umittuncel
22-10-06, 02:44
Bundan 70 yıl önce İsveçli arkeolog Folke Bergman'ın Xinjiang'ın Lopnor bölgesindeki Tavus Kuşu Nehri'nin kıyısında antik bir mezarlık keşfetmesi, tüm dünyada büyük yankı uyandırmıştı. Ancak Bergman'ın "Xiaohe" ismini verdiği bu mezarlık, Taklamakan çölünün ortasında yer almasından dolayı hep sır olarak kaldı. Xiaohe Mezarlığı'nın sırlarını aydınlatmak için Çinli arkeologlar, son iki yıl içinde arkeolojik kazılar gerçekleştirdi.
Antik Xiaohe Mezarlığı, Xinjiang'ın güneydoğusundaki Tavus Kuşu Nehri'nin aşağı kesiminin kıyısındaki Lopnor çölünde yer alıyor. Xiaohe Mezarlığı'na yönelik arkeolojik kazıları gerçekleştiren ekipte yer alan Li Wenying, mezarlığın isminin nereden kaynaklandığını anlatırken şunları söyledi:
"Xiaohe çayı, Tavuskuşu Nehri'nin isimsiz bir koluydu. İsveçli arkeolog Bergman, 1934 yılında Lopnor'da yaşayan Ordek adlı bir çobanın yardımıyla Xiaohe çayını izleyerek mezarlığa ulaşmıştı. Çayın çok küçük olması nedeniyle Bergman, çaya Çince'de 'küçük çay' anlamına gelen Xiaohe ismini verdi. Mezarlık da Xiaohe Mezarlığı diye anılmaya başladı."
Folke Bergman, 1934'te Xiaohe Antik Mezarlığı'nda kazı yaptı. Kazı sonucunda son derece iyi korunmuş bir kadın cesedi bulundu. Bergman, daha sonra yazdığı kitapta mumyalanmış bu kadın cesedini şöyle tarif etti:
"Oldukça lüks giyinmişti. Ortadan ayrılan uzun siyah saçlarının üzerinde kırmızı bir ip olan sivri uçlu yün şapkası vardı. Gözleri uykuya yeni dalmışçasına hafifçe kapalıydı. Sivri burnu çok güzeldi. Hafifçe açık duran ince dudakları, ebedi bir gülümseme bırakmıştı."
Bergman, "Gülümseyen Prenses" olarak adlandırdığı bu mumyayı dünyada en iyi korunan mumya olarak nitelendirdi.
Yapılan teknik araştırmalar sonucunda "Gülümseyen Prenses"in Hint-Avrupa ırkından olduğu ve bundan 4000 yıl önce Bronz Devri'nde yaşadığı tespit edildi. Bergman'ın bu keşfi, tüm dünyayı şaşkına çevirdi. Ancak mezarlığın çöl ortasında yer alması ve o dönemde yaşanan savaş nedeniyle uzun bir süre mezarlığa kimse ulaşamamıştı.
2002 yılına gelindiğinde Çinli arkeologlardan oluşan keşif ekibi, Xiaohe Antik Mezarlığı'nı yeniden keşfetti. Çin Devlet Tarihi Eserleri Koruma Müdürlüğü'nün izniyle Xinjiang Arkeolojik Araştırmalar Enstitüsü'nden uzmanlar, 2003'te Xiaohe Antik Mezarlığı ve etrafındaki tarihi kalıntılarda arkeolojik araştırmaları ve dar kapsamlı deneme kazılarına başladılar. İki yıl süren çalışmalar sonucunda arkeologlar, toplam 167 antik mezar keşfettiler ve 1000'den fazla tarihi eser ortaya çıkardılar.
Xiaohe Antik Mezarlığı'ndaki kazı çalışmalarına başkanlık eden Xinjiang Arkeolojik Araştırmalar Enstitüsü Müdürü İdris Abdülresul, elde ettikleri bilgileri anlatırken, şunları söyledi:
"Buna benzer mezarlıklara ne ülkemizde, ne de başka bir ülkede henüz rastlanmış değil. Gerçekleştirdiğimiz çalışmalar sonucunda bütün mezar sahipleri arasında, mezarın önünde veya arkasındaki sütunlarla mezar arasındaki ilişkileri analiz ettik, Lopnor bölgesinde tarih öncesindeki insan faaliyetleri, kültürler ve inançlar ile hayvancılık ve tarım çalışmaları hakkında daha fazla bilgi sahibi olduk. Bu çalışmalarımız, Xinjiang bölgesindeki tarih öncesi medeniyetlerle ilgili araştırmalara önemli veriler sağladı."
