PDA

Tüm Versiyonu Göster : Komplo Teorİsİmİ ?


cadı
22-06-05, 11:43
17 Ağustos 1999, Gölcük Saatler gecenin üçüydü ve insanlar can havliyle
kendilerini evlerinden dışarıya atarken sanki bir kıyameti yaşıyor
gibiydiler. Ali Kırca' nın yönettiği Siyaset Meydanı'nda enkazdan kurtarılan
bir bayan şunları söylüyordu 'O gece ne olduğunu bilmiyorum ama bildiğim bir
şey var ki bu depremden farklı bir şeydi. Bir iddiaya göre depremden hemen
önce Gölcük'ten Avcılar' a kadar geniş bir alanda görülen "ateştopu" ile
ilgili bilimsel bir açıklama yapılamıyordu.
Birtakım teoriler ortaya atılmaya başlandı.Kimine göre Ruslar bomba
patlatmıştı. Kimine göre de Yugoslavya''ya atılan bombaların yer kabuğunun
dengesini bozması sebebiyle depremin gerçekleştiğini söylüyordu. Hatta
bazılarına göre işi PKK bile yapmış olabilirdi. Nitekim CNN televiyonu
Başbakan Bülent
Ecevit ile yaptığı bir röportaj sırasında depremin arkasında PKK mı var"
sorusuna Sanmıyorum" cevabını vermişti. Oysa bu sorunun doğal yanıtı "siz ne
saçmalıyorsunuz,depremle PKK nın ne alakası var." Olmalıydı. Bu soruya
verilen cevap, akıllara, PKK nın deprem oluşturabilme ihtimalinin olduğunu
düşündürdüğü gibi, yapay depremlerin olabileceği sonucuna da götürmektedir.
Bu teoriler arasında akla en yatkın olanı Future Times da yayınlanan
araştırma dizisinde yer alan hikayeydi.
Bu senaryoya göre, San Andreas fay hattında meydana gelebilecek büyük bir
depremin Amerikan
ekonomisine çok büyük zazar vereceğini bilen ABD,yerkabuğundaki değişimleri
zleyerek, daha deprem oluşmadan tektonik katmanlar arasında artan basıncı
değişik noktalardan patlatıp boşaltarak, büyük depremi küçük depremler
haline dönüştürmenin yolunu bulmuştu.Yıllar
önce Sırp asıllı Amerikalı bilimadamı mucit Nicola Tesla tarafından
geliştirilen bu düşük frekanslı
elektromanyetik ışınımla yüksek enerji nakli" tekniğini,hem Ruslar hem de
Amerikalılar uzun zamandır bir silah olarak kullanmanın yolunu arıyorlardı.
Bu yöntemle, çok uzaktan, hatta uzaydan geniş alanlarda tahribat
yapabileceklerdi. Ancak Pentagon yıllardır çok güçlü bir silah geliştirmek
amacıyla üzerinde
çalıştığı bu projeyi, bir yandan da barışçı "deprem indirgeme" sistemine
uygulamak suretiyle tepkileri
azaltmayı ve fonlama devamlılığını sağlamayı amaçlıyordu. Bu nedenle proje
önce Avustralya' nın çıplak ve seyrek nüfuslu kırsal bölgelerinde denendi ve
geliştirildi. Daha sonra bunun deprem bölgelerinde denenmesine geldi sıra.
Değişik zamanlarda Kafkaslar' da, Okyanus tabanında ve Güney Amerika'daki
Ant dağlarında tektonik uyarılar verilmek suretiyle endüktif deprem yaratma
konusunda büyük adımlar atıldı. Bu araştırmalar Amerika' da HAARP ve diğer
askeri tesislerin kumanda merkezlerinde yürütülüyordu. Bu arada, Türkiye,
Japonya ve benzeri deprem bölgelerinde de sismik ağ şebekeleri kurularak bu
bölgelerin tektonik verileri saniyesi saniyesine devasa bilgisayarların
kayıtlarına gönderilmeye başlandı. Ve gün geldi bu sistem Türkiye'de
