gokhandnzl
07-05-05, 14:26
CENNET'İN KRALLIĞI(KİNGDOM OF HEAVEN)
Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.
Orjinal Adı : Kingdom of Heaven
Yönetmen : Ridley Scott
Oyuncular : Orlando Bloom, Eva Green, Liam Neeson, Jeremy Irons, David Thewlis
Senaryo : William Monahan
Görüntü Yönetmeni : John Mathieson
Müzik : Harry Gregson-Williams
Süre : 145 Dk.
Yapım : 2005 - ABD / İspanya
Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.
"Cennet'in Krallığı"
"Gladyatör"ün yönetmeni Haçlı Seferleri'nde...
"Gladyatör" ile epik dönem filmleri konusunda ustalığını kanıtlamış olan Ridley Scott'ın imzasını taşıyan "Cennet'in Krallığı", bizi Üçüncü Haçlı Seferi'nin hemen öncesinde, üç büyük dinin de kutsal kabul ettiği Kudüs şehrine götürüyor. 1180-86 yılları arasında geçen film, cesur bir şövalyeyi merkeze alarak hem o dönemi yeniden canlandırıyor, hem de yüzyıllar süren bu din savaşlarının tarihin akışına yaptığı etkiyi keşfetmeye çalışıyor.
"Blade Runner", "Alien", "Thelma ve Louise", "Gladiator" ve "Black Hawk Down" gibi başarılı filmlerin yönetmeni Ridley Scott, "Cennet'in Krallığı"nda yine epik ve modern bir destanı karşımıza getiriyor. İdealleri uğruna savaşan bir şövalyenin gözünden dünya tarihinin çok önemli bir dönemini kapsayan ve tarih boyunca en önemli din savaşları olarak kabul edilen Haçlı Seferleri'ni anlatıyor. Scott, Oscar aldığı "Gladiator"de yaptığı gibi, tarihsel olayları bir insanlık dramının fonu olarak kullanacağı bir kurgu tercih ettiği filminde, eski çağların mistik şövalye ruhunu bin yıl önce Müslümanlar ve Hristiyanlar arasında yaşanan büyük bir savaş dönemine giydiriyor ve dolaylı da olsa, bu dönemin günümüzdeki yankılarına ulaşmaya çalışıyor. Scott, tüm epik ve atrmosferik filmlerinde olduğu gibi, bu son filminde de, oldukça karmaşık bir kahramanlık örgüsü ve inanılmaz detaylı ve dikkatli bir dönem kurgusu *****mayı başarmış. Bunda, yeteneği ve ustalığının yanı sıra, bu projenin kendisinde uyandırdığı heyecanın da etkisi var küşkusuz: "Her zaman Ortaçağ'a ve şövalyelere ait bir film yapmak istemiştim. Özellikle de Haçlı Seferlerine ait," diyor Scott ve devam ediyor: "Tarihsel olarak şövalyeler kovboylara ya da polislere benzerler. Zamanlarının kültürünü ve yaşamsal özelliklerini taşırlar ve o döneme ait bir hikâye anlatmak isterseniz kullanacağınız kahraman için muhteşem özelliklere sahiplerdir. Hem kahraman hem de trajediyi yaşamış halktan biri olma potansiyelleri vardır. En önemlisi doğruluk, sadakat ve şövalye ruhu, bir kahramanda bulmak isteyeceğiniz en muhteşem özelliklerdir."
Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.
Filmin senaryosunuScott'a öneren, senarist William Monahan olmuş. Monahan, Üçüncü Haçlı Seferleri öncesi Kudüs'ü anlatan hikâyesinde kutsal toprakların Avrupalı şövalyeler tarafından yönetildiği günleri, adeta tekrar canlandırıyor. Hikâyenin merkezinde Ibelinli Balian adında kahraman bir şövalye var ve Kudüs'teki Hristiyanları müslüman komutan Selahaddin'in saldırılarına karşı korumaya ve barışa yönlendirmeye yemin ediyor.
