şeker
24-02-07, 18:21
KAZAK DOKUMACILIK SANATINDA HALI-KİLİM -CİCİM-KEÇE-SUMAK İLE İLGİLİ DESEN VE BEZEK İSİMLERİ
Doç. Dr. Karlıgaş KADAŞEVA*
Türkiye Türkçesine Aktaran: Dinara Düysebayeva**
Herhangi bir milletin manevî dünyası ve kültürünün, herşeyden önce kendini, o milletin gelenekli sanatında gösterdiğini hepimiz biliyoruz.*** Gelenekli kültürümüzde, günlük hayattaki mevcut ihtiyaçlarımızı karşılayan ürünleri üretme sahası şeklinde adlandırabileceğimiz el sanatının, müstakil olarak ayrı ayrı kollara ayrılmış ve gelişmiş sahaları vardır. Meselâ kiyiz basuv1, otağın içini ve dışını süsleyen basqur2 ve alaşa toquv, tekemet basuv ve sırmak sıruv, kilem (halı) tokuv gibi dokumacılık, deri, ağaç ve taş işlemeciliği gibi dallarda üretilen ürünleri, “el sanatı” başlığı altında ele almak mümkündür. Bunlar, hiç şüphesiz, el sanatının çok özel ve bir o kadar da muhteşem eserlerindendir.
Özellikle de töseniş (yaygı), kalı kilem (halı), arabı kilem (Arap halısı), tuskiyiz (duvara asılan süslü keçe), sırmak (sumak), alaşa (cicim), tıkır kilem (düz dokuma kilim), tekemet (yere serilen desenli veya düz keçe), serildiğinde yeri, asıldığında da duvarı süsleyen eşyalardır. Belirtilen bu dokuma ve düz yaygılar, Türk soylu halkların hepsinin de dokuyup ördükleri, sıkıştırarak işledikleri ve günlük hayatlarında yaygın olarak kullandıkları paha biçilmez değere sahip eşyalarıdır. Halı, kilim, keçe ve sumakların v.b. yaygıların yüzeyindeki süslü bezek ve desenler ise, onları üreten bu halkların derinliğiyle dikkati çeken hayatının birer şeceresidir.
Biz, bugün burada kilem, töseniş, alaşa, sırmak, keste (nakış) ve kiyiz'le ilgili desen ve motiflerin yapılışı, ifade ettikleri mana veya temsil ettikleri semboller, etnografik değeri ve çıkış sebebi üzerinde duracağız.
Ele alacağımız konunun daha iyi anlaşılması için, öncelikle kilem, alaşa ve tuskiyiz ile ilgili motif ve desen isimleri, onların fonksiyonları, kullanım özellikleri ve bünyesinde barındırdıkları, başka bir deyişle “anlattıkları” veya sembolize ettikleri efsane, belli başlı kavram, inanış-kabul ve anlayışlardan hareketle leksikolojik tahlilini yapmamızın, örnek olarak göstereceğimiz isimleri bir tasnife tâbi tutarak, süsleme, bezeme, işleme (keçede) gibi işlemler ile desenlerle bağlantısını ortaya koymamızın doğru olacağı kanaatindeyiz.
Kazakistan halı, keçe ve düz dokuma yaygı türleri ve adları bakımından oldukça zengin bir mirasa sahiptir. Bu mirasın bir parçası olarak birkaç ismi örnek gösterelim: kalı kilem, tükti kilem (tüylü, düğümlü halı), arabı kilem, makta kilem (pamuk ipinden dokunmuş halı), masattı veya kırmızı (özel olarak dokunmuş, oldukça büyük ölçülerde olan kaliteli kalın halı), cibek kilem (ipek halı), colak kilem (düz çizgilerle süslü halı), töseniş, tuskiyiz, tuskeste (duvara asılan çeşitli ölçülerde nakışlar), sırmak alaşa (sumak gibi yapılmış ve yere serilen / keçenin yüzeyine dikilen desenlerle bezenmiş yaygı), kiyiz v.b.
Kalı kilem (halı): Tüylü, düğümlü haltların çok yaygın olan bir türüdür. Desenleri, çok katlı kale, su ve engin gölü sembolize eden çeşitli biçimlerdeki şerit çizgiler, dört veya sekiz kenarlı tabaklardan (dörtgen veya sekizgen göbekler) oluşur. Kullanılan boya rengi 15 ilâ 18 arasında değişir.
Kilemler, çoğu zaman bir veya birkaç kattan oluşmuş tükti (tüylü) veya tıkır (düz) dokuma şeklinde olurlar. Tükti kilem (tüylü, düğümlü halı), birkaç katlı ve birbirine yakın, sıkı yerleştirilmiş düğümlü iplerden oluşur. Tıkır kilem (düz dokuma halı) ise, tek katlı ve iki tarafı da sıkı olacak şekilde dokunur. Tıkır kilem türleri şunlardır: tıkır kilem, terme alaşa ve tösenişler.
Tükti kilem dokumacılığında malzeme olarak deve, keçi ve koyun yünü ile pamuk, pamuk-kumaş, ipek ve zıgır( keten)'dan yapılmış ipler kullanılır. Tükti kilem, renkli, boyanmış iplerden de dokunur. Boya olarak ağırlıkla: kızıl, mor, lacivert, sarı, açık gri (boz) ve gökyüzü mavisi gibi renkler tercih edilir. Bu renklerin aracılığıyla desenler ile tabiat olayları arasında bağlantı kurulur.
Kazakistan'ın güney illerinde tüylü/düğümlü ve düz dokumacılık gelişmiştir. Bu illerde üretilen halıların esas/zemin desenlerine “kümbez (kubbe)”, kenar desenlerine de “korgan (kale)” adı verilir ve onlar “su” adı verilen açık gri renkli desenle çevrelenir. Bir bütün olarak bu desenler, yüksek ve büyük kubbeli yapıları ile taş kalesi olan, etrafı derin çukurla çevrilmiş bir şehri sembolize eder.
Oyuv-örnek (desen yapımı), halı, düz dokuma ve keçe yaygılarına özel bir süs ve güzellik kazandırır. Oyuv-örnek, başlı başına bir sanattır. El becerisi, hüner isteyen oyuv-örnek, eşyanın yüzeyine yerleştirilen, dokunarak resmedilen güzel ve görkemli bir nakıştır.
Oyuv saluv, desenleri oluşturmak, kesip hazırlamak veya halıda sayarak dokumak anlamında olup, el sanatının bütün sahalarında çok yaygın olarak kullanılan bir süsleme ve bezeme tekniğidir. Bu işlemin farklı adlandırmaları mevcuttur: örnekter, örnek cürgizüv, örnek tüsirüv, bederlev (genellikle dokuma yaygıları için); oyuv bastıruv (deseni keçenin yüzeyine sıkıştırmak), örnek saluv, müner beder saluv, oymıştav, oyık, nakıs (genellikle keçeden yapılan ürünler için) v.b.
