PDA

Tüm Versiyonu Göster : Topkapı Sarayı


Original
22-01-07, 01:12
Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.

Topkapı Sarayı, bugün taşıdığı tarihi değer ve içinde sakladığı eserler itibariyle dünyanın en büyük ve en zengin müzelerinden biridir.

Osmanlı Cihan Devleti’nin, İstanbul’un Fethi’nden sonra payitahtta inşa ettiği ikinci saray olan ve Saray-ı Cedid olarak da anılan Topkapı Sarayı, 1474’ten 1853 yılına kadar, Cihan Devleti’nin idare merkezi oldu.
Yüzyıllar boyunca, dünyanın kaderini etkileyen kararlar bu sarayda alındı. Dünyanın gözü daima bu sarayda oldu ve kulağı da bu saraydan çıkacak kararları öğrenmek için tetikte bulundu.
Topkapı Sarayı’nın Sur-i Sultani adı verilen dış kapısının -ki eski adı Bab’ üs Hümâyûn’dur- iki yanında yer alan ifadeler, sarayın varlık sebebini anlatmaya kâfidir.

Kapı girişinin sağ tarafında “Es Sultan Zıllüllahi fil arz” yazar. Kelime mânâsı “Yeryüzünde Allah’ın gölgesi olan Sultan” demektir. Bu ifadeyi, şöyle yorumlamak mümkündür:
“Yeryüzünde Allah’ın dinini, Allah adına hâkim kılan Padişah…”
Demek ki, Osmanlı Padişahları, kendilerini Allah’ın dini olan İslam’ı hâkim kılmakla ve yaşatmakla görevli sayıyorlardı. Yüzyıllar süren devlet hayatındaki icraatlarına baktığımız zaman bunu gerçekleştirdiklerini görürüz.
Kapının sol tarafında ise, “Veliyyetün Külli Mazlûmin” yazar. Bu ifadenin de mânâsı “Bütün zulme uğrayanların koruyucusu” demektir.
Şu halde Topkapı Sarayı’nın da varlık sebebi, yeryüzünde Allah’ın dinini hâkim kılmak ve yaşatmak, zulme uğrayan kim, hangi dinden ve ırktan olursa olsun, onu korumak, hakkını zalimden almaktır.

Sarayın yapısı ve tarihçesi

Topkapı Sarayı Eminönü ilçesinin Sarayburnu semtindedir. İnşasına, 1466’da Fatih Sultan Mehmed’in saltanatı zamanında başlandı ve büyük bölümü 1478’de tamamlandı.
Topkapı Sarayı bilindiği gibi tek bir binadan ibaret değildir. Çeşitli köşk ve dairelerden oluşur. İlk yapılan Çinili Köşk 1472’de tamamlandı. Sonra Kubbealtı, Arz Odası, Has Oda, Hazine, Kiler ve Seferiler Koğuşu, Hastalar Odası, Hamam şimdiki kütüphane olan Ağalar Camii, ahır ve diğer yapılar birbiri ardı sıra yapıldı.
Son olarak I478’de saray surları ve Bab-ı Hümâyûn denilen Ayasofya yakınındaki büyük kapı yapılarak sarayın yapımı bitirildi. Kapının üstünde Fatih için bir köşk, yanda da kapıcılar için birer oda vardı. Bunlar 1867 ve 1924 yangınlarında yandı. Sarayın harem kısmı Üçüncü Murat zamanında 1574-1597 yıllarında yapıldı.
Harem’e girerken Kızlar Ağasının Dairesi, onun üst katında da Şehzadeler Mektebi vardı. Sarayda zamanla Enderun Mektebi, Hekimbaşı Odası, Enderun Eczanesi, iç avlulardaki köşklerle Sarayburnu kıyılarındaki yazlık köşkler yapılmış, mutfaklar, ahırlar genişletilmiş, yeni yeni cami ve kitaplıklar eklenmiştir.
Yönetim binasının gerisinde yer alan Dördüncü Avluda Dördüncü Murat zamanında Revan ve Bağdat Köşkleri, Sultan İbrahim zamanında Sünnet Odası, İtfaiye Köşkü, yapıldı. Bunları Mustafa Paşa Köşkü, Hırka-i Şerif Dairesi, Üçüncü Ahmet kitaplığı, Alay Köşkü, Mecidiye Köşkü ve Yeni Köşk takip etti.
Bugün 699 dekar yer kaplayan Topkapı Sarayı yerinde 10 cami, 3 namazgâh, 8 koğuş, 14 hamam, 2 hastane, 2 eczane, 5 okul, 12 kitaplık, 7 köşk, 7 hazîne, 6 kule, 22 çeşme, 2 kuyu, 2 sarnıç, 6 havuz, 2 su terazisi, 1 asma bahçe, 20 kubbeli mutfak ve müştemilâtı, sabunhane, 348 oda ve salon vardı. Bunların pek çoğu zamanla yıkılmış ya da yanmıştır.

