PDA

Tüm Versiyonu Göster : Kanser ve Türleri...


red_hacker
23-07-05, 19:16
AKCİĞER KANSERİ NEDİR?

Akciğer vücudumuzun oksijen gereksinimini sağlayan organımızdır. Her organ gibi akciğerimiz de birçok hücreden oluşur. Bu hücreler akciğerin normal olarak görevini yapabilmesi için ihtiyaç doğrultusunda bölünerek çoğalırlar. Akciğer kanseri, yapısal olarak normal akciğer dokusundan olan hücrelerin ihtiyaç ve kontrol dışı çoğalarak akciğer içinde bir kitle (tümör) oluşturmasıdır. Burada oluşan kitle öncelikle bulunduğu ortamda büyür, daha ileriki aşamalarda ise çevre dokulara veya dolaşım yoluyla uzak oranlara yayılarak (karaciğer, kemik,beyin vb. gibi) hasara yol açarlar. Bu yayılmaya metastaz adı verilir. Akciğer kanserleri mikroskop altında izlenen hücrelerin görüntüsüne göre iki ana guruba ayrılır. 1. Küçük hücreli (yulaf hücreli) akciğer kanseri 2. Küçük hücreli-dışı akciğer kanseri. Bunlar mikroskop altında izlenen kanserli hücrenin görüntüsüne göre ayrılır.

KÜÇÜK HÜCRELİ-DIŞI AKCİĞER KANSERİ:

Tüm akciğer kanserlerinin %75’ini oluşturur. Yassı epitel hücreli, büyük hücreli ve adeno kanser olarak üç gruptan oluşur.

KÜÇÜK HÜCRELİ AKCİĞER KANSERİ:

Daha nadir görülen bu tür, oldukça hızlı seyirlidir ve tanı konduğu zaman çoğunlukla vücudun başka bölümlerine yayılmış olarak karşımıza çıkar.

RİSK FAKTÖRLERİ NELERDİR?

- Sigara, puro, pipo (tütün) içimi: Akciğer kanserinin bugün ispatlanmış olan en önemli risk faktörüdür. Sosyoekonomik düzeyi gelişmiş ülkelerde sigara içiminin başarılı olarak önlenmesi sayesinde, bu ülkelerde akciğer kanseri sıklığı oldukça azalmıştır. Sigarayı bıraktıktan 5 yıl sonra risk azalmakta, ancak tamamen bitmemektedir. Sigarayı içmeyen ancak çevresinde içilen kişiler de aynı şekilde bu riski taşırlar.Bu nedenle akciğer kanserini önlemenin en iyi yolu sigaraya hiç başlamamaktır!
- Asbest: Madenlerde, gemi yapımında, yalıtım malzemesi yapımında kullanılır. Solunum yollarında uzun süreli tahriş oluşturur.
- Radon: Evlerde, toprakta doğal olarak bulunan,kokusuz radyoaktif bir gazdır.
- Verem hastalığı (tüberküloz): Bu hastalığın yerleştiği akciğer alanında sonradan akciğer kanseri gelişebilir.
- Daha önceden akciğer kanseri geçirmiş olmak: Bir kere akciğer kanseri nedeniyle ameliyat olmuş, veya ışın tedavisi uygulanmış olanlarda ikinci bir kanser gelişme riski vardır. Sigara içmek bu riski ayrıca arttırır.

ERKEN TANI MÜMKÜN MÜDÜR?

Akciğer kanserinin ileri evrelere gelmeden erken teşhis edilmesi için şimdiye kadar düz akciğer filmleri (röntgenogram), balgamda tümör hücrelerinin aranması (sitoloji) ve yüksek riskli insanlarda bronkoskopi denilen ucu ışıklı bir boruyla solunum yollarının incelenmesi gibi yöntemlerin kullanıldığı birçok çalışma yapılmıştır. Bunların hiçbiriyle akciğer kanserine bağlı ölümlerin azaltılamadığı görülmüştür.

BELİRTİLERİ NELERDİR?

Hastalık oldukça ileri aşamalara gelene kadar önemli şikayete yol açmayabilir. Bu sinsi karakter, akciğer kanserini bu kadar tehlikeli yapan en önemli faktördür. Eğer sigara kullanan ve buna bağlı kronik bronşiti olan biriyseniz, mevsimsel öksürük ve balgam şikayetlerinin süreklilik kazanması, balgamda kan görülmesi, giderek artan nefes darlığı, özellikle sırtta kürek kemiklerinin arasına veya omuzlara yayılan batıcı nitelikte göğüs ağrısı kanser için şüphe uyandırması gereken şikayetlerdir. Ancak hastalığın ilk aşamalarında ,çoğunlukla bunların hiçbiri olmadan, iştahsızlık, halsizlik, kilo kaybı ve terleme gibi şikayetler görülmektedir.Hiçbir bulgu vermeyen hasta grubu da az değildir.

TANI NASIL KONUR?

Düz akciğer röntgenleri ile akciğerde kitle görülen hastalara,öncelikle bilgisayarlı tomografi çekilir.Elde edilen üç boyutlu görüntü ile kitleye nasıl ulaşılabileceğine karar verilir.Hastadan ya tomografi rehberliğinde ya da bronkoskopi dediğimiz ince bükülebilir bir tüple akciğerine ulaşılarak iğneyle parça alınır.Bu işleme biyopsi adı verilir. Kanser tanısı bu biyopsi örneğinin patoloji kliniğinde incelenmesi sonucunda kesinleşir. Doktorunuz şikayetlerinize göre ayrıca karın veya beyine yönelik bilgisayarlı tomografi veya magnetik rezonans görünüleme ve kemik taraması (tüm vücut kemik sintigrafisi) gibi tetkikler isteyebilir.

HASTALIK AŞAMALARI NELERDİR (EVRELEME)?

