cadı
15-07-05, 00:38
Siyah, beyaz, zenci, solukbenizli... Siyah, ırktaşını aşağılamak için ona zenci diye hitap eder ama beyazlar birbirine solukbenizli demez. Asyalı, Çinli, cahillik etmeyelim Tay ya da Kamboç olabilir. Meksikalı, her Hispanik Meksika'dan gelmez, belki Porto Rikolu ya da El Salvadorlu? Peki ille de çete üyesi mi?
Arap, İranlılar Arap değil, Iraklılar Arap ama siyah değil. Vatandaş Amerikanca konuş. Dur polis! Ellerinizi görebileceğimiz bir yere koyun, silahınızı yavaşça yere bırakın... Teslim oluyoruz: Önyargılara, ayrımcılığa, şiddete, zorbalığa, sosyal sınıflara, yoksulluğa, silahlara, suça, haksızlığa, adaletsizliğe, eşitsizliğe, korkuya... Kim ırkçı, kim zorba, kim kötü, kim suçlu, kim kurban, kim dost, kim düşman, kim haklı?
Bütün kavramlar ve olgular muğlak, insan zihni berrak değil. Birlikte uyum içinde yaşama zorunluluğuna rağmen... Dünyanın hemen her yerinde durum benzer ama Los Angeles'ta vahim. Biz dışarıdan gidip kısacık deneyimlerimizde dehşete düşüyorsak içinde yaşayanlar kim bilir ne düşünüyordur? Geçen sezon izlediğimiz "Collateral" (Michael Mann) ve "Bolluk Ülkesi"ni (Wim Wenders), Lawrence Kasdan'ın 1991 tarihli "Büyük Kanyon"unu ve Robert Altman'ın "Sosyeteden İnsan Manzaraları / Short Cuts"ını anımsayın. Los Angeles'ı Kieslowski'nin çekmeye ömrü yetmeyen üçlemesinde "Cehennem"in kesin adayı haline getiren şiddet ve suç oranı ile bunu körükleyen etnik yapısı "Çarpışma"da gözler önüne seriliyor. "Milyonluk Bebek"in senaristi Paul Haggis'in kaleminden ve kamerasından eşine az rastlanır bir duyarlılıkla yansıyor Los Angeles'ın içler acısı hali. Filmin coğrafi benzerliği ise en çok Paul Thomas Anderson'ın yönettiği "Manolya" (1999) ile. Olayların önemli bir kısmı San Fernando Vadisi'nde Magnolia Bulvarı'na paralel uzanan Ventura Bulvarı'nde geçiyor. Ama "Çarpışma" görsel olarak en az "Magnolia" kadar iyiyken kesinlikle onun gibi yapay karakterlerle zorlama bir duygusallığa dayamıyor sırtını.
Don Cheadle'ın canlandırdığı Dedektif Graham'ın küçük bir trafik kazası sonrası şu sözleri filmin mekandan kaynaklanan adıyla birlikte duyarlılığını da açıklıyor: "Dokunma duygusu bu. Gerçek bir şehirde yürürsün, değil mi? İnsanlara sürünerek geçersin, insanlar sana omuz atar. Los Angeles'ta kimse sana dokunmaz. Her zaman bu metal ve camın (otomobilden söz ediyor) arkasındayız. Herhalde o dokunuşu o kadar özlüyoruz ki birbirimize çarpıyoruz; sadece bir şey hissedebilelim diye". J.G. Ballard'ın "Çarpışma"sı ve David Cronenberg'in bu romandan uyarladığı aynı adlı 1996 tarihli filmde eksik kalan duyarlılık Haggis'de var, gördüğünüz gibi.
Noel mucizeleri ve kesişen yollar klişeleriyle oynuyor
Haggis çok bildik bir film kalıbının içine döküyor öyküsünü. Noel zamanı, birbirini hiç tanımayan insanların yolları olmadık rastlantılarla kesişirken her biri ahlaki sınavlardan geçiyor. Kader onlara oyunlar oynarken yılın o dönemine özgü "mucizeler" gerçekleşiyor. Hatta Los Angeles'a kar bile yağıyor! Klişeler bu kadarla kalmıyor. Bir yandan da polisiye bir örgüsü var filmin. Eşit ağırlıklı rollere sahip kalabalık bir oyuncu kadrosunun bulunduğu filmin ana karakterleri dört polis memuru, bölge savcısı ve karısı, iki soyguncu ile hem polis hem soygunculardan mustarip bir çift. Filmdeki olaylar dizisi ise kaza, kavga, soygun, vandalizm, cinayet ve cinayete teşebbüsten insan kaçakçılığına kadar uzanıyor. Ancak bu iç içe geçen öyküler son derece lirik ve akıcı bir biçemle anlatılıyor.
