PDA

Tüm Versiyonu Göster : *Mustafa Kemal ATATÜRK*, Özel Belgeler..!!


kanunsuz
22-04-05, 00:14
Herkesin okuması ve merak etmesi gereken belgeler.
TEKNİKZONE üyelerine kanunsuz FARKIYLA..

*Mustafa Kemal ATATÜRK*, Özel Belgeler..!!



*YAZDIĞI MEKTUPLAR*

*ZÜBEYDE HANIMA MEKTUBU*
1 Ağustos 1920

Muhterem valideciğim,

İstanbul'dan ayrılışımdan beri sizlere ancak birkaç telgraftan başka bir
şey yazamadım. Bu sebeple büyük merak içinde kaldığınızı tahmin
ediyorum. Bilhassa, hakkımda ötekinden berikinden ve gerek gazetelerden
işittiğiniz tamam olmayan haberler şüphesiz merakınızı artırmıştır.
Şimdi vereceğim bilgilerle tahmin olacağınız için endişe duyacak hiçbir
şey yoktur.

Biliyorsunuz ki İstanbul'da iken yabancı devletler, devleti ve ulusu
fevkalade sıkıştırmakta ve millete hizmet edebilecek ne kadar adamımız
varsa hepsini hapis ve tevkifle, bir kısmını da Malta'ya sürerek herkesi
sıkıntıya sokmakta pek ileri gidiyorlardı. Bana nasılsa ilişmemişlerdi.
Fakat 3. Ordu Müfettişi olarak Samsun'a ayak basar basmaz İngilizler
benden şüphelendiler, Hükümete benim gidiş nedenimi sordular.

Nihayet İstanbul'a çağırılmamı istediler, bunda ısrar ettiler. Hükümette
beni kandırarak İstanbul'a gelmemi ve İngilizlere teslim olmamı sağlamak
istedi. Bunun derhal farkına vardım. Tabiatıyla kendi ayağımla gidip
esir olmam doğru değildi. Padişahımıza gerçek durumu yazdım ve
gelemeyeceğimi bildirdim. Zatı şahanede önce uygun buldu. Fakat daha
sonra İngilizlerin baskısı artmıştı. Sonunda O'da İstanbul'a dönmemi
emretti.

Bu suretle artık resmi görevimde kalmaya imkan görmediğim gibi
askerliğimi sürdürdükçe de İngilizlerin ve hükümetin hakkımdaki ısrarına
karşı duyulamayacaktı. Bir taraftan da bütün Anadolu halkı, tüm ulus,
hakkımda büyük bir sevgi ve güven gösterdi, "seni bırakmayız" dediler.
Gerçekte vatan ve milletimizi kurtarabilmek için tek çare, askerliği
bırakıp serbest olarak milletin başına geçmek ve milleti tek vücut bir
hale getirmekle doğacak kudret ve ulusal gücü kullanmaktan başka çare
yoktu. Bende öyle yaptım. Elhamdülillah başarılı oluyorum. Pek yakında
elle tutulur sonucu bütün dünya görecektir. Ben bu suretle hareket
edince İngilizler derhal yalvarmaya başladı. Ve beni kazanmaya çalıştı.
Ve bütün suçu bizim hükümete attılar. Gerçekten hükümette benimle
uğraşmak istedi. Fakat gücü buna yetmedi ve yetemez.

1-Daha bir zaman bu şekilde Anadolu içinde çalışmakla her şey
hallolacaktır. Yakında Millet Meclisi toplanacak ve meşru bir hükümet
iktidara gelecektir. Bende ihtimal o zaman İstanbul'a geleceğim. Sıhhat
ve afiyetteyim, katiyen hiç merak etmeyiniz.

2-Salih Bey (Salih Fansa) Fuat Beyden alacağını aldı mı? Bunu bilgi
almak bakımından soruyorum. Yoksa her ne olursa olsun, elhamdülillah hiç
önemi yoktur. Siz müsterih olunuz ve bir sıkıntınız olursa derhal bana
bildiriniz.

