PDA

Tüm Versiyonu Göster : Semirechye Petroglifleri


Original
22-04-07, 18:53
Güzel sanatların bir türü olan petroglifler, Kazakistan bölgesinde ortaya çıkmış ve çok eski zamanlardan bugüne kadar varlığını sürdürebilmiştir. Son yıllarda bulunan birçok anıt, eski boyların sanatçı geleneklerinin özgünlüğünü göstermektedir.

Petroglif güzel sanatının en ünlü merkezi Kazakistan’daki Semirechie de bulunur (Kazakistan’ın bulunduğu bölgeye Yedi Göller adı verilmektedir.) Birbirine benzeyen anıtların incelenmesi bir asırdan daha da eskilere dayansa da, bu güne değin edinilen bilgi çok azdır…

1950’lerin sonunda Anrakhai dağlarında Tamgalı’ye ait petroglifik boyamalı, eşsiz bir tapınak bulunmuştur. Yeni araştırmalara 1970-80’lerde başladı. Bir başka sıra dışı anıt olan, Koksu Vadisindeki Eshkiolmes Tapınağı , 1980’lerde keşfedilmiştir. Bir çok petroglif Semirechie bölgesinde bulunmuştur.

Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.

Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.

Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.

Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.

Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.


Kazakistan’daki petroglif sanatının gelişmesindeki ana evrelerin farklılaşma olasılığı bu keşiflerden sonra ortaya çıkmıştır.

Şu ana kadar Semirechie’de petroglif sanatın bulunduğu 50 tane keşfedilmiş anıt vardır. En ünlü petroglifler, Tamgalı’nin (okunuşu: Tamgalı) doğal sınırında; Koksu Nehri’nin Vadisinde, Sholak, Kyndyktas, Anrakhai ve Bayan Zhruek Dağlarının arasındadır. Bir kaç bin petroglifi barındıran bu sıra dışı barınaklarla beraber, küçük gruplar halinde onlarca ve yüzlerce petroglif de, vadi duvarlarında, tepelerde ve gömütlerde bulunur.

Bu karmaşık incelemeyi ve petroglifler hakkında ek bilgi almayı mümkün kılan diğer arkeolojik ortamlar, gömütler, kurban sunakları ve kült yapılardır. Farklı türdeki anıtların arasındaki bağlantıyı sağlayan bu keşifler, bunlarının tümünün bir sistem içinde olduğunu düşünmeye fırsat vermiştir. Bu sırasıyla, Semirechie’deki eski sanat anlayışının ne kadar geniş olduğunu da gözler önüne seriyor.

Batı Semirechie’deki petrogliflerin ana bölümü Bronz Çağına kadar uzanır. Bu türdeki boyamalar bölgedeki tüm petrogliflerin toplam sayısının %80-90’ını oluşturur. Bunlar, doğu Semirechie’deki petrogliflerden teknik metot, stil ve karakter anlayışından epeyce farklıdır.

Sıra dışı yöntemlerle çalışılmış en büyük sığınak olan “Tamgalı Geleneğinin Petroglifleri” , bu yönden kendine batı Semirechie de yer bulur.

Tamgalı’nın doğal sınırı, Almatı’nın kuzey batısına 170 km mesafede olan Anrakhai dağlarında bulunur. Petrogliflerin çoğu kuzey batıda bulunan ana vadideki yedi küçük vadicik gibi, ana vadinin alt ve yan taraflarında bulunur. Ana vadideki toplam petroglif sayısı yaklaşık 2000’dir. Hepsi şartlı olarak yedi guruba ayrılmıştır. Grupların numaralandırılması vadinin iç boğazından başlamaktadır.

Burada güneş başlı tözlerin (fotoğraf 1, 2, 3), gizlenmiş savaşçıların, evli çiftlerin, doğumdaki kadınların görüntüleri görülebilir.Ayrıca bir sürü figürün niteliği, portelenmiş insan ve hayvanların avlanma sırasındaki görüntüleri ve kurban boğaların görüntüleri vardır.(fotoğraf 8,9)

Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.

Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.

Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.

Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.

Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.

Güneşle ilgili semboller fazlaca yer tutarken, iki tekerlekli savaş arabalar nadiren resimlerin konusunun içindedir.

