akin_bera
14-09-07, 18:29
Ayın Sanatçısı :
OSMANLI SARAYI’NIN SON RESSAMI
FAUSTO ZONARO
Yard. Doç. Dr. Aykut Gürçağlar
MSÜ. Fen-Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü
Fausto Zonaro. Osmanlı-İtalyan ilişkilerinin yüzlerce yıllık tarihsel derinliği içinde 19.yüzyılın son çeyreğinde bu ilişkilere en renkli katkıyı sağlamış kişiliklerden biridir.1 İstanbul, Batılı ressamların, 19.yüzyılda en çok ilgisini çeken kentler arasında başta gelmektedir. Bu şehir Doğu’ya yapılan yolculukların başlangıç ya da bitiş noktasını oluşturması bakımından ve parklarla, bahçelerle süslü Avrupa şehirlerinden farklı olarak başlı başına bir bahçe-şehir olarak geçmiş zamanlarda aldığı görüntüyü en iyi tariflerden biri bir Batılı’nın kaleminden çıkmaktadır: “Bahçeler öylesine çok ve büyüktür ki, şehre dağılan ağaçlardan çok, yalnızca bir bölümü temizlenen ormana yerleştirilmiş bir şehir izlenimi veriyor. “2 Seyahat imkanlarının ve seyahatnamelerin giderek artması. 19.yüzyılda pek
çok Batılı sanatçının İstanbul’a gelmesini sağlamıştır. Bu sanatçılar arasında yer alan Fausto Zonaro, 18 Eylül 1854 yılında o dönemde Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun işgali altında olan Padova yakınlarındaki Masi kasabasınd, yoksul bir ailenin çocuğuolarak doğmuştur.3 İlkokulu ailesinin birkaç yıllığına gittiği Piacenza d’Adige’de okumuştur. Zonaro bu yılllarda çizim kitaplarına hocası Signor Gennaro’nun karikatürlerini yaparak resimle tanışmıştır.4 Masi’ye dönen aile genişlemiştir ve Zonaro on yaşında ilkokulu bitirdiğinde duvarcı ustası olan babası onu kendisine yardım etmesi için yanına almıştır. On dört yaşına geldiğinde yetenekli bir duvarcı olan Zonaro, kilit taşını yerleştirme gibi güç bir işi rahatlıkla yapar hale gelmiş, istiridye kabuğu formunda birçok süslemeli mermer taklidi kaidelerin yapımında aranan bir dekoratör olmuştur. Zonaro’nun sanatsal yaşamını etkileyen faktörlerden belki de ilk ikisi, çocukluk yıllarında zorlukla edinebildiği Jacopo Barozzi (II Vignola) ve Andrea Palladio hakkında yazılmış iki kitaptan ibarettir.5
Fausto Zonaro, 1870 yılında desen öğrenmek için Masi’nin 12 km uzağında bulunan Lendinara’daki bir teknik okula gitmiştir. Bu okulda üç yıl boyunca resim öğrenimi görmüş ve Profesör Federico Cordenons’un öğrencisi olmuştur.6 Okulu başarıyla bitiren Zonaro, hocasının yardımıyla Lendinara Belediye Binası’nda bir resim sergisi açmış ve sergiyi gezen sanatsever Veronalı bir kadın Zonaro’yu Verona’ya götürerek, şair dostu Aleardo Aleardi’nin yardımıyla dönemin önde gelen güzel sanatlar akademilerinden biri olan Accademia Cignaroli’ye girmesini sağlamıştır.7 Zonaro bu akademide 19.yüzyılın çoğu Venedikli ressamına hocalık yapan, usta bir ressam olan Profesör Napoleone Nani’nin atölyesinde çıplak model çalışmaları yaparak, yağlıboya tekniğini geliştirme olanağı bulmuştur.8 Askerlik görevi nedeniyle buradaki eğitimini yarım bırakmış, 9 daha sonra Roma Güzel Sanatlar Akademisi’nden diploma almıştır. Bu diploma ona resim hocalığı yapma imkanı sağlamış, resim öğrenimi gördüğü yıllarda, o dönem İtalyan resmini çok etkilemiş olan renkleri karıştırmadan, küçük fırça darbeleriyle resim yapma yöntemini benimsemiştir. 1880’li yıllarda tablolarını İtalya’da sergileyen Zonaro, bu dönemde Paris’e gitmiş ve 36 Boulevard de Clichy’de bir atölye tutmuştur. Paris yıllarında bazı empresyonist ressamlarla da tanışan sanatçı, 1889 Salonu’na katılmıştır. Zonaro 1891 yılına dek gezgin sanatçıların bohem yaşamını sürdürmüştür. Ancak başarısına ve ününe karşın pek az resim satabilen sanatçı, 1890’da Padova’ya ve Venedik’e resim hocalığı yapmak üzere geri dönmüştür. Burada sonradan eşi olan Elisa Pante ile tanışan Zonaro, onun isteği üzerine İstanbul’a gitmeye karar vermiştir.10 1891 yılında İstanbul’a gelen sanatçının cebinde birkaç yüz frangı vardır ve üçüncü sınıfta yaptığı gemi yolculuğunun masraflarını gemi kaptanının portresini yaparak ödeyebilmiştir.
Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor. (Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.)Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor. (Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.)Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor. (Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.)
Sanatçı ve eşi İstanbul’a geldiği ilk yıllarda Taksim civarında bir eve yerleşmiştir.11 Zonaro kente geldiği ilk günlerde küçük boyutlu manzaralar, kent yaşamından sahneleri gösteren tablolar yaparak bunları Peralı bir tacire satarak geçimini sağlamıştır. Kısa zamanda dostlar kazanan sanatçı, yabancı elçilikler tarafından himaye görmüş, hatta İtalyan Elçiliği’nin desteğiyle İstanbul’da yaşayan elçilik mensuplarının hanımlarının devam ettiği bir resim kursu açmış, kurs ücretinin yüksek tutulmasına karşın katılım oranı büyük olmuştur.12 Sanatçının yaşamındaki en büyük değişiklik kuşkusuz onun II. Abdülhamid’in saray ressamı olarak onurlandırılması ve bu görevi II. Abdülhamid’in tahttan indirilişine dek sürdürmesidir. Ancak Zonaro’nun bu göreve getirilişinde A. Thalasso ve C.E.. Arseven’in birbiriyle örtüşmeyen açıklamaları nedeniyle, bazı belirsizlikler vardır. Thalasso’ya göre resimlerini beğenerek koleksiyonuna alan ve sanatçıya saraya resim sunma önerisinde bulunan Ferid Paşa’dır. Thalasso böylece Zonaro’nun 1896 yılında Ertuğrul Suvari Alayı’nın Galata Köprüsü’nden Geçişi adlı resmini tamamlayarak II. Abdülhamid’e sunması üzerine, padişahın resemi beğenmesi ve sanatçıya birinci dereceden Mecidi nişanı ve saray ressamlığı unvanı verilmesi şeklinde açıklanırken,13 o dönemde II. Abdülhamid’in özel yaverliğine atanan Celal Esad Arseven hatıratında, Beyoğlu caddesindeki dükkanlardan birinde gördüğü Zonaro’ya ait bir İstanbul manzarasından etkilenerek, dükkan sahibinden Cihangir’in dar sokaklarından birinde oturan sanatçının adresini öğrenerek sanatçının eyine gidip onunla tanıştığını, bir resmini beş liraya satın aldığını, Zonaro’nun ona: ümid ederim ki ben ahbaplarınıza tavsiye ederseniz dediğini, bunun üzerine C.E. Arseven’in tavsiyesi üzerine sarayca tanınarak bazı resim siparişleri aldığı, ardından saray ressamlığına getirildiği, hatta kendisine on lira karşılığında haftada bir yağlıboya resim dersi verdiğini, bu çalışmalarda Hoca Ali Rıza’nın da bulunduğunu bildirmektedir.14 Ancak Zonaro’nun saraya alındığına dair belge Dolmabahçe Sarayı Arşivi’nde bulunan, 103 sıra numaralı belgedir. Burada H.4 Zilkade 1313 (M.17 Nisan 1896) tarihinde 35 lira maaşla sanatçının saraya alındığı kayıtlıdır. 1897’de tamamladığı Saldırı adlı resminin sultan tarafından beğenilmesi üzerine sanatçıya tüm masrafları sultan tarafından karşılanan ve mülkiyeti Zonaro’ya verilen Akaret-i Seniyye binalarından biri bağışlanmış, sanatçı bu evi hem ev, hem atölye ve sergi salonu olarak kullanmıştır.15
Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor. (Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.)
Zonaro’nun Akaretler’deki stüdyo evi.