Kanser tanısı konduktan sonra hekiminiz öncelikle hastalığın yaygınlığını veya bir başka deyişle hangi aşamada olduğunu (evre) saptayacaktır. Hastalık;
- sadece akciğerin küçük bir bölümündeyse evre I,
- en yakın lenf bezelerine atlamışsa evre II,
- akciğer içinde akciğeri saran zara veya iki akciğer arasındaki mediasten denen boşluğa veya buradaki bezelere yayılmışsa evre III,
- karaciğer, kemik, böbrek üstü bezi gibi uzak organlara yayılmışsa evre IV,
olarak adlandırılır.Doğru evreyi saptamak için hekiminizin akciğer röntgeni, toraks ve batın bilgisayarlı tomografi veya magnetik rezonans görüntülemesi, kemik taraması veya beyin bilgisayarlı tomografisi istemesi gerekebilr.Hastalığın amaliyat için uygun evrede olup olamdığını anlamak için mediastinoskopi denilen, boyundan yapılan bir kesiyle mediasten boşluğuna ışıklı boruyla bakılması ve bu işlem sırasında lenf bezelerinden örnek alınmasını içeren bir tetkik ayrıca yapılabilir.Eğer akciğer zarının iki yaprağının arasında sıvı birikmişse, hekiminiz kaburgaların arasından bir iğneyle girerek bu sudan patolojik inceleme için örnek alacaktır .Bu işleme ise torasentez adı verilir.

NASIL TEDAVİ EDİLİR?

Küçük hücreli dışı akciğer kanseri tedavisi:
Hastalığın erken evrelerinde (evre I ve II, bazı evre III hastalar) ameliyatla tümörlü doku, etraftan bir miktar sağlam doku çıkarılarak, bazen tüm bir akciğer lobu alınarak temizlenebilir. Genel olarak ameliyatla tamamen çıkarıldığı ve çevrede hiç hastalık kalmadığı durumlarda başka tedaviye gerek yoktur. Ameliyat sonrası hekiminiz sizi düzenli aralıklarla kontrole çağıracaktır. Nadiren ameliyat sonrasında bazı hastalara ışın tedavisi (radyoterapi) tavsiye edilebilir.

Ameliyatla çıkarılması mümkün olmayan evre III akciğer kanserinin esas tedavisi ışın tedavisi (radyoterapi) ve ilaç tedavisi (kemoterapi) ve radyoterapidir.Bu hastalarda iki yöntem sırayla uygulanır.

Evre IV akciğer kanserinde kemoterapi yaşam sürenizi 3-6 ay kadar uzatacak ve hastalığa ait şikayetlerin azalmasını sağlayacaktır. Ancak, bu evrede kesin tedavi kararı siz ve aileniz ile görüşüldükten sonra verilmelidir. Yaşamı çok uzatması beklenmeyen bir tedavi seçeneğinin yan etkileri nedeniyle hayat kalitenizi bozma olasılığı varsa hekiminizle bu konuyu tartışmanız uygun olacaktır. Evre IV hastalıkta, ışın tedavisi kansere bağlı ağrı, kanama veya kemiğe ,beyine yayılma söz konusu ise uygulanır.

Küçük hücreli akciğer kanseri tedavisi:

Bu kanser türünün tedavisine hastalığın sınırlı veya yaygın oluşuna göre karar verilir. Sınırlı hastalıkta kemoterapi ve radyoterapi ardışık veya eşzamanlı olarak uygulanır. Hastalığın beyine yayılma olasılığı yüksek olduğundan ayrıca beyine koruyucu amaçlı radyoterapi yapılır. Nadiren çok küçük çaplı tümörlerde cerrahi uygulanabilir.

Yaygın hastalığın tedavisi ise kemoterapidir. Kemoterapiye çok duyarlı bir tümör olmasına rağmen tekrarlama riski çok yüksektir. Kemoterapi sonrası tekrarlamalarda hastanın şikayetlerine veya hastalığın yayılım bölgelerine göre radyoterapi uygulanabilir...

red_hacker
23-07-05, 19:17
Tiroit bezindeki hücrelerin kansere dönüşmesi nedeniyle oluşan bir kanser türüdür...
Prof. Dr. Metin Özata
Endokrinoloji, Diabet ve Tiroit Uzmanı


Tiroit Kanseri Nedir? Diğer Kanserler gibi Kötü mü?
Tiroit bezindeki hücrelerin kansere dönüşmesi nedeniyle oluşan bir kanser türüdür. Tiroit kanserleri genellikle boynumuzda bir kitle veya tiroit bezi içinde bir nodül şeklinde oluşur. Tiroit kanserlerinin çoğu tedaviyle yok olan kanserlerdir. Diğer kanserler gibi kötü seyretmez. Yapılan ameliyat ve radyoaktif iyot tedavisiyle çoğu yok olur ve hastanın yaşam süresini kısaltmaz. Bu nedenle çok fazla korkmanıza gerek yoktur. Ancak, tedaviyle kanser yok olsa bile ömür boyu kontrollere gitmeniz gerektiğini de unutmayınız.

Tiroit Kanseri Kimlerde Daha sık görülür?
Tiroit kanseri kadınlarda erkeklere göre 2 kat daha fazla görülür. Tiroit kanseri kadınlarda görülen kanserler arasında sıklık açısından sekizinci sıradadır. Ancak nodülü olan erkeklerde kanser riski daha fazladır. Tiroit kanseri her yaşta görülebilir.

Tiroit Kanseri Neden Oluşur?
Çoğu kanserde olduğu gibi tiroit kanserinin nedeni tam olarak bilinmemektedir.
Diğer kanserlerde olduğu gibi radyasyona maruz kalmak tiroit kanser sıklığını artırır. Çocukluğunda 200-700 rad civarında radyasyon almış kişilerde 20-25 yıl sonra tiroit kanser sıklığının arttığı saptanmıştır. Bir araştırmada 500 rad civarında radyasyon alan şahıslarda tiroit kanser sıklığının % 2 civarında olduğu ortaya konmuştur. Rusya’daki Çernobil nükleer santrali kazasından sonra o bölgede yaşayan kişilerde tiroit kanserinde büyük artış olmuştur. Son yıllarda yapılan araştırmalar tiroit kanserlerinde bazı genetik bozuklukların önemli rol oynadığını göstermiştir.

