06caki
26-02-07, 19:39
Kütahya) Çinicilik merkezinin zengin bir tarihi var
Türk tarihinde ve kültüründe önemli bir kilometre taşı Kütahya. 14. yüzyıldan beri, Anadolu'nun en ünlü çinicilik merkezi. Gelişmiş el sanatları ve folkloru var. Kaplıcaları ve antik kalıntılarıyla da gelecek vaat eden bir turizm merkezi...
Efsaneye göre Anadolu'da çok çok eski çağlarda olağanüstü güzel, sağlam ve zarif çanak çömlekler, vazolar, testiler yapan yaşlı bir kadıncağız yaşarmış... Sırtındaki heybesine yüklediği üç beş toprak kabı kent pazarlarına getirir satarmış. Kısa sürede kapışılırmış el emeği göz nuru eserleri... Zamanla yaşlı kadının çanak ve çömleklerinin güzelliği, çevredeki tüm kentlere yayılmış. İnsanlar yollarını bekler olmuşlar...
Bekler olmuşlar ama, bu işten rahatsız olanlar da çıkmış ortaya... Özellikle de diğer çanak çömlekçiler... İşin sırrına bir türlü eremiyorlarmış. Bir gün karar vermişler ve yaşlı kadıncağızı gizlice takip etmişler. Yaşlı kadın, bugünkü Kütahya'nın bulunduğu yöreye gelmiş ve heybesini buradaki toprakla doldurup evine dönmüş... Kendisini takip edenler ise onun çanak çömleğindeki sırrın bu toprak olduğunu anlayıvermişler hemen. Kısa sürede çevrede bulunan tüm kentteki çömlekçiler buraya akın etmiş ve yeni bir kent çıkmış ortaya...
Anadolu'nun kültüründe ve tarihinde önemli bir yeri olan Kütahya hakkında anlatılan bu efsanenin doğruluğu su götürür, ama haklılığı ve güzel kente yakıştığı tartışma götürmez. Gerçektende bugün Kütahya, Anadolu'nun en önemli kültür merkezlerinden biri durumunda. Çinicilik ve el sanatlarındaki gelişmişlik, yüksek turizm potansiyeli, zengin ve görkemli tarihi, Kütahya'yı bu düzeye getiren önemli etkenler...
Antik çağlardaki adı "seramik kenti" anlamına gelen "Seramorum" imiş Kütahya'nın. Frigyalılar döneminde Kotiyum adını almış. Daha sonra Roma ve Bizans dönemlerinde de bu adla anılmış. 1078 yılında Türkler'in bir yurdu olduktan sonra da zamanla halk Türkçesi'nde Kütayha'ya dönüşmüş... Kütayha, bugün Ege ve Akdeniz bölgelerine açılan en önemli kara ve demiryollarının geçtiği önemli bir ulaşım noktasında bulunuyor. Bu nedenle ulaşım son derece kolay...
Kütahya'nın tarih öncesi ve antik çağdaki dönemlerinden kalan arkeolojik buluntular, bugün Kütahya Müzesi olarak değerlendirilen, 14. yüzyıl sivil Türk mimarisi örneklerinden Vacidiye Medresesi'nde sergilenmekte. Son derece zengin bir müze. Hellenistik, Roma, Bizans, Selçuklu, Osmanlı dönemi eserlerinin yanı sıra eşsiz Kütahya çinileri, gezenleri hayli etkilemekte... Kütahya, Türk çinicilik sanatında çok önemli bir merkez. Kent bu önemini, günümüzde de koruyor. Frigyalılar döneminden beri sürdürülen çinicilik, 14. yüzyıldan sonra büyük bir sıçrama yapmış. 18. yüzyılda, gerileyen iznik çiniciliğini geçmiş... 20. yüzyıla gelindiğinde de Anadolu'da tek bir çinicilik merkezi durumuna gelmiş. Ama 1970'lerden sonra başlayan aşırı modernleşme, Kütahya çiniciliğine büyük darbe vurmuş. Günümüzün turizm gelişmesi, sektöre yeniden hayat vermiş durumda... Kütahya, Anadolu'nun önemli bir dokumacılık merkezi aynı zamanda. Halıcılık, bez dokumacılığı, iğne oyacılığı, yöre halkının geçim kaynağı olan el sanatlarından...
