sarayına girip ihtilal yapmıştır. çin hakanını öldürüp Türkleri özgür kılmış ve çin devletini hükmü altına almıştır.
konuyu fazla dağıtmak istemiyorum ve ilk örneğimizi vermek istiyorum
bildiğiniz gibi kurtuluş savaşı çok zor şartlarda yapıldı lozan daki bazı maddeler gereği olarak da neredeyse 1930 kadar kendi ekonomimiz için gerekli yatırımları yapamadık zaten elimizde ne vardı ki doğru dürüzt bir imalathanesi bile olmayan bir devlet hatta öyle ki toplu iğne bile yapamıyorduk işte böyle bir devlet bu günlere geldi şimdilerde bazı yakınmaları duyarız hele PKK sözde ermeni meselesi ve kıbrıs konularında daima taviz veriyoruz işimiz siyaset değil sadece güclü devlet ancak lider ile olduğunu göstermek için biraz bu günlere uzandım.
şimdi aşağıdaki yazıyı okuyalım
*****
Atatürk'ün uyarı notası
bilindiği gibi bazı otoriteler yerli ve yabancı farketmiyor Türk tarihi ve Türkler hakkında nasıl yanlış bilgiler veriyorlar vermekteler. Bu yanlış bilgiler bazen yanılmaz saygıdeğer bir ansiklopedi görünümünde de ortaya çıkıyor, işte bir örneği:
Fransızların 'Larousse' ansiklopedisi dünya çapında büyük bir eserdir. Bu ansiklopedide 'empaler' (kazığa oturtarak idam) maddesi açıklanırken "Türkler hâlâ idam mahkûmlarını kazığa oturturlar..." gibi bir cümle vardı. Bu yanlış, 150 yıldan fazla bir zaman sürüp gitti. Yenilenen baskılarda nice düzeltmeler yapıldığı halde bu madde düzeltilmiyordu. Fakat, tarihçi Raşit Erer'in uyarısı ile gazeteci Abidin Daver, Cumhuriyet Gazetesi'ndeki köşesinde konuyu ele aldı. Bu affedilmez iftirayı, utanç verici hatayı açıkladı. Bu yazıyı okuyan ATATÜRK, dakika kaybetmeden Fransız büyükelçisini huzuruna çağırdı ve ona, ültimatom nitelikli şu sözlü notayı verdi: "Bu büyük hatayı düzeltmez, buna benzer iftiralarınıza son vermezseniz, ülkemize bir tek Fransız yayını girmeyecektir. Fransız hocalar da gelmeyecektir!"
Bunun üzerine Fransız hükümeti Larousse'u yayınlayan yayınevine gerekli direktifi verdi ve ATATÜRK'ün istediği düzeltme yapıldı.
Cümle âlem bilir ki Türkler, İslâmiyet'ten önce de sonra da kazığa oturtma cezası vermemişlerdir, idam cezalarında bu usulü uygulayanlar Osmanlı imparatorluğu'nun egemenliği altında bulunan bazı tâbi devletler, meselâ voyvodalıklar idi. Osmanlı devleti de bu cezayı uygulayan voyvodaları, voyvodalık rütbelerini alarak cezalandırıyordu.
Bazı Batılı müelliflerde şu kompleks var: Türk uyruğuna, Türk hizmetine girmiş Avrupa kökenli bir idareci ya da Türk imparatorluğuna tâbi bir devlet, örnek bir harekette bulunmuş, güzel bir iş, bir buluş yapmışsa, onun milliyetini Romen, Yunan, Macar, Sırp, Fransız, Alman vb. olduğunu söyler, Türklerden hiç söz etmezler. Buna karşılık aynı kişiler ve tâbi devletler kötü bir iş yapmış, insanlığa aykırı bir davranış içinde bulunmuşlarsa, onların milliyetinden asla söz etmezler, bunu yapanın Türkler olduğunu söylerler.
