PDA

Tüm Versiyonu Göster : Miskinler Tekkesi, miskinliğini bir asır sonra çağdaş sanatla bozdu


Original
12-09-07, 09:45
Miskinler Tekkesi, miskinliğini bir asır sonra çağdaş sanatla bozdu

Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.

Sakıp Sabancı Müzesi'nin hat koleksiyonu ile Deutsche Bank'ın çağdaş sanat koleksiyonu, Atlı Köşk'teki 'Habersiz Buluşma' adlı sergide bir araya geldi. Hafız Osman'dan Bruce Nauman'a, Çırçırlı Ali'den Adolf Hölzel'e pek çok sanatçının eserinin yer aldığı kapsamlı serginin en dikkat çeken parçalarından biri de Miskinler Tekkesi'nin kitabesi.

Çoğumuz, 'miskin' sözünün sadece tembel ve iş yapmaktan kaçınan kişiler için kullanıldığını zannederiz; ama bir başka karşılığı daha vardır bu kelimenin: 'Cüzzam hastası'. Eskiden cüzzam hastalığına müptela olanların kaldıkları mekânlara da 'miskinhane' veya 'miskinler tekkesi' denilirdi ki en meşhuru Üsküdar Karacaahmet'teydi. 1517'de Yavuz Sultan Selim tarafından yaptırılan Üsküdar Miskinler Tekkesi, uzun müddet cüzzamlılara hizmet etti. Hikâyelere, fıkralara hatta Reşat Nuri'nin bir romanına konu olan tekkede, erkek ve kadın hastalar kalırdı. Semt halkı da onları yalnız bırakmaz, sadakalarıyla ihtiyaçlarını gidermelerine yardımcı olurdu. 1927'ye kadar ayakta kalan Miskinler Tekkesi'nin şimdi yerinde yeller esiyor. Ancak kapısında yer alan kitabe, yıllar süren miskin bir bekleyişin ardından, Sabancı Müzesi'deki 'Habersiz Buluşma' adlı sergiyle gün yüzüne çıktı. Hat sanatı ile çağdaş sanatın önemli isimlerini bir araya getiren sergide, ilk kez görücüye çıkan pek çok eser var. Topkapı Sarayı ile Türk ve İslam Eserleri Müzesi'nden getirilen yazı kuşakları, ünlü sanatçıların Deutsche Bank koleksiyonundaki heykelleri serginin en çarpıcı eserleri.

'Sıra dışı karşılaşmalar ve beklenmedik ilişkiler' temasının işlendiği 'Habersiz Buluşma' sergisi, 50'nin üzerinde karşılaşmayla farklı kuşakları ve tarzları bir araya getiriyor. Deutsche Bank Sanat Bölümü Başkanı Dr. Ariane Grigoteit, Habersiz Buluşma'yı bugüne kadar bankanın koleksiyonunun katıldığı en sıra dışı sergilerden biri olarak tanımlıyor. Sabancı Müzesi Müdürü Dr. Nazan Ölçer ise dünyanın önde gelen koleksiyonlarıyla yapılan işbirliği açısından 'başarılı bir adım daha' diye nitelendirdiği sergiyi, müze için dönüm noktası olarak görüyor. Sergiyi gezerken, alışılmış sanat sunumlarının dışında bir çalışma yapıldığını fark ediyorsunuz. Müzenin pek çok yerine yerleştirilmiş büyüklü küçüklü eserler, aniden karşınıza çıkıveriyor. Kimi zaman da onları görebilmeniz için müzenin koridorlarında sessizce aramanız gerekiyor. 'Habersiz Buluşma' aslında biraz da 'dikkatlice ayrıntılara bakmak' anlamına geliyor ve Doğu ile Batı'nın karşılaşmasını temsil ediyor. Çırçırlı Ali Efendi ile Adolf Hölzel, Çömez Mustafa Vasıf ile Beatriz Milhazes, Abdurrahman Efendi ile Ernst Wilhelm Nay, Hafız Osman ile Bruce Nauman, Abdülkadir Şükri ile Asta Gröting'in eserlerinin aynı mekânı paylaşmaları, bu buluşmanın en bariz örneklerinden. Râkım ile Zaha Hadid bir arada

Hattat Mustafa Râkım'ın Nusretiye Camii için tasarladığı 40 metre uzunluğundaki yazı kuşağı ile Zaha Hadid'in beyaz kiraz çiçeklerini temsil eden heykelini aynı karede görmek, sanatseverleri oldukça şaşırtıyor. Güncesini rakamlara kodlayarak tablolara döken Hana Darboven'in çalışması da görülmeye değer. Ahmed Karahisari'nin talebesi Süleymanü'l Haccar'ın metrelerce uzunluktaki bez üzerine nakşettiği yazı üslupları, Sultan II. Mahmud'un Topkapı Sarayı Has Odası için hazırladığı yazı kuşakları, Arp'ın ile Byars'ın tabloları da bir köşede sabırla meraklılarını bekliyor. Sergiyi gezdikten sonra farklı ruh hallerine bürünseniz de aslında çok yabancı değilsiniz bu yaşananlara. Neden mi? Çünkü en sıra dışı buluşmaların yaşandığı, üç imparatorluğa başkentlik yapmış İstanbul'da yaşıyorsunuz. Sözgelimi Bizans'ın su deposu Yerebatan Sarnıcı'ndan çıktığınızda, birkaç adım ötedeki Sultanahmet Camii ile karşılaşırsınız. Habersiz Buluşmalar sergisi, 1 Kasım'a kadar devam edecek.

Picasso ne derdi?

Meşhur hikâyedir, İspanyol ressam Pablo Picasso'ya, 'Yapmak isteyip de yapamadığınız nedir?' diye sorarlar. Hiç tereddüd etmeden karşılık verir: 'Hat sanatı, yapmak isteyip de yapamadığımı yapmış.' Sabancı Müzesi, 2005'in Aralık ayında Picasso'nun eserlerine ev sahipliği yapmıştı. Ünlü sanatçı, şimdilerde müzedeki Kandinsky ve Şeyh Hamdullah'ın aynı mekânda arz-ı endam ettiğini görseydi ne derdi acaba?


KAYNAK (Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.)