gokhandnzl
02-06-05, 16:32
KURTLAR İMPARATORLUĞU
Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.
Orjinal Adı : L’empire Des Loups / Empire of the Wolfes
Yönetmen : Chris Nahon
Oyuncular : Jean Reno, Jocelyn Quivrin, Arly Jover, Laura Morante, Philippe Bas
Senaryo : Jean Christophe Grangé (kitap)
Görüntü Yönetmeni : Michel Abramowicz
Müzik : Olivia Bouyssou
Süre : 128 Dk.
Yapım : 2005 - Fransa
Konu : Üst düzey bir devlet görevlisinin eşi olan Anna Heymes, amnezi ve hallusinasyon nöbetleri geçirmektedir. Bu krizlerden dolayı eşinin yüzünü hatırlamadığı ve hatta onun dürüstlüğünden şüpheye düştüğü zamanlar bile olmaktadır.
Bu sırada, 10. bölgede çalışan inatçı polis şefi Paul Nerteaux Paris’te Türk mahallesinde üç tane kaçak Türk işçi kadının sadist bir şekilde uzuvları kesilerek öldürülmesi davasını araştırmaktadır.
Tüm Türk mahallesinden bilgi toplamak için Nerteaux’nun yeri doldurulamayacak bir polis olduğu söylenen eski meslektaşı Jean-Louis Shiffer’den yardım istemekten başka çaresi yoktur.
Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.
"Kurtlar İmparatorluğu"
Jean Reno Türk mahallesinin polisi olursa...
Jean Christophe Grangé'nin ülkemizde de büyük ilgi gören romanından uyarlanan, Jean Reno'nun başrolde yer aldığı "Kurtlar İmparatorluğu", ucu İstanbul merkezli bir ülkücü mafyaya uzanan karmaşık bir hikâye anlatıyor. Türkiye'deki çekimlerden çok az sahnenin yer aldığı filmin hikâyesinde de büyük boşluklar var...
Jean Christophe Grangé'nin ülkemizde Doğan Yayınları tarafından yayınlanan ve 29 baskı yapan romanından, yine Grangé'nin yazdığı bir senaryoyla uyarlanan "Kurtlar İmparatorluğu", ülkemiz açısından ayrı bir öneme sahip. Uluslararası uyuşturucu ticaretini elinde tutan ülkücü mafyanın merkezde yer aldığı bir hikâye anlatan filmin çekimlerinin bir bölümü, geçtiğimiz yaz, İstanbul ve Kapadokya'da gerçekleştirilmişti. Fransa'daki yapım aşaması dört ay süren filmin Türkiye çekimleri ise iki hafta sürmüştü. Ön yapım çalışmaları için ülkemize gelen film ekibi, Kapadokya'nın Uçhisar bölgesinde çekimleri gerçekleştirmeyi techi etmesi, filmin final sahnelerini İstanbul'da Binbirdirek Sarnıcı'nda kurulan sette tamamlanması ve Emre Kınay da küçük bir rolde yer alması, uzun süre basınımızı meşgul etmişti.
Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.
Filmde ilk olarak, bir devlet görevlisinin eşi olan ve amnezi ve hallusinasyon nöbetleri geçiren Anna Heymes ile tanışıyoruz.. Bu krizlerden dolayı Anna'nın, eşinin yüzünü hatırlamadığı ve hatta onun dürüstlüğünden şüpheye düştüğü zamanlar bile olmaktadır. Bu sırada, 10. bölgede çalışan inatçı polis şefi Paul Nerteaux, Paris'te Türk mahallesinde üç tane kaçak Türk işçi kadının sadist bir şekilde uzuvları kesilerek öldürülmesi davasını araştırmaktadır. Tüm Türk mahallesinden bilgi toplamak için Nerteaux'nun yeri doldurulamayacak bir polis olduğu söylenen eski meslektaşı Jean-Louis Shiffer'den yardım istemekten başka çaresi yoktur. Shiffer'in avucunun içinin bildiği gibi Türk mahallesinde olayı araştırmaya başlayan iki polis, kurt polisin 'kendi kanunlarını' uygulaması nedeniyle hızla ilerleyecek ve Anna'nın merkezinde yer aldığı karmaşık bir suç ağıyla karşı karşıya olduklarını anlayacaklardır. Araştırmaları, onları İstanbul merkezli 'Bozkurtlar' adlı ülkücü mafyaya götürünce yolları Türkiye'ye uzanır...
Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.
Film, Jean Christophe Grangé'nin romanının taşıdığı detaycı yaklaşımı, ticari kaygılarla elden bıraktığı için klişelerin kurbanı olmuş durumda. Türkiye'ye ve Türkler'e dair "pis yemek yerler", "kına yakarlar", vs. gibi sıradan önyargılarla yaklaşan filmde, ülkücülerin özellikleri dahil tüm arka plan araştırması, herhangi birinin internete girip 30 dakikada elde edebileceği sıradan bilgilerle sınırlı ve derinliksiz kalmış. Bu, filmin anlatımında boşluklar oluşmasına ve hikâyenin inandırıcılığını kaybetmesine yol açıyor.
Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.
Jean Reno'nun Türkiye ve çekimlerle ilgili görüşleri
Ülkemize geldiğinde basının büyük ilgisiyle karşılaşan Jean Reno, Türkiye ve "Kurtlar İmparatorluğu filmiyle ilgili çeşitli açıklamlar yapmıştı. Bunlardan bir bölümünü aşağıda sizin için derledik:
-"Öncelikle burada olduğum için çok mutluyum. Türkiye'ye ilk defa geldim ve açıkçası burada bu kadar tanındığımı bilmiyordum. Havaalanında gördüğüm ilgi beni çok etkiledi. Umarım gelecekte de Türkiye'ye gelip kültürel mirası incelemek için fırsatım olur."
-"Türkiye'deki gelişimi görmek beni çok etkiledi. Bana göre Türkiye Avrupa ülkeleriyle hem aynı seviyede hem de taşıdığı kültürel mirasla diğer tüm ülkelerden farklı bir yerde. Benim için ülkenizi çekici kılan da bütün kültürlerin ortak buluşma noktası olması. İlk Hırıstiyanlardan, Selçuk sufilerinden, Osmanlı'dan ve modern dünyadan izleri birarada görebilmek gerçekten inanılmaz. Ve bütün bunların yanında insancıl taraf çok çekici."
Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.
-"Grangé'nin yaptığı işlere çok inanıyorum. Daha önce de onun romanından uyarlanan bir film olan Kızıl Nehirler'de oynamıştım. O filmin Türkiye'de televizyonda yayınlandığını ve ratinglerde başarılı olduğunu duydum. Türk halkından böyle bir reaksiyon almak çok güzel. Grangé yargıç değil, sadece gerçeği yansıtıyor. Kararı vermek ise okuyucuya ve seyirciye kalıyor. Genelde yazdığı senaryolarda ve bu filmde de imkansız hırsların kölesi insanlar var. Bu insanlar hep gücün peşindeler; ama bir yandan da sıradan insanları mahvedebiliyorlar. Kurtlar İmparatorluğu bu gibi hırsları olan insanlarla ilgili gerçekçi bir film. Burada da kararı izleyiciye bırakıyoruz. Tüm sosyal toplumlarda, özellikle de ABD, Almanya, Fransa gibi sözde gelişmiş ülkelerde güç için her şeyi mahvedecek insanlar var ve bence en önemlisi böyle çılgın insanları toplumdan uzak tutmak. Filmde gözü güç için kör olmuş Türk karakterler de var. Bu insanlar Türkiye'deki sosyal ve politik sisteme karşı savaşıyorlar ama bu her yerde olabilecek bir şey. Fransa'da yaşayan Türkler'in Fransızlar'dan hiçbir farkı yok. Büyük çoğunluğu çalışkan ve dürüst insanlar. Tabi ki her toplumda suçlular olabilir. Unutmamalı ki hepimiz büyük Avrupa'nın birer parçasıyız."
Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.
(sinma.com)
Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.
Orjinal Adı : L’empire Des Loups / Empire of the Wolfes
Yönetmen : Chris Nahon
Oyuncular : Jean Reno, Jocelyn Quivrin, Arly Jover, Laura Morante, Philippe Bas
Senaryo : Jean Christophe Grangé (kitap)
Görüntü Yönetmeni : Michel Abramowicz
Müzik : Olivia Bouyssou
Süre : 128 Dk.
Yapım : 2005 - Fransa
Konu : Üst düzey bir devlet görevlisinin eşi olan Anna Heymes, amnezi ve hallusinasyon nöbetleri geçirmektedir. Bu krizlerden dolayı eşinin yüzünü hatırlamadığı ve hatta onun dürüstlüğünden şüpheye düştüğü zamanlar bile olmaktadır.
Bu sırada, 10. bölgede çalışan inatçı polis şefi Paul Nerteaux Paris’te Türk mahallesinde üç tane kaçak Türk işçi kadının sadist bir şekilde uzuvları kesilerek öldürülmesi davasını araştırmaktadır.
Tüm Türk mahallesinden bilgi toplamak için Nerteaux’nun yeri doldurulamayacak bir polis olduğu söylenen eski meslektaşı Jean-Louis Shiffer’den yardım istemekten başka çaresi yoktur.
Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.
"Kurtlar İmparatorluğu"
Jean Reno Türk mahallesinin polisi olursa...
Jean Christophe Grangé'nin ülkemizde de büyük ilgi gören romanından uyarlanan, Jean Reno'nun başrolde yer aldığı "Kurtlar İmparatorluğu", ucu İstanbul merkezli bir ülkücü mafyaya uzanan karmaşık bir hikâye anlatıyor. Türkiye'deki çekimlerden çok az sahnenin yer aldığı filmin hikâyesinde de büyük boşluklar var...
Jean Christophe Grangé'nin ülkemizde Doğan Yayınları tarafından yayınlanan ve 29 baskı yapan romanından, yine Grangé'nin yazdığı bir senaryoyla uyarlanan "Kurtlar İmparatorluğu", ülkemiz açısından ayrı bir öneme sahip. Uluslararası uyuşturucu ticaretini elinde tutan ülkücü mafyanın merkezde yer aldığı bir hikâye anlatan filmin çekimlerinin bir bölümü, geçtiğimiz yaz, İstanbul ve Kapadokya'da gerçekleştirilmişti. Fransa'daki yapım aşaması dört ay süren filmin Türkiye çekimleri ise iki hafta sürmüştü. Ön yapım çalışmaları için ülkemize gelen film ekibi, Kapadokya'nın Uçhisar bölgesinde çekimleri gerçekleştirmeyi techi etmesi, filmin final sahnelerini İstanbul'da Binbirdirek Sarnıcı'nda kurulan sette tamamlanması ve Emre Kınay da küçük bir rolde yer alması, uzun süre basınımızı meşgul etmişti.
Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.
Filmde ilk olarak, bir devlet görevlisinin eşi olan ve amnezi ve hallusinasyon nöbetleri geçiren Anna Heymes ile tanışıyoruz.. Bu krizlerden dolayı Anna'nın, eşinin yüzünü hatırlamadığı ve hatta onun dürüstlüğünden şüpheye düştüğü zamanlar bile olmaktadır. Bu sırada, 10. bölgede çalışan inatçı polis şefi Paul Nerteaux, Paris'te Türk mahallesinde üç tane kaçak Türk işçi kadının sadist bir şekilde uzuvları kesilerek öldürülmesi davasını araştırmaktadır. Tüm Türk mahallesinden bilgi toplamak için Nerteaux'nun yeri doldurulamayacak bir polis olduğu söylenen eski meslektaşı Jean-Louis Shiffer'den yardım istemekten başka çaresi yoktur. Shiffer'in avucunun içinin bildiği gibi Türk mahallesinde olayı araştırmaya başlayan iki polis, kurt polisin 'kendi kanunlarını' uygulaması nedeniyle hızla ilerleyecek ve Anna'nın merkezinde yer aldığı karmaşık bir suç ağıyla karşı karşıya olduklarını anlayacaklardır. Araştırmaları, onları İstanbul merkezli 'Bozkurtlar' adlı ülkücü mafyaya götürünce yolları Türkiye'ye uzanır...
Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.
Film, Jean Christophe Grangé'nin romanının taşıdığı detaycı yaklaşımı, ticari kaygılarla elden bıraktığı için klişelerin kurbanı olmuş durumda. Türkiye'ye ve Türkler'e dair "pis yemek yerler", "kına yakarlar", vs. gibi sıradan önyargılarla yaklaşan filmde, ülkücülerin özellikleri dahil tüm arka plan araştırması, herhangi birinin internete girip 30 dakikada elde edebileceği sıradan bilgilerle sınırlı ve derinliksiz kalmış. Bu, filmin anlatımında boşluklar oluşmasına ve hikâyenin inandırıcılığını kaybetmesine yol açıyor.
Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.
Jean Reno'nun Türkiye ve çekimlerle ilgili görüşleri
Ülkemize geldiğinde basının büyük ilgisiyle karşılaşan Jean Reno, Türkiye ve "Kurtlar İmparatorluğu filmiyle ilgili çeşitli açıklamlar yapmıştı. Bunlardan bir bölümünü aşağıda sizin için derledik:
-"Öncelikle burada olduğum için çok mutluyum. Türkiye'ye ilk defa geldim ve açıkçası burada bu kadar tanındığımı bilmiyordum. Havaalanında gördüğüm ilgi beni çok etkiledi. Umarım gelecekte de Türkiye'ye gelip kültürel mirası incelemek için fırsatım olur."
-"Türkiye'deki gelişimi görmek beni çok etkiledi. Bana göre Türkiye Avrupa ülkeleriyle hem aynı seviyede hem de taşıdığı kültürel mirasla diğer tüm ülkelerden farklı bir yerde. Benim için ülkenizi çekici kılan da bütün kültürlerin ortak buluşma noktası olması. İlk Hırıstiyanlardan, Selçuk sufilerinden, Osmanlı'dan ve modern dünyadan izleri birarada görebilmek gerçekten inanılmaz. Ve bütün bunların yanında insancıl taraf çok çekici."
Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.
-"Grangé'nin yaptığı işlere çok inanıyorum. Daha önce de onun romanından uyarlanan bir film olan Kızıl Nehirler'de oynamıştım. O filmin Türkiye'de televizyonda yayınlandığını ve ratinglerde başarılı olduğunu duydum. Türk halkından böyle bir reaksiyon almak çok güzel. Grangé yargıç değil, sadece gerçeği yansıtıyor. Kararı vermek ise okuyucuya ve seyirciye kalıyor. Genelde yazdığı senaryolarda ve bu filmde de imkansız hırsların kölesi insanlar var. Bu insanlar hep gücün peşindeler; ama bir yandan da sıradan insanları mahvedebiliyorlar. Kurtlar İmparatorluğu bu gibi hırsları olan insanlarla ilgili gerçekçi bir film. Burada da kararı izleyiciye bırakıyoruz. Tüm sosyal toplumlarda, özellikle de ABD, Almanya, Fransa gibi sözde gelişmiş ülkelerde güç için her şeyi mahvedecek insanlar var ve bence en önemlisi böyle çılgın insanları toplumdan uzak tutmak. Filmde gözü güç için kör olmuş Türk karakterler de var. Bu insanlar Türkiye'deki sosyal ve politik sisteme karşı savaşıyorlar ama bu her yerde olabilecek bir şey. Fransa'da yaşayan Türkler'in Fransızlar'dan hiçbir farkı yok. Büyük çoğunluğu çalışkan ve dürüst insanlar. Tabi ki her toplumda suçlular olabilir. Unutmamalı ki hepimiz büyük Avrupa'nın birer parçasıyız."
Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.
(sinma.com)