Tiroit Kanserli Kişide Ne Gibi Belirtiler Olur?
Tiroit kanserli hastaların çoğunda hiçbir belirti veya şikayet yoktur. Bir kısmında boyunda bir şişlik gelişir ; çoğunda ise bir nodülden yapılan biyopsi sonucu kanser saptanır. Biyopsi normal çıktığı halde ameliyat edilen bezin nodül dışındaki bir alanında bazen milimetrik boyutta küçük kanser odağı saptanabilir. Tiroit bezinin hızlı büyümesi ve sert olması kanser şüphesini artırır. Ses kısıklığı ve boyunda lenf bezlerinin şişmesi de tiroit kanser şüphesini artırır.

Bazen özellikle çocuklarda boyundaki lenf bezlerindeki büyüme ilk bulgu olabilir. Çok nadiren bir kanser ağrılı ve baskı şikayetleri dediğimiz ses kısıklığı, nefes darlığı veya yeme zorluğu ile ortaya çıkar. Bazen hastalar ilk olarak vücudun diğer tarafındaki lenf bezi büyüklüğü, kemik kırıkları veya çok nadiren tiroit bezi fazla çalışması (hipertiroidizm) ile karşımıza çıkabilir. Bununla beraber çoğu hastada hiçbir şikayet yoktur.
Boyundaki kitlenin veya nodülün nefes borusuna yapışık olması, sert olması, son zamanlarda hızlı büyümesi, yeme zorluğu, ses kısıklığı veya ses kalınlaşması ve büyümüş lenf bezleri kanser olasılığını kuvvetlendirir.

Tiroit kanseri Nasıl Teşhis Edilir?
Tiroit kanser teşhisi nodülden veya boyundaki kitleden yapılan iğne biyopsisi ile konur. Biyopsi ile alınan hücreler patoloji laboratuvarında mikroskop altında incelenerek kanser olup olmadığı anlaşılır. Biyopsi dışında bir nodülün kanser olup olmadığını anlayacak başka bir tetkik yoktur. Tiroit kanserleri bazen başka nedenlerle ameliyat edilen tiroit bezinde patolojik inceleme sırasında tesadüfen de teşhis edilebilir.

Kaç Türlü Tiroit Kanseri Vardır?
Kabaca 4 türlü tiroit kanseri vardır:
1-Papiller Tiroit kanseri
2-Folliküler Tiroit kanseri
3-Medüller tiroit kanseri
4-Anaplastik tiroit kanseri
En sık görülen tiroit kanseri papiller kanserdir. Folliküler kanser papiller kansere göre daha az görülür. Papiller ve folliküler kanserin her ikisine birden ‘’Diferansiye tiroit kanserleri’’ adı da verilir ve bu iki kanserin tedavileri benzerlik gösterir. Papiller ve folliküler kanserleri tiroglobulin adı verilen bir protein yapar ve salgılarlar. Ameliyat olmuş bir kanser hastasında tiroglobulinin kanda yükselmesi kanserin vücutta olduğu veya nüks ettiği anlamına gelir.
Bazen hem papiller hem de folliküler kanserler 0.5 cm çapında küçük lezyonlar şeklinde olabilir. Bunlar genellikle iyi seyirli olsalar da bazen yayılım yapabilirler. Bu nedenle biz küçük de olsalar tüm kanserlerde tiroit bezinin tamamen alınıp arkasından radyoaktif iyot tedavisini seçmekteyiz.

En Sık Görülen ve En İyi Seyreden Tiroit Kanseri papiller kanserdir
Papiller kanser tüm tiroit kanserlerinin % 75-80’ni oluşturur. Papiller kanser genellikle iyi gidişlidir; ancak çok nadir görülen uzun hücreli ( Tall hücreli) varyant, Kolumnar hücreli varyant ve Diffüz sklerozan varyant olarak isimlendirilen türleri hızlı seyreder.

Papiller kanser her yaşta ve çocuklukta da görülebilir, ancak 30-40 yaşlarında sıklığı artar. Hastaların yarısında tiroit bezinin birçok yerinde aynı anda papiller kanser bulunur. Boyundaki lenf bezlerine ve akciğere metastaz (yayılım) yapabilir. Bu kanser daha çok lenf bezleri yoluyla yayılır. Papiller kanser tiroit bezinde uzun zaman sessiz kalabilir ve hiç bir şikayet ve belirti vermeden veya ölüme neden olmadan yıllarca mevcut olabilir.

Genç erişkinlerde papiller kanser genellikle iyi seyirlidir ve 40 yaş altında nadiren ölüme neden olur. Yaşlı hastalarda ise daha hızlı seyreder. Boyunda lenf bezlerinde kanser yayılımının olması genç erişkinlerde kötü bir risk taşımasa da, 40 yaş üzerindeki hastalarda hastalığın hızlı bir seyir göstereceğine işaret eder.

İkinci Sıklıkta Görülen Folliküler kanser
Folliküler kanser tiroit kanserlerinin %11-15’ini oluşturur. Bu kanser damar ve tiroit bezi kapsülü denen tiroit bezini dıştan çevreleyen zara yayılım yapar. Kapsüle yayılım varsa nadiren başka organlara yayılır ve iyi gidişlidir. Damar yayılımı olanlarda kanser daha hızlı seyreder.
Folliküler kanser daha çok kan dolaşımı yoluyla yayılır. Akciğer, kemik ve az olarak beyin ve karaciğere yayılır.
Folliküler kanserin daha kötü seyreden Hurthle hücreli tipi ve insüler kanser tipi de vardır.
Folliküler kanser papiller kansere göre daha yaşlılarda oluşur ve 50’li yaşlarda fazla görülür. Folliküler kanser sıklıkla yavaş büyüyen bir tiroit kitlesi şeklinde gelişir ve ilk tanı konulduğunda hastaların % 25’inde tiroit bezi dışında yayılım, % 5-10’unda boyun lenf bezlerinde metastaz ve %10-20’sinde ise uzak organlarda metastaz (yayılma) vardır. Tiroit bezini çevreleyen kaslara ve nefes borusuna direk yayılım karakteristik özelliğidir ve tamamen ameliyatla ile temizlenebilmesi bu özelliğine bağlıdır.
Folliküler kanser akciğer ve kemiğe metastaz yapma eğilimindedir.