İsterseniz filmle ilgili detaylara geçmeden önce, Amin Maalouf'un "Arapların Gözüyle Haçlı Seferleri" adlı kitabından yararlanarak, bu döneme kısaca bir göz atalım:
Filmin tarihsel arka planı
Sene 1098... İkinci Haçlı Seferi'nin ardından, üç semavi din için de en kutsal sayılan yer Kudüs, kanlı savaşlar ve katliamlardan sonra Haçlıların eline geçti... Aradan 76 yıl geçmiş ve bu dönemde Kudüs o civardaki bir Hıristiyan devletin başşehri olmuştur. Bu krallıkta Müslümanlarla devamlı savaşmak isteyen gruplar olduğu gibi, ilişkileri dostça ve barış anlaşmaları doğrultusunda yürütmeye çalışan liderler de vardı. 11 Temmuz 1174'te Frank Kralı Amaury, dizanteriden öldü ve oğlu 13 yaşındaki IV. Baudouin tahta geçti. Ne yazık ki bu kral, çok küçük yaşlarda cüzzam hastalığına yakalanmıştı. Ama tarihçiler, her şeye rağmen bu cüzzamlı kral döneminde Müslüman ve Hıristiyanların çok uyumlu yaşadıklarını yazıyor. "Cennet'in Krallığı"nın geçtiği 1180-86 yılları arasındaki dönemde de Kudüs'te IV. Baudouin Müslümanlarla oldukça uyumlu bir ilişki sürdürüyordu. Cüzzamı ilerlemişti ve dökülen etleri gözükmesin diye devamlı demir bir maske ile dolaşmakta idi. Anadolu'da 1. Kılıçarslan'ın oğlu 2. Kılıçarslan Myriokephalon'da (Sandıklı) 1176'da Bizans İmparatoru Manuel'in güçlü ordusunu bozguna uğratmıştı... Avrupa'da ise "dinsizlere ölüm" sloganları ile tahrik edilen fakir halk, şövalyeler ve askerler, yeni bir Haçlı seferi yapmak, zengin ünlü ve toprak sahibi olmak için hâlâ Kudüs'e akın akın ulaşmaya çalışıyorlardı. Ama bu kez Anadolu'dan geçmek yerine deniz yolu tercih ediliyordu. Cüzzamlı Kralın yardımcıları arasında savaş meraklısı yüksek rütbeliler ve prensler de vardı. Bunların arasında özellikle kralın kızkardeşi ile evli olan Guy De Lusighan ve onun yardakçıları arasında da Prens Arnat öne çıkan isimlerdi. İşte bu sırada ülkesinde genç karısını, küçük çocuğunu kaybetmiş Balian D'lbelin, babası Godfrey ile birlikte, Kudüs'e doğru yola çıkmıştır. Yolda bir çatışmada Balian'ın babası ağır yaralanır, ölmeden de oğlunu şövalye ilan eder. Artık o "verdiği sözü tutacak, hiçbir tehlikeden korkmayacak, sonunda ölümüne bile sebep olsa da daima doğruyu söyleyecek, muhtaçlara yardım edecek ve yanlış yapmayacaktır." Çünkü o artık şövalye yemini etmiştir.
Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.