Bu cümleden itibaren belirtilen kelimeleri kısaca açıklamaya çalışalım. Örnek: İplerin yüzeyine şekil ve desenler düşürme yoluyla dokunmuş düz dokuma halı. Örnek, asil cins develerin yünlerinden, koyun yünü ve pamuk ipinden dokunur.
Tuskiyiz: Eski, hatta arkaik bir keçe türüdür. Tuskiyiz, iki çeşit kadife veya şugadan3 kesilmiş desenlerin beyaz keçenin yüzeyine yapıştırma ve kenarlarını iyi boyanmış iplerle sökülmeyecek şekilde dikme suretiyle yapılır. Onun bizkeste, tuskeste ve ilmekkeste adlarıyla bilinen ve siyah kadifenin üzerine ipek iplerle dikilmiş nakış türleri de vardır.
Örnektev: Çeşitli eşyaların biçimlerini, resimlerini veya çizgilerle sembolize edilmiş belli bir şeklini bir şeyin (kumaş, keçe v.b.) üzerine süs olarak yerleştirmek.
Mâner: Süsleme ve bezeme için kullanılmak üzere özel olarak yapılan güzel bir desen.
Nakıs (nakış): Başka bir malzemeden kesilerek alınan ve kumaş, keçe v.b. malzemenin üzerine yerleştirilen, süsleme için kullanılan çeşitli desenler.
Oyık: Yarım yuvarlak şeklinde kesilmiş desen.
Oymuıştav: bkz. Örnektev; nakıştav, äşekeylev (süslemek).
Oyuv-örnek: bkz. Nakıs, beder (desen).
“Oyuv (desen)” kelimesiyle “örnek” sözü arasında mana bakımından küçük bir farklılık vardır. “Oyuv” kelimesinin anlamı, oymak, kesmek, bir malzemeden keserek almak veya deseni oluşturacak iki malzemenin kesildiği yerlerden birleştirerek ayrı bir desen yapma yahut bir malzemeyi parça/desen halinde oyma anlamlarını karşılar. Örnek ise, boyama ve yakma suretiyle elde edilen desen türlerin adlarıdır. “Oyuv” ve “örnek” kelimeleri halk arasında “oyuv-örnek” şeklinde ikileme olarak, “desen” karşılığında kullanılmaktadır.
Millî kültürümüz, desen türleri ve onlara verilen adlar bakımından da oldukça zengindir. Desen türlerine verilen adları, başlıca dört kavramın etrafında toplamak mümkündür. Söz konusu adlandırmalara, tabiat, bitkiler âlemi, hayvan ve kuşlar dünyası, gelenekli inanışlar, kabuller, renk ve şekillerin kaynak olduğunu görmekteyiz.
Biz şimdi bu kavramlarla ilgili adlandırmaları, ana başlıklar altında toplayarak inceleme metodundan hareketle onların fonksiyonları, kullanım özellikleri ve karşıladıkları anlamları bakımından kısa açıklamalarıyla birlikte sıralayalım.
Hayvanlar âlemi:
“Hayvanlar âlemi” söz grubuyla, hayvancılık ve avcılık ile ilgili kavram ve isimleri, hayvanların dış görünüşleri, boynuz ve izlerinin sembolize edilmiş şekil, sûret ve resimlerle (çizim ve desen) ilgili adlandırmaları kastediyoruz.
İsim ve şekil kaynağı hayvanlara dayanan desenlerden birkaçına örnek verelim. Bu örneklerimizin aynı zamanda da leksikolojik yapısını da belirtmemiz yararlı olacaktır. Kazaklarda yaygın olan hayvanlarla ilgili desenler:
Tulparbas (Küheylan başı): “Atavız (at ağzı)” adıyla da bilinen bu desen, atın başını sembolize eder; hayvanın başı, ağzı, kısacası atın şeklini hatırlatır. Bu desen, nakış ve sumaklarda yaygın olarak kullanılır. Söz konusu desen adı “tulpar + bas” şeklinde ve “isim + isim” formülüyle yapılmış birleşik bir kelimedir.
Koşkarmüyiz (koçboynuzu): Zoomorfik desenlerden biri olan “koşkarmüyiz” yabanî dağ koçunun başının üst kısmı ile iki tarafa kıvrılmış boynuzunun resmedilmiş şeklidir. Araştırmacı âlim S. Kasimanov çalışmalarından birinde belirttiği gibi, “koşkarmüyiz” deseninin kökeni, Sakalar devri öncesine dayanmaktadır. “Koşkarmüyiz”, eski devirlerden günümüze kadar muhafaza edilebilmiş desenlerimizdendir. Bununla birlikte belirtilen desenin günümüzde de Türk soylu halkaların birçoğunda yaygın olarak kullanılıyor olması, onların eski devirlerde manevî ve kültürel temelinin, kökeninin bir olduğunu gözler önüne seren güzel örneklerden biri olduğunu da belirtmeliyiz.
“Koşkarmüyiz,” desenin kendisinden de fark edildiği gibi, yabanî koçun başı ve iki yana eğilmiş boynuzlarından hareketle ortaya çıkmış bir isim olsa gerek. Bu kelime, “koşkar + müyiz” olmak üzere “isim + isim” formülüyle yapılmış birleşik bir kelimedir.
Tüyetaban (devetabanı): Devenin ayak tabanını ve izlerini sembolize eden desendir. Bu desen, çoğunlukla nakış ve alaşa (cicim)'larda kullanılır. Manası ise, insanın doğup büyümesi ve çoğalması, türeme anlamını karşılar. “Tüyetaban,” kavramının deveye duyulan saygı ve gösterilen hürmeti ifade eden, onu kutsal bir varlık kabul eden eski bir inanışımıza dayandığını söyleyebiliriz.
Botamoyın (deve yavrusu boynu): Türk soylu halkların el sanatı ürünlerinde yaygın olarak kullanılan ve Lâtin alfabesinin “S” harfine benzeyen bir desendir. Bu desen, daha çok düz dokuma halı ve yaygılarda kullanılır. Kelimenin yapılış şekli yukarıda yer alan tulparbas ve koşkarmüyiz'in yapılışıyla aynıdır.
Bota (deve yavrusu): Gelenekli Kazak anlayışında “bota,” nazik, zarif, güzel ve has (duru) gençliği temsil eden bir kavramdır.