3-Bu mektubu getirecek olan "...." size benim hakkımda istediğiniz kadar
bilgi verecektir. Kendisiyle bana bazı elbiselerimi gönderiniz.

4-Hemşiremin sıhhati nasıldır. Eve herhangi bir taraftan saldırıda
bulunuldu mu? Hala orada mısınız? Çocuklar ne yapıyor, büyüdüler mi?

5- Salih(Fansa) Beyle Madam Salih Bey inşallah sıhhat ve afiyettedirler.
Ben kendilerini daima yad ediyorum. Madamın benim hakkımda bir rüyası
vardı. Galiba o çıkacaktır. İnşallah yakında sevinç içinde görüşeceğiz.

6-Ben, birkaç güne kadar bir kongre için Sivas'a gideceğim. Tekrar
Erzurum'a döneceğim. Tekrar ediyorum: Her işittiğinize önem vermeyiniz.
Pekala bilirsiniz ki ben, yaptığımı bilirim. Netice görmeseydim
başlamazdım.

Saygı ile ellerinizden, hemşiremin gözlerinden öperim.

M. Kemal

kanunsuz
22-04-05, 00:15
*İSMET İNÖNÜ'YE MEKTUBU*
12 Haziran 1937

Başvekil İsmet İnönü'ye,

Hatırlarsınız, Türk köylüsünün, Türk'ün efendisi olduğunu söylediğim
zamanı. Ben o efendinin arzu ve iradesi altında senelerden beri çalışmış
olan bir hadimim (hizmetkarım). Şimdi beni çok heyecana getiren hadise,
Türk köylüsüne nacizane de olsa ufak bir vazife yapmış olduğumdur.
Milletin yüksek mümessiller heyeti bunu iyi görmüş ve kabul etmişlerse
benim için ne unutulmaz bir saadet hatırasını bana vermişlerdir. Bundan
dolayı çok yüksek zevkle millet, memleket ve Cumhuriyet Hükümetine
yapmaya mecbur olduğum vazifelerden en basiti karşısında gösterilmiş
olan teveccühten, takdirden ne kadar mütehassis olduğumu ifadeye
muktedir değilim.

Ben icap ettiği zaman en büyük hediyem olmak üzere Türk Milletine canımı
vereceğim.

Kemal Atatürk

kanunsuz
22-04-05, 00:17
*SALİH BOZOK'A MEKTUPLARI*

Trablusgarp muharebesi sırasında Sofya dan yazdığı mektup

Urla tahaffuzhanesinden Rus vapurundan 4 Ekim 1911

"Bilirsin ki Trablusgarp meselesinin ortaya çıktığından beri oraya
gitmek teşebbüsünden geri durulmadı. Bir defa Şam vapurunda üç gece
kalındıktan sonra döndürüldük. Ondan sonra Mısır ve Tunus yolu ile
gitmeye teşebbüs ettik.

Harbiye Nazırı, ümit kestiği için vazgeçirtildi. Bir defa Ömer Naci ve
daha iki kişi ile Mısır üzerinden hedefe yürümek üzere (2 Ekim 1911)
İstanbul'dan hareket olundu. Harbiye Nazırı da ister istemez muvafakat
etti. Lüzum ve fayda görürsem bazı arkadaşları isteyeceğim. Şimdilik
temin edilecek noktalar var. Benim nerede olduğumu duyurmayın. Daha bir
müddet için validemi dahi haberdar etmeyin. Ara sıra benim tarafımdan
İstanbul'dan mektup gönderin.

Eyüp Sabri sizi görecek. Ona ilmühaberlerim ve borçlarım hakkında
malumat verdim. Ruşen ve Necati beylere gizlice söyleyin,
ilmühaberlerimin Beşinci Kolordu idaresinde kalması ve maaş
tahsisatımdan borçlarım ödenmekle beraber kalanın valideme verilmesi
lazımdır. Bunu Harbiye Nazırı da yazacak, unutmazsa!

