Original
11-03-07, 02:42
Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.
ALİ PEKTAŞ
Büyük şair Mehmed Âkif’e “Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın? / ‘Gömelim gel seni tarihe’ desem, sığmazsın.” mısralarını yazdıran Mehmetçiğin, Mehmetçikten öte büyük bir milletin ‘ruh’udur Çanakkale. İnandığı kutsal değerler uğruna cihanın yedi iklimine karşı duran bir milletin destanı.
Bu destanı kelimelere dökmek elbette mümkün değil. Çünkü her anı başka bir kahramanlık hikâyesi ile dolu Çanakkale zaferinin. Ezineli Yahya Çavuş, Seyit Onbaşı, Kınalı Ali akla ilk gelenlerden. Bilinmeyenler ise o kadar çok ki. Winston Churchill’in “Anlamıyor musunuz? Biz Çanakkale’de Türklerle değil, Allah ile savaştık!.. Tabii ki yenildik...” cümleleri Çanakkale’de yaşanan ve bugüne kadar çözülemeyen birçok sırrı özetliyor gibi.
Zaferin 92. senesini idrak edeceğimiz bugünlerde Tiyatro Greyfurt’ta yazar Mehmed Niyazi’nin, Çanakkale Mahşeri romanından uyarlanan ‘Çanakkale Mahşerinde Kardeşlik Destanı’ adlı oyunu sahneliyor. Oyunun danışmanlığını da Mehmed Niyazi üstlenmiş. Daha önce Menan Cinleri adlı oyunuyla kendinden söz ettiren Tiyatro Greyfurt, bu oyunu ile de tiyatroseverlerin beğenisini kazanıyor. Mahmut Tahsin’in yazıp yönettiği ‘Çanakkale Mahşerinde Kardeşlik Destanı’ kalmakla gitmek arasında bir seçim yapmak zorunda kalan altı askerin hikayesini anlatıyor. Bu hikaye iki Anzak askerinin üstlerine verdikleri rapordan alınmış. Çanakkale Savaşı başlayalı 5 ay olmuş, her cephede kanlı çarpışmalar olmaktadır. Biri hariç. Düşman gelmez siperi. Suvla koyunda Çanakkale’nin en sapa yerinde. Oyunda bu siper farklı bir olaya sahne oluyor. Siperdeki altı asker, Anadolu’nun bağrından kopan altı Mehmetçik. Molla Fazıl, Kürt Hüseyin, İstanbullu, Laz Cemal, Alevi Cemal ve 314 Mahmud hiç düşman görmemiş. Bayram namazını kılmak için hazırlanırlarken üzerlerine 267 kişilik bir İngiliz alayının geldiğini fark ederler. Artık gitmek ve kalmak arasında karar verme zamanıdır. Kalırlar. Çünkü kalmak vatan demektir. Yanlarında ne bir top ne de bir mermi vardır düşmana karşı çıkmak için. Diğer cephelerden yankılanarak gelen, süngülerini takarlar ve öylece yürürler düşmanın üstüne. Hepsi şehit olur. Ama Laz Cemal’in elinde dalgalanan sancak yere düşmez. Kendilerini bekleyen analarından, sevdiklerinden; hepsinden aziz olan vatan için geçerler. Peki o 267 kişlik İngiliz alayına ne olmuştur?
Birleşik Ordu Komutanı Sir Hamilton’un isteği üzerine 10 Ağustos’ ta Suvla koyuna çıkarma yapan Norfolk Alayı’nın 4. taburuna bağlı 267 asker Bombatepe’ye yürür. Ancak o tepenin üzerinde gri renkli bir bulut duruyordu. İngiltere Kraliyet Muhafız Alayı’nın 4. taburu tepeye vardığında, büyüyen bulutun içine girdiler ve bu askerler bir daha görülmediler. Savaştan sonra 1918 yılında İngiltere hükümeti, Türkiye’ye resmi bir yazı gönderir ve kaybolan alayın akıbetini sorar. Alınan cevap ise şudur: “Türkiye onları ne esir almıştır ne de ölüm kayıtları vardır. Bu askerlerle ilgili bir bilgiye sahip değildir.”