Kökeni kuş ve yılana dayanan desenler
Gelenekli kültürümüzün muhteşem mirasının bir parçası, hayvan, kuş, yılan ve balıkların olağanüstülükleri ve kutsallıkları ile ilgili kaynağı çok eskilere uzanan mitolojik efsanelerdir. Sanat eserlerine ilhâm kaynağı olan bu tür efsaneler el sanatı ürünlerinde göz zevkimize hitap eden güzel ve gizemli desenlere de kaynak olmuştur. Örnek gösternek gerekirse, halı, kilim, cicim ve keçe türünde olan ürünlerden birkaçının adını sıralamak yeterli olacaktır.
Bunlar: cılanköz (yılangözü), kuskanat (kuşkanadı), cılanbavır (yılanbağrı), börikulak (kurtkulağı), kusmurın (kuşburnu), kazmoyın (kazboynu), kuscolı (kuşyolu/Samanyolu), ükiayak (puhubacağı) v.b.
Böri (börü/kurt): Börikulak, kurdun başı ile kulaklarını sembolize eden bir desendir. Bu desenin çıkış kaynağı, kurdun kutsal bir varlık kabul edildiği eski Türk inanışına dayanır. Börikulak deseni, çoğunlukla elde dokunan halılarda kullanılır.
Cılan (yılan): “Cılan” ana başlığına ad ve şekil kaynağının bir olması bakımından “cılanbas,” “cılanköz” ve “cılanbayır” desenlerini de dahil ediyoruz. Söz konusu desenlerin anlam kaynağında, aileye baht, bolluk, bereket ve rızk dileğinde bulunma anlayışı bulunur. Dikkatle bakıldığında bu desenlerde ince ve güzel kız kaşını hatırlatan kesik çizgi ve noktaların arka arkaya sıralandığını görmek mümkündür.
Kus (kuş): Bir önceki maddede olduğu gibi “kus” ana başlığına, “kuscolı,” “kusmoyın,” “kusmurın” ve “kuskanatı” gibi adı ve şekil kaynağı bakımından kuşu sembolize eden desen isimlerini de dahil ediyoruz. Halı, cicim ve keçelerde yaygın olarak kullanılan bu desenlerin kaynağı, kuşun, gökyüzünü temsil eden ve mutluluk getiren bir varlık olarak kabul edildiği eski Türk inanışına dayanır. Bu desenler, şekil bakımından kuşun gagası gibi sivri olurlar.
Hayvan ve kuşların uzuvlarıyla ile ilgili desen adları
Evcil ve yırtıcı yabanî hayvanlarla kuşların vücut uzuvlarından adını ve şeklini alan desen türleri de, Kazak halı, keçe ve düz dokuma ürünlerinde yaygın olarak kullanılmaktadır.
Buraya kadar maddeler halinde sıraladığımız desen isimlerinin dışında kalanları “garış älemi (kozmos âlemi)” başlığı altında ele alcağız.
Garış älemi: Bu kavramla tabiat, yerküre, ay, güneş ve suyu (deniz, göl, ırmak v.s.) ifade etmekteyiz.
Su: Su, hayat kaynağı, rızk ve bolluğun sembolüdür. Bu sebepten dolayı halkımızın zengin muhayyilesi suyla ilgili nice efsane düzmüş, şarkılar yapmıştır. EI sanatı ürünlerine de “su” ismiyle adlandırılan desen çeşitleri oldukça çoktur. Tespitlerimizi bu tür efsanelerden biriyle destekleyelim. Halk arasında yaygın olan bir efsanede şöyle anlatılır:
“Eskiden mal-mülke doymayan Sumıray adında bir han yaşamış. Han, halkına zenginliğin başı ve kaynağı olan su adıyla bilinen herşeyin, nehir, pınar, deniz ve göllerin kendi malı olacağına dair bir ferman çıkarmış. Böylece memleketindeki bütün insanlarla hayvanları susuz bırakır ve ölümün kucağına atar. Halk, hanına karşı baş kaldırır, suyu olan yerleri handan saklamaya çalışır.
Su için yapılan bu kanlı mücadele sırasında han, halk arasında çıkmış parmaklarından bal damlayan Reyhan (gül) adındaki marifetli bir kızın bir elinin beş parmağını doğratmış. Halk, Sumıray Han'ı yener. Yer Ana, Reyhan'ın kesilmiş parmaklarından çiçeğinde beş yaprak olan bir bitki (reyhangüli) yetiştirir.
Hana karşı su uğruna yapılan kanlı mücadele, “rızk için yapılan kanlı mücadele” olarak insanların hafızasına emanet edilmiş, “su” da ebedî bir desen olarak bu hafızaların ürünleri olan halı, keçe ve kilim gibi eşyaların üzerine resmeedilmiş (Kazak Ertegileri, 2 cilt).”
Su, desen ve motifleri birbirlerinde ayırmak için kullanılan, değişik şekiller verilmiş bir tür şeride benzeyen ana desenlerden biridir.
Kozmos âlemi ile ilgili desen isimlerinin arasında Kazakların eski inanış sisteminin aslî unsurlarından olan güneş, ay, gökyüzü ve yıldızlardan adını ve şeklini almış kalıplaşmış desenlerle de karşılaşmaktayız. Meselâ: şömişörnek (kepçe, Büyük Ayı yıldız grubu motifi), akmüyiz (akboynuz), culdıkurt (yıldızböceği), culdızgül (yıldızçiçeği) adlarıyla bilinen desenler, halı ve kilimlerde yaygın olarak kullanılır.
Bitkiler âlemi ile ilgili desen ve desen adları
İnsanoğlu, içinde yaşadığı tabiatı hisleriyle de algılayabilmiş, hayat kaynaklarından biri olan bitkilerin derinliklere dolu âlemine nüfuz edebilmiştir. Bitkiler âlemi her zaman hoş kokuları ve güzellikleriyle insanoğlunun beş duyusuna hitap etmenin yanı sıra güzel olana ve hoş olana yönelttiği yoğun ilgisini de kendi üzerine toplayabilmiştir. Hoş kokulu güzel bitkiler insanda güzel duyguların uyanmasına sebep olur ve onun rahatlamasını da sağlar. Bu güzel duygular, insan muhayyilesinden olduğu gibi ya da süzülerek geçer, karşımıza sanat ürünleri olarak çıkar. Bitki âleminin bu gizemli özellikleri, onun desenlere şekil ve ad kaynağı olmasını da sağlamaktadır.
Bitki âlemi ile ilgili desen isimlerinden en yaygın olanı şunlardır: arpabas (arpa başı/başak), bürşik (tomurcuk, gonca), bes capırak gül (beş yapraklı çiçek), güldirayhan (gül), cetigül (yedigül/yedi kenarlı çiçek motifi), şıtırman (kalın orman).