O sıralarda Mısır'da Memluk hükümdarı Nureddin'in erken ölümü üzerine oğlu Es Salih'in çok küçük olması nedeni ile ona bağlı komutanlarından Kürt kökenli Selahaddin başa geçti. Daha sonra da kendisini Mısır ve Suriye Meliği ilan etti. O dönemde Hassan Sabbah'ın kurduğu Haşhaşinler gizli tarikatı paralı ve siyasi cinayetlerine devam ediyorlardı. Ve Selahaddin de bu suikastçilerin saldırısından iki defa 1175 ve 1176 yıllarında kıl payı hayatını kurtarabilmişti. Tarihte Selahaddin Eyyubi olarak bilinen bu Mısır Sultanı, öfkesini kontrol edebilen, sözünden dönmeyen, her ortamda ruhsal yüceliğini muhafaza etmesini bilen, tevazu sahibi ve affetmeyi bilen bir insan olarak nam salmıştı. En büyük hedefi Hıristiyanları kutsal topraklardan uzaklaştırmak ve Kudüs'ü ele geçirmek olmasına rağmen, cüzzamlı krala verdiği sözleri tutmakta ve barış anlaşmasını bozmamaya çalışmaktaydı. Hem de Arnat ve Renoud gibi kötü niyetli Hıristiyanların çıkardıkları anlamsız çatışmalara rağmen...
Balian, kısa sürede Kudüs'te ünlenir ve hem Müslümanların hem de Hıristiyan şövalyelerin çok sevdiği bir lider olur. Bu arada kralın kızkardeşi ile bir tesadüf eseri tanışır ve birbirlerine aşık olurlar. Kral, kızkardeşinin kocası Guy'dan kurtulmak için "onu azledip öldürtürse kızkardeşi ile evlenip evlenmeyeceğini" Balian'a sorar. Cevap kesin reddir... Balian böyle bir vicdani yüke girmeyi asla kabul etmez.
Ancak kral ölür. Guy yeni kral olur. Anlaşmaya rağmen Müslümanları katletmeye, köyleri basmaya başlar, niyeti savaş çıkartmaktır. Ve savaş çıkar. Selahaddin'in ordusu onu ve askerlerini çölde beklemektedir. Guy ve Arnat şehrin korunmasını Balian'a bırakıp çöldeki bu ölüm tuzağına doğru uzaklaşırlar. Bir süre sonra şehri korumaya çalışan Balian ile o dönemin en güçlü ordusuna sahip Selahaddin Eyyübi Kudüs'ün dokuz gün boyunca hırpalanacak surları önünde karşı karşıya geleceklerdir...
Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.
"Cennet'in Krallığı", özünde bu iki güçlü karakterin mücadelesine tanık olan dönemi, Balian'a odaklanarak anlatıyor. Filmde Balian'ı Orlando Bloom canlandırıyor. Babası Ibelinli Godfrey (Liam Neeson) Doğu'da savaştığı Haçlı Seferleri'nden vatanı Fransa'ya döndükten sonra, Balian'ı gerçek şövalyeliğin ne olduğu hakkında yetiştiriyor ve onu kıtalararası destansı bir yolculuğa çıkarıyor. Kaderi Balian'ın büyük bir şövalye olmasını sağlayacaktır. Jerusalem'de o günlerde İkinci ve Üçüncü Haçlı Seferleri arasında kırılgan ve her an sonlanabilecek bir ateşkes ilan edilmiştir. Kudüs Kralı IV. Baldwin (Edward Norton) barışa ve halkına bağlılık yemini etmiştir. Kutsal Şehir'de Balian, kılıç maharetleri sayesinde kısa sürede ünlenir ve bu arada kralın kızkardeşi güzel Sybilla'nın (Eva Green) saygı ve hayranlığını da kazanır. Ancak Balian, kendine düşman da kazanmıştır... Özellikle Sybilla'nın kocası, Templar Şövalyeleri'nin küstah lideri Guy de Lusignan'ın (Marton Csoka) ve kralın danışmanı Tiberias'ın (Jeremy Irons) düşmanlığını.
Müziklerde Kardeş Türküler'in önemli katkısı...
