PDA

Tüm Versiyonu Göster : Avusturalya ile ortak tarih yazacağız


blade#
31-05-05, 00:02
''Biz Çanakkale'de Türklerle savaşarak ve binlerce insanımızı kaybederek, kahraman milletine ve onun eşsiz vatan sevgisine duyduğumuz büyük takdir ve hayranlıkla ayrıldık. Bütün Avustralyalılar Mehmetçiği kendi evlatları gibi sever, onun mertliği,vatan ve insan sevgisi, siperlerdeki dayanılmaz heybeti ve cesareti, bütün Anzakları hayran bırakan yurt sevgisi, insanlığın örnek alacağı büyük hasletlerdir.''

Lord Casey, 1. Dünya Savaşı'nda atalarının göğüs göğüse çarpıştığı
Türk askerine karşı duygularını dile getiren sözlerini, ''Mehmetçiğe
minnet ve saygılarımla...'' diye bitirirken, savaşlardan 90 yıl sonra
ortak bir tarih bilinci oluşturmak için işbirliğine giden yolda ilk
adımları da atmış.

1. Dünya Savaşı'nda İngilizlere destek amacıyla oluşturulan,
Avustralya ve Yeni Zelanda Kolordusu anlamına gelen ''Avustralia and
New Zeland Army Corps'' kelimelerinin baş harflerinden meydana gelen
''Anzak'' birlikleri, Çanakkale'de savaşmıştı.

25 Nisan 1915 Pazar günü sabahın erken saatlerinde başlayan
çıkarma ile Gelibolu Yarımadası'ndaki savaşa katılan Anzaklar, 9 Ocak
1916'ya kadar süren çok kanlı ve çetin çarpışmalar içinde, savaş
yetenekleriyle, cesaretleriyle öne plana çıkmışlardı. Anzaklar
böylece, bir sömürge insanı değil, milli bir karakter taşıyan
Avustralyalılar ve Yeni Zelandalılar olduklarının bilincine
varmışlardı.

Atalarının kan döktüğü Gelibolu Yarımadası'yla yakından ilgilenen
Avustralyalı ve Yeni Zelandalılar, her yıl 25 Nisan'da Gelibolu'da
yapılan ''Anzak Günü'' törenlerine katılıyor.

-''ORTAK TARİH YAZALIM''-

Avustralya hükümeti bu nedenle, milli kimlik oluşumu açısından
tarihlerinde önemli bir yer tutan Çanakkale Savaşları ile ilgili ortak
bir tarih yazmak üzere Türk yetkililer nezdinde girişimde bulundu.

Avustralya'nın Ankara Büyükelçisi Jean Dunn, Avustralya Hükümeti
İade Komisyonu Başkan Yardımcısı Ian Campbell ve araştırmacı Robert A.
Care ile birlikte Türk Tarih Kurumu (TTK) Başkanı Yusuf Halaçoğlu'nu
ziyaret ederek işbirliği önerisini dile getirdi.

Halaçoğlu'na, Gelibolu'nun tarihlerindeki önemini anımsatan heyet
üyeleri, ''Ortak bir tarih araştırması yapılarak, üzeri toprakla
örtülen mevzilerin, savaşın geçtiği mekanların eski biçimiyle tekrar
düzenlenmesi'' teklifinde bulundu.

Halaçoğlu da Çanakkale Savaşları'nın Türk tarihinde de büyük öneme
sahip olduğunu belirterek, savaşın geçtiği bölgeye karşı, gerek devlet
yetkililerinin gerekse Türk halkının büyük hassasiyet gösterdiğini
söyledi.

Bu çalışmalara ''memnuniyetle'' katılacaklarını bildiren
Halaçoğlu, Haziran ayı içinde iki ülke heyetlerinin tekrar biraraya
gelerek çalışmaların başlatılması önerisinde bulundu.

''Bir proje olmadan yola çıkılamayacağını'' kaydeden Halaçoğlu,
yapılacakların bir projeyle belirlenmesinin ardından, bir plan ve
program dahilinde yola çıkılmasında fayda olduğunu belirtti.

Halaçoğlu, görüşmede, Anzak Koyu'nda çökme ve erozyon nedeniyle
kaymalar bulunduğunun gündeme getirilmesi üzerine, bu bölgedeki toprak
yapısının güçlendirilmesi için çalışma yürütülebileceğini kaydetti.