Cetigül: Sayı sıfatı ile ismin birleştirilmesiyle yapılan birleşik kelimedir.
Günlük hayatta karşılaşılan geometrik şekillere dayanan desenler:
Bu gruba iyrek (kıvrım, dalga), su ve süyir (sivri, ok veya üçgen şekil) gibi isimleri dahil edebiliriz.
Su: İki rengi veya iki deseni ayırmak için aralarına yerleştirilen bir desen türüdür.
Süyir: Kısa kesik çizgilerden oluşan, üçgen biçiminde birbiriyle kesişerek birleşen çizgiler; dikdörtgen şekilleri de vardır.
İyrek: Kıvrımlar, dalgalar şeklinde olan bir desendir.
Desen renkleri ve boya türleri
Dokuma ve keçe ürünlerinde desenlerin renk seçimi, simetrik yerleşimi ve kompozisyonunun önemi büyüktür. Boya ve renk seçimi, milletlerin kendine özgü zevkleriyle doğrudan bağlantılı bir işlemdir.
Kazaklarda renklerin kendine has sembolik anlamları bulunmaktadır. Mavi, ilahî renk (eski Türk anlayışın.a göre de) olarak kabul edilir; gökyüzünün sembolüdür. Beyaz, sevinç, temizlik; sarı, akıl ve üzüntü; siyah, yer ve soğuğun; yeşil, ilkbaharın sembolüdür. Halı, keçe, kilim v.b. el sanatı ürünlerinde kullanılacak malzemenin renk seçiminde bu renklerin temsil ettikleri kavramlar da dikkate alınır. Dokumacı ustalar, genellikle bitki motifleri için alkızıl ve yeşil, sonbaharı sembolize eden desenler için de sarı ve grimsi, boz ve solgun renkleri kullanmayı tercih ederler. Milli desenlerimizde renk kompozisyonuna daima önem verilir, çeşitli renklerin birbiriyle uyum içerisinde olmasına ve bir rengin diğerini ton bakımından kapalı bırakmamasına gayret edilir.
El sanatı ürünlerinde kullanılan boyalar, yapılışı bakımından başlıca üç gruba ayrılır:
1. Kimyevi metotlarla yapılmış sıvı boyalar,
2. Tabiî yollarla elde edilmiş boyalar. Bunlar, toprak, bitki kökleri ve tohumları, hayvan kanı ve karaciğerinden elde edilen boyalardır,
3. Dokumacı ustaların kendilerinin yaptığı boyalar.
Köktiken (gök/yeşil diken) bitkisi çeşidinde olan moyıl (kuşkirazı), dolana (yabanelması), karakat (kara frenküzümü), büldirgen (böğürtlen) ve itmurın (yaban gülü meyvesi) gibi meyvelerden sıkılarak elde edilen sıvıların herbiri tabiî boyalardır. Bununla birlikte dokumacı ustalar kiraz, vişne ağacı gibi ;ağaçların meyveleri ve başka birçok bitki tohumlarının kabukları ile köklerini kaynatma suretiyle de değişik boyalar yaparlardı. Meselâ, terek (kavak), karakay (çam), emen (meşe), alma (elma), anar (nar), örik (kayısı ve erik) ağaçları ile üzüm asmalarının kabukları kaynatılarak kızıl, sarı ve kahverengi renklerini veren boyalar elde edilir. Kına (yerdeki ve taş üzerindeki), kuray kamış) ve tobılgı4 kökleri kaynatılır ve kahverengi, kırmızı, yeşil ve mavi renkli boyalar elde edilir, Belirtilen bitkilerin meyveleri, kabuk ve kökleri sonbaharda toplanılır, kurutulur ve dövülerek un haline getirildikten sonra kazanlarda kaynatılıp, çeşitli renklerde boyalar yapılır. Bu karışıma bazen aşudas5 totiyayın6 tuz ve çam ağacının reçinesi, musatır7 ve kökpek8 gibi acı bitkiler de ilave edilir. Bu ilave malzeme, boyaların renklerinin değişmemesi ve açılmaması için kullanılırdı.
Sarı, beyaz, boz veya siyah renkli boyalar çoğunlukla is, yakılmış keçe, kayısı tohumu ve ceviz kabukları, buğday ve arpa tahıllarından kaynatılarak elde edilir. Yeşil renkli.boyanın malzemesi kök tiken (yeşil diken) yemişi, yeşil ot ve yapraklarıdır.
DİPNOTLAR
* Kazakistan Memlekettik (Devlet) Üniversitesi, Dil Bölümü Başkanı, Almatı - KAZAKİSTAN
** Gazi Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Öğrencisi, Ankara - TÜRKİYE.
*** Bildirinin orijinal metinin başlığı “Kazaktıfi Kilem, Alaşa, Tuskiyiz, Kiyiz, Sırmaktarına Katıstı Oyuv Örnek Atavları (Kazaklarda Kilem, Tuskiyiz, Kiyiz ve Sumakla İlgili Desen İsimleri)” şeklindedir. Bildirinin bütününde sık sık karşımıza çıkacağı için, başlıkta yer alan beş kelimenin karşılıklarını vermenin uygun olacağını düşünüyoruz.
Bu kelimeler: 1. Kilem: halı; 2. Alaşa: cicim; 3. Tuskiyiz: yünden sıkıştırılarak yapılmış ve baskılı desenli duvara asılan keçe; 4. Kiyiz: yünden sıkıştırılarak yapılmış düz renkli keçe; 5. Sırmak: sumak, yünden sıkıştırılarak yapılmış ve yüzeyine desenler dikilmiş olan keçe.
1 Kiyiz basuv: Yünleri özel bir işlemden geçirip, sıkıştırarak keçe yapma.
2 Baskur: Otağın dışına örtülen keçelerin iç tarafından bağlanması için kullanılan ve genellikle kilim gibi dokunan uzun ve fazla enli olmayan ipler; kolan.
3 Şuga: Yumuşak kadifeye benzer tüylü kumaş.
4 Tobılgı: Gülgiller ailesinden olup, kurak yerlerde yetişen, sağlamlığıyla bilinen dallarından kamçı v.b aletler yapılan, koyu kızıl (kahverengi) renkli çalı türünde olan bir bitki.
5 Aşuvdas: Bazı alüminyum, krom ve demir gibi metallerin karışımından elde edilen iki katına çıkarılmış sülfirik asitli tuz; renksiz, şeffaf kristal.
6 Totiyayın: Bazı metallerin kimyevi metotlarla elde edilmiş sülfirik asitleri; totiyayın, koyu lacivert renginde ve un halinde olur.