İşte böyle bir dönemin hissinin *****ılmasında, Ridley Scott'ın en önem verdiği noktalardan biri, kullanılacak müziklerin hazırlanması olmuş. Filmin müzikleri için Abbey Road stüdyolarında yapılan kayıtlara 123 Bach koristinin yanında bir grup Türk müzisyen de katılmış. Ülkemizde uzun yıllardır yaptıkları etnik değerleri öne çıkaran müzik ile tanınan Kardeş Türküler grubu, filmin müziklerine önemli katkı yapmış. Filmin müziklerinden sorumlu olan Harry Gregson-Williams, Kardeş Türküler için şunları söylüyor: "Aramıza İstanbul'da katılan Türk müzisyenler yaptığımız tema müziğine bambaşka bir ses ve inanılmaz bir yorum kattılar... Oluşturdukları hissiyat orkestranın kalbinde bir okyanusun çırpınışı gibiydi..."
Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.
Filmi beyaz perdeye taşırken tüm ekip döneme ait yazmalar, resimler konusunda bir çok ülkede derin bir araştırma gerçekleştirmişler. Kostüm tasarımcı Janty Yates döneme ait kostümleri ve tüm materyali Batı ve Doğu'da yapılan araştırmalarda elde ettikleri detayları gözönünde bulundurarak hazırlamış. Yates yaklaşık olarak 15,000 kostüm hazırlayarak kırılması güç bir rekora da imza atmış. Jerusalem'in iç mekânları İspanya'da çekilmiş. İlk çekimler İspanya'da 436 kişilik bir ekip tarafından başlatılmış.
Ridley Scott, daha önceki filmlerinde de birlikte çalıştığı yapım tasarımcı Arthur Max ile 12. yüzyılda Kudüs şehrini Atlas Film Stüdyoları'nda tekrar *****mış. Şehri çevreleyen surlar için toplam 6000 ton çamur ve alçı kullanılmış ve 28000 metrekare duvar hazırlanmış.
İlk gösterimlerinin ardından ne Müslüman ne de Hıristiyan tarihçilerine memnun edebilen "Cennet'in Krallığı", Mel Gibson'ın "Tutku" ("Passion of Christ") filminin yerini alacak ve bu yılın din ve tarih konusunda en çok tartışma *****an filmi olacak gibi gözüküyor. Bu tartışmaların dışında kalmamak için bu filmi kaçırmamakta yarar var.
Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.
(sinema.com)
Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.
Orjinal Adı : Kingdom of Heaven
Yönetmen : Ridley Scott
Oyuncular : Orlando Bloom, Eva Green, Liam Neeson, Jeremy Irons, David Thewlis
Senaryo : William Monahan
Görüntü Yönetmeni : John Mathieson
Müzik : Harry Gregson-Williams
Süre : 145 Dk.
Yapım : 2005 - ABD / İspanya
Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.
"Cennet'in Krallığı"
"Gladyatör"ün yönetmeni Haçlı Seferleri'nde...
"Gladyatör" ile epik dönem filmleri konusunda ustalığını kanıtlamış olan Ridley Scott'ın imzasını taşıyan "Cennet'in Krallığı", bizi Üçüncü Haçlı Seferi'nin hemen öncesinde, üç büyük dinin de kutsal kabul ettiği Kudüs şehrine götürüyor. 1180-86 yılları arasında geçen film, cesur bir şövalyeyi merkeze alarak hem o dönemi yeniden canlandırıyor, hem de yüzyıllar süren bu din savaşlarının tarihin akışına yaptığı etkiyi keşfetmeye çalışıyor.