Senin vasıtanla valideme verilmek üzere Kerim Beye (Abdülkerim Paşa)
kırk lira bıraktım.

Mısır'a vardıktan sonra sana malumat ve adres vereceğim. Sen de bana
yazarsın. Şayet sen bir tarafa gidersen senin namına mektupları alacak
ve açacak bir arkadaş tayin edersin.

Arkadaşlar ne alemdedir? Vatanı kurtarmak için şimdiye kadar olduğundan
ziyade gayret ve fedakarlık elzemdir. Endülüs tarihinin son sayfalarını
okuyunuz.

Faydalı sohbetlerinizde bulunamadığıma üzgünüm. Beni unutmayın. Alaydaki
arkadaşlara çok selam. Beraber yaptığımız talim programını takipten çok
güzel neticeler alınır. Yorulmasınlar, eski tembellikle hiçbir şey
olmaz. Başka kağıdım yok, Nuri'ye ayrıca mektup yazamayacağım. İstersen
bu mektubu aynen gönder veyahut bahisle bir mektup yaz ve o kıymetli
kardeşimize de ki "Benim için hatırası kalp ve vicdanımdan bir an
çıkamayan bir öz kardeş varsa Nuri'dir." Bu müzlim seferi onunla beraber
yapmak isterdim. Allah nasip ederse mücadele sahasında birleşiriz. Eğer
mukadderse ahirette kavuşuruz.

Salih, senin de gözlerinden öperim. Kalbinin vefasına vicdanının saffet
ve nezaketine şükran borçluyum. İstanbul'da kalan kerim Bey'e mektup
yazın. O zavallı oradaki mücadelede yalnız kaldı. Mektuplarınız ona kalp
kuvveti verir. Allahaısmarladık.

M. Kemal

***

Aynımansur Karargahından 25-26 Nisan 1912 gece saat 6

"Mektuplarınız da, gazetelerde bize ait hislerinizi tasvir eden
satırları okuduğum zamanlar kalbimin pek derin hislerle çarptığını
duyuyorum. Birkaç kardeşinizin Akdeniz'i aşarak, çöllerde uzun mesafeler
alarak donanmasına dayanan düşmanın karşısına çıkması ve buradaki
vatandaşları kucaklayarak, düşmanı sahile hapsetmesi şüphesiz sizi
memnun eder. Fakat biz vatana borçlu olduğumuz fedakarlık derecesini
düşündükçe bugüne kadar yapılan, hizmeti pek küçük buluyoruz.

Bilirsin ben, askerliğin her şeyden ziyade sanatkarlığını severim.
Burada sanatın tüm icraatını tatbik edecek kadar zamana ve bu zamanın
doğuracağı vesait ve vesilelere malik olunursa, işte o zaman milletin
arzusuna uygun bir hizmet yapmış olacağız.

Ah Salih, Allah bilir, hayatımın bugüne kadar orduya faydalı bir uzuv
olabilmekten başka vicdani bir emel edinmedim. Çünkü vatanın muhafazası,
milletin saadeti için her şeyden evvel ordumuzun, eski Türk ordusu
olduğunu dünyaya bir daha ispat lüzumuna çoktan kani idim. Bu kanaate
ait emellerimin şiddeti ihtimal beni pek ziyade ifratperver göstermişti.
Fakat zaman, saf ve nezih dimağlardan doğan fikri hakikatleri-kabulünden
çekinilse dahi-tatbik ettirir.

Bu gece Derne kuvvetlerimizin bütün kumandanları ve zabitleriyle bir
müsamere yapmıştık. Bu satırları çadırıma dönüşümde yazıyorum. Bu güzel
kalbi, kahraman bakışlı arkadaşlarımın, bu küçük rütbeli fakat düşmanı
titreten büyük kumandanların samimi nazarlarında vatan için ölmek
iştiyakını okuyordum.