7 Musatır: Şemsiyegiller ailesinden bir bitki.
8 Kökpek: Kurak yerlerde ve çölde yetişen acı bir bitki
Doç. Dr. Karlıgaş KADAŞEVA*
Türkiye Türkçesine Aktaran: Dinara Düysebayeva**
Herhangi bir milletin manevî dünyası ve kültürünün, herşeyden önce kendini, o milletin gelenekli sanatında gösterdiğini hepimiz biliyoruz.*** Gelenekli kültürümüzde, günlük hayattaki mevcut ihtiyaçlarımızı karşılayan ürünleri üretme sahası şeklinde adlandırabileceğimiz el sanatının, müstakil olarak ayrı ayrı kollara ayrılmış ve gelişmiş sahaları vardır. Meselâ kiyiz basuv1, otağın içini ve dışını süsleyen basqur2 ve alaşa toquv, tekemet basuv ve sırmak sıruv, kilem (halı) tokuv gibi dokumacılık, deri, ağaç ve taş işlemeciliği gibi dallarda üretilen ürünleri, “el sanatı” başlığı altında ele almak mümkündür. Bunlar, hiç şüphesiz, el sanatının çok özel ve bir o kadar da muhteşem eserlerindendir.
Özellikle de töseniş (yaygı), kalı kilem (halı), arabı kilem (Arap halısı), tuskiyiz (duvara asılan süslü keçe), sırmak (sumak), alaşa (cicim), tıkır kilem (düz dokuma kilim), tekemet (yere serilen desenli veya düz keçe), serildiğinde yeri, asıldığında da duvarı süsleyen eşyalardır. Belirtilen bu dokuma ve düz yaygılar, Türk soylu halkların hepsinin de dokuyup ördükleri, sıkıştırarak işledikleri ve günlük hayatlarında yaygın olarak kullandıkları paha biçilmez değere sahip eşyalarıdır. Halı, kilim, keçe ve sumakların v.b. yaygıların yüzeyindeki süslü bezek ve desenler ise, onları üreten bu halkların derinliğiyle dikkati çeken hayatının birer şeceresidir.
Biz, bugün burada kilem, töseniş, alaşa, sırmak, keste (nakış) ve kiyiz'le ilgili desen ve motiflerin yapılışı, ifade ettikleri mana veya temsil ettikleri semboller, etnografik değeri ve çıkış sebebi üzerinde duracağız.
Ele alacağımız konunun daha iyi anlaşılması için, öncelikle kilem, alaşa ve tuskiyiz ile ilgili motif ve desen isimleri, onların fonksiyonları, kullanım özellikleri ve bünyesinde barındırdıkları, başka bir deyişle “anlattıkları” veya sembolize ettikleri efsane, belli başlı kavram, inanış-kabul ve anlayışlardan hareketle leksikolojik tahlilini yapmamızın, örnek olarak göstereceğimiz isimleri bir tasnife tâbi tutarak, süsleme, bezeme, işleme (keçede) gibi işlemler ile desenlerle bağlantısını ortaya koymamızın doğru olacağı kanaatindeyiz.
Kazakistan halı, keçe ve düz dokuma yaygı türleri ve adları bakımından oldukça zengin bir mirasa sahiptir. Bu mirasın bir parçası olarak birkaç ismi örnek gösterelim: kalı kilem, tükti kilem (tüylü, düğümlü halı), arabı kilem, makta kilem (pamuk ipinden dokunmuş halı), masattı veya kırmızı (özel olarak dokunmuş, oldukça büyük ölçülerde olan kaliteli kalın halı), cibek kilem (ipek halı), colak kilem (düz çizgilerle süslü halı), töseniş, tuskiyiz, tuskeste (duvara asılan çeşitli ölçülerde nakışlar), sırmak alaşa (sumak gibi yapılmış ve yere serilen / keçenin yüzeyine dikilen desenlerle bezenmiş yaygı), kiyiz v.b.
Kalı kilem (halı): Tüylü, düğümlü haltların çok yaygın olan bir türüdür. Desenleri, çok katlı kale, su ve engin gölü sembolize eden çeşitli biçimlerdeki şerit çizgiler, dört veya sekiz kenarlı tabaklardan (dörtgen veya sekizgen göbekler) oluşur. Kullanılan boya rengi 15 ilâ 18 arasında değişir.
Kilemler, çoğu zaman bir veya birkaç kattan oluşmuş tükti (tüylü) veya tıkır (düz) dokuma şeklinde olurlar. Tükti kilem (tüylü, düğümlü halı), birkaç katlı ve birbirine yakın, sıkı yerleştirilmiş düğümlü iplerden oluşur. Tıkır kilem (düz dokuma halı) ise, tek katlı ve iki tarafı da sıkı olacak şekilde dokunur. Tıkır kilem türleri şunlardır: tıkır kilem, terme alaşa ve tösenişler.
Tükti kilem dokumacılığında malzeme olarak deve, keçi ve koyun yünü ile pamuk, pamuk-kumaş, ipek ve zıgır( keten)'dan yapılmış ipler kullanılır. Tükti kilem, renkli, boyanmış iplerden de dokunur. Boya olarak ağırlıkla: kızıl, mor, lacivert, sarı, açık gri (boz) ve gökyüzü mavisi gibi renkler tercih edilir. Bu renklerin aracılığıyla desenler ile tabiat olayları arasında bağlantı kurulur.
Kazakistan'ın güney illerinde tüylü/düğümlü ve düz dokumacılık gelişmiştir. Bu illerde üretilen halıların esas/zemin desenlerine “kümbez (kubbe)”, kenar desenlerine de “korgan (kale)” adı verilir ve onlar “su” adı verilen açık gri renkli desenle çevrelenir. Bir bütün olarak bu desenler, yüksek ve büyük kubbeli yapıları ile taş kalesi olan, etrafı derin çukurla çevrilmiş bir şehri sembolize eder.
Oyuv-örnek (desen yapımı), halı, düz dokuma ve keçe yaygılarına özel bir süs ve güzellik kazandırır. Oyuv-örnek, başlı başına bir sanattır. El becerisi, hüner isteyen oyuv-örnek, eşyanın yüzeyine yerleştirilen, dokunarak resmedilen güzel ve görkemli bir nakıştır.
Oyuv saluv, desenleri oluşturmak, kesip hazırlamak veya halıda sayarak dokumak anlamında olup, el sanatının bütün sahalarında çok yaygın olarak kullanılan bir süsleme ve bezeme tekniğidir. Bu işlemin farklı adlandırmaları mevcuttur: örnekter, örnek cürgizüv, örnek tüsirüv, bederlev (genellikle dokuma yaygıları için); oyuv bastıruv (deseni keçenin yüzeyine sıkıştırmak), örnek saluv, müner beder saluv, oymıştav, oyık, nakıs (genellikle keçeden yapılan ürünler için) v.b.
