PDA

Tüm Versiyonu Göster : Tevfik Fikret ve Haluk Gerçeği


Güneşin Kızı
14-07-07, 19:55
ÖLÜMÜNÜN DOKSANINCI YILINDA TEVFİK FİKRET VE HALÛK GERÇEĞİ


Yaşamı ve şiirleriyle, düşünceleriyle, Türkiye’nin geleceğine ışık olmuş bir insan,Tevfik Fikret. Gazi Mustafa Kemal’in: “Ben İnkılâp Rûhunu Fikret’ten Aldım!”, diyerek büyük eserine giderken kılavuz kıldığı Tevfik Fikret. O Fikret ki, Osmanlı’nın yıkılış, dağılış sürecini ve beş savaş görme bahtsızlığını şiirlerinde, felsefesinde en derinden hissettirmiş, çağının yanlışlarına, haksızlıklara karşı yılmadan kalem oynatmıştır. Kısa sayılabilecek ömründe, kişisel dramına rağmen, şiirini ve ülküsünü baş tacı etmiştir. Oğlu Halûk’la ilgili dinmez üzüntüsünü içine atmış ve bir bakıma kendi felâketini unutabilmiştir. Dünya, yeryüzü, insanlık adına, Anadolu adına düşünce üretmiş ve yaymıştır. Bütün insanlığın yurt ve gelecek endişesini hep canlı tutmakla, şiirlerindeki derin insancıllık (hümanizm) ve ülkücülük (idealizm) düşüncesini ana damar haline getirmiştir. Söz konusu arter, akılcılık (rasyonalizm) ile beslenerek geniş etkiye ulaşır dizelerinde. Tevfik Fikret bir dönemin acı gerçeklerini dile getirmekle kalmamış, tüm zamanların temel trajedisi, savaş ve yoksulluk aleyhine yükseltmiş sesini. Bugün, aynı temel sorun, dünyanın ve insanlığın başına bela olmayı sürdürmüyor mu(?) sorusunun yanıtı arandığı sürece O’nun şiirlerindeki karşı çıkış evrenselliğini ve güncelliğini yitirmez. Yitirmeyecektir.

Orhan Karaveli, “Halûk Gerçeği” ekseninde Tevfik Fikret’in yaşamını incelediği kitabında, “Bugünün Diliyle Tevfik Fikret Şiirlerinden Seçmeler” de vermiş. Fotoğraflarla zenginleştirilmiş çalışmanın geniş bir kaynakçaya yaslandığı da önemli bir özellik. Şairi sevenlerin (ve sevmeyenlerin de elbet) ilgiyle okuyacağı bir belgesel yapıt, büyük bir şairin, büyük bir insan severin hayat hikâyesinden ve geleceğe taşıdığı değerlerden örnekler sunmaktadır. Ünlü, “Han-ı Yağma” (Yağma Sofrası) şairinden Orhan Karaveli’nin bugünün diliyle aktardığı “Halûk’un Amentüsü” şiirinin tamamını alıntılamak, bir kez daha okumak, yukarıda söylenenleri pekiştirmiş, desteklemiş sayılacaktır. İşte şiir:

HALÛK’UN AMENTÜSÜ (1)

Varlıkları yaratan bir güç var; ulu ve arınmış,
Kutsal ve yüce; ona vicdanla inandım.

Toprak vatanım, insan soyu milletim... İnsan
İnsan olur ancak, bunu iz’anla, (2) inandım.

Şeytan da biziz, cin de, ne şeytan ne melek var;
Dünya dönecek cennete insanla, inandım.

Yaratılışta gelişme evvelden beridir; bu olgunluğa
Tevrat ile, İncil ile, Kur’anla inandım.

İnsanoğlu birbirinin kardeşi... Hülya!
Olsun, ben o hülya’ya da bin canla inandım.

İnsan eti yenmez; bu teselliye içimden
-Bir an için atalarımı unutmakla – inandım.

Kan şiddeti , şiddet kanı besler; bu düşmanlık
Kan ateşidir; sönmeyecek kanla, inandım.

Elbet şu mezar ömrünü bir şıklı mahşer
Tâkip edecektir, buna imanla inandım.

Aklın büyüleyen mûcizeleri önünde
Bâtıl geçecek yerlere hüsranla, inandım.

Karanlık sönecek, doğruluğun ışığı birdenbire
Bir yanardağ gibi patlayacak, inandım.

Kollar ve boyunlar çözülüp bağlanacak hep
Yumruklar, o gürültülü zincirle, inandım.

Bir gün yapacak fen şu siyah toprağı altın;
Her şey olacak bilginin gücüyle... inandım.


Amentü: Dinin ana ilkeleri.
İz’an: İnanma, kavrayış.



Hilmi Haşal