kanunsuz
07-07-05, 17:18
Güzel bir yazı sizinlede paylaşmak istedim..
Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor. Çalınmış gençler...
ÖRGÜT ve tarikat tipi 'kabile'lerin çaldığı gençlerden, çocuklarımızdan bahsediyorum. Çocuklarımızı bizden ve kendi geleceklerinden çalıyorlar, beyinlerini yıkıyorlar, fedai olarak kullanıyorlar.
Son örneği, Adalet Bakanlığı binasında bombalı intihar eylemi yapmak isteyen Eyüp Beyaz... Kaçmak isterken polis tarafından öldürülmüştü.
Bir eğitim fakültesinin son sınıf öğrencisi... Babası Ilgar Beyaz anlatıyor:
- Oğlumu sekiz yıldır göremiyorduk. Onu örgütten koparmak için çok uğraştık, başarılı olamadık. Onu okul yaptı, okul, okul, okul...
Belli ki okulda bir örgüt onu ailesinden, derslerinden, doğal arkadaş çevresinden çalmış.
Sekiz yıldır ailesi onunla görüşemiyor.
Hep böyle yaparlar; kimlik arayan gencecik insanı ailesinden koparırlar, normal arkadaşlık, dostluk ilişkilerinden koparırlar, hayattan, istikbalden koparırlar.
O artık kendisini "büyük bir dava"ya adadığına şartlandırılmış bir robottur.
Beline bomba sardırılıp intihar eylemi yaptırılabilir! Silah verilip teröre sürülebilir!..
El Kaide tipi veya aşırı sol terör!.. Hepsinde psikolojik bağımlılaştırma mekanizması aynı...
* * *
SADECE onlar değil... Şiddete başvurmadan, hatta karıncayı incitmeden yine ailesinden, doğal arkadaş çevresinden, hayattan kopartılan, kendi geleceğini mahveden... Bir davaya hizmet ettiğini zannederek bir psikopata müritlik yapan, veya bir 'kabile'nin efsunlanmış robotu haline gelenler de aynıdır.
Eylemleri farklı da olsa, psikolojik bağımlılaştırma mekanizması aynı...
Bu "çalınmış gençler" Türkiye'nin çok büyük bir sorunudur. Hem aileden itibaren çocuk yetiştirme tarzımızda, hem eğitim düzenimizde kusurlarımız vardır. Bu yetmiyormuş gibi, değerlerin çatıştığı ve kimlik krizlerinin derinleştiği bir "geçiş toplumu" olmamız bu sorunumuzu derinleştiriyor!
Türkiye görünür terörle kırk yıldır uğraşmıyor mu?!
Buna bir de teröre dönüşmeyen "çalınmış gençler" faciasını ekleyin!
Maalesef edebiyatımız bunun pek farkında değil; "Gençliğim Eyvah"ı yazan Tarık Buğra hariç, bu faciayı yazan bir Dostoyevski'miz, Camus'müz, bir Orwell'imiz var mı?
Hatta bizde ideoloji gayretiyle bunları alkışlayan romanlar yazıldı!
Evet alkış...
* * *
ÇALINARAK terörist yapılmış zavallı Eyüp Beyaz'ın babası Ilgar Beyaz, Adalet Bakanı Cemil Çiçek'i ziyaret edip özür dilemek gibi muhteşem bir asalet sergilerken, dışarıda bir 'kabile' teröristin fotoğraflarını yakalarına takmışlar, altına da "Eyüp Beyaz ölümsüzdür" diye yazmışlardı!
Evet, alkış!..
Sıradan bir delikanlının okuyarak, iş yaparak mutlu ve başarılı bir gelecek kurması mümkündür.
Ama, çeşitli aidiyet ve gençlik bunalımları yaşadığı bir dönemde bu gencin "büyük bir dava"nın adamı oluverdiğini düşünün! Artık onun gözünde anneymiş babaymış, normal arkadaşlarmış, derslermiş, istikbalmiş; basit, süfli şeylerdir!
Kapıldığı 'kabile' onu böyle ölüme gönderir! Öldüğünde de "ölümsüz" diye alkışlar!
Psikolojik müritleştirme, köleleştirme, beyin yıkama mekanizması böyle işletilir.
Gençler dikkat! Fikir, siyaset, sanat; bunlar çok güzel... Ama ailenizden, normal arkadaşlarınızdan, okul ve istikbalinizden koparıp sizi köleleştiren her "dava" bir felaket tuzağıdır!
