kanunsuz
07-09-06, 02:42
MAHMUT Esat Bozkurt, Kemalist devrimin kurmaylarından ve
düşünürlerindendir. Hepsi bir yana, iki yıl öncesine kadar uygulanan
Medeni Kanun'un başmimarıdır. İsviçre'de hukuk doktoru olduktan sonra
vatanın işgal edildiğini duyan arkadaşları Şükrü Saracoğlu ve Kâzım Nuri
beylerle memlekete dönmüş, Milli Mücadele'ye katılmış ve Büyük Millet
Meclisi'ne İzmir milletvekili olarak girmiştir.
* * *
MAHMUT Esat Bozkurt "Büyük Zafer"den önceki Sakarya
Savaşı'nı anlatır; askerlere moral vermek için gönderilen Meclis heyetinin
içindedir; anlatır:
"Kıt'ayı Meclis namına cesaretlendirecektik. Erlerin
birçoğu başı açık, yalınayaktı, pantolonları lime lime idi. Ceketleri yoktu,
üzerlerindeki silah ve cephane bellerinden göğüslerine kadar, onlara
elbise vazifesini görüyordu. Bunlarla hem bağımsızlığı koruyorlar hem
ısınıyorlardı. Bu kadar meşakkate göğüs geren bir ordunun erlerine ne
söylenebilirdi ki!" (x)
* * *
BİR yıl sonra, 1922 yılı, Bakanlar Kurulu Atatürk'ün
başkanlığında toplanır, "Büyük Taarruz"un kararı imzaya açılır. Mahmut Esat
Bozkurt ve diğer bakanlar sırayla imzalarlar, Adliye Bakanı Çankırı
Milletvekili Neşet Bey yaşlı bir insandır, kalemi eline alır, elleri
titreye titreye imza atar ve duasını ihmal etmez:
"Allah, askerlerimizin birini bin göstersin!"
* * *
MUSTAFA Kemal Paşa "30 Ağustos Zaferi"nin akşamını şöyle
anlatır:
"Güneş mağribe (batıya) yaklaştıkça ateşli kanlı ve ölümlü
kıyametin kopmak üzere olduğu bütün ruhlarda hissolunuyordu. Bir an
sonra cihanda büyük bir yıkım olacaktı ve beklediğimiz kurtuluş güneşinin
doğabilmesi için, bu yıkım lazımdı. Hakikatin semanın karardığı bir
dakikada Türk süngüleri düşmana doğru sırtlara hücum ettiler. Artık
karşımızda bir ordu, bir kuvvet kalmamıştı."
Atatürk, "Büyük Taarruz"un sonuyla "Büyük Zafer"in başını
böyle anlatır.
* * *
MAHMUT Esat Bozkurt da o günün İzmir'ini anlatır:
"İzmir'de titrek kandilli camilerde, titrek eller, titreye
titreye Tanrı'ya doğru kalkıyor, ak sakallardan süzülen gözyaşları
yıllarca süren bir hakaretin öcünü istiyor, genç gelinler, genç kızlar,
alınlarını yüksek tutmaya alışmış Türk delikanlıları hep bunu bekliyor:
- Geliyorlar!"
* * *
MAHMUT Esat Bozkurt, Amerikalı bir tarihçinin "Dünya
Savaşı'ndan Sonraki Tarih" adlı eserinde "Avrupa, bütün bir tarihin
yürüyüşünde Türkler önünde bu kadar rezilane dize gelmedi" dediğini yazar.
Ya şimdi?
Mahmut Esat Bozkurt der ki:
"Hayat bir kavgadır. Bugün yapmakta olduğumuz büyük bayram,
zaferle taçlanan bu kavganın verimidir."
Bugün öyle bir davamız ve kavgamız var mı?
---------
(x) Türk İhtilalinde Vatan Müdafaası, Kaynak Yayınları.
düşünürlerindendir. Hepsi bir yana, iki yıl öncesine kadar uygulanan
Medeni Kanun'un başmimarıdır. İsviçre'de hukuk doktoru olduktan sonra
vatanın işgal edildiğini duyan arkadaşları Şükrü Saracoğlu ve Kâzım Nuri
beylerle memlekete dönmüş, Milli Mücadele'ye katılmış ve Büyük Millet
Meclisi'ne İzmir milletvekili olarak girmiştir.
* * *
MAHMUT Esat Bozkurt "Büyük Zafer"den önceki Sakarya
Savaşı'nı anlatır; askerlere moral vermek için gönderilen Meclis heyetinin
içindedir; anlatır:
"Kıt'ayı Meclis namına cesaretlendirecektik. Erlerin
birçoğu başı açık, yalınayaktı, pantolonları lime lime idi. Ceketleri yoktu,
üzerlerindeki silah ve cephane bellerinden göğüslerine kadar, onlara
elbise vazifesini görüyordu. Bunlarla hem bağımsızlığı koruyorlar hem
ısınıyorlardı. Bu kadar meşakkate göğüs geren bir ordunun erlerine ne
söylenebilirdi ki!" (x)
* * *
BİR yıl sonra, 1922 yılı, Bakanlar Kurulu Atatürk'ün
başkanlığında toplanır, "Büyük Taarruz"un kararı imzaya açılır. Mahmut Esat
Bozkurt ve diğer bakanlar sırayla imzalarlar, Adliye Bakanı Çankırı
Milletvekili Neşet Bey yaşlı bir insandır, kalemi eline alır, elleri
titreye titreye imza atar ve duasını ihmal etmez:
"Allah, askerlerimizin birini bin göstersin!"
* * *
MUSTAFA Kemal Paşa "30 Ağustos Zaferi"nin akşamını şöyle
anlatır:
"Güneş mağribe (batıya) yaklaştıkça ateşli kanlı ve ölümlü
kıyametin kopmak üzere olduğu bütün ruhlarda hissolunuyordu. Bir an
sonra cihanda büyük bir yıkım olacaktı ve beklediğimiz kurtuluş güneşinin
doğabilmesi için, bu yıkım lazımdı. Hakikatin semanın karardığı bir
dakikada Türk süngüleri düşmana doğru sırtlara hücum ettiler. Artık
karşımızda bir ordu, bir kuvvet kalmamıştı."
Atatürk, "Büyük Taarruz"un sonuyla "Büyük Zafer"in başını
böyle anlatır.
* * *
MAHMUT Esat Bozkurt da o günün İzmir'ini anlatır:
"İzmir'de titrek kandilli camilerde, titrek eller, titreye
titreye Tanrı'ya doğru kalkıyor, ak sakallardan süzülen gözyaşları
yıllarca süren bir hakaretin öcünü istiyor, genç gelinler, genç kızlar,
alınlarını yüksek tutmaya alışmış Türk delikanlıları hep bunu bekliyor:
- Geliyorlar!"
* * *
MAHMUT Esat Bozkurt, Amerikalı bir tarihçinin "Dünya
Savaşı'ndan Sonraki Tarih" adlı eserinde "Avrupa, bütün bir tarihin
yürüyüşünde Türkler önünde bu kadar rezilane dize gelmedi" dediğini yazar.
Ya şimdi?
Mahmut Esat Bozkurt der ki:
"Hayat bir kavgadır. Bugün yapmakta olduğumuz büyük bayram,
zaferle taçlanan bu kavganın verimidir."
Bugün öyle bir davamız ve kavgamız var mı?
---------
(x) Türk İhtilalinde Vatan Müdafaası, Kaynak Yayınları.