1863’te Topkapı Sarayı adını aldı

Sarayın sahildeki Saltanat Kapısı, kuleleri ve önlerindeki topları nedeniyle Topkapı diye anılırdı. Bu kapı yakınında III. Ahmet devrinde yapılan güzel bir ahşap köşk vardı. Bu köşk Topkapı’ya yakın olduğundan Topkapı Sarayı diye anılıyordu. Bu köşk 1863’te yandıktan sonra sarayın tümüne Topkapı Sarayı adı verildi. Sarayın dördü karaya, Üçü denize bakan yedi büyük kapısı vardı. Ayasofya’ya bakan giriş kapısına Bab-ı Hümayun denir. Bab-ı Hümayun’dan birinci avluya girilir. Orta kapı da denilen Bab-ı Selâm’ın iki yanında birer kule yükselir. Bab-üs - Saâde Kapısı ile saraya ulaşılır. Buna Ak Ağalar Kapısı da denir. Sirkeci yönünde Demirkapı yer alır. Deniz surları üzerindeki kapılar Topkapı, Balıkhane Kapısı, Değirmen kapısı adını taşıyordu. Sarayın İçi Selâmlık ve Harem Dairesi diye de bölümlere ayrılmıştır.
Topkapı Sarayı 1924 yılından beri müze olarak gezilip görülmektedir. Osmanlı İmparatorluğundan kalan mücevherler, porselen takımları, çiniler, sanat ve tarih değeri çok yüksek eşyalar bu müzede sergilenmektedir.

İnşaatı 1850’lere kadar devam etti

Topkapı Sarayı: İstanbul’un fethinden sonra, Osmanlı Sarayı, Bayezid semtinde, “Saray-ı Atik” adıyla yaptırıldı. Daha sonra Sarayburnu sırtlarında, günümüze ulaşan görkemli Topkapı Sarayı’nın yapımına başlandı: Tarihi kaynaklarda “Saray-ı Cedid” diye geçen yapı, 1475-1478 arasında bitirilebilmiştir. Ancak her padişah döneminde yapılan eklemelerle, inşaat işi 1850’lere kadar sürmüştür.
Sarayın yapıldığı yerde eski Roma-Bizans kalıntıları vardır. Bizans döneminde zeytinlik haline getirilen bu alanın denize bakan tarafı surlarla çevriliydi. Fatih de, Ayasofya arkasından Sirkeci ve Ahırkapı yönüne doğru kara surlarını yaptırdı. Sultan Surları denilen bu zeytinlik alana, Ayasofya’ya bakan yönde anıtsal nitelikli bir de taş kapı açıldı. (1478).
Bab-ı Hümayun denilen taş kapıdan avluya girilir; burada sarayın dış hizmetlerine bakan oduncu, hazırcı koğuşları yer alırdı, sağda büyük bir hastane, fırınlar; deniz tarafında limonluklar, cephane depoları ve Otluk Kapı’dan Sirkeci’ye uzanan (16. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar yaptırılmış) kıyıda çeşitli köşkler vardı. Bu köşklerden yalnızca Sepetçi Kasrı günümüze ulaşabilmiştir.