Yapısı, Meksikalı yönetmen Alejandro Gonzalez Inarritu'nun "Paramparça-Aşklar Köpekler" ve "21 Gram", Arjantinli yönetmen Daniel Burman'ın Noel ve Hanuka gecesi geçen "Esperando el Mesias / Mesihi Beklerken" filmlerini akla getirse de "Çarpışma" ne karmaşık ne de kasvetli. Oyuncular başta Matt Dillon olmak üzere birbirinden iyi performanslar veriyor. Dillon'ı Coppola'nın "Siyam Balığı"ndan beri böylesine çarpıcı bir rolde izlemeye hasret kalmışız.
Çok tipik bir Anglosakson ironisiyle donattığı filmde, Haggis'in amacı bütün bu klişeleri tersyüz etmek. Özellikle de mucize ve cezayı. Bu yazıda anılan filmlerden referans almakla birlikte onlarda es geçilen, en fazla "Collateral"da yaklaşılan ırk ayrımı sorununu açıkça, gündelik hayattaki çiğliğiyle sunma cesaretini gösteriyor.
Her şey bir yana filmin asıl gücü, karakterlerinin dolayısıyla bizi karşı karşıya bıraktığı ahlaki ikilemlerden kaynaklanıyor. Matematiksel bir rastlantıyla açıklanamayacak kadar ilahi müdahale hissedilen -ama kesinlikle bundan dogmatik dini bir anlam çıkarmayan- bazı olaylarda önyargılarımızı kırıyor. Bununla da kalmıyor "tencere dibin kara" demeye getiriyor. Los Angeles'ta herkesin ne kadar ırk meselelerine gömüldüğünü; bu meselelerden güçlü çıkar grupları oluştuğunu, cemiyetler üzerinden çıkar hesapları yapıldığını ve ayrımcılığın artık "politik doğrucu apartheid"a(!) dönüştüğünü net biçimde gösteriyor bize. Bir tek L.A.'deki Hıristiyan-Musevi çatışması eksik kalmış. O kadarı da bir filme fazla gelirdi artık. Her tarafından korku ve ırkçılık fışkıran, sevgi ve merhamet kıtlığı çekilen bir L.A. manzarasının mükemmel betimlenmiş, oynanmış ve kurgulanmış hali "Monster's Ball / Kesişen Yollar" misali Amerikan sinemasının son dönemdeki yüzaklarından biri olmayı hak ediyor.
"Çarpışma / Crash"Yönetmen: Paul Haggis
Oyuncular: Matt Dillon (Çavuş Ryan), Don Cheadle (Dedektif Waters), Thandie Newton (Christine), Terrence Dashon Howard (Cameron), Chris "Ludacris" Bridges (Soyguncu Anthony), Larenz Tate (Soyguncu Peter), Sandra Bullock (Jean), Brendan Fraser (Savcı Cabot)
Görüntü: James Muro
Senaryo: Roberto Moresco, Paul Haggis
Müzik: Mark Isham
Arap, İranlılar Arap değil, Iraklılar Arap ama siyah değil. Vatandaş Amerikanca konuş. Dur polis! Ellerinizi görebileceğimiz bir yere koyun, silahınızı yavaşça yere bırakın... Teslim oluyoruz: Önyargılara, ayrımcılığa, şiddete, zorbalığa, sosyal sınıflara, yoksulluğa, silahlara, suça, haksızlığa, adaletsizliğe, eşitsizliğe, korkuya... Kim ırkçı, kim zorba, kim kötü, kim suçlu, kim kurban, kim dost, kim düşman, kim haklı?
Bütün kavramlar ve olgular muğlak, insan zihni berrak değil. Birlikte uyum içinde yaşama zorunluluğuna rağmen... Dünyanın hemen her yerinde durum benzer ama Los Angeles'ta vahim. Biz dışarıdan gidip kısacık deneyimlerimizde dehşete düşüyorsak içinde yaşayanlar kim bilir ne düşünüyordur? Geçen sezon izlediğimiz "Collateral" (Michael Mann) ve "Bolluk Ülkesi"ni (Wim Wenders), Lawrence Kasdan'ın 1991 tarihli "Büyük Kanyon"unu ve Robert Altman'ın "Sosyeteden İnsan Manzaraları / Short Cuts"ını anımsayın. Los Angeles'ı Kieslowski'nin çekmeye ömrü yetmeyen üçlemesinde "Cehennem"in kesin adayı haline getiren şiddet ve suç oranı ile bunu körükleyen etnik yapısı "Çarpışma"da gözler önüne seriliyor. "Milyonluk Bebek"in senaristi Paul Haggis'in kaleminden ve kamerasından eşine az rastlanır bir duyarlılıkla yansıyor Los Angeles'ın içler acısı hali. Filmin coğrafi benzerliği ise en çok Paul Thomas Anderson'ın yönettiği "Manolya" (1999) ile. Olayların önemli bir kısmı San Fernando Vadisi'nde Magnolia Bulvarı'na paralel uzanan Ventura Bulvarı'nde geçiyor. Ama "Çarpışma" görsel olarak en az "Magnolia" kadar iyiyken kesinlikle onun gibi yapay karakterlerle zorlama bir duygusallığa dayamıyor sırtını.