"Blade Runner", "Alien", "Thelma ve Louise", "Gladiator" ve "Black Hawk Down" gibi başarılı filmlerin yönetmeni Ridley Scott, "Cennet'in Krallığı"nda yine epik ve modern bir destanı karşımıza getiriyor. İdealleri uğruna savaşan bir şövalyenin gözünden dünya tarihinin çok önemli bir dönemini kapsayan ve tarih boyunca en önemli din savaşları olarak kabul edilen Haçlı Seferleri'ni anlatıyor. Scott, Oscar aldığı "Gladiator"de yaptığı gibi, tarihsel olayları bir insanlık dramının fonu olarak kullanacağı bir kurgu tercih ettiği filminde, eski çağların mistik şövalye ruhunu bin yıl önce Müslümanlar ve Hristiyanlar arasında yaşanan büyük bir savaş dönemine giydiriyor ve dolaylı da olsa, bu dönemin günümüzdeki yankılarına ulaşmaya çalışıyor. Scott, tüm epik ve atrmosferik filmlerinde olduğu gibi, bu son filminde de, oldukça karmaşık bir kahramanlık örgüsü ve inanılmaz detaylı ve dikkatli bir dönem kurgusu *****mayı başarmış. Bunda, yeteneği ve ustalığının yanı sıra, bu projenin kendisinde uyandırdığı heyecanın da etkisi var küşkusuz: "Her zaman Ortaçağ'a ve şövalyelere ait bir film yapmak istemiştim. Özellikle de Haçlı Seferlerine ait," diyor Scott ve devam ediyor: "Tarihsel olarak şövalyeler kovboylara ya da polislere benzerler. Zamanlarının kültürünü ve yaşamsal özelliklerini taşırlar ve o döneme ait bir hikâye anlatmak isterseniz kullanacağınız kahraman için muhteşem özelliklere sahiplerdir. Hem kahraman hem de trajediyi yaşamış halktan biri olma potansiyelleri vardır. En önemlisi doğruluk, sadakat ve şövalye ruhu, bir kahramanda bulmak isteyeceğiniz en muhteşem özelliklerdir."
Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.
Filmin senaryosunuScott'a öneren, senarist William Monahan olmuş. Monahan, Üçüncü Haçlı Seferleri öncesi Kudüs'ü anlatan hikâyesinde kutsal toprakların Avrupalı şövalyeler tarafından yönetildiği günleri, adeta tekrar canlandırıyor. Hikâyenin merkezinde Ibelinli Balian adında kahraman bir şövalye var ve Kudüs'teki Hristiyanları müslüman komutan Selahaddin'in saldırılarına karşı korumaya ve barışa yönlendirmeye yemin ediyor.
İsterseniz filmle ilgili detaylara geçmeden önce, Amin Maalouf'un "Arapların Gözüyle Haçlı Seferleri" adlı kitabından yararlanarak, bu döneme kısaca bir göz atalım:
Filmin tarihsel arka planı
Sene 1098... İkinci Haçlı Seferi'nin ardından, üç semavi din için de en kutsal sayılan yer Kudüs, kanlı savaşlar ve katliamlardan sonra Haçlıların eline geçti... Aradan 76 yıl geçmiş ve bu dönemde Kudüs o civardaki bir Hıristiyan devletin başşehri olmuştur. Bu krallıkta Müslümanlarla devamlı savaşmak isteyen gruplar olduğu gibi, ilişkileri dostça ve barış anlaşmaları doğrultusunda yürütmeye çalışan liderler de vardı. 