19.yüzyılın son çeyreğiyle 20.yüzyılın ilk on yılında İstanbul’daki sanat atmosferinin en gözde kişiliklerinden biri oluveren Fausto Zonaro, 1901-1907 yılları arasında dört kere açılan Salon de Constantinople’e (İstanbul Salonu Sergisi) resimlerini yollamıştır.16 P.Mansel araştırmasında Zonaro’nun 1901-1907 yılları arasında yapılan İstanbul Salonu sergilerinin tümüne resim yolladığını söyler,17 ancak Zonaro yalnızca 1901 ve 1902 sergilerine toplam 57 tablo göndermiş, 1903 sergisine katılmamış18 ve 1904’te yapılması tasarlanan dördüncü İstanbul Salonu Sergisi, sanatçıların ilgi göstermemeleri ve kıskançlık gibi nedenlelrden dolayı yapılamamıştır.19
Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor. (Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.)
Bayram, 75x98 cm, tuval üzerine yağlıboya.
Fausto Zonaro ilk çıkışını yaptığı 1883 yılından20 ölümüne değin ışık, renk ve üslup arayışını sürdürerek çağının akımlarına sırt çevirmeden kendine özgü bir üslup yaratmasını bilmiştir. İstanbul’a gelmeden önceki yıllardaki resminde önceleri hareketli bir gerçekçilik hakimdir.21 Seçtiği konular romantik, kullandığı üslüp klasik tarzdadır. Ancak sanatçı Paris’e gitmeden önce Empresyonizm’i tanımış ve empresyonist üslupta denemeler yapılmıştır. Paris yıllarında empresyonistlerle tanışarak görgüsünü geliştirmem fırsatı bulmuştur.22 Fakat sanatçının hiçbir zaman bir üsluba bağlı kalmadığını Empresyonizm’i tanıdıktan sonra da Barbizon ressamlarının realizmini tuvallerinde sergilediğini gözlemlemekteyiz. Fausto Zonaro İstanbul’a geldikten sonra bu akımın vardığı en son nokta olan Empresyonizm’e büyük bir ilgiyle yaklaşmış ve kendi karakterinde mevcut olan doğallığı, sıcaklığı sergileyebileceği en uygun akımlardan bir olan empresyonist yaklaşımla İstanbul manzaralarına o güne dek hiç bakılmamış bir içtenlik ve çok renklililkle bakmıştır.25
OSMANLI SARAYI’NIN SON RESSAMI
FAUSTO ZONARO
Yard. Doç. Dr. Aykut Gürçağlar
MSÜ. Fen-Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü
Fausto Zonaro. Osmanlı-İtalyan ilişkilerinin yüzlerce yıllık tarihsel derinliği içinde 19.yüzyılın son çeyreğinde bu ilişkilere en renkli katkıyı sağlamış kişiliklerden biridir.1 İstanbul, Batılı ressamların, 19.yüzyılda en çok ilgisini çeken kentler arasında başta gelmektedir. Bu şehir Doğu’ya yapılan yolculukların başlangıç ya da bitiş noktasını oluşturması bakımından ve parklarla, bahçelerle süslü Avrupa şehirlerinden farklı olarak başlı başına bir bahçe-şehir olarak geçmiş zamanlarda aldığı görüntüyü en iyi tariflerden biri bir Batılı’nın kaleminden çıkmaktadır: “Bahçeler öylesine çok ve büyüktür ki, şehre dağılan ağaçlardan çok, yalnızca bir bölümü temizlenen ormana yerleştirilmiş bir şehir izlenimi veriyor. “2 Seyahat imkanlarının ve seyahatnamelerin giderek artması. 19.yüzyılda pek
çok Batılı sanatçının İstanbul’a gelmesini sağlamıştır. Bu sanatçılar arasında yer alan Fausto Zonaro, 18 Eylül 1854 yılında o dönemde Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun işgali altında olan Padova yakınlarındaki Masi kasabasınd, yoksul bir ailenin çocuğuolarak doğmuştur.3 İlkokulu ailesinin birkaç yıllığına gittiği Piacenza d’Adige’de okumuştur. Zonaro bu yılllarda çizim kitaplarına hocası Signor Gennaro’nun karikatürlerini yaparak resimle tanışmıştır.4 Masi’ye dönen aile genişlemiştir ve Zonaro on yaşında ilkokulu bitirdiğinde duvarcı ustası olan babası onu kendisine yardım etmesi için yanına almıştır. On dört yaşına geldiğinde yetenekli bir duvarcı olan Zonaro, kilit taşını yerleştirme gibi güç bir işi rahatlıkla yapar hale gelmiş, istiridye kabuğu formunda birçok süslemeli mermer taklidi kaidelerin yapımında aranan bir dekoratör olmuştur. Zonaro’nun sanatsal yaşamını etkileyen faktörlerden belki de ilk ikisi, çocukluk yıllarında zorlukla edinebildiği Jacopo Barozzi (II Vignola) ve Andrea Palladio hakkında yazılmış iki kitaptan ibarettir.5