Kentte bugün görülen tarihi yapıların hepsi Türkler'den kalma. Birçok burcuyla görkemli Kütahya Kalesi ise bir Bizans eseri. Mutlaka gezilip görülmesi gereken kale, Selçuklular, Germiyanoğulları, ve Osmanlılar döneminde eklemeler yapılıp güçlendirilerek bugünkü hale getirilmiş...
Geleneksel Türk mimarisinin en güzel ev örneklerinin bulunduğu Kütahya'da bir çok tarihi yapı bulunuyor. Balıklı Camii, İmaret Mescidi, Ulucami, Karagöz Ahmet Paşa Camii, Küçük ve Büyük Bedestenler, Kurşunlu Camii, Mimar Sinan yapısı olduğu bildirilen Lala Hüseyin Paşa Camii ve hamamı ilk anda akla gelen Türk mimarisi örnekleri... 19. yüzyılda Osmanlılar'a sığınan Macar devlet adamı Layos Kossuth'un oturduğu evde anısına bugün müze haline getirilmiş...
Kütahya bir kaplıcalar kenti aynı zamanda. Kente ve ilçelerdeki Ilıcaköy, Kaynarca, Göbel ve Yoncalı kaplıcaları, safrakesesi, böbrek ve ağrılı bir çok hastalığa iyi gelmekte...
Kent yakınlarındaki antik yerleşimlerden Temnos ve Aizani, görülmesi gereken arkeolojik yerler. Aizani, bugün ülkemizde en iyi şekilde ayakta kalmış antik kalıntıları barındırıyor. Zeus Tapınağı, yerli yabancı birçok gezginin hayranlığını kazanıyor. Aizani, Hristiyanlığın ilk çağlarında da önemli bir dini merkezdi. Bu önemini Bizans çağında da korudu. Antik kentten elde edilen bir çok kalıntı bugün Kütahya Müzesi'nde sergilenmekte
Türk tarihinde ve kültüründe önemli bir kilometre taşı Kütahya. 14. yüzyıldan beri, Anadolu'nun en ünlü çinicilik merkezi. Gelişmiş el sanatları ve folkloru var. Kaplıcaları ve antik kalıntılarıyla da gelecek vaat eden bir turizm merkezi...
Efsaneye göre Anadolu'da çok çok eski çağlarda olağanüstü güzel, sağlam ve zarif çanak çömlekler, vazolar, testiler yapan yaşlı bir kadıncağız yaşarmış... Sırtındaki heybesine yüklediği üç beş toprak kabı kent pazarlarına getirir satarmış. Kısa sürede kapışılırmış el emeği göz nuru eserleri... Zamanla yaşlı kadının çanak ve çömleklerinin güzelliği, çevredeki tüm kentlere yayılmış. İnsanlar yollarını bekler olmuşlar...
Bekler olmuşlar ama, bu işten rahatsız olanlar da çıkmış ortaya... Özellikle de diğer çanak çömlekçiler... İşin sırrına bir türlü eremiyorlarmış. Bir gün karar vermişler ve yaşlı kadıncağızı gizlice takip etmişler. Yaşlı kadın, bugünkü Kütahya'nın bulunduğu yöreye gelmiş ve heybesini buradaki toprakla doldurup evine dönmüş... Kendisini takip edenler ise onun çanak çömleğindeki sırrın bu toprak olduğunu anlayıvermişler hemen. Kısa sürede çevrede bulunan tüm kentteki çömlekçiler buraya akın etmiş ve yeni bir kent çıkmış ortaya...
Anadolu'nun kültüründe ve tarihinde önemli bir yeri olan Kütahya hakkında anlatılan bu efsanenin doğruluğu su götürür, ama haklılığı ve güzel kente yakıştığı tartışma götürmez. Gerçektende bugün Kütahya, Anadolu'nun en önemli kültür merkezlerinden biri durumunda. Çinicilik ve el sanatlarındaki gelişmişlik, yüksek turizm potansiyeli, zengin ve görkemli tarihi, Kütahya'yı bu düzeye getiren önemli etkenler...