Kanda Kalsitonin Hormonunu artıran Medüller Tiroit Kanseri (MTK)
Medüller kanser, tiroit kanserlerinin % 6-8’ ini yapar. Medüller kanserin % 75’i ailesel değildir, ancak %25’i ailesel veya kalıtımsal özellik gösterir. Bu nedenle medüller kanserli hastaların aileleri ve çocukları bu kanser yönünden taranır. Medüller kanser tiroit bezindeki kalsitonin hormonu salgılayan C hücrelerinin kanseri olduğu için bu hastaların kanlarında kalsitonin hormonu yükselir. Ameliyat sonrası kalsitonin düşer. Buna karşılık ameliyat sonrası kalsitonin artmaya devam ederse medüller kanser nüks etmiş demektir. Nodüler guatrlı bir hastada kanda aşırı kalsitonin hormonu varsa medüller kanserden şüphelenilir. Tanı için nodüle biyopsi yapılır. Operasyon öncesi medüller kanser tanısı konursa birlikte olabilecek olan paratiroit hastalığı ve feokromasitoma denen böbreküstü bezi hastalığı için ameliyat öncesi kan kalsiyumu, paratiroit hormonu, kan kateşolaminleri ve idrarda metanefrin tetkikleri ölçülür. Ayrıca ultrason , tomografi veya MRI ile boyun, karın ve göğüs taranır.
Medüller kanserli hastaların % 30’unda yüzde kızarma, ishal ve yorgunluk olabilir.
Medüller kanserde diğer tiroit kanserlerinde olduğu gibi ameliyatla tiroit bezinin hepsi alınır. Lenf bezlerinde kanser yayılımı varsa hepsi ameliyatla çıkarılır. Ameliyattan sonraki 8-12nci haftada kalsitonin ölçülür. Kalsitonin yüksek ise kanser yine var demektir. Kanserin yerini bulmak için ultrason, tomografi, MR, sestamibi sintigrafisi, MIBG sintigrafisi, DMSA sintigrafisi ve oktreotid sintigrafisi gibi tetkikler yapılarak kanserin yeri bulunmaya çalışılır.

Ameliyat olan medüller kanserli hastalarda kalsitonin ölçümü hastanın takibinde nüksün ve tümör odağının saptanmasında faydalıdır. Eğer kalsitonin ameliyat sonrası 10 pg/ml’den küçük ise hastalık yok olmuş kabul edilir. Ancak iyi bir ameliyat sonrası bile kalsitoninin normale inmeme oranı % 40-60 arasında değişmektedir. Kalsitonin salgılayan kanser odağını saptamak çoğu hastada da mümkün olmamaktadır. Özellikle kalsitonin düzeyinin 50 pg/ml’nin altında olduğu hastalarda kanser odağını saptamak zordur.

Ameliyat sonrası kalan tiroit dokusu için radyoaktif iyot tedavisi yapılır. Devam eden veya nüks eden medüller kanserde en iyi tedavi cerrahidir. Çıkarılabildiği kadar ameliyatla tümör çıkarılır. Çünkü diğer tedavilerin etkisi azdır ve radyoaktif iyot tedavisi faydalı olmaz.
İlerleyen ve ameliyatla çıkarılamayan tümörlerde radyoterapi (ışın tedavisi) ve kemoterapi uygulanabilir.

En Hızlı Seyreden tiroit kanseri: Anaplastik tiroit Kanseri
Tüm tiroit kanserlerinin %1-3’nü oluşturur. Tipik olarak son zamanlarda hızlı büyüyen tiroit nodülü veya kitlesi vardır. Çok hızlı seyreden bir kanserdir. Sıklıkla ilk tanı konulduğunda tümör zaten yayıldığından hastalar ameliyat edilme şansını kaybetmiş olabilir. Ameliyat, radyoterapi ve arkasından kemoterapi uygulanmalıdır. Anaplastik kanser radyoaktif iyot tutmadığından tedavide kullanılamaz.

Tiroit Kanserlerinin İyi veya Hızlı Seyredeceğine İşaret Eden Belirtiler Nelerdir?
Tiroit kanser teşhisi konduğunda yaşın 45’den fazla olması veya yaşın 15’ ten küçük olması, uzak organlarda kanserin yayılmış (metastaz) bulunması, kanser tipinin kötü olması, tümör çapının 1 cm’den büyük olması, kanserin tiroit bezinde birkaç odakta bulunması, kanserin lenf bezlerine yayılım yapmış olması, hastanın erkek olması ve tedavinin 12 aydan fazla gecikmesi kanserin biraz kötü veya hızlı seyredeceğini düşündürür. Ayrıca ameliyatta tiroit bezinin hepsinin çıkarılmaması ve radyoaktif iyot tedavisinin verilmemesi gidişin iyi olmamasına neden olur.
Tümör çapı büyüdükçe kanserin seyri daha hızlı olur. Tümörün radyoaktif iyot tutmaması da tedavi için sıkıntı yaratır.
Kanserin iyi gidişli seyredeceğini gösteren belirteçler ise hastanın kadın olması, tümörün damara yayılmamış olması , tek bir odak halinde bulunması, ameliyatla tiroit bezinin hepsinin alınması, ameliyat sonrası radyoaktif iyot tedavisinin yapılması ve Tefor veya Levotiron gibi ilaçların kullanılmasıdır.

