PDA

Tüm Versiyonu Göster : İlginç fakat gerçek bir hırsızlık hikayesi


Black_Cobra
12-05-05, 01:38
22-28 Şubat tarihleri arasında EUROCONTROL semineri için Lüksemburg’daydım. Oraya THY’nin direk seferleri olmadığı için önce Belçika’ya gittim ve oradan da trenle Lüksemburg’a gitmek üzere yola çıktım. Brüksel’in bir tren istasyonu olan Nord’da tren değiştirmemiz gerekti. Diğer trenin gelmesine tam 2 dakika kala bir genç yanıma yaklaştı ve Türkçe bir şeyler söyleyip adres sordu.
Ben de danışmaya yönlendirmeye çalışıyordum ki birden koşarak uzaklaştı yanımdan. Arkama dönüp batığımda benim küçük yolluk çantam yerinde yoktu. Anlaşılan bana bir düzenek kurmuşlar ve yolluk çantasını para çantası sanıp çalmışlardı. Önemsemedim ben de. İçindeki bisküvileri yerler, ajandayı ve çantayı da kullanırlar diye düşündüm. Başkada bir şey yoktu zaten içinde. Tren de hemen geldiği için binmek zorunda kaldım.
O gün akşam vardım Lüksemburg’a ve otelde kaldım. Öteki gün de seminer verilen binaya gittim. Öğleden sonra içeri girerken kapıdaki dijital göstergede danışmaya gitmem gerektiği yazıyordu. Orada bana Belçika’daki bir polis müfettişinin birinin telefonunu verip onu aramamı istediler. Çalınan çantam bulunmuştu. Önemsizdi bu çanta işi aslında ama neyse. Telefon açtım konuştuk biraz. Onlar sordular ben cevapladım. Neyse bir sonraki derse geçtik. Dersin ortasında danışmadan gelen görevliler “very urgent- çok acele” diye gene beni çağırdılar dışarı. Gene aynı telefonu aramamı istediler benden. Tekrar aradım aynı numarayı. Bu kez Türkçe bilen birini bulmuşlar. Bu kez epey konuştuk adamla. Dönüşte uğrayıp çantayı almamı istediler. Ben de tamam dedim. Nasıl bulmuşlardı beni anlamadım?
Sonradan öğrendim tabi. Orada durmakta olan sivil polisler koşan iki kişi görünce hemen yakalamışlar onları ve almışlar ellerindeki çantayı. Bakmışlar içinde ajanda. Aramışlar benim ev telefonunu. Eşim çıkmış doğal olarak telefona. Anlatmışlar anlatmışlar... En son da “Do you speak English?” diye sormuşlar. “No” demiş hanım kapamışlar onlar da. Sonra bir daha aramışlar gene aynı başlangıç ve son. 4 kere mi ne tekrarlanmış aynı şey. Arada bir de adım geçiyormuş tabi. Anlaşamamışlar tabi doğal olarak. Bu sefer Türkçe bilen birini bulup gelmişler. Neyse sonra iş yerini aramışlar sonra da EUROCONTROL’ü.... Her yere telefon numaralarını bırakmışlar. Benim çalınan yolluk çantasının değerinin bilmem kaç katı telefon görüşmesi yapılmış.
Dönüşte ben çantayı aldım polislerden. Hırsızı teşhis ettim. Ne olacak bunların hali dedim. 1 yıl yatacaklarmış demir parmaklıklar arkasında. İçi boş bir yolluk çantası yüzünden iki kişinin birer yıl hapis yatması??....
Bana şikayetçi misin diye sormadılar bile. Sorsalardı değilim diyecektim. Değmezdi çünkü boş bir ajanda ve iki bisküvi için hapis yatmak....
Üzülmem mi gerek, gülmem mi? Yoksa kendime mi kızmalıyım, adamların içlerindeki hırsızlık dürtülerini harekete geçirdiğim için. Benim ki de iş mi? Para çantasının içine yolluk mu konur be adam değil mi ama? Hem adamları tahrik et hem de üzülüyo numarası çek.
Acaba benzer bir olay Türkiye’de başıma gelseydi nasıl olurdu diye düşünmeden edemedim. Ya da çantanın içinde değerli bir şeyler olsaydı?
Bir suça ceza verirken o suça giden tüm yolları tıkamalı, tüm bunlara rağmen o yola tenezzül edeni de affetmemeli.
Ama bunun tersi doğru değil: Suça giden yolları açmak ve oraya teşvik etmek ve sonra da o suçu işleyeni cezalandırmak.
Ülkemizde böyle bir problem var mı sizce?

(Yazının aslı;
Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.
adresindedir.)

karaca
12-05-05, 22:43
öyle bir yazmışsınki görende sen gittin sanacak...oysaki takvimden baktım o tarihlerde sen bizdeydin :D bırak izmiri tugay yolu :D luxemburg yazmış yaw :D

BuTTeRflY
12-05-05, 22:57
gerçekten ilginçmiş...

dapHne
14-05-05, 03:10
çok ilginç ama ibret alınası bir hikaye alması gerekenlereeeeeeeee....

"Suça giden yolları açmak ve oraya teşvik etmek ve sonra da o suçu işleyeni cezalandırmak"

yorum yok..