Antik çağlardaki adı "seramik kenti" anlamına gelen "Seramorum" imiş Kütahya'nın. Frigyalılar döneminde Kotiyum adını almış. Daha sonra Roma ve Bizans dönemlerinde de bu adla anılmış. 1078 yılında Türkler'in bir yurdu olduktan sonra da zamanla halk Türkçesi'nde Kütayha'ya dönüşmüş... Kütayha, bugün Ege ve Akdeniz bölgelerine açılan en önemli kara ve demiryollarının geçtiği önemli bir ulaşım noktasında bulunuyor. Bu nedenle ulaşım son derece kolay...
Kütahya'nın tarih öncesi ve antik çağdaki dönemlerinden kalan arkeolojik buluntular, bugün Kütahya Müzesi olarak değerlendirilen, 14. yüzyıl sivil Türk mimarisi örneklerinden Vacidiye Medresesi'nde sergilenmekte. Son derece zengin bir müze. Hellenistik, Roma, Bizans, Selçuklu, Osmanlı dönemi eserlerinin yanı sıra eşsiz Kütahya çinileri, gezenleri hayli etkilemekte... Kütahya, Türk çinicilik sanatında çok önemli bir merkez. Kent bu önemini, günümüzde de koruyor. Frigyalılar döneminden beri sürdürülen çinicilik, 14. yüzyıldan sonra büyük bir sıçrama yapmış. 18. yüzyılda, gerileyen iznik çiniciliğini geçmiş... 20. yüzyıla gelindiğinde de Anadolu'da tek bir çinicilik merkezi durumuna gelmiş. Ama 1970'lerden sonra başlayan aşırı modernleşme, Kütahya çiniciliğine büyük darbe vurmuş. Günümüzün turizm gelişmesi, sektöre yeniden hayat vermiş durumda... Kütahya, Anadolu'nun önemli bir dokumacılık merkezi aynı zamanda. Halıcılık, bez dokumacılığı, iğne oyacılığı, yöre halkının geçim kaynağı olan el sanatlarından...
Kentte bugün görülen tarihi yapıların hepsi Türkler'den kalma. Birçok burcuyla görkemli Kütahya Kalesi ise bir Bizans eseri. Mutlaka gezilip görülmesi gereken kale, Selçuklular, Germiyanoğulları, ve Osmanlılar döneminde eklemeler yapılıp güçlendirilerek bugünkü hale getirilmiş...
Geleneksel Türk mimarisinin en güzel ev örneklerinin bulunduğu Kütahya'da bir çok tarihi yapı bulunuyor. Balıklı Camii, İmaret Mescidi, Ulucami, Karagöz Ahmet Paşa Camii, Küçük ve Büyük Bedestenler, Kurşunlu Camii, Mimar Sinan yapısı olduğu bildirilen Lala Hüseyin Paşa Camii ve hamamı ilk anda akla gelen Türk mimarisi örnekleri... 19. yüzyılda Osmanlılar'a sığınan Macar devlet adamı Layos Kossuth'un oturduğu evde anısına bugün müze haline getirilmiş...
Kütahya bir kaplıcalar kenti aynı zamanda. Kente ve ilçelerdeki Ilıcaköy, Kaynarca, Göbel ve Yoncalı kaplıcaları, safrakesesi, böbrek ve ağrılı bir çok hastalığa iyi gelmekte...
Kent yakınlarındaki antik yerleşimlerden Temnos ve Aizani, görülmesi gereken arkeolojik yerler. Aizani, bugün ülkemizde en iyi şekilde ayakta kalmış antik kalıntıları barındırıyor. Zeus Tapınağı, yerli yabancı birçok gezginin hayranlığını kazanıyor. Aizani, Hristiyanlığın ilk çağlarında da önemli bir dini merkezdi. Bu önemini Bizans çağında da korudu. Antik kentten elde edilen bir çok kalıntı bugün Kütahya Müzesi'nde sergilenmekte