Lenf bezlerine kanserin yayılması papiller kanserden ölüm riskini artırmaz, ancak tiroit bezine yakın boyun bölgesinde kanserin nüks etmesini artırır. Folliküler kanserde ise lenf bezi yayılımı kanser seyrinin hızlı olacağını gösterir. Medüller kanserde lenf bezi tutulumu varsa kanser daha çabuk nüks eder.

Tiroit Kanserleri Nasıl Tedavi Edilir?
Tüm tiroit kanserli hastalarda (tümör çapı ne olursa olsun) mutlaka uygulanması gereken dört tedavi basamağı vardır ve bunlar sırasıyla şöyledir:
1. Ameliyat: Ameliyatla tiroit bezinin hepsi çıkarılır.
2. Radyoaktif iyot tedavisi: Ameliyattan 4-6 hafta sonra radyoaktif iyot tedavisi yapılır.
3. Tefor veya Levotiron ilacı ile tedavi
4. Belirli aralarla takip: Tiroglobulin, tiroglobulin antikoru ve vücut taraması ile takip yapılır.

Bu tedavi basamakları uygulanan tiroit kanserli hastalarda kanser çoğunlukla yok olmaktadır. Ancak ameliyat yetersiz yapılırsa veya tiroit bezinin hepsi alınmaz ise; yahut da radyoaktif iyot tedavisi yapılmaz ise kanser nüksü sık görülmektedir.

Tiroit Kanserli Hastalarda Ameliyat İle Bezin Hepsi Çıkarılmalıdır
Tiroit kanserli hastalarda ilk tedavi ayağı ameliyattır ve ameliyatta tiroit bezinin hepsinin çıkarılması gerekir. Kanser teşhisi ameliyattan sonra ortaya konursa ikinci bir ameliyatla tiroit bezinin geri kalanını da alınmalıdır. Bazen bezin birkaç noktasında birden kanser olabileceğinden tiroit bezinin tamamen alınması gerekir. Lenf bezlerinde kanser yayılımı olan hastalarda bu bezler de ameliyat ile temizlenir.

Ameliyat öncesi kanda tiroglobulin ölçmek de faydalıdır. Ameliyat öncesi yüksek tiroglobulin olması o hastada kanser olduğu anlamına gelmez, ancak kanserin tiroglobulin salgıladığını ve iyi seyredeceğini gösterir. Biyopside kanser varsa ve ameliyat öncesi tiroglobulin yüksekse bu durum kanserin iyi seyredeceğini gösterir. Ameliyat öncesi kanserli hastada tiroglobulin düşük ise kanser tiroglobulin üretmiyor demektir ve ameliyat sonrası tiroglobulin kanda düşük olsa bile bu hastalar riskli hastalardır veya kanserin seyri hızlı olacak demektir.

Ameliyat sonrası uyuşma, karıncalanma, kasılma gibi şikayetleriniz varsa kan kalsiyumu düşük demektir. Kalsiyum düşüklüğünün nedeni ameliyatta paratiroit bezlerinde hasar olması veya bu bezlerin kanlanması bozulduğundan dolayı paratiroit hormonu az salgılanmasındandır. Paratiroit hormon düşüklüğü ise kan kalsiyumunu düşürür ve tedavi için kalsiyum ve D vitamini ilaçları almanız gerekir.

Tiroit Kanserinde Radyoaktif İyot (Atom) Tedavisi Nasıl Yapılır?
Radyoaktif iyot (RAI) tedavisi ameliyat sonrası geride kalan normal tiroit dokusunu veya kanser hücrelerini öldürmek amacıyla uygulanır. Biz tüm kanser hastalarında (hangi evrede ve tümör çapı ne olursa olsun) ameliyat sonrası RAI tedavisi uygulamaktayız. Radyoaktif iyot tedavisi yapmanın diğer bir faydası hastayı takipte tiroglobulin ölçümlerinin faydalı olmasıdır. Radyoaktif iyot tedavisi yapılmayan hastalarda tiroglobulin ölçümü kanser nüksünü veya alevlenmesi hakkında bilgi veremez.

Ameliyattan 6 –8 hafta sonra RAI tedavisi yapılır. RAI tedavisi için ameliyat sonrası TSH’nın yükselmesi ve en az 20 IU/L’nin üzerine çıkması gerekir. Eğer TSH yükselmiyorsa ameliyat sonrası tiroit bezinde çok doku kalmış demektir ve tekrar ameliyat gerekebilir.
Tiroit kanserli hastalara 100-150 mCi (miliküri) dozunda radyoaktif iyot verilir. Radyoaktif iyot alındıktan 4-7 gün sonra sonrası tüm vücut taraması yapılarak kanserin vücutta yayılıp yayılmadığı araştırılır. Bazen geride kalan normal tiroit dokusunu yok etmek için 25-50 mCi radyoaktif iyot verilebilir. Radyoaktif iyot verilmeyen hastaların %30’unda kanser nüks ettiğinden mutlaka radyoaktif iyot tedavisi yapılmalıdır.

Radyoaktif iyot tedavisinden sonra Tefor veya levotiron ilacına başlanır ve 6 ay sonra tekrar vücut taraması için gelmeniz istenir. Bu taramada yok olmamış tiroit dokusu veya tümör saptanmışsa tekrar radyoaktif iyot tedavisi yapılır. Bu şekilde 6 ayda bir tarama yapılır ve radyoaktif iyot tedavisi taramalarda tümör görülmeyinceye kadar tekrar verilir. Bu taramalar öncesi kullandığınız Tefor veya Levotiron ilacı kesilir ve TSH’nin yükselmesi sağlanır. Size verilen tarama gününden bir ay önce Levotiron veya Tefor ilacı kesilir ve yerine Tiromel ilacı başlanır. Bu ilaç da 2 hafta kullanıldıktan sonra kesilir. Yani taramadan 2 hafta önce hiçbir tiroit hormon ilacı alınmaz. Diğer hastalıklara ait ilaç alıyorsanız (kalp, tansiyon ve şeker hastalığı ilacı gibi) onlar alınır. TSH yükselince radyoaktif iyot tedavisi daha etkili olur. TSH ilaç kesildiği halde yükselmiyorsa radyoaktif iyot tedavisi faydalı olmaz ve yapılamaz.
Radyoaktif iyot tedavisinden veya taramalardan en az 2 hafta önce düşük iyotlu diyet yapmanız gerekir. Genellikle iyotlu tuz, deniz ürünleri, süt ve süt ürünleri ve yumurta kısıtlanır. Düşük iyotlu diyet önerisi Tablo–1’de verilmiştir.

