PDA

Tüm Versiyonu Göster : Dogu Türkistan ve Çin zulmü


Trkgl
04-07-05, 21:23
Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.
Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.

29.06.2005 tarihinde ve saat 23.30 TRT 1 çalışanlarından Banu AVAR'ın hazırlayıp sunduğu "Sınırlar Arasında" adlı proğramda, şu anda Çin işgali altında bulunan ezeli ve ebedi Türk yurdundan bahsederken Çin devletinin ve dünyadaki Türk düşmanlarının istediği biçimde "Sinkiang Uygur Özerk Bölgesi" diye söz ederek milli ve manevi konularda hassasiyeti bulunan Türk Milletinin vijdanını yaralamıştır. Ayrıca, bu sözde proğramın sonunda yaptığı bitiş konuşmasında da Doğu Türkistan da yıllardır bağımsızlık mücadelesi veren 40 milyon Doğu Türkistan Türk'ünü dünyanın başka yerlerindeki bölücü terör örgütleri ile özdeşleştiren ifadeler kullanmıştır.
Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.
Şunun çok iyi bilinmesi gerekir ki; 1.828.418 km kare toprağa ve 40 milyon nüfusa sahip doğu Türkistan başkalarının ticari kaygılarına alet edilerek yok sayabileceği bir ülke değildir. TRT yetkililerine buradan sesleniyoruz!
Ismarlama proğramlar yapmayı bırakıp gerçekleri yansıtan proğramlara yönelsinler... Türk milletini derinden yaralayan bu sözde proğramdan dolayı proğram sunucusu Banu AVAR'ı ve bu sözde proğramın yapılmasına katkı sağlayan mercileri 250 milyonluk Türk dünyasına şikayet etmekle beraber şiddetle protesto ettiğimizi (Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.) ilan ediyoruzLinki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.


Milletler; bağımsızlıklarını, özgürlüklerini, millet olma özelliklerini
muhafaza edebilmelerini, milletler arenasında onurlu bir yere sahip olmalarını ve başka milletlerden saygı görüyor olmalarını da bu delişmenlere borçludurlar. Bunların dünyevi hiçbir kaygıları yoktur.Manevi anlamda vatanlarının bağımsızlığından, bayraklarının özgürce semalarda dalgalanmasından ve şerefli bir yaşamdan başka gıdaları da yoktur. Dinledikleri ve terennüm ettikleri şarkılarda, yazdıkları şiirlerde, bulundukları meclislerde ve attıkları her adımda görmek, işitmek, hissetmek ve söylemek istedikleri yegane değer vatan,
millet ve bayrak sevdasıdır.
Mehmet Emin Batur

Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.