Bu cümleden itibaren belirtilen kelimeleri kısaca açıklamaya çalışalım. Örnek: İplerin yüzeyine şekil ve desenler düşürme yoluyla dokunmuş düz dokuma halı. Örnek, asil cins develerin yünlerinden, koyun yünü ve pamuk ipinden dokunur.
Tuskiyiz: Eski, hatta arkaik bir keçe türüdür. Tuskiyiz, iki çeşit kadife veya şugadan3 kesilmiş desenlerin beyaz keçenin yüzeyine yapıştırma ve kenarlarını iyi boyanmış iplerle sökülmeyecek şekilde dikme suretiyle yapılır. Onun bizkeste, tuskeste ve ilmekkeste adlarıyla bilinen ve siyah kadifenin üzerine ipek iplerle dikilmiş nakış türleri de vardır.
Örnektev: Çeşitli eşyaların biçimlerini, resimlerini veya çizgilerle sembolize edilmiş belli bir şeklini bir şeyin (kumaş, keçe v.b.) üzerine süs olarak yerleştirmek.
Mâner: Süsleme ve bezeme için kullanılmak üzere özel olarak yapılan güzel bir desen.
Nakıs (nakış): Başka bir malzemeden kesilerek alınan ve kumaş, keçe v.b. malzemenin üzerine yerleştirilen, süsleme için kullanılan çeşitli desenler.
Oyık: Yarım yuvarlak şeklinde kesilmiş desen.
Oymuıştav: bkz. Örnektev; nakıştav, äşekeylev (süslemek).
Oyuv-örnek: bkz. Nakıs, beder (desen).
“Oyuv (desen)” kelimesiyle “örnek” sözü arasında mana bakımından küçük bir farklılık vardır. “Oyuv” kelimesinin anlamı, oymak, kesmek, bir malzemeden keserek almak veya deseni oluşturacak iki malzemenin kesildiği yerlerden birleştirerek ayrı bir desen yapma yahut bir malzemeyi parça/desen halinde oyma anlamlarını karşılar. Örnek ise, boyama ve yakma suretiyle elde edilen desen türlerin adlarıdır. “Oyuv” ve “örnek” kelimeleri halk arasında “oyuv-örnek” şeklinde ikileme olarak, “desen” karşılığında kullanılmaktadır.
Millî kültürümüz, desen türleri ve onlara verilen adlar bakımından da oldukça zengindir. Desen türlerine verilen adları, başlıca dört kavramın etrafında toplamak mümkündür. Söz konusu adlandırmalara, tabiat, bitkiler âlemi, hayvan ve kuşlar dünyası, gelenekli inanışlar, kabuller, renk ve şekillerin kaynak olduğunu görmekteyiz.
Biz şimdi bu kavramlarla ilgili adlandırmaları, ana başlıklar altında toplayarak inceleme metodundan hareketle onların fonksiyonları, kullanım özellikleri ve karşıladıkları anlamları bakımından kısa açıklamalarıyla birlikte sıralayalım.
Hayvanlar âlemi:
“Hayvanlar âlemi” söz grubuyla, hayvancılık ve avcılık ile ilgili kavram ve isimleri, hayvanların dış görünüşleri, boynuz ve izlerinin sembolize edilmiş şekil, sûret ve resimlerle (çizim ve desen) ilgili adlandırmaları kastediyoruz.
İsim ve şekil kaynağı hayvanlara dayanan desenlerden birkaçına örnek verelim. Bu örneklerimizin aynı zamanda da leksikolojik yapısını da belirtmemiz yararlı olacaktır. Kazaklarda yaygın olan hayvanlarla ilgili desenler:
Tulparbas (Küheylan başı): “Atavız (at ağzı)” adıyla da bilinen bu desen, atın başını sembolize eder; hayvanın başı, ağzı, kısacası atın şeklini hatırlatır. Bu desen, nakış ve sumaklarda yaygın olarak kullanılır. Söz konusu desen adı “tulpar + bas” şeklinde ve “isim + isim” formülüyle yapılmış birleşik bir kelimedir.
Koşkarmüyiz (koçboynuzu): Zoomorfik desenlerden biri olan “koşkarmüyiz” yabanî dağ koçunun başının üst kısmı ile iki tarafa kıvrılmış boynuzunun resmedilmiş şeklidir. Araştırmacı âlim S. Kasimanov çalışmalarından birinde belirttiği gibi, “koşkarmüyiz” deseninin kökeni, Sakalar devri öncesine dayanmaktadır. “Koşkarmüyiz”, eski devirlerden günümüze kadar muhafaza edilebilmiş desenlerimizdendir. Bununla birlikte belirtilen desenin günümüzde de Türk soylu halkaların birçoğunda yaygın olarak kullanılıyor olması, onların eski devirlerde manevî ve kültürel temelinin, kökeninin bir olduğunu gözler önüne seren güzel örneklerden biri olduğunu da belirtmeliyiz.
“Koşkarmüyiz,” desenin kendisinden de fark edildiği gibi, yabanî koçun başı ve iki yana eğilmiş boynuzlarından hareketle ortaya çıkmış bir isim olsa gerek. Bu kelime, “koşkar + müyiz” olmak üzere “isim + isim” formülüyle yapılmış birleşik bir kelimedir.
Tüyetaban (devetabanı): Devenin ayak tabanını ve izlerini sembolize eden desendir. Bu desen, çoğunlukla nakış ve alaşa (cicim)'larda kullanılır. Manası ise, insanın doğup büyümesi ve çoğalması, türeme anlamını karşılar. “Tüyetaban,” kavramının deveye duyulan saygı ve gösterilen hürmeti ifade eden, onu kutsal bir varlık kabul eden eski bir inanışımıza dayandığını söyleyebiliriz.
Botamoyın (deve yavrusu boynu): Türk soylu halkların el sanatı ürünlerinde yaygın olarak kullanılan ve Lâtin alfabesinin “S” harfine benzeyen bir desendir. Bu desen, daha çok düz dokuma halı ve yaygılarda kullanılır. Kelimenin yapılış şekli yukarıda yer alan tulparbas ve koşkarmüyiz'in yapılışıyla aynıdır.
Bota (deve yavrusu): Gelenekli Kazak anlayışında “bota,” nazik, zarif, güzel ve has (duru) gençliği temsil eden bir kavramdır.