Fausto Zonaro, 1870 yılında desen öğrenmek için Masi’nin 12 km uzağında bulunan Lendinara’daki bir teknik okula gitmiştir. Bu okulda üç yıl boyunca resim öğrenimi görmüş ve Profesör Federico Cordenons’un öğrencisi olmuştur.6 Okulu başarıyla bitiren Zonaro, hocasının yardımıyla Lendinara Belediye Binası’nda bir resim sergisi açmış ve sergiyi gezen sanatsever Veronalı bir kadın Zonaro’yu Verona’ya götürerek, şair dostu Aleardo Aleardi’nin yardımıyla dönemin önde gelen güzel sanatlar akademilerinden biri olan Accademia Cignaroli’ye girmesini sağlamıştır.7 Zonaro bu akademide 19.yüzyılın çoğu Venedikli ressamına hocalık yapan, usta bir ressam olan Profesör Napoleone Nani’nin atölyesinde çıplak model çalışmaları yaparak, yağlıboya tekniğini geliştirme olanağı bulmuştur.8 Askerlik görevi nedeniyle buradaki eğitimini yarım bırakmış, 9 daha sonra Roma Güzel Sanatlar Akademisi’nden diploma almıştır. Bu diploma ona resim hocalığı yapma imkanı sağlamış, resim öğrenimi gördüğü yıllarda, o dönem İtalyan resmini çok etkilemiş olan renkleri karıştırmadan, küçük fırça darbeleriyle resim yapma yöntemini benimsemiştir. 1880’li yıllarda tablolarını İtalya’da sergileyen Zonaro, bu dönemde Paris’e gitmiş ve 36 Boulevard de Clichy’de bir atölye tutmuştur. Paris yıllarında bazı empresyonist ressamlarla da tanışan sanatçı, 1889 Salonu’na katılmıştır. Zonaro 1891 yılına dek gezgin sanatçıların bohem yaşamını sürdürmüştür. Ancak başarısına ve ününe karşın pek az resim satabilen sanatçı, 1890’da Padova’ya ve Venedik’e resim hocalığı yapmak üzere geri dönmüştür. Burada sonradan eşi olan Elisa Pante ile tanışan Zonaro, onun isteği üzerine İstanbul’a gitmeye karar vermiştir.10 1891 yılında İstanbul’a gelen sanatçının cebinde birkaç yüz frangı vardır ve üçüncü sınıfta yaptığı gemi yolculuğunun masraflarını gemi kaptanının portresini yaparak ödeyebilmiştir.
Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor. (Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.)Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor. (Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.)Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor. (Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.)
Sanatçı ve eşi İstanbul’a geldiği ilk yıllarda Taksim civarında bir eve yerleşmiştir.11 Zonaro kente geldiği ilk günlerde küçük boyutlu manzaralar, kent yaşamından sahneleri gösteren tablolar yaparak bunları Peralı bir tacire satarak geçimini sağlamıştır. Kısa zamanda dostlar kazanan sanatçı, yabancı elçilikler tarafından himaye görmüş, hatta İtalyan Elçiliği’nin desteğiyle İstanbul’da yaşayan elçilik mensuplarının hanımlarının devam ettiği bir resim kursu açmış, kurs ücretinin yüksek tutulmasına karşın katılım oranı büyük olmuştur.12 Sanatçının yaşamındaki en büyük değişiklik kuşkusuz onun II. Abdülhamid’in saray ressamı olarak onurlandırılması ve bu görevi II. Abdülhamid’in tahttan indirilişine dek sürdürmesidir. Ancak Zonaro’nun bu göreve getirilişinde A. Thalasso ve C.E.. Arseven’in birbiriyle örtüşmeyen açıklamaları nedeniyle, bazı belirsizlikler vardır. Thalasso’ya göre resimlerini beğenerek koleksiyonuna alan ve sanatçıya saraya resim sunma önerisinde bulunan Ferid