PDA

Tüm Versiyonu Göster : 'Yazı-tura'


|CaRP3'Diem|
08-02-07, 14:31
'Yazı-tura' günümüzde, havaya atılıp yere düşen bir madeni
paranın üstte
kalacak tarafını önceden bilmeye dayanan basit bir şans oyunu
olarak
bilinir. Oysa tarihin derinliklerinde çok ciddi bir şekilde
insanların
kaderlerini tayin etmede kullanılmıştır.

Antik çağlarda insanlar yaşamları konusundaki önemli kararların
Tanrılar
tarafından verildiğine inanıyorlardı. Tanrıların kararlarını en
kısa
şekilde, 'evet' veya 'hayır' olarak öğrenebilecekleri yollar
arıyorlardı.
Gök gürültüsü, şimşek, yağmur gibi tabiat olayları
Tanrıların bir mesajı
olarak algılanıyordu. Madeni paralar bu şekilde cevap alabilmek
için en
uygun araçtılar ama kullanılmalarına ilk olarak Lidyalılar
tarafından ancak
milattan önce onuncu yüzyılda başlanılabildi. Kullanılmaya
başlanıldıklarında da zaten Tanrıların karar mekanizmalarının
bir aracı
olarak düşünülmemişlerdi.

Dokuz yüzyıl sonra Julius Caesar (Sezar) madeni para ile yazı-tura
atma
olayını başlattı. O zamanlar Romalıların kullandıkları tüm
paraların bir
yüzünde Sezar'ın kafasının resmi vardı. Para havaya
fırlatıldığında 'head'
(baş, kafa) denilen Sezar'ın kafası taraflı kısmının üste gelip
gelmediğine
bakılıyor, bir anlaşmazlığın haklı tarafı tayin ediliyor veya
bir dileğin
Tanrılar tarafından yerine getirilip getirilmeyeceği
anlaşılıyordu.

O devirlerde iş o kadar ciddi boyutlara ulaştı ki 'head and tail'
(tail'de
paranın resimsiz kısmına deniliyor) yani yazı-tura atma, arazi,
evlilik,
cinai suçlar gibi konuların yasal mahkeme sonuçlarına bile
uygulanıyor,
Sezar'ın kafası olan kısmın üste gelmesi, İmparator'un da kararı
onaylaması
olarak kabul ediliyordu.

Bizdeki adıyla 'yazı-tura'daki 'tura' kelimesinin kökeni
'tuğra'dır. Tuğra
Osmanlı padişahlarının imza yerine kullandıkları özel şekilli
işarettir.
Tuğra aslında Oğuz Han zamanından kalma bir Türk geleneğidir.
Tuğralarda
yığma yazı ile padişahın ve babasının adı yazılırdı. 'Orhan
bin Osman' gibi.
Daha sonraları padişahlar isimlerinin başlarına 'han', 'muzaffer
daima' gibi
unvanlar da eklemeye başladılar. İkinci Süleyman'dan sonra tuğra,
çiçek ve
yaprak resimleriyle süslendi.

Tuğra zamanla, bu işle özel olarak uğraşan hattatların elinde,
harflerin
belirli bir sırayla istiflendiği, karmaşık görünümlü bir biçim
aldı. Bu
yüzden tuğranın kime ait olduğunu anlamak uzmanlık isteyen bir
işti. Halkın
gözünde etrafındaki çiçeklerle birlikte sadece güzel bir şekil
olarak
algılanıyordu.

Tuğra, ferman, berat gibi belgelerle beraber, padişahın
bastırdığı paraların
da üstünde bulunurdu. Madeni paraların bu resimli tarafı önceleri
'tuğra'
sonra 'tura', paranın birimini yazan tarafı da 'yazı' olarak
anılmaya
başlandı ama yazı-tura hiçbir zaman resmi kararlar için
kullanılmadı.