Doğu Türkistan hapishanelerinde uygulanan ceza ve işkence türleri:
1. Tırnak altına iğne batırma,
2. Erkek mahkumların cinsel organına çubuk sokma,
3. Mahpusları ağaç kazığa oturtma,
4. Sol elini masaya [metal çiviyle] çakıp, sağ eliyle itirafname yazdırma,
5. Çemberle kafatasını sıkıştırma,
6. "Gang'za"ya bastırma,
7. Buruna biber suyu akıtma,Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.
8. Çıplak bedene kızdırılmış yağ saçma,
9. Aşık kemiği ezme,
10. Aşil tendonunun kesilmesi,
11. Mahpusların ayak bileklerine (yıllarca) 10 kg ağırlığında pranga takma cezası.
12. Mahpusların ellerine kelepçe takma cezası. Bu cezalarda üç çeşit kelepçe takılır:
a. Eller önde,
b. Eller arkada,
c. Bir el omuz üstünden, bir el omuz altından alınarak çapraz bir durumda bağlanma,
13. Su gölçekineçılaş(boğazına kadar soğuk suya sokma),
14. "Buz koğuşuna" koyup dondurma,
15. Sopalama,
16. Telle kaplanmış kamçılarla çıplak bedeni kırbaçlama
17. Çivi kakılmış tahta [düzlem] üzerinde durdurma,
18. Küçük kömür ve cam parçaları üzerinde dizlendirme,
19. Boyu eni bir buçuk metre koğuşlara hapsetme cezası.
20. Aç bırakma cezası.
21. Sert emek cezası.
22. Birinci bağlak cezası.Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.
23. Asmak işkencesi. Üç çeşittir:
a. Eller yukarıda asılmak;
b. Eller arkadan bağlayarak asılmak (Filistin askısı) ;
c. Baş aşağı asılmak.
24. "Küreş kılmak". Binlerce insan önünde "küreş" kılınır, özeleştiri yapmaya zorlamak; bazen de aşağılık bir şekilde dövülmek.
25. Emek işkencesi: Kamplarda (yazın) 12 saat çalıştırılır. Bundan başka kişi başına 1000 kg gübre, 1000 kg yemhaşek(saman, ot), 500 kg iğde, 500 kg buya yıltizi toplama cezası verilir. Bütün bunlar iş vaktinin dışında yapılması zorunlu emeklerdir.
26. Uykusuz bırakarak, sorgulama işkencesi.
27. Gündüzleri koğuşlarda istirahat ettirmeden suçunu düşünmeye zorlama işkencesi.
28. Hastayı tedavi etmeme cezası.
29. Amburla [kerpeten] tırnak çekme işkencesi.
30. Kışları koğuşa sıcak hava vermeme cezası ve diğerleri (Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.)

1972 yılına kadar olan yedi senelik zamanı da ilave edersek, Kızıl Çin de 35 Milyona yakın insan katledilmiştir.
Bu 35 Milyon rakamı Rahmetli İsa Yusuf ALPTEKİN beyin tespiti olup
1972 yılından 2001 yılına kadar olan süre hesapta yoktur

Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.
Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.
Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.

Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.
KOMÜNİZM -ÇİN -ZULÜM

Çin, 20. yüzyıla, İngiltere, Fransa, Almanya, Japonya ve Rusya gibi ülkelerin baskıları altında ezilmiş ve paramparça olmuş bir imparatorluğun kalıntıları üzerinde girdi. Ülkede imparatorluk rejimi yıkıldıktan sonra, on yıllar boyunca güçlü bir merkezi otorite kurulamadı. Ancak 1949 yılında iktidara gelen Komünist Parti ile birlikte, Çin kısa sürede büyük bir korku rejimine dönüştü. Bu dönüşüm sürecinde on milyonlarca insan söz konusu kanlı ideolojinin baskıcı ve totaliter uygulamaları nedeniyle hayatını kaybetti. İktidarını ancak şiddetle muhafaza edebilen ve komünizmin belki de en acımasız ve en vahşi uygulamasını yürürlüğe koyan Çin Komünist Partisi, tüm Çin halkı için tek tip bir yaşam ve düşünce tarzı belirledi. Bu dönem boyunca, komünist iktidarın kurallarına uymayanlar ise acımasızca yok edildi.
Bugün görünürde komünizmin vahşi uygulamaları sona ermiştir. Artık insanlar kupon karşılığı yemek almıyor, tek tip giyinmeye zorlanmıyor, Mao'nun "küçük kırmızı kitabı"nı ezberlemedikleri için işkence görmüyorlar. Ancak komünist rejimin yeni dünya düzenine uyarlanan versiyonu tüm acımasızlığıylahayatta (Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.)
Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.
Korku devleti çin