11 Temmuz 1174'te Frank Kralı Amaury, dizanteriden öldü ve oğlu 13 yaşındaki IV. Baudouin tahta geçti. Ne yazık ki bu kral, çok küçük yaşlarda cüzzam hastalığına yakalanmıştı. Ama tarihçiler, her şeye rağmen bu cüzzamlı kral döneminde Müslüman ve Hıristiyanların çok uyumlu yaşadıklarını yazıyor. "Cennet'in Krallığı"nın geçtiği 1180-86 yılları arasındaki dönemde de Kudüs'te IV. Baudouin Müslümanlarla oldukça uyumlu bir ilişki sürdürüyordu. Cüzzamı ilerlemişti ve dökülen etleri gözükmesin diye devamlı demir bir maske ile dolaşmakta idi. Anadolu'da 1. Kılıçarslan'ın oğlu 2. Kılıçarslan Myriokephalon'da (Sandıklı) 1176'da Bizans İmparatoru Manuel'in güçlü ordusunu bozguna uğratmıştı... Avrupa'da ise "dinsizlere ölüm" sloganları ile tahrik edilen fakir halk, şövalyeler ve askerler, yeni bir Haçlı seferi yapmak, zengin ünlü ve toprak sahibi olmak için hâlâ Kudüs'e akın akın ulaşmaya çalışıyorlardı. Ama bu kez Anadolu'dan geçmek yerine deniz yolu tercih ediliyordu. Cüzzamlı Kralın yardımcıları arasında savaş meraklısı yüksek rütbeliler ve prensler de vardı. Bunların arasında özellikle kralın kızkardeşi ile evli olan Guy De Lusighan ve onun yardakçıları arasında da Prens Arnat öne çıkan isimlerdi. İşte bu sırada ülkesinde genç karısını, küçük çocuğunu kaybetmiş Balian D'lbelin, babası Godfrey ile birlikte, Kudüs'e doğru yola çıkmıştır. Yolda bir çatışmada Balian'ın babası ağır yaralanır, ölmeden de oğlunu şövalye ilan eder. Artık o "verdiği sözü tutacak, hiçbir tehlikeden korkmayacak, sonunda ölümüne bile sebep olsa da daima doğruyu söyleyecek, muhtaçlara yardım edecek ve yanlış yapmayacaktır." Çünkü o artık şövalye yemini etmiştir.
Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.
O sıralarda Mısır'da Memluk hükümdarı Nureddin'in erken ölümü üzerine oğlu Es Salih'in çok küçük olması nedeni ile ona bağlı komutanlarından Kürt kökenli Selahaddin başa geçti. Daha sonra da kendisini Mısır ve Suriye Meliği ilan etti. O dönemde Hassan Sabbah'ın kurduğu Haşhaşinler gizli tarikatı paralı ve siyasi cinayetlerine devam ediyorlardı. Ve Selahaddin de bu suikastçilerin saldırısından iki defa 1175 ve 1176 yıllarında kıl payı hayatını kurtarabilmişti. Tarihte Selahaddin Eyyubi olarak bilinen bu Mısır Sultanı, öfkesini kontrol edebilen, sözünden dönmeyen, her ortamda ruhsal yüceliğini muhafaza etmesini bilen, tevazu sahibi ve affetmeyi bilen bir insan olarak nam salmıştı. En büyük hedefi Hıristiyanları kutsal topraklardan uzaklaştırmak ve Kudüs'ü ele geçirmek olmasına rağmen, cüzzamlı krala verdiği sözleri tutmakta ve barış anlaşmasını bozmamaya çalışmaktaydı. Hem de Arnat ve Renoud gibi kötü niyetli Hıristiyanların çıkardıkları anlamsız çatışmalara rağmen...
Balian, kısa sürede Kudüs'te ünlenir ve hem Müslümanların hem de Hıristiyan şövalyelerin çok sevdiği bir lider olur. Bu arada kralın kızkardeşi ile bir tesadüf eseri tanışır ve birbirlerine aşık olurlar. Kral, kızkardeşinin kocası Guy'dan kurtulmak için "onu azledip öldürtürse kızkardeşi ile evlenip evlenmeyeceğini" Balian'a sorar. Cevap kesin reddir... Balian böyle bir vicdani yüke girmeyi asla kabul etmez.
Ancak kral ölür. Guy yeni kral olur. Anlaşmaya rağmen Müslümanları katletmeye, köyleri basmaya başlar, niyeti savaş çıkartmaktır. Ve savaş çıkar. Selahaddin'in ordusu onu ve askerlerini çölde beklemektedir. Guy ve Arnat şehrin korunmasını Balian'a bırakıp çöldeki bu ölüm tuzağına doğru uzaklaşırlar. Bir süre sonra şehri korumaya çalışan Balian ile o dönemin en güçlü ordusuna sahip Selahaddin Eyyübi Kudüs'ün dokuz gün boyunca hırpalanacak surları önünde karşı karşıya geleceklerdir...
Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.
