Tüm Versiyonu Göster : Bu GüN GüNLeRDeN aŞK


bbetull
15-02-07, 00:43
Bu gün günlerden aşk...
Ay az önce gece vardiyasından çıktı. Güneş merhametli bir erkek gibi hayat arkadaşı olan Ay’ı alnından öperek uğurladı. Güneş sadece Ay’ı öptü. Ama gelene geçene, kaçana göçene selam vere vere boy attı ufuklarda. Pencereme uzanıp, benim de yanaklarımdan öptü. Ben de öptüm kalbimi. Ve sana doğru doğan bir güneş olabilmek için yüzümü ve sözümü döndürdüm sana. Ben yüzün, ben sözün oldum senin. Ben günün, ben güneşin oldum senin.
Bu sabah buralarda güneş menekşe menekşe açsa da, az sonra yağmur yine gelecek. Belki akşama doğru bahar başka çiçekler de getirir; bilemem. Ama ben her seferinde denizleri yırta yırta geldim kapına. Rüyalardan atlarım, dualardan tüfeklerim vardı. Şiirlerden bıçaklarım, şarkılardan kılıçlarım... Kendimle öyle çok savaştım ki, her tarafım yara bere içinde. Denizlerden dağlara çıkıp haykırdım bir zaman: Hey Gelincik Dağının Sultanı! Senin de benim gibi yaraların var mı?
Yaralarla geldim ben sana. Belki yağmur sağaltır yaralarımı, diye kanayan yanlarımı yağmuruna tutmaya geldim. ‘Bir yağmur; eğer seher vakti gelirse; oturur denize, dayanır dağa; sana dönerim ben’ deyip, sana döndüm.

Bu gün günlerden aşk. Ben güne, güneşe, sana döndüm.

Bu gün günlerden aşk...
Dün bütün gece rüyamda seni gördüm. Ne çok soğuk terler attım. Ne çok sarsıntılar yaşadım. Kah güldüm, kah ağladım. Kah sustum, kah naralar attım. Neden sonra uyandım da aşk uykusundan; her yanım ağrıyor, her yanım ağlıyor.
Rüyanın köprüsünden geçerek bir yol ayrımına vardım. Yollar bir iken bin oldu. Yürek bir iken, bin parça. Ben biliyordum bu yerleri. Bu sapak Sezai Karakoç’a çıkar, şu yol aşka, şu menzil duru bir yağmura, şu dergah da bana. Sapaklardan yollara, menzillerden dergahlara vardım. Şiirlerden aşka, senden bana vardım. Vardığım her yerde yeni bir rüya gördüm. Rüyalardan rüyalara vardım. Bütün gece o sapak senin, bu yol benim, o menzil senin, bu dergah benim, o rüya senin, bu rüya benim gezdim durdum.
Rüyalarımda ağrılar öre öre sabahın olmasını bekledim. Rüya göre göre sana doğru yürümenin, türküler söyleye söyleye düğün evine gitmek gibi bir şey olduğunu bilmekteydim. Gece senin düşünle, hayalinle, rüyanla demlendim. Bir süt denizi oldu da tenim; şiirlerden, şarkılardan maya çaldım kendime. Gün doğumuna yakın kıvama erdim ve yazmaya koyuldum yola koyulur gibi. ‘Ellerin öper geçer her yerimi’ deyip durdum mektuba bu aşk namazında: Niyet ettim rızası için Allah’a, artık vakti gelen şu mektuba...
Söze nereden başlayacağımı bilemediğim için tekrar tekrar selam verip niyetimi yeniledim. Kaç defa yazdım, kaç defa yırttım yazdıklarımı. Kaç defa bozdum namazı. Kaç defa bozuldu kalbim. Kaç defa meleklerin katından döndü yazdıklarım. Kaç defa meleklerin katına varamadan yoruldu kalbim. Kaç defa yağmur gibi kesildi söz yağmur meleği.

Bu gün günlerden aşk...
Yağmur meleği... “Yağmur Meleği” desem de sana, benim için kalbin bir yangın yeri sanki. Aşk buğu buğu teninde tütüyor. Sana bakarken kendimi ateş aramaya çıkmış biri sanıyorum. Nerene baksam ateş alıyorum. Nere-ne dokunsam oran rüyama giriyor. Nereni düşünsem oran kalemime giriyor. Nereni görsem orası bana göz oluyor.
Gözlerin kalem kalem, rüya rüya ateşler gibi bir yolculuğa çıkarıyor beni. Gözlerin bir çıra oluyor, bazen yakıyor, bazen yıkıyor beni. Bazen tenimi ısıtıyor, bazen yolumu ışıtıyor. Gözlerin yangından bir yol. Bir uçuruma varılıyor gözlerinden. Kaşların bir sıradağ gibi deniz gözlerini yerinde tutuyor. Uçuruma çıkan o gözlerini bir sığınak yapıyorum kendime gözlerinin yangınında. Sığınıyor, yalnızlığı seçiyorum. Belki bir yağmur gelir, bulur beni, diyorum.
Aslında gözlerine bakmaktan utanıyorum. Kabe karası kaşlarının bir sur gibi çevirdiği Medine rengi gözlerine... Gözlerin.... Gözlerin dokunup geçiyor her yerime. Dokunur gibi kilimin bir yeri dokuyor, dokuyor, dokuyor, okuyor içimi. Belki okursun diye rüyalarımı en güzel şiirlerimi asıyorum her sabah kirpiklerinin balkonuna. Gözlerin gönlüme bir kapı ya... Sözlerin kalbime bir pencere ya... Sözlerinden bakarım ya gönlüme. Gözlerinden girerim ya kalbine. Belki açarsın kapılarını, pencerelerini de, girerim kalbine. Belki kalbim ağlamasını keser.
Kalbim sızım sızım ağlarken gecenin koynunda, ellerin gözlerimi öpen bir karanfil oluyor. Değil mi ki, her sabah çiçeklere su vermek gibidir gözlerini öperek uyandırmak seni... Ellerin gözlerinle kardeş. Ellerin gözlerinle aynı cinsten, aynı çiçekten. Ellerin ve gözlerin karanfil....

MuSTaFa oRaL...

Güneşin Kızı
15-02-07, 00:49
Güneş sadece Ay’ı öptü. Ama gelene geçene, kaçana göçene selam vere vere boy attı ufuklarda. Pencereme uzanıp, benim de yanaklarımdan öptü. Ben de öptüm kalbimi. Ve sana doğru doğan bir güneş olabilmek için yüzümü ve sözümü döndürdüm sana. Ben yüzün, ben sözün oldum senin. Ben günün, ben güneşin oldum senin.Bu gün günlerden aşk. Ben güne, güneşe, sana döndüm.


:)Ben güneşin oldum... Teşekkürler..

ErçeL_ÇağA
15-02-07, 06:14
emeğinize sağlık teşekkürler...