Ancak, böyle bir çalışmanın yapılabilmesi için tarihi
araştırmaların sona erdirilmesinin önemine işaret eden Halaçoğlu,
''Biz bu bölgenin tabii şeklinin korunmasını arzu ediyoruz. Bu tabii
yapıyı bozacak herhangi bir işlemi kabul etmemiz mümkün değil'' diye
konuştu.

Halaçoğlu, yol inşası da dahil her türlü çalışmanın tarihi
mekanlar ve yerler tam olarak tespit edilmeden yapılmasının mümkün
olamayacağını söyledi.

Halaçoğlu, A.A muhabirine yaptığı açıklamada, Çanakkale Savaşları
konusunda Avustralya ile ortak tarih yazılması projesi çerçevesinde,
iki ülke tarihçileri, akademisyenleri ve bilim adamlarının
katkılarıyla kitap çıkarılabileceğini, CD veya albümler
hazırlanabileceğini bildirdi.

Avustralyalılar'ın Türkler'in Gelibolu'daki savaşlara bakış
açısını da merak ettiklerini kaydeden Halaçoğlu, kendisini ziyaret
eden heyete TTK tarafından hazırlanan ''Çanakkale 1915'' CD-ROM'undan
hediye ettiğini bildirdi.

-AVUSTRALYALI ASKERLERİN AĞZINDAN SAVAŞ-

25 Nisan 1915'te çıkarmayla gelip, Bomba Sırtı, Serçe Tepe, Kanlı
Sırt çarpışmalarına katılan ve 20 Ağustos 1915'te bölgeden ayrılan
1895 doğumlu, 4. Piyade Taburundan J.J.Ryan, Gelibolu'da çarpışmalar
sırasında edindiği izlenimlerini şöyle dile getirmiş:

''İyi dürüst ve cesur askerdiler. Nereye gittiğimizi bilmiyorduk.
Ne Türkiye, ne de Türkler hakkında bilgimiz vardı. Türk askerleri
cesurdu, ölmekten korkmuyorlardı. Sivil Türk ile temasımız olmadı.
Askerler silah donanımı ve beslenme açısından yetersiz görünüyorlardı.

Türkiye'yi ve Türkleri de hiç tanımıyorduk. Çıkartıldığımızda bile
askeri yöneticiler bize hiç bilgi vermemişlerdi. Hedefimiz, amacımız
neydi onu bile tam bilmiyorduk.''

1891 doğumlu, 11. Hafif Süvari Birliğinden, yarımadayı son ikiyüz
kişiyle terk edenlerden biri olan E.W. Bartlett de şunları anlatmış:

''Onlar da bizim gibi ülkeleri için savaşıyorlardı. İyi ve dürüst
savaşçılardı. Hayır. Çok dürüst çarpıştılar ve bizim gibi dürüst
kuvvettiler. (Savaşta) Her iki taraftan da değerli insanlar
kaybedildi.''

Gelibolu Yarımadası'na Temmuz 1915'te çıkan, Kasım sonunda
şiddetli dizanteri nedeniyle hastalanan ve Conkbayırı çarpışmalarına
katılan 1884 doğumlu, 28. Birlikten C.J. Hazlıtt de anılarında şunlara
yer vermiş:

''Avustralya'yı terk ettiğimizde Türkiye'ye gideceğimizi
bilmiyorduk. Gerçekte, Fransa'ya gideceğimizi düşünüyorduk. Ben
işaretçi ve koşucu idim. Normal bir 24 saatlik yaşamımız vardı.
Türkler'le bizzat temasım olmadı. Türkler'in dürüst savaşçılar
olduklarını düşündüm. Esirlere de çok iyi bakıyorlardı. Gelibolu'da
kaldığım süre içinde Türkler'in herhangi bir çirkin ya da alçakça
tutum ve eylemini işitmedim. Oysa daha sonra gittiğim Fransa'da
deneyimlerim çok farklı oldu. Tüm harekatın, iki taraftan da binlerce
kaliteli genç insanın katliamı olduğunu, bir sonuç vermediğini
düşünüyordum. Savaş da zaten budur.''