denenmek istendi. Bölge zaten yılardır bu amaçla sismik espiyonaj
altındaydı. Nitekim gelişmeleri dikkatle takip edenler, depremden hemen
sonra, Türk Telekom' un Türkiye' nin
sismik bilgilerini Pentagona ileten NATO Üssü'nün iletişimini nasıl
kestiğini ufak puntalarla gazetelere
düşen haberlerden hatırlayacaklardır. ABD'nin asıl hedefi, Kuzey Anadolu fay
hattındaki deneyden elde edeceği tecrübe ve bulguları, San Andreas fay
hattına uygulamaktı. Bu iş yine çok yüksek askeri gizlilik
taşıdığından yürütme işi İsrailli uzmanlara verilmişti. Gerekli makine ve
donanım gizlice denizaltılarla Gölcük üssüne getirilerek oradaki,
yeratı,denizaltı korunaklarına kuruldu. Türk makamları durumdan
detay bazda haberdar değildi. Deney basarılı olacağından sonunde kimse
normal dışı bir şeyin olduğunu fark etmeyecekti. Bu amaçla Gece Şahini
tatbikatı" nın Gece 03:00 da başlaması planlandı. Gece saat
tam 03:00 da düğmeye basılacak ve Gece Şahini devreye alınacaktı. 1-2 dakika
içinde de oluşturdukları muazzam enerjiyle Marmara'nın altındaki tektonik
tabakayı zayıf yerlerinden kırıp, aylardır
oluşan basıncı dışarı atacaklardı. Böylece büyük bir deprem önlenmiş
olacaktı. Ama o gece bir şeyler
yanliş gitti Doga kendini yönetmek isteyenlerden bir kez daha intikam
almişti. 45 saniye süren deprem,
beklenenin 10.000 kat üstünde bir güçle gelmişti. Zayiflayan ve titreyen
elektrikler geri geldiginde, gece saat 03:05'i gösteriyordu. Daha bir kaç
dakika öncesine kadar korunağın içinde şampanya patlatmayı bekleyenler,
şimdi korkudan buz gibi donmuş,hareketsiz ayakta duruyorlardı. Kimsenin
ağzını bıçak açmıyordu. On binlerce insan, çoluk cocuk, o enkazın altında
can çekişiyor veya cansız yatıyordu. Bu tarihin en büyük felaketiydi; hem de
insan eliyle yaratılan...
İşte o andan sonra çantalardan çıkan Q planı" çalışmaya başladı. İlk önce
bölgedeki tüm haberleşme ve elektrik enerjisi felç edildi. Kimsenin
birbiriyle haberleşmesi istenmiyordu. Cumhurbaşkanı dahi sabahleyin"benim de
telefonum kesikti" şeklinde garip bir açıklama yaptı.Cumhurbaşkanı ve
başbakan şaşkındı. Saatlerce "üzgünüz" bile diyemediler. 4 dakika içinde
İsrail Başkanı Barak ve birleşik Devletler
Başkanı Clinton ile irtibat kuruldu. O anda İsrail' de Ben Gurion' un Lod
askeri havaalanından 4 adet
savaş uçağı savaş uçağı eşliğinde 2 nakliye uçağı havalanıyordu. 2 dakika
sonra da İsrail Deniz Kuvvetleri
ve NATO Güney Deniz Saha komutanlığı' na bağlı tüm birlikler DEFCON-4 acil
durumuna geçirildi. Amerikan 6' ncı filosuna bağlı gemiler de rotalarını
İstanbul'a çevirmek için Pentagon'dan emir aldılar. Bu arada devreye Avrupa
ülkelerinin liderleri de giriyor ve belki de onlardan da Türkiye için sözler
alınıyordu.Yunanistan bile harekete geçirilerek Türkiye' yekarşı olan
hasmane tutumuna son vermesi
sağlanıyordu. Tüm Batı başkentleri hareket halindeydi, panik yoktu. Herşey
kontrol ve koordinasyon altındaydı; bir tek Türkiye dışında. İsrailli