Komünist Parti'nin 1949 yılında iktidara gelmesiyle Çin çok kısa bir sürede tüm dünyaya korku salan bir devlete dönüştü. Ve ilk günlerdeki şiddete ve baskıya dayalı politikası, hiçbir kesintiye uğramadan bugüne kadar devam etti. Komünist ideolojinin insana ve her türlü insani olguya karşı takındığı duyarsız ve acımasız tutum, insanlar arası ilişkileri mekanikleştiren maddiyatçı yaklaşım, şefkatli ve adaletli bir yönetim anlayışı yerine, acımasız ve zalim bir yönetim anlayışına sebep olmaktadır (Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.)
Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.
İki bin iki yüz yıllık geçmişi ile Türkistan toprakları, dünyanın en önemli ve köklü medeniyetlerine ev sahipliği yapmıştır. Batıda Hazar Denizi ve Ural Dağları'nın güney kısmına, kuzeyde Sibirya'ya, güneyde İran, Afganistan ve Tibet'e, doğuda Çin ve Moğolistan'a sınır olan Türkistan, oldukça geniş bir sahaya sahiptir.
Bugün, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Özbekistan ve Türkmenistan'ın dahil olduğu bölge Batı Türkistan olarak anılmakta, iki asırdır Çin'in esareti altında bulunan bölge ise Doğu Türkistan olarak adlandırılmaktadır. Türkistan'ın coğrafi ve stratejik olarak taşıdığı önemi anlamak için ise, öncelikle bölgenin iki dev gücü olan Rusya ve Çin'in bu topraklara olan ilgilerini göz önünde bulundurmak yeterlidir. Coğrafi yapının da sebep olduğu siyasi oluşumlar neticesinde bugün Batı ve Doğu olarak ikiye ayrılmış olan Türkistan toprakları üzerinde, Rusya'nın ve Çin'in çok önemli planları vardır.
Bu iki ülkenin söz konusu bölgeden ne pahasına olursa olsun vazgeçmeme tutkusunun ardında, bölgenin stratejik konumunun yanı sıra, sahip olduğu zengin yeraltı rezervleri de büyük rol oynamaktadır. Batı Türkistan'daki Türk devletleri Rusya için, Doğu Türkistan ise Çin için kaybedilmemesi gereken önemli birer hammadde kaynağı niteliğindedir (Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.)
Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.
Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.
Doğu Türkistan'ın Çin için vazgeçilmez olmasının stratejik ve ekonomik pek çok sebebi vardır. Üstelik Çin'in Doğu Türkistan'a duyduğu ilginin geçmişi bundan binlerce yıl öncesine dayanmaktadır. Tarih boyunca Türkistan toprakları sık sık Çin istilasına uğramış, bazen ülkenin tamamı bazen de topraklarının bir kısmı işgal altına girmiştir.
Günümüzde hala devam eden son Çin işgali ise 1700'lü yılların ortalarında başlamıştı. 17. ve 18. yüzyılda Doğu Türkistan'da yaşanan iç savaşlar hem halkın birlik ve beraberliğini zedelemiş, hem de devletin gücünü zayıflatmıştı. Aynı dönemde Çin'de Mançular iktidarı ele geçirmiş ve Mançu Hanedanlığı dönemi başlamıştı. Mançu hükümdarlığı boyunca, Doğu Türkistan'ı merkezi yönetimin atadığı valiler ve memurlar idare etti. 1911 yılında Mançu Çin İmparatorluğu yıkılıp, yerine Kuomintang Partisi'nin lideri Sun Yat Sen önderliğindeki Çin Cumhuriyeti kurulduğunda, Doğu Türkistan halen esaret
alyındaydı (Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.)
Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.
Dünya bir komünist partinin iktidarı ele geçirişine ilk kez Rusya'da tanıklık etti. Rusya'nın hakimiyeti altındaki Batı Türkistan (Kazak, Özbek, Kırgız, Türkmen ve Tacik) toprakları ile sınırı olan ve bu ülkelerle tarihi, dini, etnik ve kültürel bağa sahip Doğu Türkistan Müslümanları da bölgedeki gelişmeleri yakından takip ediyorlardı. Özellikle, merhum İsa Yusuf Alptekin gibi, Batı Türkistan topraklarında görev yapıp komünist Rus zulmüne bizzat şahit olanlar, hem Çin hükümetini hem de Doğu Türkistan Müslümanlarını komünizm tehlikesine karşı uyarıyorlardı. Çünkü komünistler genel bir taktik olarak, iktidara gelene kadar eşitlik, sosyal adalet, milletlerin özgürlüğü gibi kavramlardan bahsediyorlar, ancak sıra uygulamaya gelince durum değişiyordu. Eşitliğin yerini politbüro diktası, sosyal adaletin yerini sömürü, özgürlüklerin yerini ise sürgünler, işkenceler, toplama kampları ve toplu katliamlar alıyordu.