Sizin için ve sevdiğiniz herkes ve her şey için!
t.akyol@milliyet.com.tr
Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor. Çalınmış gençler...
ÖRGÜT ve tarikat tipi 'kabile'lerin çaldığı gençlerden, çocuklarımızdan bahsediyorum. Çocuklarımızı bizden ve kendi geleceklerinden çalıyorlar, beyinlerini yıkıyorlar, fedai olarak kullanıyorlar.
Son örneği, Adalet Bakanlığı binasında bombalı intihar eylemi yapmak isteyen Eyüp Beyaz... Kaçmak isterken polis tarafından öldürülmüştü.
Bir eğitim fakültesinin son sınıf öğrencisi... Babası Ilgar Beyaz anlatıyor:
- Oğlumu sekiz yıldır göremiyorduk. Onu örgütten koparmak için çok uğraştık, başarılı olamadık. Onu okul yaptı, okul, okul, okul...
Belli ki okulda bir örgüt onu ailesinden, derslerinden, doğal arkadaş çevresinden çalmış.
Sekiz yıldır ailesi onunla görüşemiyor.
Hep böyle yaparlar; kimlik arayan gencecik insanı ailesinden koparırlar, normal arkadaşlık, dostluk ilişkilerinden koparırlar, hayattan, istikbalden koparırlar.
O artık kendisini "büyük bir dava"ya adadığına şartlandırılmış bir robottur.
Beline bomba sardırılıp intihar eylemi yaptırılabilir! Silah verilip teröre sürülebilir!..
El Kaide tipi veya aşırı sol terör!.. Hepsinde psikolojik bağımlılaştırma mekanizması aynı...
* * *
SADECE onlar değil... Şiddete başvurmadan, hatta karıncayı incitmeden yine ailesinden, doğal arkadaş çevresinden, hayattan kopartılan, kendi geleceğini mahveden... Bir davaya hizmet ettiğini zannederek bir psikopata müritlik yapan, veya bir 'kabile'nin efsunlanmış robotu haline gelenler de aynıdır.
Eylemleri farklı da olsa, psikolojik bağımlılaştırma mekanizması aynı...
Bu "çalınmış gençler" Türkiye'nin çok büyük bir sorunudur. Hem aileden itibaren çocuk yetiştirme tarzımızda, hem eğitim düzenimizde kusurlarımız vardır. Bu yetmiyormuş gibi, değerlerin çatıştığı ve kimlik krizlerinin derinleştiği bir "geçiş toplumu" olmamız bu sorunumuzu derinleştiriyor!
Türkiye görünür terörle kırk yıldır uğraşmıyor mu?!
Buna bir de teröre dönüşmeyen "çalınmış gençler" faciasını ekleyin!
Maalesef edebiyatımız bunun pek farkında değil; "Gençliğim Eyvah"ı yazan Tarık Buğra hariç, bu faciayı yazan bir Dostoyevski'miz, Camus'müz, bir Orwell'imiz var mı?
Hatta bizde ideoloji gayretiyle bunları alkışlayan romanlar yazıldı!
Evet alkış...
* * *
ÇALINARAK terörist yapılmış zavallı Eyüp Beyaz'ın babası Ilgar Beyaz, Adalet Bakanı Cemil Çiçek'i ziyaret edip özür dilemek gibi muhteşem bir asalet sergilerken, dışarıda bir 'kabile' teröristin fotoğraflarını yakalarına takmışlar, altına da "Eyüp Beyaz ölümsüzdür" diye yazmışlardı!
Evet, alkış!..
Sıradan bir delikanlının okuyarak, iş yaparak mutlu ve başarılı bir gelecek kurması mümkündür.
Ama, çeşitli aidiyet ve gençlik bunalımları yaşadığı bir dönemde bu gencin "büyük bir dava"nın adamı oluverdiğini düşünün! Artık onun gözünde anneymiş babaymış, normal arkadaşlarmış, derslermiş, istikbalmiş; basit, süfli şeylerdir!
Kapıldığı 'kabile' onu böyle ölüme gönderir! Öldüğünde de "ölümsüz" diye alkışlar!
Psikolojik müritleştirme, köleleştirme, beyin yıkama mekanizması böyle işletilir.
Gençler dikkat! Fikir, siyaset, sanat; bunlar çok güzel... Ama ailenizden, normal arkadaşlarınızdan, okul ve istikbalinizden koparıp sizi köleleştiren her "dava" bir felaket tuzağıdır!
Sizin için ve sevdiğiniz herkes ve her şey için!
t.akyol@milliyet.com.tr