Sarayda 15 bin kişilik yemek

Bab-ı Hümayun’un solunda St. Imen Kilisesi ve darphane bulunmaktadır; darphane yokuşunun başındaysa Koz Bekçileri Kapısı; ileride Arkeoloji Müzesi ve Gülhane Parkı yer almaktadır. Arkeoloji Müzesi avlusundaysa Fatih dönemi eserlerinden Çinili Köşk göze çarpar. 15. yüzyıl çinileriyle süslü olan bu yapı, Selçuklu medreseleri düzenindedir. Ortada bir kubbe, yanlarda dört eyvan, köşelerde odalar... Bab-ı Hümayun’dan, Bab-ı Selam Kapısı’na varılır ki, kapı, Kanunî döneminde (1524’te) yaptırılmıştır. Buradan da Birûn denilen dış avluya girilir. Birûn’un sağ revaklarının arkasında saray mutfakları sıralanır. Sağda Aşçılar Camisi, aşçı koğuşları, solda helvahane bulunmaktadır. Saray mutfaklarında on beş bin kişilik yemek hazırlandığı bilinmektedir. Avlunun solunda has ahırlar ve Harem Dairesi Arabalar Kapısı yer almakta; bu kapının ardındaki Harem, yüzlerce odası ve salonlarıyla yasak bir kent misali uzayıp gitmektedir. Yine bu kesimdeki Kubbealtı, Kanunî döneminde yaptırılmıştır; divan kâtipleri odası işlevini görüyordu. Burada haftanın belli günlerinde vüzera (bakanlar kurulu) toplanır, devlet işlerini görüşürdü. Ayrıca dilekçe sahipleri burada dinlenirlerdi. Padişah, Sadrazamın (başbakanın) oturduğu yerin hemen üstündeki kafesten, toplantıyı gizlice izlerdi. Kubbealtı’nın bitişiğinde “iç Hazine” yer almaktadır. 15. yüzyılda yaptırılan iç Hazine, sekiz kubbelidir, içteki demir kapaklı, sarnıcı andıran yerler para koymak içindir. “Bâb-üs Saâde” yahut Ak Ağalar Kapısı’ndan üçüncü avluya girilir ki, burası Enderun’dur. Enderun’da padişahın en yakın hizmetlileri bulunurdu. Karşısındaki Arz Odası 16. yüzyıl eseridir; çini süslemeleri ve çeşme bu yüzyılda yapılmıştır. Kapı üstlerindeki yazıtlar, hattat padişahlardan III. Ahmed ile II. Mahmud’a aittir. Arz Odası, padişahın, yabancı konukları kabul ettikleri resmikabul salonuydu.

Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.

Müze olması

Ak Ağalar Kapısı’nın sağında Seferli Koğuşu yer almaktadır. Önünde yeşil somaki sütunlu bir revak vardır. Padişah ve haremin özel ustalarının barınağıydı Seferli Koğuşu. Koğuştan, birkaç basamakla Hazine-i Hümayun’un revakına inilmekteydi. Revakın arkasında dört oda ve bir büyük balkon bulunmaktaydı. Burasının, Fatih’in köşkü olduğu sanılıyor. Odaların önündeki anıtsal taş kapılar oldukça ilginçtir.
Hazine-i Hümayun’un yan tarafında kiler ve “Has Odalılar” koğuşu yer almaktadır. Onarımlarla yapı özellikleri bozulmuştur.

Ak Ağalar Kapısı’nın solunda “Kuşhane Kapısı” bulunur ki bu bölümün, Yavuz Sultan Selim’in Mısır Seferi sonunda getirdiği kutsal emanetler dolayısıyla yapıldığı kaydedilir. Emanetler, Has Oda’da korunmuştur. Bugün kutsal eşyanın sergilendiği Has Oda’nın arka kapısından Bağdat Köşkü taşlığına çıkılır. Bağdat Köşkü’nü ise IV. Murad’ın, Bağdat ve Revan seferlerinden sonra yaptırdığı bilinmektedir. Taşlığın sağında da, Kara Mustafa Paşa Köşkü, Hekimbaşı Odası, Esvap Odası, Sofa Camisi ve Mecidiye Köşkü vardır.
Topkapı Sarayı’nın tüm arsası 7.000 metrekaredir. Yaklaşık dört yüzyıl, imparatorluğun yönetim merkezi olmuştur. 1853’te yerini Dolmabahçe Sarayı’na bırakmıştır. Eski padişah aileleriyse, Cumhuriyet’in ilanına dek yine burada barınmışlardır.

Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.



Sol tarafta Topkapı Sarayı'nın planı çıkıyor. Görmek istediğiniz yeri tıklıyorsunuz, sağ tarafta görüntüyü izleyiniz.

Tıklayın (Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.)