PDA

Tüm Versiyonu Göster : YokluĞun AsabİleŞtİrİyor Benİ


mR_h3LLßoY
25-06-05, 12:33
YOKLUĞUN ASABİLEŞTRİYOR BENİ


İnsanın kafasını kurcalayan o kadar çok soru var ki ? Bu aşka dair.

Bazen varlığın mı yokluğun mu daha zor karar veremiyorum. Varlığın ve yanımda olmanın ayrı bir tadı varken. Sürekli kuşkuların, beni seviyor musun gibi sorularının bu anı çekilmez kıldığı bile oluyor. Her şeye rağmen, her halinle seni sevmenin güzelliği yanımda olmadığın da dinmez bir sızıya dönüşüyor.

Seninle yaptığımız sohbetler, şakalar, tartışmalar hele seni kızdırmalarıma verdiğin o hoş tepkiler o kadar güzel ki. Sonra kızıp küsmelerin ve benim tekrar gönlünü almalarım anlatılmaz bir mutluluk veriyor. Şuna inanıyorum ki sana alıştım, seni özlüyorum, Bu nedenle seninle olmak ve anı yaşamaktan büyük bir keyf alıyorum. Umarım bu hiç bozulmaz.

Biliyorum hiçbir şeyin garantisi yok hayatımızda,

Aşk’ta dört mevsim,

İnsanın içini acıtan kara kış, acımasız zemheri. Bazen üzgün eylül akşamları, yaprakları dökülmüş sarı bir sonbahar. Bazen çiçekli bir bahar, cıvıl cıvıl bir hayat. Bazen güneşli insanın içini saran sımsıcak bir yaz. Hepsinin ayrı ayrı güzelliği olduğu gibi ayrı ayrıda sıkıntıları var. Her şeye rağmen vazgeçemiyoruz. Her türlü olasılık altında, her türlü ahvalda sevebilmek mümkün mü ? Adını henüz koymadığımız yada bilmediğimiz bir koşullar var mı ? Yoksa gözlerini kapatıp seninle her şeye varım diyebilecek miyiz.

Yaşanası bir dünyanın zor kurallarına boyun eğen suskunluğumuz. Yüreğimizden kopup gelen özgürlük çığlığına karıştığında işte asıl kıyamet o zaman kopuyor. Asıl sancı o zaman başlıyor.

Bir yanda içinde bulunduğumuz kabullenilmesi zor durum. Beri yanda taze bir bahar yeni filizlenen bir aşk.

Bir kuş olup konabilsem pencerene, soğuktan titrediğimi görüp alır mısın içeri. Birkaç saatliğine de olsa yanında olabilsem. Tanrı dualarımızı kabul etse ve bizi alıp geçmişe götürse. Sen bir genç kız olsan. Saçları omuzlarından aşağı düşmüş, ayın on dördü gibi parlayan yüzünle. Ben bir genç adam bir köşe başında çıksan önüme. Gözlerine takılı kalıp o an aşık olsam sana. Lal olsa dilim. Sevdanın şavkı vursa yüreğime Susadığımı hissetsem su gibi güzelliğinin karşısında. Tanrının yüceliğine şahit olsam senin güzelliğinde.

Yaşayabildiğimizce tadını çıkarsak elimiz deki özgür yılların. İlk defa el ele tutuşmanın utangaç mutluluğunu yaşasak. Heyecanımdan dilim tutulsa, bir demet kırmızı gülün rengini alsa yüzüm. Yeni(den) keşfetsek birbirimizi. İki yabancıdan iki sevgiliye dönüşsek zamanın aynasında.

İlk busenin sıcaklığını tatsak birbirimizin kollarında, adını yüreğimize kazıyacağımız anlar yaratsak.

Hiç uyanılmayan bir rüyada olsak. Dizlerime yatsan ve saclarını kah öperek, kah koklayarak tarasam. En güzel şiirleri şarkıları fısıldasam kulağına, kuşlar gibi kanat çırpsak aşkın yüceliğine. Bin bir rengine takılı kalsak mevsimin, sonsuz maviliklerle deli bir mavi ye dönüşsek.