Radyoaktif İyot Tedavisi Öncesi Düşük İyotlu Diyet Nasıl Yapılır?
Radyoaktif iyot tedavisinden 2 hafta önce iyotsuz beslenmek gerekir. Burada amaç vücuttaki iyodu tedavi öncesi azaltmak ve tiroit bezi dokusu veya kanser dokusunu iyoda aç hale getirerek radyoaktif iyot verilince tiroit bezinin daha hızla radyoaktif iyot tutmasını sağlamaktır.

Tablo-1: Tarama ve Tedavi Öncesinde 2 Hafta
Süreyle Yenmemesi gereken Yiyecekler
1. İyotlu tuz
2. Süt ve süt ürünleri, dondurma, peynir ve yoğurt
3. Yumurta sarısı
4. Deniz ürünleri
5. İyotlu öksürük şurubu, iyotlu saç boyası
6. Kırmızı gıda boyası içeren yiyecekler, şekerler, turp, marul
7. Lokanta gıdaları
8. Soya fasulyesi ve soya yağı
9. Çikolata
10. Patates kabuğu
11. İçinde iyot bulunan multivitamin ilaçlar

Radyoaktif iyot tedavisi için hastanede ne kadar yatacağım?
Radyoaktif iyot tedavisi nükleer tıp merkezlerinde yapılır. Kanser nedeniyle yüksek doz radyoaktif iyot alacağınızdan Nükleer Tıp Merkezinde bulunan odalarda bir hafta tek başınıza kalmanız gerekir.
Radyoaktif İyot aldıktan sonra kaldığım odada yapmam gerekenler nelerdir?
Radyoaktif iyot verildikten sonra hastaların kabız kalmamaya dikkat etmesi gerekir. Bu amaçla günde en az 8-10 bardak su içmelidirler. Kabızlık bağırsakların ve seks organlarının (testis veya yumurtalık) daha fazla radyasyon almasına neden olur. Tuvalet her defasında 2 defa yıkanmalı ve eller de aynı şekilde 2 defa yıkanmalıdır. Odaya gelen görevlileri fazla meşgul etmemeye çalışınız. Erkekler idrarını ayakta değil oturarak yapmalıdır.

Tefor veya Levotiron ilacını kesmeden vücut taraması nasıl yapılır?
Tiroit kanserli hastalarda tarama öncesi Tefor veya Levotiron gibi ilaçlar 4-6 hafta süreyle kesilerek hipotiroidiye (tiroit bezi yetmezliğine) girmeleri istenir. Bu sayede kanda TSH hormonu artar ve tarama amacıyla verilen radyoaktif iyot yüksek TSH hormonu sayesinde vücut tarafından daha iyi tutulur.

Hastaların ilacı kesmeleri ve hipotiroidiye girmeleri hastaların yaşam kalitesini bozduğu için bu durum rahatsız edici bir durumdur.

Halen Türkiye’de bulunmayan ancak yurtdışında bazı ülkelerde bulunan sentetik TSH hormonu sayesinde artık hastalarda tiroit ilacını kesmeden tarama yapılabilmektedir. Yurtdışında “Thyrogen” adıyla satılan bu sentetik TSH hormonu ile yapılan taramalardan iyi sonuç alınmıştır.
Thyrogen ilacı sadece tarama için değil aynı zamanda hastalığın veya tiroit kanserinin nüks edip etmediğini anlamak için de kullanılmaktadır. Thyrogen iğnesi yapıldıktan sonra ölçülen tiroglobulin düzeyi kanserin nüks edip etmediği konusunda daha sağlıklı bilgi vermektedir.

Radyoaktif iyot Tedavisinin Yan etkisi Var mıdır?
Radyoaktif iyot tedavisi sırasında hafif bulantı olabilir. Tükrük bezlerine radyasyonun etkisi ile ağızda metalik tat gelişebilir ve ağız kuruluğu birkaç hafta sürebilir.

Tekrarlanan radyoaktif iyot tedavileri tükrük bezlerinde tükrük akımını azaltabilir ve taş oluşturabilir.
Karaciğer testlerinde de geçici değişiklikler olabilir.

Bazen radyoaktif iyot verildikten hemen sonra tiroit bezi iltihabı (radyasyon tiroiditi) oluşabilir ve bu hastalarda boyunda hassasiyet, tiroit hormonlarında hafif yükseklik nedeniyle çarpıntı, terleme gibi şikayetler, yutkunmakta zorluk ve kulak ağrısı gelişir. Bu tür şikayetleriniz olduğunda hemen doktorunuza müracaat ediniz. Bu hastalarda kortizon tedavisi faydalı olmaktadır.

Radyoaktif iyot tedavisini tek doz alan 19-50 yaş arası kadınların yaklaşık % 30’unda geçici yumurtalık yetmezliği, kısa süreli adet kesilmesi (12 ayı geçmeyen) ve geçici FSH ve LH hormon yüksekliği gelişebilir.

Genç erkeklerde ise radyoaktif iyot dozuna bağlı olmakla beraber 1/3 erkekte testiste hafif hasar ve buna bağlı olarak FSH hormonunda yükselme gelişebilir. Bu durum 9 ay içinde normale döner. Bazı hastalarda sperm sayısında azalma olur ve daha sonra düzelir.