Dıştan kocaman bir kum tepesi olarak görünen Xiaohe Antik Mezarlığı, kuzey ve güney olmak üzere ikiye ayrılır. Kazı yapılan 167 mezarın büyük bir kısmı, yetişkinlere ait. Mezar yapısı ise açılan kum çukurlara konulan tahta tabutlardan oluşuyor. Mezarın önünde ve arkasında mezar sahibinin cinsiyetini gösteren sütunlar var. Erkeklerin mezarlarına dikilen sütunlar, kürek şeklindedir. Üst kısmı siyaha, alt kısmı da kırmızıya boyanan bu tahta sütunlar, kadının cinsel organını simgeliyor. Kadınların mezarlarına dikilen yuvarlak sütunların üst kısmı kalın ve kırmızıyla boyalı, üzerine de ot sarılmış. Bu sütunlar, erkeğin cinsel organını simgeliyor.
Tabutlar, genellikle dana derisiyle örtülü ve tabansızdır. Taze iken tabutu örten dana derileri, kuruduktan sonra tabuta sımsıkı sarılıyor. Bir tabut, 3-6 deri parçasıyla sarılır.
Bazı tabutlarda deriyle sarılan tahtadan yapılmış insan heykelleri de var. Arkeologlar, bu heykellerin mezar sahibinin ölen yakınlarının yerini aldığını düşünüyorlar.
Kazıya katılan bayan arkeolog Li Wenying, bize şu bilgileri verdi:
"Tüm mezarlık, dikili tahta sütunlardan oluşan bir ormanı andırıyor. Burada Lopnor bölgesindeki ilk medeniyetlerle ilgili zengin bilgiler yatıyor."
Arkeologlar tabutların birer birer açılmasıyla, giderek daha zengin verilere ulaştılar. Arkeologlar, mezarlığın Tavus Kuşu Nehri'nin aşağı kesiminde yaşamış olan ilkel toplulukların tapındıkları kutsal dağın eteğinde yer aldığını düşünüyorlar.
Çin'deki önemli 10 arkeolojik keşif arasında yer alan Xiaohe Antik Mezarlığı'nda 2004 yılında yapılan kazı çalışmaları, Xinjiang'daki, hatta bütün Orta Asya bölgesindeki tarih öncesi medeniyetlerle ilgili bilgileri zenginleştirdi. Ancak bu mezarlıkta rastlanılan bazı bulguların içerikleri henüz bilinmiyor. İdris Abdulresul, önümüzdeki dönemde daha çok çalışma yapacaklarını belirterek, şunları söyledi: "Mezarlıktaki kazı çalışmaları esas olarak tamamlandı. Ancak kazı sonrasında birçok çalışma ve inceleme yapmamız gerekiyor. Çalışmalarımızı etnoloji, tarım, hayvancılık, bitki bilimi, hayvan bilimi ve metalürji gibi yönlerden sürdüreceğiz."
Kaynak: China Radio International
Antik Xiaohe Mezarlığı, Xinjiang'ın güneydoğusundaki Tavus Kuşu Nehri'nin aşağı kesiminin kıyısındaki Lopnor çölünde yer alıyor. Xiaohe Mezarlığı'na yönelik arkeolojik kazıları gerçekleştiren ekipte yer alan Li Wenying, mezarlığın isminin nereden kaynaklandığını anlatırken şunları söyledi:
"Xiaohe çayı, Tavuskuşu Nehri'nin isimsiz bir koluydu. İsveçli arkeolog Bergman, 1934 yılında Lopnor'da yaşayan Ordek adlı bir çobanın yardımıyla Xiaohe çayını izleyerek mezarlığa ulaşmıştı. Çayın çok küçük olması nedeniyle Bergman, çaya Çince'de 'küçük çay' anlamına gelen Xiaohe ismini verdi. Mezarlık da Xiaohe Mezarlığı diye anılmaya başladı."
Folke Bergman, 1934'te Xiaohe Antik Mezarlığı'nda kazı yaptı. Kazı sonucunda son derece iyi korunmuş bir kadın cesedi bulundu. Bergman, daha sonra yazdığı kitapta mumyalanmış bu kadın cesedini şöyle tarif etti:
"Oldukça lüks giyinmişti. Ortadan ayrılan uzun siyah saçlarının üzerinde kırmızı bir ip olan sivri uçlu yün şapkası vardı. Gözleri uykuya yeni dalmışçasına hafifçe kapalıydı. Sivri burnu çok güzeldi. Hafifçe açık duran ince dudakları, ebedi bir gülümseme bırakmıştı."
Bergman, "Gülümseyen Prenses" olarak adlandırdığı bu mumyayı dünyada en iyi korunan mumya olarak nitelendirdi.
Yapılan teknik araştırmalar sonucunda "Gülümseyen Prenses"in Hint-Avrupa ırkından olduğu ve bundan 4000 yıl önce Bronz Devri'nde yaşadığı tespit edildi. Bergman'ın bu keşfi, tüm dünyayı şaşkına çevirdi. Ancak mezarlığın çöl ortasında yer alması ve o dönemde yaşanan savaş nedeniyle uzun bir süre mezarlığa kimse ulaşamamıştı.