Aslında hayalde olsa rüyada olsa yaşanası ne güzel anlar, insanın hiç bitmesini istemediği. Ben bu hayalleri büyütmeyi sürdürürken, bana acı huzursuz yüzünü göstermemeye çalışarak sen içte yaşıyorsun değil mi ? Biliyorum sessiz ve derinde yaşıyorsun.

Hiçbir sorunun sorulmadığı ve hiçbir cevabın beklenmediği bir dünya yaratabilirdik. Yalnızca bize ait olan. Bu kadar düşünce bu kadar soru karmakarışık ediyor sevgimizi. Sürekli anlamlar yüklemeye çalışmakla tüketiyoruz zamanı.

Bunca güzel rüyanın ardında yokluğun asabileştiriyor beni.

Biraz durgun, biraz melankoliyim senin gibi, biraz yokluğuna alışmak istiyorum, neden alışmak zorunda olduğumu dahi bilmeden. Biraz asabiyim hiçliğin için. Özlediğim gün gibi aşikar ama eskisi gibi dillendiremiyorum hislerimi. Biraz çekingenim senin gidişinden beri.

Seni sana bıraktığımda, yada yanında olduğumda değişen pek bir şey olmuyor. Bir türlü tutmayı beceremiyorsun sana uzatılan eli yada istemiyorsun tutmayı söylemek istemesende. Mehteran takımı gibiyiz iki adım geri bir adım ileri. Yinede çok yol kat ettik farkındayım. Konduramıyorum işte yokluğunu, neden diyorum bu kadar uzak kalmak istiyorsun neden. Uykuya sarmış yitip tüketiyorsun tüm zamanı. Belki fazlaca üstüne geldiğimi düşünerek, huzursuzluğunu anlamaya çalışarak seni yalnız bırakıyorum.

İkinci haftanın içindeyiz, ne telefon ne haber ne bir mesaj. Sorduğumda yine uykuda dediler. Seni yoruyorum belki ama sevgi bu, emek vermeden kolay kazanılmıyor. Beni tanıdığını düşündüğüm anda onlarca soruyla geliyorsun karşıma, her şeyi bir anda tüketmek istercesine.

Bir haftadır yorgan döşek yatıyorum. Sana sevgine en fazla ihtiyacım olduğu şu anlarda sen yine yoksun. Biliyorum ki yine ben merhaba diyeceğim. Utanmaz, usanmaz bir sevgiliyi canlandırarak Yine ben merhaba diyeceğim ben hatırını soracağım.

Sevmeyi ve sevilmeyi öğrenemediğin için kızmayacağım sana. Sadece yokluğun asabileştiriyor beni. Sana nedensiz bile sevilebileceğini bu kadar zamandır olduğu gibi yine göstereceğim. Çünkü aşkın ve sevginin kutsallığını anlamak ve yaşamak gerekiyor. Sana da bunu anlatmaya ve yaşatmaya çalışıyorum izin verdiğin müddetçe.

Seçtiğin yolu yargılamaktan ve kabuğunda yaşamaktan sıkılmadın mı ? Ya aşka dair masallar dinlemekten. Çok sonra geçer denmesinden. Ben çok sıkıldım. Seni sevmenin güzelliğini yaşamak varken. Ben nasihat istemiyorum.

Ülkeler değişiyor, şehirler değişiyor. mevsimler değiyor pekala bir yürekte değişebilir. Neden değişmesin. Nasıl büründün bu tabularına, nasıl yapıştırdılar üzerine bu kadar çekingen ve ürkeksin

Arada bir merhaba demek arada bir sevgini göstermen bu kadar mı zor. Senden dünyanı değiştirmeni bile beklemedim. Her şeyi senin isteklerine göre şekillendirmeye çalışırken, bu kaçısın neden?

Neyin bedeli ödediğimiz. Olasılığı çok mu zor bir istek benimkisi.

Limitimi var aşkın.

Sen parlayan sevgi dolu bir yürek taşırken, neden bürünüyorsun bu karanlıklara. Kimler çaldı senin ışıklarını kimler küstürdü bu hayata.