Larousse'un 'empaler' maddesinde Atatürk'ün notası üzerine yapılan düzeltme ile ilgili bir hususu daha belirtelim: Fransızlar alelacele yaptıkları bu düzeltmede, maddenin altındaki satırı boş bırakmamak ve mizanpaj değişikliği yapmamak için "Türkler hâlâ kazığa oturtma cezasını uygular" cümlesini, "Mısır'da öldürülen Fransız Generali Kleber'in katili, kazığa oturtulmak suretiyle idam edildi" şeklinde değiştirmişlerdi. Oysa bu cezanın uygulandığı dönemde Mısır, Fransa'nın idaresinde ve o cezayı veren mahkeme Fransız genel valisinin denetiminde idi! Onun için, bu defa Fransızların itirazı ile, yeni baskılarda bu cümleyi de tamamen kaldırdılar.
Tabu haline gelmiş kişilerde veya kaynak eserlerde bilgi eksikliği yüzünden ya da kötüleme amaçlı bu türlü yanlışlar olursa, onları doğru kabul eden ve etkisi altında kalanlar da elbette bulunur. "Larousse'tan daha iyi mi bileceksin?" diyenler bile bulunabilir.
****
Türkiye Cumhuriyetinin o zaman ki halini düşünün ve Atatürk'ün kararlı notasına bakın nasıl dediğimiz gibi değil mi?
şu andaki halimiz o günlerden daha mı kötü daha mı iyi dirayetli ve güclü liderler Türk milletini herzaman daha ileriye götürmüştür
not:*** işaretli yerler arası alıntıdır
Devlet Gücünü liderinden alır
konu ile ilgili açıklama
değerli Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor. üyesi kardeşlerim bu başlık altında sizlerle Türk tarihinde önemli yer tutan liderlerimizden bazı anekdotlara yer verceğim
soru
devlet gücünü neden liderinden alır ne kadar iyi lideri olursa olsun o devlet gücsüz ise askeri ve ekonomik olarak nasıl bir güc olabilir ki
cevap
aşağıda size vereceğim bir örnek dahi bu konuyu açıklamaya yetiyor belki soruda oluşan durum Türkler dışında başka milletlerde olsaydı cevabimiz olumsuz olurdu
burada bir durumu bilmek gerekir o da Türk milletinin karakteristik özelliğidir
yani Türk milleti hiç bir zaman boyun eğmez herzaman ayakta kalır en kötü zamanında dahi dünyaya kafa tutabilir.
Kürşad'ın ihtilalini okursanız ne demek istediğimi daha iyi anlayabilirsiniz
40 arkadaşıyla çin sarayına girip ihtilal yapmıştır. çin hakanını öldürüp Türkleri özgür kılmış ve çin devletini hükmü altına almıştır.
konuyu fazla dağıtmak istemiyorum ve ilk örneğimizi vermek istiyorum
bildiğiniz gibi kurtuluş savaşı çok zor şartlarda yapıldı lozan daki bazı maddeler gereği olarak da neredeyse 1930 kadar kendi ekonomimiz için gerekli yatırımları yapamadık zaten elimizde ne vardı ki doğru dürüzt bir imalathanesi bile olmayan bir devlet hatta öyle ki toplu iğne bile yapamıyorduk işte böyle bir devlet bu günlere geldi şimdilerde bazı yakınmaları duyarız hele PKK sözde ermeni meselesi ve kıbrıs konularında daima taviz veriyoruz işimiz siyaset değil sadece güclü devlet ancak lider ile olduğunu göstermek için biraz bu günlere uzandım.