Bu petroglifler çeşitli zamanlara ait olmasına rağmen çoğu bronz çağa uzanır. Boyamalar eski petrogliflerden ayrı olarak Saakların hayvan stiline göre yapılmıştır.(fotoğraf 13, 14).Bununla birlikte bazı örneklerde birbiriniz tamamlar hatta birbirlerini kaplarlar. Orta çağa ait petroglif görüntüleri vadiyi çevreleyen tepeler ve susuz küçük vadilere çakılmıştır.(fotoğraf 15,16, figür . 1,2)

Tamgalı doğal sınırı, halen Semirechie’deki en eski ve en sıra dışı anıtlardan biridir.

Karakyn sınırı, ana Tamgalı vadisinin kuzeyindeki yokuşta, Anrakhai dağlarında bulunur. Petroglifik görüntüler alt taraftaki birkaç tepede olduğu gibi daha yüksek alanlara da yayılmıştır. Boyamaların temel bölümü 2-3 kat şeklinde, kuzeyde bulunan kayalıkların kenarlarında keşfedilmiştir.

Anthropomorpic görüntüler içinde güneş başlı tözler (fotoğraf 17,18), insan figürleri, okçular, biniciler, hayvanlar, güneşle ilgili S şekilli semboller vardır.(figür 3).Hayvan görüntülerine boğa, keçi, geyik, yaban domuzu, köpekler de dahildir.çok fazla figürden oluşan kompozisyonlar fazla yoktur. Ellerini kaldıran adam figürleri pek yaygın değildir.

Bu görüntüler farklı zamanlara aittir. Tamgalı ana vadisindeki bronz çağ petrogliflerinin büyük kısmı konu ve stil olarak benzerlik taşır. Tepelerin yüksek kısımlarında bulunan hayvan görüntüleri Scythian-Siberian hayvan stiline göre uygulanmıştır.

Çok yüksek olmayan Serektas dağları; Anrakhai’nin kuzey doğusundaki dağ sırtına 16–18 km uzaklıkta bulunur. Onlar, dikkat çeken tepeler olarak, ovalardan 250–300 metre daha yüksekte yer alırlar. Kuzey batı’ya 16 km olan Tamgalı içinde, en yüksek noktası deniz seviyesinden 600 metre yukarıda bulunan dağlar doğal sınırın ters tarafında bulunur.

Keçi, boğa, geyik, yabani koyun, avlanan okçular, ellerini yukarı kaldırmış insanlara ait figürler ve güneşle ilgili semboller bu tepelerin doruklarına oyulmuştur.

Original
22-04-07, 18:54
Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.

Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.

Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.

Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.

Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.

En ilginç petroglif toplanması, kuru vadi üzerindeki bir kayada keşfedilmiştir. Bu vadinin kurumuş deresi güneydoğudan kuzeybatıya kadar dağları yırtarak geçer.

Bazı sağ açılı taş süslemeleri kayaların altında ve hayvan barınakları için parçalara ayrılmış kullanılan kısımlar aşağı tarafta saklanmıştır. Bunlar erken demir çağa (M.Ö.. 1200 - 750) ait olan köylerdir. Evlerin yapımından kalan kalıntılar bu yerleşimlerde 6–8 ev bulunduğunu gösterir.

Yanında duran kayanın üstünde hayvan stiline uygun çalışılmış geyik boğa keçi ve yabani koyun figürleri vardır. Bunlar aynı zamanda kutulanarak yerleşimin bir parçasıymış gibi ele alınabilir.

Yurt görüntüleri(fotoğraf 19a, 19b, 19c) petrogliflerin genel bölümlerinden nakavt tekniği ve patina renginden dolayı farklılık gösterir. Bunlar kayanın üzerinde, sonradan dikkat çekmiş gibi görünüyor. Bu görüntülerin içinde bulunan küçük dikdörtgen figürler, buranın giriş kapısı olabileceğini düşündürüyor. Yerleşim yerinin yukarısında bulunan toplam sayısı yaklaşık 50–60 tane olan bu görüntüler kayanın içine çakılmıştır.