İki perdelik oyun bu olayın anlatılmasıyla sona eriyor. Oyundaki anlatılan ara hikâyeleri İbrahim Sadri’nin sesinden dinlemek oyuna ayrı bir hava katmış. “En büyük rütben onurundu.” sözüyle başlayan oyunun Mehmetçiğe ithafen; “Sen omzunda yaralı bir İngiliz askerini değil insanlığı taşıdın” sözleriyle noktalanması manidar. Çanakkale Zaferi’nin ülke insanının birlik ve bütünlüğünün en büyük nişanesi olduğu tezinden yola çıkan oyun, toplumu ayakta tutan ruha vurgu yapıyor. Oyunun geneline serpilen komik sahneler, izleyenlerin neşe ve hüznü aynı anda yaşamalarını sağlıyor. Oyunda her şeyin dönemine uygun ve gerçekçi olmasına özen gösterilmiş. Işık ve dekor da oyuna fotoğraf görselliği katacak şekilde tasarlanmış. Tiyatro Greyfurt’un amatör bir ruhla sergilediği oyuna, gençlerin yoğun ilgisi de sevindirici. Her şeyin madde ile ölçüldüğü günümüzde oyun bizi Çanakkale’nin manevi atmosferine götürüyor. General Mac Arthur’un, “Savaşta silahlar önemlidir, komutanlar önemlidir; ama daha önemli olan maneviyattır, ruhtur!..” sözü belki oyunun özeti gibi.
‘Çanakkale Mahşerinde Kardeşlik Destanı’ mart ayı boyunca İstanbul, Bursa ve İzmit’te tiyatroseverlerle buluşacak. 0216 422 09 00
Oyunun gösterim tarihi ve yerleri
8 Mart Perşembe 20.00 Pendik Atatürk Kültür Merkezi
9 Mart Cuma Bursa
10 Mart Cumartesi 16.30-20.00 Ümraniye Kültür Merkezi
11 Mart Pazar Tuzla İdris Güllüce Kültür Merkezi
12 Mart Pazartesi Gebze Belediyesi Kültür Merkezi
13 Mart Salı 20.00 Kağıthane Şehir Tiyatroları Sadabad Sahnesi
15 Mart Perşembe 13.00 Fatih Üniversitesi
16/17 Mart Cuma/Cumartesi Bursa/Osmangazi
18 Mart Pazar 14.00 Eyüp Sultan Center
20 Mart Salı 19.00 Gaziosmanpaşa Şehir Tiyatroları Sahnesi
26 Mart Pazartesi İzmit Sabancı Kültür Merkezi
31 Mart Cumartesi Üsküdar Haydarpaşa Lisesi Konferans Salonu
ALİ PEKTAŞ
Büyük şair Mehmed Âkif’e “Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın? / ‘Gömelim gel seni tarihe’ desem, sığmazsın.” mısralarını yazdıran Mehmetçiğin, Mehmetçikten öte büyük bir milletin ‘ruh’udur Çanakkale. İnandığı kutsal değerler uğruna cihanın yedi iklimine karşı duran bir milletin destanı.
Bu destanı kelimelere dökmek elbette mümkün değil. Çünkü her anı başka bir kahramanlık hikâyesi ile dolu Çanakkale zaferinin. Ezineli Yahya Çavuş, Seyit Onbaşı, Kınalı Ali akla ilk gelenlerden. Bilinmeyenler ise o kadar çok ki. Winston Churchill’in “Anlamıyor musunuz? Biz Çanakkale’de Türklerle değil, Allah ile savaştık!.. Tabii ki yenildik...” cümleleri Çanakkale’de yaşanan ve bugüne kadar çözülemeyen birçok sırrı özetliyor gibi.
Zaferin 92. senesini idrak edeceğimiz bugünlerde Tiyatro Greyfurt’ta yazar Mehmed Niyazi’nin, Çanakkale Mahşeri romanından uyarlanan ‘Çanakkale Mahşerinde Kardeşlik Destanı’ adlı oyunu sahneliyor. Oyunun danışmanlığını da Mehmed Niyazi üstlenmiş. Daha önce Menan Cinleri adlı oyunuyla kendinden söz ettiren Tiyatro Greyfurt, bu oyunu ile de tiyatroseverlerin beğenisini kazanıyor. Mahmut Tahsin’in yazıp yönettiği ‘Çanakkale Mahşerinde Kardeşlik Destanı’ kalmakla gitmek arasında bir seçim yapmak zorunda kalan altı askerin hikayesini anlatıyor. Bu hikaye iki Anzak askerinin üstlerine verdikleri rapordan alınmış. Çanakkale Savaşı başlayalı 5 ay olmuş, her cephede kanlı çarpışmalar olmaktadır. Biri hariç. Düşman gelmez siperi. Suvla koyunda Çanakkale’nin en sapa yerinde. Oyunda bu siper farklı bir olaya sahne oluyor. Siperdeki altı asker, Anadolu’nun bağrından kopan altı Mehmetçik. Molla Fazıl, Kürt Hüseyin, İstanbullu, Laz Cemal, Alevi Cemal ve 314 Mahmud hiç düşman görmemiş. Bayram namazını kılmak için hazırlanırlarken üzerlerine 267 kişilik bir İngiliz alayının geldiğini fark ederler. Artık gitmek ve kalmak arasında karar verme zamanıdır. Kalırlar. Çünkü kalmak vatan demektir. Yanlarında ne bir top ne de bir mermi vardır düşmana karşı çıkmak için. Diğer cephelerden yankılanarak gelen, süngülerini takarlar ve öylece yürürler düşmanın üstüne. Hepsi şehit olur. Ama Laz Cemal’in elinde dalgalanan sancak yere düşmez. Kendilerini bekleyen analarından, sevdiklerinden; hepsinden aziz olan vatan için geçerler. Peki o 267 kişlik İngiliz alayına ne olmuştur?