Don Cheadle'ın canlandırdığı Dedektif Graham'ın küçük bir trafik kazası sonrası şu sözleri filmin mekandan kaynaklanan adıyla birlikte duyarlılığını da açıklıyor: "Dokunma duygusu bu. Gerçek bir şehirde yürürsün, değil mi? İnsanlara sürünerek geçersin, insanlar sana omuz atar. Los Angeles'ta kimse sana dokunmaz. Her zaman bu metal ve camın (otomobilden söz ediyor) arkasındayız. Herhalde o dokunuşu o kadar özlüyoruz ki birbirimize çarpıyoruz; sadece bir şey hissedebilelim diye". J.G. Ballard'ın "Çarpışma"sı ve David Cronenberg'in bu romandan uyarladığı aynı adlı 1996 tarihli filmde eksik kalan duyarlılık Haggis'de var, gördüğünüz gibi.
Noel mucizeleri ve kesişen yollar klişeleriyle oynuyor
Haggis çok bildik bir film kalıbının içine döküyor öyküsünü. Noel zamanı, birbirini hiç tanımayan insanların yolları olmadık rastlantılarla kesişirken her biri ahlaki sınavlardan geçiyor. Kader onlara oyunlar oynarken yılın o dönemine özgü "mucizeler" gerçekleşiyor. Hatta Los Angeles'a kar bile yağıyor! Klişeler bu kadarla kalmıyor. Bir yandan da polisiye bir örgüsü var filmin. Eşit ağırlıklı rollere sahip kalabalık bir oyuncu kadrosunun bulunduğu filmin ana karakterleri dört polis memuru, bölge savcısı ve karısı, iki soyguncu ile hem polis hem soygunculardan mustarip bir çift. Filmdeki olaylar dizisi ise kaza, kavga, soygun, vandalizm, cinayet ve cinayete teşebbüsten insan kaçakçılığına kadar uzanıyor. Ancak bu iç içe geçen öyküler son derece lirik ve akıcı bir biçemle anlatılıyor.
Yapısı, Meksikalı yönetmen Alejandro Gonzalez Inarritu'nun "Paramparça-Aşklar Köpekler" ve "21 Gram", Arjantinli yönetmen Daniel Burman'ın Noel ve Hanuka gecesi geçen "Esperando el Mesias / Mesihi Beklerken" filmlerini akla getirse de "Çarpışma" ne karmaşık ne de kasvetli. Oyuncular başta Matt Dillon olmak üzere birbirinden iyi performanslar veriyor. Dillon'ı Coppola'nın "Siyam Balığı"ndan beri böylesine çarpıcı bir rolde izlemeye hasret kalmışız.
Çok tipik bir Anglosakson ironisiyle donattığı filmde, Haggis'in amacı bütün bu klişeleri tersyüz etmek. Özellikle de mucize ve cezayı. Bu yazıda anılan filmlerden referans almakla birlikte onlarda es geçilen, en fazla "Collateral"da yaklaşılan ırk ayrımı sorununu açıkça, gündelik hayattaki çiğliğiyle sunma cesaretini gösteriyor.
Her şey bir yana filmin asıl gücü, karakterlerinin dolayısıyla bizi karşı karşıya bıraktığı ahlaki ikilemlerden kaynaklanıyor. Matematiksel bir rastlantıyla açıklanamayacak kadar ilahi müdahale hissedilen -ama kesinlikle bundan dogmatik dini bir anlam çıkarmayan- bazı olaylarda önyargılarımızı kırıyor. Bununla da kalmıyor "tencere dibin kara" demeye getiriyor. Los Angeles'ta herkesin ne kadar ırk meselelerine gömüldüğünü; bu meselelerden güçlü çıkar grupları oluştuğunu, cemiyetler üzerinden çıkar hesapları yapıldığını ve ayrımcılığın artık "politik doğrucu apartheid"a(!) dönüştüğünü net biçimde gösteriyor bize. Bir tek L.A.'deki Hıristiyan-Musevi çatışması eksik kalmış. O kadarı da bir filme fazla gelirdi artık. Her tarafından korku ve ırkçılık fışkıran, sevgi ve merhamet kıtlığı çekilen bir L.A. manzarasının mükemmel betimlenmiş, oynanmış ve kurgulanmış hali "Monster's Ball / Kesişen Yollar" misali Amerikan sinemasının son dönemdeki yüzaklarından biri olmayı hak ediyor.
"Çarpışma / Crash"Yönetmen: Paul Haggis
Oyuncular: Matt Dillon (Çavuş Ryan), Don Cheadle (Dedektif Waters), Thandie Newton (Christine), Terrence Dashon Howard (Cameron), Chris "Ludacris" Bridges (Soyguncu Anthony), Larenz Tate (Soyguncu Peter), Sandra Bullock (Jean), Brendan Fraser (Savcı Cabot)
Görüntü: James Muro
Senaryo: Roberto Moresco, Paul Haggis
Müzik: Mark Isham