Radyoaktif iyot tedavisinden sonra dikkat etmeniz gereken hususlar:
Radyoaktif iyodun büyük bir kısmı dışkı ve idrarla, bir kısmı da tükürük ve ter gibi vücut sıvılarıyla vücudunuzdan atılır. Ayrıca radyoaktif iyot vücudunuzda bir süre kalacağından ve radyasyon yayacağından çevrenizde bulunanlar radyasyona maruz kalacaktır. Bu nedenle akrabalarınızı, yakınlarınızı, arkadaşlarınızı, iş arkadaşlarınızı ve diğer kişileri korumak sizin sorumluluğunuzdadır.

Almış olduğunuz radyoaktif maddeden dolayı yakınınızda bulunan kişiler hem vücudunuzdaki maddenin sebep olacağı dış ışınlanmadan hem de vücudunuzdaki maddenin idrar, ter, tükürük gibi vücut sıvılarınızla atılmasından dolayı radyasyonun etkilerine maruz kalabilirler.

Tedavinizden sonra diğer insanların gereksiz ışınlanma olasılığını önlemek için üç temel kural vardır.

1.Mesafe : Radyasyon artan uzaklıkla azalacağından çevrenizdeki kişilerle aranızda mümkün olduğunca çok mesafe bırakın.

2.Zaman : Diğer insanların radyasyonla ışınlaması sizin yanınızda ne kadar süre kaldıklarına bağlıdır. Bu nedenle, diğer insanlarla uzun süre bir arada bulunmaktan kaçının.

3.Temizlik : Temizlik kurallarına uyulması radyoaktif maddelerin başka eşya ve kişilere bulaşması olasılığını azaltır. Temizlik kurallarına dikkat ediniz.

• Hastane çıkışında 10 saat süresince kesinlikle toplu taşıma araçlarına binmeyin. Taksi veya özel arabayla yolculuk edebilirsiniz ancak aracın arkasında ve sürücüden en uzak tarafta oturun. Aynı sürücü ile yolculuk iki saati aşmamalıdır. Diğer yolcuların radyasyona daha az maruz kalmasını sağlamak için gerekli önlemleri alın. Örneğin sürekli olarak aynı yolcunun yanında oturmayın, belli sürelerle yer değiştirin. Eğer boş yer varsa diğer yolculardan en uzak yere oturun.
• Evde ve işte çevrenizde bulunan kişilerden mümkün olduğunca uzak durun. Çevrenizdeki kişilerle aranızda en az 1 metre mesafe bırakın ve 1 saatten fazla bir arada kalmayın. Daha uzun süre bir arada bulunmanız gerektiğinde aranızda en az 2 metre mesafe bırakın.
• Bebekler ve 10 yaşından küçük çocuklarla yakın temasta bulunmayın. Onlara sarılmayın ve kucaklamayın. Çocuklar radyasyona karşı yetişkinlere kıyasla daha hassastır.
• Küçük çocuklarınız varsa çocuğunuzu kucağınızda tutmayın, kucaklamayın, öpmeyin ve yemek yedirmeyin. Belli bir süre onlara bir başkasının bakmasını sağlayın.
• Eğer emziriyorsanız süt vermeyi kesin.
• Hamile kadınlar yanında durmayın.
• 12 ay süre ile hamile kalmayın
• Eşinizle aynı yatakta yatmayın ; yatarken aranızda en az 2 metre mesafe bırakın. En iyisi ayrı odada kalın ve uyuyun.
• Birkaç saatlik kısa süreli ziyaretçi kabul edebilirsiniz. Ziyaretçilerle aranızda en az iki metre mesafe bırakın. Çocuk ve hamile ziyaretçi kabul etmeyin.
• Tedaviden sonra işinize dönmek zorunda kalırsanız mesai arkadaşınızla uzun süre bir arada kalmayın. İşvereninizi durumunuz hakkında bilgilendirin.
• Özellikle küçük çocuklarla bir arada olmanızı gerektiren işte çalışıyorsanız işinize ara verin (Öğretmen, çocuk bakıcısı vb.).
• Radyasyona duyarlı bir işte çalışıyorsanız işine ara verin. (Fotoğrafçılık, RIA laboratuvarı görevlisi vb.)
• Sinema, tiyatro, konser ve benzeri kalabalık mekanlara gitmeyin.
• Tuvalet sonrası elleri en az 2 kez çok iyi yıkayın.
• Lavaboları iyice yıkayın.
• Çatal ve kaşık ayrı kullanın. Bunları ayrı olarak yıkayın.
• Tuvaleti, her tuvaletten sonra 2-3 defa yıkayın ve 2 kova su dökün.
• Erkekler idrar yaparken ayakta değil oturarak alafranga tuvalete yapmalıdır

Yukarıda belirtilen önlemler en az bir hafta uyulması gerekir. Bundan sonra normal yaşantınıza devam edebilirsiniz.
Radyoaktif iyot alınan günün ertesi günü Levotiron veya Tefor ilacına başlamak gerekir.

Tiroit kanserli hastalar Levotiron veya Tefor İlacını Nasıl Kullanır?
Tiroit kanserli hastalarda tiroit bezinin hepsi ameliyatla alındığından ameliyattan hemen sonra tiroit bezi yetmezliği gelişir. Tiroit yetmezliği nedeniyle kanda yükselen TSH hormonu kanserin büyümesine de neden olduğundan Levotiron veya Tefor ilacı mutlaka kullanılır. Bu ilaçlara radyoaktif iyot tedavisinin alındığı günün ertesi günü başlanır. Bu ilaçların dozu kanserin yayılım yapıp yapmaması durumuna göre ayarlanır. Kanser yayılım yapmamışsa TSH düzeyi 0.1-0.4IU/ml arasında olacak şekilde bu ilaçlar alınır. Kanserde yayılım varsa ilaçların dozu biraz fazla alınır ve TSH 0.1 U/L’nin altına inecek şekilde ilaç kullanılır. Burada amaç bu tedavinin kanserin ilerlemesini önlemesidir. Kalp hastalığı ve kemik erimesi olanlarda ilaç dozları buna göre doktorunuz tarafından ayarlanır.