Kökeni kuş ve yılana dayanan desenler
Gelenekli kültürümüzün muhteşem mirasının bir parçası, hayvan, kuş, yılan ve balıkların olağanüstülükleri ve kutsallıkları ile ilgili kaynağı çok eskilere uzanan mitolojik efsanelerdir. Sanat eserlerine ilhâm kaynağı olan bu tür efsaneler el sanatı ürünlerinde göz zevkimize hitap eden güzel ve gizemli desenlere de kaynak olmuştur. Örnek gösternek gerekirse, halı, kilim, cicim ve keçe türünde olan ürünlerden birkaçının adını sıralamak yeterli olacaktır.
Bunlar: cılanköz (yılangözü), kuskanat (kuşkanadı), cılanbavır (yılanbağrı), börikulak (kurtkulağı), kusmurın (kuşburnu), kazmoyın (kazboynu), kuscolı (kuşyolu/Samanyolu), ükiayak (puhubacağı) v.b.
Böri (börü/kurt): Börikulak, kurdun başı ile kulaklarını sembolize eden bir desendir. Bu desenin çıkış kaynağı, kurdun kutsal bir varlık kabul edildiği eski Türk inanışına dayanır. Börikulak deseni, çoğunlukla elde dokunan halılarda kullanılır.
Cılan (yılan): “Cılan” ana başlığına ad ve şekil kaynağının bir olması bakımından “cılanbas,” “cılanköz” ve “cılanbayır” desenlerini de dahil ediyoruz. Söz konusu desenlerin anlam kaynağında, aileye baht, bolluk, bereket ve rızk dileğinde bulunma anlayışı bulunur. Dikkatle bakıldığında bu desenlerde ince ve güzel kız kaşını hatırlatan kesik çizgi ve noktaların arka arkaya sıralandığını görmek mümkündür.
Kus (kuş): Bir önceki maddede olduğu gibi “kus” ana başlığına, “kuscolı,” “kusmoyın,” “kusmurın” ve “kuskanatı” gibi adı ve şekil kaynağı bakımından kuşu sembolize eden desen isimlerini de dahil ediyoruz. Halı, cicim ve keçelerde yaygın olarak kullanılan bu desenlerin kaynağı, kuşun, gökyüzünü temsil eden ve mutluluk getiren bir varlık olarak kabul edildiği eski Türk inanışına dayanır. Bu desenler, şekil bakımından kuşun gagası gibi sivri olurlar.
Hayvan ve kuşların uzuvlarıyla ile ilgili desen adları
Evcil ve yırtıcı yabanî hayvanlarla kuşların vücut uzuvlarından adını ve şeklini alan desen türleri de, Kazak halı, keçe ve düz dokuma ürünlerinde yaygın olarak kullanılmaktadır.
Buraya kadar maddeler halinde sıraladığımız desen isimlerinin dışında kalanları “garış älemi (kozmos âlemi)” başlığı altında ele alcağız.
Garış älemi: Bu kavramla tabiat, yerküre, ay, güneş ve suyu (deniz, göl, ırmak v.s.) ifade etmekteyiz.
Su: Su, hayat kaynağı, rızk ve bolluğun sembolüdür. Bu sebepten dolayı halkımızın zengin muhayyilesi suyla ilgili nice efsane düzmüş, şarkılar yapmıştır. EI sanatı ürünlerine de “su” ismiyle adlandırılan desen çeşitleri oldukça çoktur. Tespitlerimizi bu tür efsanelerden biriyle destekleyelim. Halk arasında yaygın olan bir efsanede şöyle anlatılır:
“Eskiden mal-mülke doymayan Sumıray adında bir han yaşamış. Han, halkına zenginliğin başı ve kaynağı olan su adıyla bilinen herşeyin, nehir, pınar, deniz ve göllerin kendi malı olacağına dair bir ferman çıkarmış. Böylece memleketindeki bütün insanlarla hayvanları susuz bırakır ve ölümün kucağına atar. Halk, hanına karşı baş kaldırır, suyu olan yerleri handan saklamaya çalışır.
Su için yapılan bu kanlı mücadele sırasında han, halk arasında çıkmış parmaklarından bal damlayan Reyhan (gül) adındaki marifetli bir kızın bir elinin beş parmağını doğratmış. Halk, Sumıray Han'ı yener. Yer Ana, Reyhan'ın kesilmiş parmaklarından çiçeğinde beş yaprak olan bir bitki (reyhangüli) yetiştirir.
Hana karşı su uğruna yapılan kanlı mücadele, “rızk için yapılan kanlı mücadele” olarak insanların hafızasına emanet edilmiş, “su” da ebedî bir desen olarak bu hafızaların ürünleri olan halı, keçe ve kilim gibi eşyaların üzerine resmeedilmiş (Kazak Ertegileri, 2 cilt).”
Su, desen ve motifleri birbirlerinde ayırmak için kullanılan, değişik şekiller verilmiş bir tür şeride benzeyen ana desenlerden biridir.
Kozmos âlemi ile ilgili desen isimlerinin arasında Kazakların eski inanış sisteminin aslî unsurlarından olan güneş, ay, gökyüzü ve yıldızlardan adını ve şeklini almış kalıplaşmış desenlerle de karşılaşmaktayız. Meselâ: şömişörnek (kepçe, Büyük Ayı yıldız grubu motifi), akmüyiz (akboynuz), culdıkurt (yıldızböceği), culdızgül (yıldızçiçeği) adlarıyla bilinen desenler, halı ve kilimlerde yaygın olarak kullanılır.
Bitkiler âlemi ile ilgili desen ve desen adları
İnsanoğlu, içinde yaşadığı tabiatı hisleriyle de algılayabilmiş, hayat kaynaklarından biri olan bitkilerin derinliklere dolu âlemine nüfuz edebilmiştir. Bitkiler âlemi her zaman hoş kokuları ve güzellikleriyle insanoğlunun beş duyusuna hitap etmenin yanı sıra güzel olana ve hoş olana yönelttiği yoğun ilgisini de kendi üzerine toplayabilmiştir. Hoş kokulu güzel bitkiler insanda güzel duyguların uyanmasına sebep olur ve onun rahatlamasını da sağlar. Bu güzel duygular, insan muhayyilesinden olduğu gibi ya da süzülerek geçer, karşımıza sanat ürünleri olarak çıkar. Bitki âleminin bu gizemli özellikleri, onun desenlere şekil ve ad kaynağı olmasını da sağlamaktadır.
Bitki âlemi ile ilgili desen isimlerinden en yaygın olanı şunlardır: arpabas (arpa başı/başak), bürşik (tomurcuk, gonca), bes capırak gül (beş yapraklı çiçek), güldirayhan (gül), cetigül (yedigül/yedi kenarlı çiçek motifi), şıtırman (kalın orman).
Cetigül: Sayı sıfatı ile ismin birleştirilmesiyle yapılan birleşik kelimedir.