Demir çağına ait olan bu yerleşimlerin karşılıklı düzenlemeleri ve kayalardaki petroglifler bunları yer anlamı içerisinde, aynı boya mensup insanlara ait olan tapınaklar olarak görmemizi sağlıyor.

Oy-Jailau’nın (coğrafi yerin adı) doğal sınırı, Jambul ilinin Kurdai bölgesinde (Kazakistan 17 ile bölünmüştür ve her il de kendi arasında bölgelere ayrılmıştır.), Otyrar istasyonuna 40 km uzaklıkta olan Kyndykus dağlarının arasında bulunur. Burası düzlükten 1200 metre yükseklikte bulunan küçük tepelerle çevrili dağlık bir platodur. Derin çukurlar platoyu bir taraftan diğer tarafa doğru keser. Bu çukurlar ovaya kuzeybatıdan güneydoğuya doğru akan eski nehir kanallarıdır.

Doğal sınır, doğudan batıya 6–7 km, kuzeyden güneye 4–5 km kadar uzar.

Petroglifler, doğal sınırın kuzey batıdaki kısmında bulunan küçük nehrin sol tarafındaki sahilde bulunur. Petroglifler geniş uçurumların büyük parçaları üzerine yapılmıştır. Burada Bronz Çağ’dan başlayarak eski Türk tarihine kadar uzanan farklı çağlara ait yaklaşık yüz adet örnek vardır.

Bronz çağ petroglifleri, uçurumun sonunda, batı tarafında yer alır. Yaklaşık 50 tane görüntü vardır. İki binicinin ellerinde kitabelerle yüz yüze resmedildiği görüntü kayalıkların üst kısmında keşfedilmiştir.

Bunun yanında boğa ve deve figürleri işlenmiştir. Kayalıkların dibinde, oradan kopmuş bir kaya parçasının üzerinde büyük boğa ve keçi resimleri bulunmuştur.

Tapınma ayini sırasında duruşları resmedilmiş iki adam, bu resimlerin üst tarafında yer alır. Hayvanların çoğunluğu Tamgalı geleneğine göre yapılmıştır.


Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.

Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.

Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.

Blokların doğuya bakan yüzünde bulunan aynı kayalıklarda, burnu kuş gagasını andıran şekilde resmedilmiş bir geyik bulunur.(figür 5) Geyik düzgün bacakları ve öne doğru uzanan burnu ile karakteristik duruşuyla resmedilmiştir. Arkasındaki karakteristik kamburuyla, iki tane ortak merkezli dairenin içine sokulmuş gözleriyle gösterilmiştir.

Kedigiller familyasına ait olan iki yırtıcı hayvan figürü gibi Saak dönemi tarihli semboller dağ sırtında ve yuvarlak tepelerde bulunur.

Bu bronz çağ petrogliflerinin doğusunda Türk devrinin çok farlı nitelikleri yer alır. Sivri uçlu başlıklı iki tane binici, püsküllerle donatılmış atlarıyla resmedilmiştir. Biniciler elerinde mızrak ve iki şeritli bayrak tutarlar. Bu sahnenin üst kısmında atların dizginlerini tutan bir adam yer alır. Bu sahnenin aşağı kısmında ise eğilmiş bir geyikle onu vurmaya hazırlanan bir okçu karşımıza çıkar.

Jambul ilinin Kurdai bölgesindeki Chuyili dağlarının dibinde derin bir vadi olan Ungurii yer alır. Petroglifler koleksiyonu Chu istasyonundan 30 km güneydoğuda yer alır. Bu bölgedeki dağlar kuzeybatıya doğru azalarak, akarsu ve ırmakların kanalları tarafından boğazlanarak yayla şeklini almıştır. Bu eski kanallardan bir tanesi de Ungourii vadisinde şekillenmiştir.

Petroglifler, Canyon nehriyle aynı ismi taşıyan nehrin kayalıklarının dikey öbeklerine yapılmıştır.100 dizaynın da toplamı 2-5 km genişliğindedir. Dikey blokların çoğu kademesinde, vahşi boğa, vahşi domuz, atlar, keçiler ve yaban koyunu gibi iyi çizilmiş figürler bulunmaktadır. Bu resimler 30–40 cm genişliğindedir.