"Cennet'in Krallığı", özünde bu iki güçlü karakterin mücadelesine tanık olan dönemi, Balian'a odaklanarak anlatıyor. Filmde Balian'ı Orlando Bloom canlandırıyor. Babası Ibelinli Godfrey (Liam Neeson) Doğu'da savaştığı Haçlı Seferleri'nden vatanı Fransa'ya döndükten sonra, Balian'ı gerçek şövalyeliğin ne olduğu hakkında yetiştiriyor ve onu kıtalararası destansı bir yolculuğa çıkarıyor. Kaderi Balian'ın büyük bir şövalye olmasını sağlayacaktır. Jerusalem'de o günlerde İkinci ve Üçüncü Haçlı Seferleri arasında kırılgan ve her an sonlanabilecek bir ateşkes ilan edilmiştir. Kudüs Kralı IV. Baldwin (Edward Norton) barışa ve halkına bağlılık yemini etmiştir. Kutsal Şehir'de Balian, kılıç maharetleri sayesinde kısa sürede ünlenir ve bu arada kralın kızkardeşi güzel Sybilla'nın (Eva Green) saygı ve hayranlığını da kazanır. Ancak Balian, kendine düşman da kazanmıştır... Özellikle Sybilla'nın kocası, Templar Şövalyeleri'nin küstah lideri Guy de Lusignan'ın (Marton Csoka) ve kralın danışmanı Tiberias'ın (Jeremy Irons) düşmanlığını.
Müziklerde Kardeş Türküler'in önemli katkısı...
İşte böyle bir dönemin hissinin *****ılmasında, Ridley Scott'ın en önem verdiği noktalardan biri, kullanılacak müziklerin hazırlanması olmuş. Filmin müzikleri için Abbey Road stüdyolarında yapılan kayıtlara 123 Bach koristinin yanında bir grup Türk müzisyen de katılmış. Ülkemizde uzun yıllardır yaptıkları etnik değerleri öne çıkaran müzik ile tanınan Kardeş Türküler grubu, filmin müziklerine önemli katkı yapmış. Filmin müziklerinden sorumlu olan Harry Gregson-Williams, Kardeş Türküler için şunları söylüyor: "Aramıza İstanbul'da katılan Türk müzisyenler yaptığımız tema müziğine bambaşka bir ses ve inanılmaz bir yorum kattılar... Oluşturdukları hissiyat orkestranın kalbinde bir okyanusun çırpınışı gibiydi..."
Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.
Filmi beyaz perdeye taşırken tüm ekip döneme ait yazmalar, resimler konusunda bir çok ülkede derin bir araştırma gerçekleştirmişler. Kostüm tasarımcı Janty Yates döneme ait kostümleri ve tüm materyali Batı ve Doğu'da yapılan araştırmalarda elde ettikleri detayları gözönünde bulundurarak hazırlamış. Yates yaklaşık olarak 15,000 kostüm hazırlayarak kırılması güç bir rekora da imza atmış. Jerusalem'in iç mekânları İspanya'da çekilmiş. İlk çekimler İspanya'da 436 kişilik bir ekip tarafından başlatılmış.
Ridley Scott, daha önceki filmlerinde de birlikte çalıştığı yapım tasarımcı Arthur Max ile 12. yüzyılda Kudüs şehrini Atlas Film Stüdyoları'nda tekrar *****mış. Şehri çevreleyen surlar için toplam 6000 ton çamur ve alçı kullanılmış ve 28000 metrekare duvar hazırlanmış.
İlk gösterimlerinin ardından ne Müslüman ne de Hıristiyan tarihçilerine memnun edebilen "Cennet'in Krallığı", Mel Gibson'ın "Tutku" ("Passion of Christ") filminin yerini alacak ve bu yılın din ve tarih konusunda en çok tartışma *****an filmi olacak gibi gözüküyor. Bu tartışmaların dışında kalmamak için bu filmi kaçırmamakta yarar var.
Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.
(sinema.com)