Tüm Versiyonu Göster : Bir Ece Ayhan


Güneşin Kızı
14-05-07, 22:31
Türk edebiyatının aykırı, aykırı olduğu için başına buyruk, kendine özgü, sakıncasız söz ustası, 2. Yeni şiir akımının sivil generali Ece Ayhan, çekip gitti. Zaten ben bildim bileli, büyüklüğünün hep farkında olan şairlerin, yazarların desteğiyle yaşam savaşındaydı. Şairler böyledir işte, çekip gitmeden, bıraktıkları boşluk anlaşılmaz. Hele bizim gibi ülkelerde sadece ölüler sevilir. Faytonla Heybeli’deki eve çıkarken, bunlar geçiyor aklımdan. Bir de Ece’nin fayton şiirinin dizeleri:

“O sahibinin sesi gramafonlarda çalınan şey
incecik melankolisiymiş yalnızlığının
intihar karası bir faytona binmiş geçerken ablam
caddelerinden ölümler aşkı pera’nın…”

Ölüm karası bir faytonda gitmiştir Ece de belli ki son yolculuğuna. Son günlerinde, bilinç dışı haliyle sözcüklerini toplamıştır. Öfkesini “tüllere sarılı mor bir karadağ tabancasıyla” zulalamıştır. Karşı yakada onu Cemal Süreya, Turgut Uyar, Edip Cansever karşılamıştır. Şimdi diyeceksiniz ki, ‘kardeşim, kendin biliyorsun, kendin yazıyorsun, hiçbir şey anlamadık, nasıl bir şiir yazardı da bu kadar büyük şairdi bu Ece Ayhan’ diye. O zaman, bırakayım, o yanıtlasın Böyle diyenleri, aklından geçirenleri, aklına düşmeyenleri, Mor Külhani adlı şiirinden dizelerle:

"Şiirimiz karadır abiler

Kendi kendine çalan bir davul zurna
Sesini duyunca kendi kendine güreşmeye başlayan
Taşınır mal helalarında kara kamunun
Şeye dar pantolonlu kostak delikanlıların şiiridir

Aşk örgütlenmektir bir düşünün abiler

Şiirimiz her işi yapar abiler

Valde Atik’te Eski Şair çıkmazı’nda oturur
Saçları bir sözle çözülür
Kötü caddeye düşmüş bir tazenin yakın mezarlıkta
Saatlerini çıkarmış yedi dala gerilmesinin şiiridir

Dirim kısa ölüm uzundur cehennette herhal abiler…”

Buraya hepsini yazsam bedava bir şiiriniz olurdu ama yağma yok. Gidip sorarsınız, yoksa ısmarlarsınız bir Ece Ayhan kitabı. Hayata belki siz de mor külhani bakarsınız. Posta’nın dev bulmacalarını çözdükten sonra Ece Ayhan şiirinin gizlerini çözmeye çalışırsınız:

“…peki nasıl oldu da hatırlamadı denizde boğulduğunu
nasıl’ oldu da peki anlatamıyorum biliyorsun
Öyle ölümüne düşkündü ki biyoloji sıfır
bir şarkı yiyor şimdi şapkalarını eksiliyor
Ama yok ne olur ağlama böyle ama yok
şunun şurasında tramvaysız, çocuk olmak turunç olmak
Kantocu peruz sahi yaşadı mı patron?”

şiiriyle başlarsınız buna ve sorarsınız Ece Ayhan yaşadı mı sahiden abiler? diye. Her şair öldüğünde, o ülkenin bir rengi biraz daha solar. Her şair öldüğünde şiirleri yeniden doğar. Ne demişti Yahya Kemal Rindlerin (Şairlerin) Ölümü adlı şiirinde:

“Ölüm asude bir bahar ülkesidir bir rinde
Gönlü her yerde buhurdan gibi yıllarca tüter
Ve serin serviler altında kalan kalbinde
Her seher bir gül açar, her gece bir bülkül öter”.

Güle güle, hoş geldin Ece Ayhan’

Oğuzhan AKAY