Petroglifli kanyonlar, Sartai Vadisinden doğal sınıra kadar olan bölgeye 3 km batı uzaklığındaki girişte keşfedilmiştir. Petroglifik resimler, nehrin iki yanında bulunan küçük kaya parçalarının üzerine kazınıp çizilmiştir. Yaklaşık olarak 50 tane Petroglifik resim bulunmaktadır. Karakteristik Tamgalı geleneklerine göre çizilen boğa resimleri, tapınağın merkezinde yer almaktadır.

Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.

Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.

Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.

Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.

Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.

Bu resimler diğerlerine oranla çok daha büyüktür. Aynı zamanda, hayvan takibi yapıp avlayan okçuların görüntüleri de bulunmaktadır. Bunların yanında çizilmiş dolu deve, geyik, köpek, keçi ve yırtıcı hayvan resimleri vardır.

Yukarda bahsedilen petroglifli tapınakların yanı sıra Kurdai Bölgesindeki Akkaynar-Şoşkabas doğal sınırında bulunan Khantai dağlarında küçük bir petroglif koleksiyonu vardır.

Çoğu aynı temel kurallara göre organize edilmiştir, bir veya 2 tane büyük petroglifik çizimin yanında, küçük av veya hayvan çizimleri yer almaktadır.

Kuzeydoğu Semirechie topraklarındaki petrogliflerin ana kısmı Jungar Alatau'da keşfedildi.

Bu bölgedeki petrogliflerin özelliği bronz çağdan sonra bile bu sanatın gelişmeye devam edip Saak ve Eski Türk sanatının en güzel örneklerini sunmasıdır.

Jungar petrogliflerinin asıl hali Semirechie’nin batı tarafındaki petrogliflerden dikkate değer bir biçimde farklıdır. Konuların birleşimi ve bütün kompozisyonlar anlatımda ve kayaların üzerine uygularken kullanılan teknik metot bakımından içine uzanır. Göçebelerin yaptığı oymacılık işi bu bölgenin M.Ö.. 1–2 yy. arasında asimile edildiğini ve aktif olarak diğer çağlarda gelişmeye devam ettiğini kanıtlıyor.

Jungar’daki en büyük ve ilk sanat abideleri Eshkiolmes dağlarındaki petrogliflerdir.

Eshkiolmes alanı Jungar Alatau’nun batıdaki ucudur. Burası Taldykorgan bölgesinin 30 km güneyinde bulunan Almatı kentinde yer alır. Alanın kuzey yokuşu düzgünce geniş bir yaylaya açılır. Güney kısmı ise dik bir şekilde Semirechie’deki birçok nehirden biri olan Koksu’ya iner ve burada Koksu nehri dar vadisinden koparak geniş bir alana yaylır. Alanın yüksekliği deniz seviyesinden 1300 m yüksektedir.(fotoğraf 20) Eshkiolmes alanıyla Koksu nehri arasında kalan küçük yükselti de bronz çağdan ortaçağa kadar olan zamana ait olan arkeolojik anıtlar vardır.

Bu buradaki yerleşimin çok eski zamanlara uzandığını kanıtlar. Bu sarnıcın yukarısında üstünde petroglif bulunan tepeler vardır.

Petroglifler 6 vadide toplanmıştır. Çoğu Talapaty’nin karşısında ve barajın 6.5 km üstünde bulunmaktadır.

Bunlar insan ve hayvan figürleridir ve üzerlerinde semboller bulunur. Ana bölümde bulunan hayvan figürleri arasında develer, atlar, keçiler, geyikler, yaban domuzları, öküzler, köpekler ve yırtıcı hayvanlar vardır. Semirechie’deki başka hiçbir sığınakta bu kadar fazla atların çektiği savaş arabalarına rastlanmamıştır.(fotoğraf 21, 22 figüre 7,8).Üç okçunun “dev”e saldırısını içeren bir çok sahne vardır.(fotoğraf 23, figür 9,10).

Teke tek dövüşlerin, avlanmanın ve kurban etmenin bulunduğu resimler yaygındır.(fotoğraf 24, 25 figür 11,12,13).Savaş arabalarının üstündeki güneş başlı tözler ve avcılık görüntüleri Semirechie’deki petroglif sanatı açısından özgün ve ilgi çekicidir.(figür14).