şimdi aşağıdaki yazıyı okuyalım
*****
Atatürk'ün uyarı notası
bilindiği gibi bazı otoriteler yerli ve yabancı farketmiyor Türk tarihi ve Türkler hakkında nasıl yanlış bilgiler veriyorlar vermekteler. Bu yanlış bilgiler bazen yanılmaz saygıdeğer bir ansiklopedi görünümünde de ortaya çıkıyor, işte bir örneği:
Fransızların 'Larousse' ansiklopedisi dünya çapında büyük bir eserdir. Bu ansiklopedide 'empaler' (kazığa oturtarak idam) maddesi açıklanırken "Türkler hâlâ idam mahkûmlarını kazığa oturturlar..." gibi bir cümle vardı. Bu yanlış, 150 yıldan fazla bir zaman sürüp gitti. Yenilenen baskılarda nice düzeltmeler yapıldığı halde bu madde düzeltilmiyordu. Fakat, tarihçi Raşit Erer'in uyarısı ile gazeteci Abidin Daver, Cumhuriyet Gazetesi'ndeki köşesinde konuyu ele aldı. Bu affedilmez iftirayı, utanç verici hatayı açıkladı. Bu yazıyı okuyan ATATÜRK, dakika kaybetmeden Fransız büyükelçisini huzuruna çağırdı ve ona, ültimatom nitelikli şu sözlü notayı verdi: "Bu büyük hatayı düzeltmez, buna benzer iftiralarınıza son vermezseniz, ülkemize bir tek Fransız yayını girmeyecektir. Fransız hocalar da gelmeyecektir!"
Bunun üzerine Fransız hükümeti Larousse'u yayınlayan yayınevine gerekli direktifi verdi ve ATATÜRK'ün istediği düzeltme yapıldı.
Cümle âlem bilir ki Türkler, İslâmiyet'ten önce de sonra da kazığa oturtma cezası vermemişlerdir, idam cezalarında bu usulü uygulayanlar Osmanlı imparatorluğu'nun egemenliği altında bulunan bazı tâbi devletler, meselâ voyvodalıklar idi. Osmanlı devleti de bu cezayı uygulayan voyvodaları, voyvodalık rütbelerini alarak cezalandırıyordu.
Bazı Batılı müelliflerde şu kompleks var: Türk uyruğuna, Türk hizmetine girmiş Avrupa kökenli bir idareci ya da Türk imparatorluğuna tâbi bir devlet, örnek bir harekette bulunmuş, güzel bir iş, bir buluş yapmışsa, onun milliyetini Romen, Yunan, Macar, Sırp, Fransız, Alman vb. olduğunu söyler, Türklerden hiç söz etmezler. Buna karşılık aynı kişiler ve tâbi devletler kötü bir iş yapmış, insanlığa aykırı bir davranış içinde bulunmuşlarsa, onların milliyetinden asla söz etmezler, bunu yapanın Türkler olduğunu söylerler.
Larousse'un 'empaler' maddesinde Atatürk'ün notası üzerine yapılan düzeltme ile ilgili bir hususu daha belirtelim: Fransızlar alelacele yaptıkları bu düzeltmede, maddenin altındaki satırı boş bırakmamak ve mizanpaj değişikliği yapmamak için "Türkler hâlâ kazığa oturtma cezasını uygular" cümlesini, "Mısır'da öldürülen Fransız Generali Kleber'in katili, kazığa oturtulmak suretiyle idam edildi" şeklinde değiştirmişlerdi. Oysa bu cezanın uygulandığı dönemde Mısır, Fransa'nın idaresinde ve o cezayı veren mahkeme Fransız genel valisinin denetiminde idi! Onun için, bu defa Fransızların itirazı ile, yeni baskılarda bu cümleyi de tamamen kaldırdılar.
Tabu haline gelmiş kişilerde veya kaynak eserlerde bilgi eksikliği yüzünden ya da kötüleme amaçlı bu türlü yanlışlar olursa, onları doğru kabul eden ve etkisi altında kalanlar da elbette bulunur. "Larousse'tan daha iyi mi bileceksin?" diyenler bile bulunabilir.
****
Türkiye Cumhuriyetinin o zaman ki halini düşünün ve Atatürk'ün kararlı notasına bakın nasıl dediğimiz gibi değil mi?
şu andaki halimiz o günlerden daha mı kötü daha mı iyi dirayetli ve güclü liderler Türk milletini herzaman daha ileriye götürmüştür
not:*** işaretli yerler arası alıntıdır