Neyin talebi sıcak bir yürekte yer edinmekten başka

Ağır geliyor. Beklemekten ve seni ummaktan başka bir şey yapamıyorum. Yokluğun asabileştiriyor beni. Daha kaç gece uykusu yitik bir adam olarak dolaştıracaksın beni.
Olabildiğince açık ve olabildiğince özgür bıraktım duygularımı, senin sustuğun anlarda bile yansıması oldum yüreğinin.

Yoksa ben mi fazla geliyorum sana ? Kaldıramayacağın bir yük müyüm omuzlarında ?

Bir yürekten gelen aşkın çağrılarını duymak mı suçum. Kalabalıklar arasında atılan sessiz bir adımı görmek ve o adıma eşlik etmek mi suçum. Bu kadar zor mudur aşka kanat çırpmak. Bir yüreğe girmek bu kadar zor mu senin için ?

Kaybetmenin ezikliğini yaşadın mı hiç ? Kimsesizliğini… ?

İnsanlardan kaçtığın oldu mu ? Kaybettiğini anlarlar diye,başın öne eğik yürüdün mü ?

Ya da İçinde fırtınalar koparken, kimseye fark ettirmemek adına dudağına hafif bir gülümseme takınarak, başın dik bir şekilde bakabiliyor muydun hayata ?

Asiliğin kanına bulaşmasın bir kere. Mümkün mü bir yüreği zincirlerle tutasın…

Hala bu kadar anlatılanlara rağmen durabiliyorsan yerinde sana cesaretsiz demiyorum.

Düpedüz korkak diyorum.

Mutluydun değil mi? 105 m2 dünyanda, 3 oda 1 salondu hayatın.

Yüreğinde bu kadar büyük bir sevgiyle. Ne oldu saklanabileceğini mi sanıyordun. İşte sızdırıyor. Hadi kapatsana çatlaklarını, hadi engel olsana becerebiliyorsan.

Hadi sevdirme kendini, hadi biraz daha acıt yüreğimi, beceremediğin için. Hayatın gerçeklerini yüzüne vurduğum için intikam al. Mutluydun değil mi ? Nerden girdin hayatıma dediğini duyar gibiyim. Neden öğrettim sevginin bu dünyada var olduğunu.

Hadi kaçmayı dene. Unutmak için hobiler bul kendine. Git nasihatlar dinle. Aşkı bilmeyen arkadaşlarından. Bak şekerim diye başlayan uzun uza nutuklarda avut kendini.

Senin kurallarınla yaşamalıyız aşkı. Gel dediğinde gelen, git denildiğinde giden bir uşak olmalıyım. İster misin ?

Hani aşk emek isterdi, hani aşk yürek isterdi. Birini sevmek bu kadar mı acı veriyor. Korkaklığınla daha mutluysan dönme bana.

Diyelim ki; boş ver benim anlattıklarımı. Duygularına ne oldu, kadınsı sezgilerine. Onlarda mı cevap vermiyorlar. İki satır yazmaya cesaretin yok. Hiç mi gitmedi elin telefona, hala mı zor seni seviyorum demek? Bakalım ne kadar daha devam edeceksin çelişkilerle, gel gitlerle yaşamaya?

Kendimi senin yerine koymaya çalışıyorum. Senin gibi düşünmeye çalışıyorum. Ben gelecekten bahsetmek isterken sen geçmişi sorguluyorsun.

Bütün yazılanlar ve paylaşılanların ardında

Kocaman bir özür borçluyum galiba seni sevdiğim için.

Umarım bin gün uslanırsın. Böyle giderse ya başını yaslayacak bir omuz. Ya da başını vuracak bir taş ararsın.

Doğan ORMANKIRAN

Blue_Fe@r
25-06-05, 13:06
cok güsel eline sağlıkk

Deniz.
23-11-05, 04:39
Tam "işte benim kıza mektup olarak yollayabileceğim süper bi metin buldum" dedim. :D :D Amanın! :eek: O nasıl bir son öyle. ((: Neyse, bi rötuş yapacaz artık. :D ;)