Barınaklardaki en eski boyamalar Bronz çağa ve Saak devrinde aittir. Değiştirilmiş ve elden geçmiş görüntülerdeki solmayı dikkate alarak, bunların eski Türk Devrinden kalmış olduğu tespit edilebilir.

Göçebelerle ilgili konular Saak devri ve eski Türk devrinde hâkimdir. Bu görüntülere yırtıcı hayvanların otobur hayvanlara yaptığı saldırılar(fotoğraf 26, 27, 28), öküzleri süren insanlar, çiftlik hayvanları yüzünden savaşçılarla yapılan teke tek muharebeler ve sosyal görüntüler dâhildir.(figür 15,16)

Görüntülerin çoğu beklenmedik ve ulaşılması güç yerlerde bulunduğu için kolayca keşfedilememektedir. Yerel sanatçıların sahip olduğu inkâr edilemez, kendilerine özgü sanat anlayışı kayalıkların üzerindeki çizimlerde kullandıkları orijinal metotlarla dikkate değerdir. Minyatür figürler 1-2 cmyi aşmamakla beraber sahip oldukları zarafetleri kolayca fark edilebilir.

Eshkiolmes petroglifleri kendine has bir şekilde Semirechie’nin bütün Jungar bölgesinin geleneklerini yansıtır.

Terekty kanyonu Jungar Alatau sıra dağlarının batı sınırındadır. Burası, Almatı ilinin Taldykourgan bölgesindeki Begash köyünün 4 km batısındadır. Petroglifler, kanyonun kuzeybatı rampasının üst kısmında yer alır. Onlar, Koksu vadisiyle yüksek dağ merasını birbirine bağlayan göçebelerin kullandıkları patika üzerinde bulunurlar.


Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.

Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.

Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.

Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.

Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.

Görüntülerin çoğu, keçi, öküz, yaban koyunu, geyik, at, kuşlar ve yırtıcı hayvanlardan oluşur.
Avlanma sahneleri, teke tek dövüşler, öküzleri süren insanlar ve çiftlik hayvanları için yapılan savaşlar, baskın konulardır. Ayrıca başka benzeri olmayan birbirini takip eden araba görüntüleri mevcuttur.(figüre 17).Konuların çoğu kısmı Bronz Çağa aittir.

Küçük Koitas’ın doğal sınırı, Usek nehrindeki vadide; Almaty ilinin, Panfilov bölgesinin Toksanbai alanının güney rampasında, Zharkent şehrinin 40-45 km. kuzeyinde yer alır.

Toplamda sekiz tane petroglif merkezi keşfedilmiştir ve sadece bir tanesi çok önemlidir.
Tapınak merkezi Küçük ve orta Usek nehirlerinin karışıp birleştiği yerde ve Zharkent’in kuzeyine 42 km mesafede yer alır. Petroglifler, taraçanın aşağısında ve ovaların yukarısındaki tepelerde yer alır. Bu anıtların özelliği bunların çoğunluğunun demir çağdan kalmış oldukları gerçeğidir. Kayalıkların üzerine çakılmış erkek domuz, geyik, at ve keçi resimleri karakteristik hayvan stiline göre yapılmıştır. Konuların koleksiyonu biraz homojendir. Bu petroglif grubunun merkezi bölümü 8m çapındaki erkek domuz figüründen oluşmaktadır. Bu metot, Rönesans devrinin petroglif sanatının karakteristik yapısıdır.(figür 18,19)

Sholak dağları, Jungar Alatou’nun güneybatı çıkıntısıdır. IIi nehri, 20. yüzyılın ikinci yarısında inşa edilen Kapchagi sarnıcının üstünde, güneyde kalır. Sholak dağları göçebelerin sığır üretmesi bakımından ekonomik olarak daha uygundur.