Birleşik Ordu Komutanı Sir Hamilton’un isteği üzerine 10 Ağustos’ ta Suvla koyuna çıkarma yapan Norfolk Alayı’nın 4. taburuna bağlı 267 asker Bombatepe’ye yürür. Ancak o tepenin üzerinde gri renkli bir bulut duruyordu. İngiltere Kraliyet Muhafız Alayı’nın 4. taburu tepeye vardığında, büyüyen bulutun içine girdiler ve bu askerler bir daha görülmediler. Savaştan sonra 1918 yılında İngiltere hükümeti, Türkiye’ye resmi bir yazı gönderir ve kaybolan alayın akıbetini sorar. Alınan cevap ise şudur: “Türkiye onları ne esir almıştır ne de ölüm kayıtları vardır. Bu askerlerle ilgili bir bilgiye sahip değildir.”
İki perdelik oyun bu olayın anlatılmasıyla sona eriyor. Oyundaki anlatılan ara hikâyeleri İbrahim Sadri’nin sesinden dinlemek oyuna ayrı bir hava katmış. “En büyük rütben onurundu.” sözüyle başlayan oyunun Mehmetçiğe ithafen; “Sen omzunda yaralı bir İngiliz askerini değil insanlığı taşıdın” sözleriyle noktalanması manidar. Çanakkale Zaferi’nin ülke insanının birlik ve bütünlüğünün en büyük nişanesi olduğu tezinden yola çıkan oyun, toplumu ayakta tutan ruha vurgu yapıyor. Oyunun geneline serpilen komik sahneler, izleyenlerin neşe ve hüznü aynı anda yaşamalarını sağlıyor. Oyunda her şeyin dönemine uygun ve gerçekçi olmasına özen gösterilmiş. Işık ve dekor da oyuna fotoğraf görselliği katacak şekilde tasarlanmış. Tiyatro Greyfurt’un amatör bir ruhla sergilediği oyuna, gençlerin yoğun ilgisi de sevindirici. Her şeyin madde ile ölçüldüğü günümüzde oyun bizi Çanakkale’nin manevi atmosferine götürüyor. General Mac Arthur’un, “Savaşta silahlar önemlidir, komutanlar önemlidir; ama daha önemli olan maneviyattır, ruhtur!..” sözü belki oyunun özeti gibi.
‘Çanakkale Mahşerinde Kardeşlik Destanı’ mart ayı boyunca İstanbul, Bursa ve İzmit’te tiyatroseverlerle buluşacak. 0216 422 09 00
Oyunun gösterim tarihi ve yerleri
8 Mart Perşembe 20.00 Pendik Atatürk Kültür Merkezi
9 Mart Cuma Bursa
10 Mart Cumartesi 16.30-20.00 Ümraniye Kültür Merkezi
11 Mart Pazar Tuzla İdris Güllüce Kültür Merkezi
12 Mart Pazartesi Gebze Belediyesi Kültür Merkezi
13 Mart Salı 20.00 Kağıthane Şehir Tiyatroları Sadabad Sahnesi
15 Mart Perşembe 13.00 Fatih Üniversitesi
16/17 Mart Cuma/Cumartesi Bursa/Osmangazi
18 Mart Pazar 14.00 Eyüp Sultan Center
20 Mart Salı 19.00 Gaziosmanpaşa Şehir Tiyatroları Sahnesi
26 Mart Pazartesi İzmit Sabancı Kültür Merkezi
31 Mart Cumartesi Üsküdar Haydarpaşa Lisesi Konferans Salonu