Nitekim aynı gelişmeler Doğu Türkistan'da da yaşandı. İktidarı ele geçirmeden önce 1945'de gerçekleştirilen 7. Kongre'de Mao, komünistlerin, iktidarı ele geçirince farklı etnik kökenlere kendi geleceklerini tayin etme ve kendi kendini yönetme hakkını vereceğini deklare etti.23 Ancak iktidara gelir gelmez, önceden verdiği sözleri bir anda gözardı etti ve "Sincan iki bin yıldır Çin'in ayrılmaz bir parçasıdır, bu nedenle Çin'i federe devletlere bölmenin hiçbir manası yoktur. Bu talep tarihe ve sosyalizme düşmanlık anlamına gelir" açıklamasını yaptı
Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.
Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.
Doğu Türkistan toprakları bin yıl boyunca İslam yurdu olmuştur. Ancak yarım asırdan fazla bir süredir, Doğu Türkistan topraklarında Müslümanlar, komünist Çin yönetiminin işgali altında yaşamaktadırlar. Urumçi Üniversitesi'nin duvarında yer alan ve İngiliz The Independent gazetesinin bölge sorumlusu Andrew Higgins'in deyimiyle "katıksız ırkçı düşünce ile zehirlenmiş bir zihniyetin göstergesi" olan bir yazı, Çinlilerin Uygur Türkleri'ne bakış açısını yansıtmaktadır:
Uygur erkeklerini sonsuza kadar kölemiz yapalım, Uygur kadınlarını da asırlar boyunca fahişemiz (Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.)Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.
Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.
4 Haziran 1989 tarihi, komünist Çin'in vahşetine tüm dünyanın bir kez daha tanık olduğu bir gün oldu. Pekin'in ünlü Tiananmen Meydanı'nda daha fazla demokrasi ve daha fazla özgürlük için gösteriler yapan üniversite öğrencileri karşılarında kendi devletlerinin ordusunu buldular. Çin yönetimi, karşısındakilerin henüz 19-20 yaşlarındaki kendi vatandaşları olmasını önemsemiyordu. Komünist Çin'e göre önemli olan rejimin tehlike altında olması ihtimali idi ve politbüro bu üniversite gençlerinin rejimi tehdit ettiği kanaatine varmıştı. İşte bu kanaat binlerce insanın katledilmesine, binlercesinin yaralanmasına, on binlercesinin tutuklanıp işkence görmesine neden oldu
Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.
4 Haziran 1989 günü Halkın Ordusu, Tiananmen'de gösteri yapan öğrencilerin üzerine yürüdü ve Çin Kızıl Haçı'nın verdiği rakamlara göre 2.600 kişiyi öldürdü (Çin Kızıl Haçı'nın verdiği rakamlara, Çin ordusu tarafından gizlice gömülenler veya akıbetleri hiçbir zaman öğrenilemeyen kişiler dahil değildi). Başka kaynaklar ise ölü sayısının 7 bin ile 20 bin arasında değiştiğini tahmin etmekteydiler. Olaylar sırasında 7 binden fazla kişi yaralandı. 40 bin kişi tutuklandı (daha sonra bunların bir çoğu da halkın gözü önünde idam edildi).75 Ve böylece komünist Çin, kendisine muhalif olanları etkisiz hale getirmekte ne kadar "başarılı" olduğunu bir kez daha tüm dünyaya göstermiş oldu
Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.
Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.
Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.
Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.
Komünist Çin'in Zulüm Politikası ve Doğu Türkistan kitabını pdf (Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.)
txt (Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.) formatında da okuyabilirsiniz