Sholak dağlarının petroglif sanatı sadece tek başına eşsiz büyük bir koleksiyon değildir. Genellikle dağların güney yokuşuna açılan birkaç vadinin arasında bulunurlar. En ilginç petroglif topluluğu Karaispe, Aiyr-Kezen, Taigak, Terekty, Kyzyt-Auyz’da ve diğer vadilerde bulunmuştur. Görüntülerin çoğu kısmı eski Saak devrinden sonraki orta çağlara uzanır.(figür 20,21)

Semirechie’deki bölgelerde bulunan petroglif sanatını tanımlarken her bölgenin kendine özgü petroglif merkezleri olduğundan söz etmek yerinde olacaktır. En önemli anıtlar, kayaların üstüne işleniş biçimi, stili ve metotlarında olduğu gibi, konularının zenginliği veya sayılarının fazlalığı bakımından da farklılık gösterir.

Kuzey doğu Eskiolmes için batı Semirechie’deki en göze çarpan anıtlar Tamgalı tapınağında bulunur. Daha özgün konuya sahip ve daha küçük petroglif topluluğu bu tapınaklar etrafındadır.

Original
22-04-07, 18:55
Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.

Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.

Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.

Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.

Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.

Kazakistan’ın bilim adamlarının eskiye nazaran bugünler de daha çok inceleme yapabildiğini söyleyebiliriz. Yıllar boyunca bu tip anıtlara karşı, uzmanların kuşkucu yaklaşımları petrogliflerin zamanını saptayacak bir metot olmaması yüzündendi. Farklı bilim adamları bir tanesinde aynı konunun farklı zamanlar da işlendiğini anladılar. Bir tanesi taş devrine, bir tanesinin Saak devrine diğerinin de bronz devre ait olduğu görüldü.

Petrogliflerin tarihlerinin belirlenmesindeki bu farklılıklar nesnel engellere bağlıdır. Mesela mezarın tarihini saptamak amacıyla cenaze törenine ait teçhizatlar göz önünde bulundurulmaktadır. Tarihleri, savaşların ve yatağın başında bulunan tabakların (belki tepsi) yardımıyla bile bulunabilir. Tarih saptamadaki son aşama olarak modern metotlar ve karbonlama tekniği kullanmak gerekebilir.

Petrogliflere göre her şey farklıdır. Yüzlerce ve binlerce görüntü benzer göründüğü için, bunların aynı zamanlarda yapılmış olduğu sanılabilir. Ama zaman geçtikçe arkeologlar tanınmış bilinen konuların aynı devire ait olmadığını anlamışlardır. Bilindiği gibi bu savaş arabaları M.Ö. 17 yy. daha önce oluşmamıştır. Büyük İskender’in seferlerine çıktığı sıralarda bunların modasının geçtiği ve eskidiği göz önünde bulundurulmalıdır. Tamgalı’deki kayalarda birkaç tane sopalı, iki tekerlekli araba vardır.

Bu görüntülerin birinde öküzlerin arabaya bağlanış biçiminden bunun bir savaşa, avlanmaya ya da sadece taşımacılık anına ait olduğu sonucuna ulaşmak güçtür. Eskiolmes’deki petrogliflerin arasında yaklaşık yüz tane savaş arabası-ki birkaç tanesine atlar bağlanmıştır-ve bazılarında da yüklemenin yapıldığı yerde resmedilmiş arabacı resmi vardır. Bilindiği gibi çok önceleri öküzleri ve yabani eşekleri arabaya bağlamak, insanların atları evcilleştirip kullanmayı öğrenmesinden hemen sonra ortaya çıkmıştır.(tablo 1)

Jungari ve karatas dağlarının içinde, savaş arabalarının üstüne çıkmış biçimde atış yaparken resmedilen okçular bulunmuştur. Ayrıca bir savaş arabasının diğerini takip ettiği şemalar vardır. Bu şemalara göre, bu görüntüleri ve farklı araba resimlerini, M.Ö.. 1.-2. yüzyıl arasında Kazakistan bölgesinde yaşayan insanların yaptığı sonucuna ulaşabiliriz. Bunun anlamı, bu görüntülerin gelişmiş ve geç bronz ve hatta önceki göçebe devriyle bağlantılı olduğudur. (Tunç/Bronz Çağı M.Ö.. 3000–1200)

Bütün kompozisyonun bir parçası olan insanlar ve çoğu hayvan figürleri de bu devre uzanır.