Günlük hayatta karşılaşılan geometrik şekillere dayanan desenler:
Bu gruba iyrek (kıvrım, dalga), su ve süyir (sivri, ok veya üçgen şekil) gibi isimleri dahil edebiliriz.
Su: İki rengi veya iki deseni ayırmak için aralarına yerleştirilen bir desen türüdür.
Süyir: Kısa kesik çizgilerden oluşan, üçgen biçiminde birbiriyle kesişerek birleşen çizgiler; dikdörtgen şekilleri de vardır.
İyrek: Kıvrımlar, dalgalar şeklinde olan bir desendir.
Desen renkleri ve boya türleri
Dokuma ve keçe ürünlerinde desenlerin renk seçimi, simetrik yerleşimi ve kompozisyonunun önemi büyüktür. Boya ve renk seçimi, milletlerin kendine özgü zevkleriyle doğrudan bağlantılı bir işlemdir.
Kazaklarda renklerin kendine has sembolik anlamları bulunmaktadır. Mavi, ilahî renk (eski Türk anlayışın.a göre de) olarak kabul edilir; gökyüzünün sembolüdür. Beyaz, sevinç, temizlik; sarı, akıl ve üzüntü; siyah, yer ve soğuğun; yeşil, ilkbaharın sembolüdür. Halı, keçe, kilim v.b. el sanatı ürünlerinde kullanılacak malzemenin renk seçiminde bu renklerin temsil ettikleri kavramlar da dikkate alınır. Dokumacı ustalar, genellikle bitki motifleri için alkızıl ve yeşil, sonbaharı sembolize eden desenler için de sarı ve grimsi, boz ve solgun renkleri kullanmayı tercih ederler. Milli desenlerimizde renk kompozisyonuna daima önem verilir, çeşitli renklerin birbiriyle uyum içerisinde olmasına ve bir rengin diğerini ton bakımından kapalı bırakmamasına gayret edilir.
El sanatı ürünlerinde kullanılan boyalar, yapılışı bakımından başlıca üç gruba ayrılır:
1. Kimyevi metotlarla yapılmış sıvı boyalar,
2. Tabiî yollarla elde edilmiş boyalar. Bunlar, toprak, bitki kökleri ve tohumları, hayvan kanı ve karaciğerinden elde edilen boyalardır,
3. Dokumacı ustaların kendilerinin yaptığı boyalar.
Köktiken (gök/yeşil diken) bitkisi çeşidinde olan moyıl (kuşkirazı), dolana (yabanelması), karakat (kara frenküzümü), büldirgen (böğürtlen) ve itmurın (yaban gülü meyvesi) gibi meyvelerden sıkılarak elde edilen sıvıların herbiri tabiî boyalardır. Bununla birlikte dokumacı ustalar kiraz, vişne ağacı gibi ;ağaçların meyveleri ve başka birçok bitki tohumlarının kabukları ile köklerini kaynatma suretiyle de değişik boyalar yaparlardı. Meselâ, terek (kavak), karakay (çam), emen (meşe), alma (elma), anar (nar), örik (kayısı ve erik) ağaçları ile üzüm asmalarının kabukları kaynatılarak kızıl, sarı ve kahverengi renklerini veren boyalar elde edilir. Kına (yerdeki ve taş üzerindeki), kuray kamış) ve tobılgı4 kökleri kaynatılır ve kahverengi, kırmızı, yeşil ve mavi renkli boyalar elde edilir, Belirtilen bitkilerin meyveleri, kabuk ve kökleri sonbaharda toplanılır, kurutulur ve dövülerek un haline getirildikten sonra kazanlarda kaynatılıp, çeşitli renklerde boyalar yapılır. Bu karışıma bazen aşudas5 totiyayın6 tuz ve çam ağacının reçinesi, musatır7 ve kökpek8 gibi acı bitkiler de ilave edilir. Bu ilave malzeme, boyaların renklerinin değişmemesi ve açılmaması için kullanılırdı.
Sarı, beyaz, boz veya siyah renkli boyalar çoğunlukla is, yakılmış keçe, kayısı tohumu ve ceviz kabukları, buğday ve arpa tahıllarından kaynatılarak elde edilir. Yeşil renkli.boyanın malzemesi kök tiken (yeşil diken) yemişi, yeşil ot ve yapraklarıdır.
DİPNOTLAR
* Kazakistan Memlekettik (Devlet) Üniversitesi, Dil Bölümü Başkanı, Almatı - KAZAKİSTAN
** Gazi Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Öğrencisi, Ankara - TÜRKİYE.
*** Bildirinin orijinal metinin başlığı “Kazaktıfi Kilem, Alaşa, Tuskiyiz, Kiyiz, Sırmaktarına Katıstı Oyuv Örnek Atavları (Kazaklarda Kilem, Tuskiyiz, Kiyiz ve Sumakla İlgili Desen İsimleri)” şeklindedir. Bildirinin bütününde sık sık karşımıza çıkacağı için, başlıkta yer alan beş kelimenin karşılıklarını vermenin uygun olacağını düşünüyoruz.
Bu kelimeler: 1. Kilem: halı; 2. Alaşa: cicim; 3. Tuskiyiz: yünden sıkıştırılarak yapılmış ve baskılı desenli duvara asılan keçe; 4. Kiyiz: yünden sıkıştırılarak yapılmış düz renkli keçe; 5. Sırmak: sumak, yünden sıkıştırılarak yapılmış ve yüzeyine desenler dikilmiş olan keçe.
1 Kiyiz basuv: Yünleri özel bir işlemden geçirip, sıkıştırarak keçe yapma.
2 Baskur: Otağın dışına örtülen keçelerin iç tarafından bağlanması için kullanılan ve genellikle kilim gibi dokunan uzun ve fazla enli olmayan ipler; kolan.
3 Şuga: Yumuşak kadifeye benzer tüylü kumaş.
4 Tobılgı: Gülgiller ailesinden olup, kurak yerlerde yetişen, sağlamlığıyla bilinen dallarından kamçı v.b aletler yapılan, koyu kızıl (kahverengi) renkli çalı türünde olan bir bitki.
5 Aşuvdas: Bazı alüminyum, krom ve demir gibi metallerin karışımından elde edilen iki katına çıkarılmış sülfirik asitli tuz; renksiz, şeffaf kristal.
6 Totiyayın: Bazı metallerin kimyevi metotlarla elde edilmiş sülfirik asitleri; totiyayın, koyu lacivert renginde ve un halinde olur.
7 Musatır: Şemsiyegiller ailesinden bir bitki.
8 Kökpek: Kurak yerlerde ve çölde yetişen acı bir bitki