Tiroit kanserli hastanın Kontrolleri Nasıl yapılır?
Tiroit ameliyatı yapılmış, arkasından radyoaktif iyot tedavisi almış ve daha sonra Tefor veya Levotiron ilacı kullanan hastalar ilk zamanlar 6 ayda bir sonra duruma göre ve doktorunuzun kararına göre kontrollere gelirler. Bu kontrollerde amaç kanserin nüks edip etmediğini anlamak ve tiroit hormon durumunu kontrol etmektir.
Tiroit kanserinin nüks edip etmediğini anlamak için kontrollerde yapılan tetkikler şunlardır:
1- Kanda tiroglobulin düzeyini ölçmek (papiller ve folliküler kanserli hastalar için)
2- Kanda anti-tiroglobulin antikor ölçümü yapmak (papiller ve folliküler kanserli hastalar için)
3- Kanda kalsitonin hormonu ölçmek (medüller tiroit kanserli hastalar için)
4- Radyoaktif iyot veya başka izotoplarla vücut taraması yapmak
5- Tiroit ultrasonu yapmak

Vücut taraması radyoaktif iyot ile yapılan bir tetkiktir. Tüm vücudun tarandığı bu tetkikte vücudun herhangi bir yerinde kanser olup olmadığı kolayca anlaşılır. Radyoaktif iyot taraması papiller ve folliküler kanserli hastalarda yapılır. Diğer kanserlerde pek faydası olmaz. Eğer bu taramalarda kanser saptanırsa kanserin durumuna göre ameliyat, radyoaktif iyot tedavisi ve ışın tedavilerinden birisi uygulanır. Bu tedaviye doktorunuz karar verir.
Kontrollerde T3, T4, TSH hormonları ile Anti-TPO, anti-Tiroglobulin antikorları, tiroglobulin ölçümü ve kanda kalsiyum ölçümleri ve tiroit ultrasonu yapılır. İleri tetkikler yapılıp yapılmayacağınıza doktorunuz karar verir. Bu tetkikler sayesinde tiroit kanserinin tekrar oluşup oluşmadığı veya yayılıp yayılmadığı kontrol edilir.
Papiller ve folliküler kanserli hastalarda kanda tiroglobulin ölçümü kanser nüksünü gösteren en hassas testtir. Tiroglobulin düzeyleri Tefor veya Levotiron alırken 2 ng/ml’nin altında veya bu ilaçları almıyorken 5 ng/ml’nin altında ise kanser yok demektir. Buna karşılık kan tiroglobulin düzeyleri gittikçe artıyorsa kanser nüks ediyor demektir. O zaman doktorunuz buna uygun tetkikler yapacak ve tedavinizi ayarlayacaktır. Tiroglobulin düzeylerinin doğru sonuç vermesi için hastanın kanında tiroglobulin antikorunun yüksek olmaması gerekir. Tiroglobulin antikoru kanında yüksek olan hastalarda ölçülen tiroglobulin yanlış sonuç verdiğinden pek dikkate alınmaz.

Tiroglobulin ölçümü her seferinde aynı metotla yapılmalıdır; farklı metotlar farklı sonuçlar verir. Tiroit kanserli hastaların %15-20’sinde anti-tiroglobulin antikoru vardır.
Anti-tiroglobulin antikor düzeyleri (Anti-Tg antikor) kanser nüksü hakkında bilgi verdiğinden ölçülmelidir. Anti-Tg antikor sıklığı tiroit kanserli hastalarda % 25 oranında iken toplumda % 11 oranında yüksek olarak saptanır. Kanser hastasında anti- tiroglobulin antikor miktarı gittikçe yükseliyorsa kanserin nüks etme olasılığı artar. Bu hastalarda da ileri tetkikler yapılır. Anti-tiroglobulin antikorları 6-12 aylık bir sürede gittikçe artıyorsa kanser nüks ediyor demektir. Bununla birlikte radyoaktif iyot tedavisi sonrası ilk 6 ayda anti-tiroglobulin antikorlarının normalde yükseleceğini unutmamak gerekir.
Medüller kanserli hastalarda takipte kalsitonin ve karsinoembiriyojenik antijen düzeyleri ölçülür. Kalsitonin düzeyi düşmeyen veya gittikçe artan hastalarda vücutta medüller kanser var demektir. Bu hastalarda tomografi, MR gibi tetkikler ve nükleer tıp merkezinde başka taramalar yapılır. Bazen bu tetkiklere rağmen kanser odağının saptanamadığı durumlar olabilir

PET Taraması Nedir?
PET (pozitron emisyon tomagrafi), tiroit kanserli hastalarda yayılımın olduğu organları veya yerleri saptamakta kullanılan ve yeni kullanıma geçmiş bir tetkiktir. Özellikle tiroglobulin düzeyi yüksek olduğu halde yapılan radyoaktif iyot vücut taraması ile kanserin nerede olduğu saptanamayan hastalarda faydalı olmaktadır. PET cihazı ülkemizde bazı merkezlerde bulunmaktadır.

Tiroit kanserinde ışın tedavisi (radyoterapi) ve kemoterapi ne zaman yapılır?
Tiroit kanseri kemiklere yayılırsa veya boyunda bir bölgede yapışıklık varsa radyoterapi yapılır. Folliküler kanserin Hurthle hücreli tipinde de boyuna yönelik radyoterapi yapılabilir. Uzak organlara yayılımın olduğu kanser hastalarında onkoloji uzmanlarının önerileri doğrultusunda kemoterapi denilen kanser ilaçlarıyla tedavi yapılır...

KAYNAK: Prof. Dr. Metin Özata, Tiroit Hastalıklarıyla İlgili Bilmeniz Gereken Herşey, Epsilon Yayınevi, 2004 (Baskıda)