2002 yılına gelindiğinde Çinli arkeologlardan oluşan keşif ekibi, Xiaohe Antik Mezarlığı'nı yeniden keşfetti. Çin Devlet Tarihi Eserleri Koruma Müdürlüğü'nün izniyle Xinjiang Arkeolojik Araştırmalar Enstitüsü'nden uzmanlar, 2003'te Xiaohe Antik Mezarlığı ve etrafındaki tarihi kalıntılarda arkeolojik araştırmaları ve dar kapsamlı deneme kazılarına başladılar. İki yıl süren çalışmalar sonucunda arkeologlar, toplam 167 antik mezar keşfettiler ve 1000'den fazla tarihi eser ortaya çıkardılar.
Xiaohe Antik Mezarlığı'ndaki kazı çalışmalarına başkanlık eden Xinjiang Arkeolojik Araştırmalar Enstitüsü Müdürü İdris Abdülresul, elde ettikleri bilgileri anlatırken, şunları söyledi:
"Buna benzer mezarlıklara ne ülkemizde, ne de başka bir ülkede henüz rastlanmış değil. Gerçekleştirdiğimiz çalışmalar sonucunda bütün mezar sahipleri arasında, mezarın önünde veya arkasındaki sütunlarla mezar arasındaki ilişkileri analiz ettik, Lopnor bölgesinde tarih öncesindeki insan faaliyetleri, kültürler ve inançlar ile hayvancılık ve tarım çalışmaları hakkında daha fazla bilgi sahibi olduk. Bu çalışmalarımız, Xinjiang bölgesindeki tarih öncesi medeniyetlerle ilgili araştırmalara önemli veriler sağladı."
Dıştan kocaman bir kum tepesi olarak görünen Xiaohe Antik Mezarlığı, kuzey ve güney olmak üzere ikiye ayrılır. Kazı yapılan 167 mezarın büyük bir kısmı, yetişkinlere ait. Mezar yapısı ise açılan kum çukurlara konulan tahta tabutlardan oluşuyor. Mezarın önünde ve arkasında mezar sahibinin cinsiyetini gösteren sütunlar var. Erkeklerin mezarlarına dikilen sütunlar, kürek şeklindedir. Üst kısmı siyaha, alt kısmı da kırmızıya boyanan bu tahta sütunlar, kadının cinsel organını simgeliyor. Kadınların mezarlarına dikilen yuvarlak sütunların üst kısmı kalın ve kırmızıyla boyalı, üzerine de ot sarılmış. Bu sütunlar, erkeğin cinsel organını simgeliyor.
Tabutlar, genellikle dana derisiyle örtülü ve tabansızdır. Taze iken tabutu örten dana derileri, kuruduktan sonra tabuta sımsıkı sarılıyor. Bir tabut, 3-6 deri parçasıyla sarılır.
Bazı tabutlarda deriyle sarılan tahtadan yapılmış insan heykelleri de var. Arkeologlar, bu heykellerin mezar sahibinin ölen yakınlarının yerini aldığını düşünüyorlar.
Kazıya katılan bayan arkeolog Li Wenying, bize şu bilgileri verdi:
"Tüm mezarlık, dikili tahta sütunlardan oluşan bir ormanı andırıyor. Burada Lopnor bölgesindeki ilk medeniyetlerle ilgili zengin bilgiler yatıyor."
Arkeologlar tabutların birer birer açılmasıyla, giderek daha zengin verilere ulaştılar. Arkeologlar, mezarlığın Tavus Kuşu Nehri'nin aşağı kesiminde yaşamış olan ilkel toplulukların tapındıkları kutsal dağın eteğinde yer aldığını düşünüyorlar.
Çin'deki önemli 10 arkeolojik keşif arasında yer alan Xiaohe Antik Mezarlığı'nda 2004 yılında yapılan kazı çalışmaları, Xinjiang'daki, hatta bütün Orta Asya bölgesindeki tarih öncesi medeniyetlerle ilgili bilgileri zenginleştirdi. Ancak bu mezarlıkta rastlanılan bazı bulguların içerikleri henüz bilinmiyor. İdris Abdulresul, önümüzdeki dönemde daha çok çalışma yapacaklarını belirterek, şunları söyledi: "Mezarlıktaki kazı çalışmaları esas olarak tamamlandı. Ancak kazı sonrasında birçok çalışma ve inceleme yapmamız gerekiyor. Çalışmalarımızı etnoloji, tarım, hayvancılık, bitki bilimi, hayvan bilimi ve metalürji gibi yönlerden sürdüreceğiz."
Kaynak: China Radio International