Paşa’dır. Thalasso böylece Zonaro’nun 1896 yılında Ertuğrul Suvari Alayı’nın Galata Köprüsü’nden Geçişi adlı resmini tamamlayarak II. Abdülhamid’e sunması üzerine, padişahın resemi beğenmesi ve sanatçıya birinci dereceden Mecidi nişanı ve saray ressamlığı unvanı verilmesi şeklinde açıklanırken,13 o dönemde II. Abdülhamid’in özel yaverliğine atanan Celal Esad Arseven hatıratında, Beyoğlu caddesindeki dükkanlardan birinde gördüğü Zonaro’ya ait bir İstanbul manzarasından etkilenerek, dükkan sahibinden Cihangir’in dar sokaklarından birinde oturan sanatçının adresini öğrenerek sanatçının eyine gidip onunla tanıştığını, bir resmini beş liraya satın aldığını, Zonaro’nun ona: ümid ederim ki ben ahbaplarınıza tavsiye ederseniz dediğini, bunun üzerine C.E. Arseven’in tavsiyesi üzerine sarayca tanınarak bazı resim siparişleri aldığı, ardından saray ressamlığına getirildiği, hatta kendisine on lira karşılığında haftada bir yağlıboya resim dersi verdiğini, bu çalışmalarda Hoca Ali Rıza’nın da bulunduğunu bildirmektedir.14 Ancak Zonaro’nun saraya alındığına dair belge Dolmabahçe Sarayı Arşivi’nde bulunan, 103 sıra numaralı belgedir. Burada H.4 Zilkade 1313 (M.17 Nisan 1896) tarihinde 35 lira maaşla sanatçının saraya alındığı kayıtlıdır. 1897’de tamamladığı Saldırı adlı resminin sultan tarafından beğenilmesi üzerine sanatçıya tüm masrafları sultan tarafından karşılanan ve mülkiyeti Zonaro’ya verilen Akaret-i Seniyye binalarından biri bağışlanmış, sanatçı bu evi hem ev, hem atölye ve sergi salonu olarak kullanmıştır.15
Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor. (Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.)
Zonaro’nun Akaretler’deki stüdyo evi.
19.yüzyılın son çeyreğiyle 20.yüzyılın ilk on yılında İstanbul’daki sanat atmosferinin en gözde kişiliklerinden biri oluveren Fausto Zonaro, 1901-1907 yılları arasında dört kere açılan Salon de Constantinople’e (İstanbul Salonu Sergisi) resimlerini yollamıştır.16 P.Mansel araştırmasında Zonaro’nun 1901-1907 yılları arasında yapılan İstanbul Salonu sergilerinin tümüne resim yolladığını söyler,17 ancak Zonaro yalnızca 1901 ve 1902 sergilerine toplam 57 tablo göndermiş, 1903 sergisine katılmamış18 ve 1904’te yapılması tasarlanan dördüncü İstanbul Salonu Sergisi, sanatçıların ilgi göstermemeleri ve kıskançlık gibi nedenlelrden dolayı yapılamamıştır.19
Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor. (Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.)
Bayram, 75x98 cm, tuval üzerine yağlıboya.
Fausto Zonaro ilk çıkışını yaptığı 1883 yılından20 ölümüne değin ışık, renk ve üslup arayışını sürdürerek çağının akımlarına sırt çevirmeden kendine özgü bir üslup yaratmasını bilmiştir. İstanbul’a gelmeden önceki yıllardaki resminde önceleri hareketli bir gerçekçilik hakimdir.21 Seçtiği konular romantik, kullandığı üslüp klasik tarzdadır. Ancak sanatçı Paris’e gitmeden önce Empresyonizm’i tanımış ve empresyonist üslupta denemeler yapılmıştır. Paris yıllarında empresyonistlerle tanışarak görgüsünü geliştirmem fırsatı bulmuştur.22 Fakat sanatçının hiçbir zaman bir üsluba bağlı kalmadığını Empresyonizm’i tanıdıktan sonra da Barbizon ressamlarının realizmini tuvallerinde sergilediğini gözlemlemekteyiz. Fausto Zonaro İstanbul’a geldikten sonra bu akımın vardığı en son nokta olan Empresyonizm’e büyük bir ilgiyle yaklaşmış ve kendi karakterinde mevcut olan doğallığı, sıcaklığı sergileyebileceği en uygun akımlardan bir olan empresyonist yaklaşımla İstanbul manzaralarına o güne dek hiç bakılmamış bir içtenlik ve çok renklililkle bakmıştır.25