Bununla birlikte, yukarıda bahsedilen görüntülerin oluşma tarihi bir yüzyıldan fazla olsa da, araştırmacılar tarihlerin daha geniş bir zaman aralığına ait olduğunu söyleyeceklerdir. Ve sadece büyük guruplar halinde resmedilmiş savaşlar kronolojik zaman süresini kısaltmayı mümkün kılabiliyor.

Tamgalı, Eshkiolmes ve Karatau’daki geniş vadilerde (kanyon) bulunan birçok şemada savaşta kullanılan çekiçler, baltalar ve mızraklarla resmedilmiş insan figürleri vardır. Bilindiği gibi, savaşlarda kullanılan çekiçler sonraki Bronz çağ da kullanılmış olup M.Ö.. 1. yy.ın son çeyreğinde kullanılmaktan vazgeçilmiştir. Milat öncesi süvari ve atlı sınıfının çoğunluğunda bu çekiçleri kullanmayı bıraktığını söyleyebiliriz. Bazı petrogliflerde taştan yapılmış ok uçlarını fark edip, çeşitlerine dikkat ederek bu petrogliflerin ne zaman yapıldığını ortaya çıkarmak olanaklıdır.

Bundan başka petrogliflerin yapılış tarihini belirlemek için kullanılan birkaç yöntem daha vardır. Tamgalı’daki mezarlık bölümünde bazı tamamlanmamış insan figürleri vardır. Buradaki taşlar eski zamanlardan beri mezar hücrelerinin yapımında malzeme olarak kullanılmıştır.

Taştan yapılmış kutu şeklindeki kapsüller birkaç yüzyıldır yeraltında duruyor ve bu resimlerin Bronz çağdan sonra yapılmadığı düşüncesini uyandırıyor.

Petrogliflerin tarihlerinin belirlenmesi konusunda sadece birkaç örnek verdik.


Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.

Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.

Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.

Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.

[B]Petroglif sanatının tarihinin ayrıca resmin stilinden de anlaşılabileceği bir gerçektir. Hayvan stilinin göçebeler tarafından bulunduğu ve stilin doruk noktasına M.S. 6–7. yüzyılda ulaştığı bilinir.

Jungari dağlarında seçkin tapınaklarda Saak sanatı keşfedilmiştir. Bunlara benzeyenler Saak ve Skiff mezarlık tepeciklerinden altın ve bronz mücevherler şeklinde bulunabilir.(tablo 2)
Eski Türk zamanı petrogliflerinin son derece şematik ve sıradan olduğu kısa bir müddet için göz önünde bulundurulduysa da yeni malzemeler bu varsayımı kanıtlamamıştır.

Chuili ve Jungari dağlarında o çağa ait petroglif sanatının bu güzel tapınakları keşfedilmiştir.(figür . 23–24)

Atlı süvarilerin katıldığı savaş görüntüleri, avcılık görüntüleri ve getir-götür işi yapan insan figürlerinin oluşturduğu şemalar en karakteristik olanlarıdır.

Atların sürdüğü üççatallı bahçe aletleri, sembollerin biçimi, kıyafetlerin detayı ve eşkenar dörtgen şekilli taştan yapılmış ok uçlarının kılıfları gibi detaylara bağlı olarak bunların M.Ö. 6–9. yüzyılları arasında eski Türk devrine ait olduğu anlaşılabilir.(figür 25, 26)

Petrografik sanatın konularını yorumlamak bundan daha kolay bir görev değildir.
Dikkatlice incelendiğinde, Saak petrografilerinde koyun ya da büyükbaş hayvan imgelerine rastlanmamaktadır. Bronz çağın petrogliflerinde, çiftçilerin işlerini gösteren sahnelere rastlanmamaktadır. İstisna olarak tartışmaya açık olan 1–2 adet Saimely – Tash bulguları bulunmaktadır. Bu sanat türünde insanların aktivitelerini direkt olarak yansıtan bulgular bulunmamaktadır.

İlkel mantık üzerine kurulu sanat dinsel fikirler ile özdeşleşmişti. Geniş Tamgalı kayaları üzerine çekiç darbeleriyle, kuyrukları olan adam figürleri yapılmıştı. Bunlar hayvan derilerinde saklı olan, insanlar ve ruhlar ile insanlar ve tanrılar arasında aracı olan rahiplerdi.