askerler ve üst düzey subaylar o gece Gölcük'te ne arıyorlardı.
Bu devir teslim töreni her yıl yapılan rutin bir ulusal törendi. Uluslar
arası bir kimliği yoktu.Bunun nedenini şimdi daha iyi anlıyoruz. Hiç kimse
bu güne kadar hiç katılmadıkları bu devir teslim törenine neden
katıldıklarını sormadı. Ya şaşkınlıktan, ya da telaştan,enkaz altında kaç
İsrail askerinin öldüğü, kaçının yaralandığını da soran olmadı.O felakette
kaç İsrail askerinin öldüğünü ne Genelkurmay
yayınladı nede İsrail böyle bir bilgiyi açıklamak nezaketinde bulundu.
Herkese verdikleri imaj ise oraya biz yardım için geldikleriydi.Hemen bir
hastane kurdular.Esasamaçları enkazaltındaki askerlerini ve önemli askeri
malzemeyi çıkartarak götürmekti. Biz de "Bak şu İsrail'e helal olsun, hemen
yardımımıza koştu" diyerek sevindik. Sabah saat 03:05 ile 06:30 arasında
Batı'da bu hareketlilik yaşanırken bölgede de çok hızlı ve çok gizli askeri
hareketlilik hakimdi. Ancak herkes kendi derdine düşmüş olduğundan bu
olağanüstü gizli operasyondan kimsenin haberi olmuyordu. Böylece bu işi
planlayanlar gecenin karanlığından da yararlanıp denizaltından parçaları
yüzeye vuran Tesla makinesinin kalıntılarını toplayıp, yer altı ve
yerüstündeki tüm izleri yok etmeye çalışıyorlardı. Ve bölgeye son hızla
gelen Rus araştırma gemisi dahi sabah saat 06:30' da bölgeye vardığında,
havanın aydınlanmasıyla birlikte etrafta delil olabilecek tek bir cisim bile
kalmamıştı. Deniz altında oluşan radyasyon anlaşılmasın, dibe çöken
kalıntılar
araştırılmasın ve patlama sonucu meydana gelen denizaltı krateri ve çukur
ortaya çıkarılmasın diye bu bölge derhal askeri karantinaya alınarak dalışa
yasak bölge ilan ediliyordu. Ancak bütün bu temizlikler
yapıldıktan sonra Ecevit ve daha sonra da Demirel'in bölgeye gitmesine izin
veriliyordu. Amerika tüm imkanlarını seferber etti. Clinton Amerikan
halkından Türkiye'ye yardım etmesini istedi. Kasım' da
Türkiye'ye geleceğini ilan edip; Ecevit' in de bu arada amerika' ya (belki
de binlerce şehidin diyetini
konuşmaya) kendini ziyarete geleceğini haber verdi.İlk anda çok
yadırgadığımız Sağlık Bakanı Osman Durmuş'un"yabancılara tek bir hasta bile
vermem demesini, ABD Deniz Kuvvetlerine ait yüzer hastanede tek bir hastanın
bile tedavi edilmediğini,750 ton yardım malzemesiyle yüklü bir İsrail
gemisinin üç gün süreyle gümrükte tutulmasını şimdi yadırgayabiliyor
musunuz? Enkaz altında binlerce Mehmet, Hatice, Ayşe ve Ali'ye karşı bir
vicdan borcumuz var. Onlar geride gözleri yaşlı on binlerce sevenlerini,
sıcaklıklarından mahrum bırakırken, sırf Kaliforniya'da Johnny' ler, Susan'
lar ve Alice' ler yaşasın diye yaşamdan çalındıklarını dünya bilsin.

_________________________________________________________________

kanunsuz
22-06-05, 16:57
içerisinde o kadar gerçek yönler varki bu yazının..
gerçekten insan bir komplo teorisi olsun istiyor...

ama bu ayrıntıları bu kadar saat sıralamsına göre
kim düzenlemiş onuda merak ediyorum ayrıca..?