Bu okuyuş, dimağımda sizin, bütün Makedonya muhitinde tanıdığım
arkadaşların, bütün ordumuzun kahraman evlatlarının hatırasını
canlandırdı. Kalbimde büyük bir sevinç ve gurur hasıl oldu.
Arkadaşlarıma dedim ki: "Vatan mutlaka selamet bulacak, millet mutlaka
mesut olacaktır." Çünkü kendi selametini, kendi saadetini, memleketin ve
milletin saadet ve selameti için feda edebilen vatan evlatları çoktur.

Cümlenize selam ederim kardeşim.

M. Kemal
Derne Osmanlı Kuvvetleri Kumandanı

kanunsuz
22-04-05, 00:19
*ALİ FUAT (CEBESOY) PAŞA'YA MEKTUBU*
23.1. 1918

"Kardeşim,

Sina Cephesinde başlayan Filistin askeri harekatının kan ve heyecanla
dolu safhalarında kader icabı defedilemeyen felaketli günlerin
tevalisinde ibraz buyurduğunuz cesaret ve askeri kudrete, resmi ve
muhtelif membaların raporlarına dayanarak harekatı takibim sırasında
vakıf olmuştum. Sonradan gelen zabitlerden dahi şifahen malümat
almıştım. En nihayet yüksek hizmetlerinizin mirlivalığa terfiinizle
resmen teyit ve ilan edildiğini işitmekle mübahi oldum. Suret-i mahsusa
da tebrik ve bu rütbede dahi vatanımızı kurtarmak uğrunda parlak
muvaffakiyetlere mazhariyetinizi temenni ederim.

Falkenhayn Paşa ile Sina harekatına dair ilk karar ve tedbirlerde ve
sevk-u idare noktasında bugün vaki, o gün için bir tasavvurdan ibaret
olan feci hakikatleri devlet ricalimize de kabul ettirmek ve ona göre
sevk-ı tedbire muvaffak olmak mümkün olamaması yüzünden Yedinci Orduyu
ve ondan sonra verilen İkinci Orduyu kabul etmeyip İstanbul'a gelmiş
olduğumu duymuşunuzdur. Burada pek aksi olarak rahatsızlıktan baş
alamıyorum. Veliaht Hazretleriyle Almanya seyahatine yataktan kalkıp
gittim.

Yirmi gün seyahat esnasında bir şey yok, tam avdette trende yeniden
hastalandım. Bir aydır yine yataktayım. Birinci ve Beşinci ordulardan
Liman Paşanın idaresinde bir grup teşkili tekarrur etti. Bana Beşinci
veya Esat Paşa ile becayiş suretiyle Birinci Ordu kumandanlıklarından
birini teklif ettiler. Ben Beşinci Orduyu tercih ve kabul ettim. Fakat
icraat gecikti.

Bu mektubu eski arkadaşım ordunuz Sıhhiye Reisi Hüseyin Beyin
hareketinden istifade ederek yazabiliyorum. Gözlerinizden öper ve
inşallah bundan sonrada İngilizlerin geri çekilişiyle neticelenen
muvaffakiyetlerinizi işitmekle mesut olurum kardeşim."

M. Kemal

kanunsuz
22-04-05, 00:21
*MİRALAY FAHRETTİN (ALTAY) BEY'E MEKTUBU*
Sivas 8 Aralık 1919

Muhterem kardeşim,

Şemsettin Beyden sonra Hüseyin Beyin de Sivas'a gönderilmesi suretiyle
kardeşlik bağlarını kuvvetlendirmek hususunda ishar buyurulan samimiyete
teşekkürlerimi arz eylerim, Şemseddin Bey son günlerin geciktirdiği
müzakere ve kararlar hakkında siz biraderlerine malümat arz eylemiştir.

Hüseyin Beyde Suriye ve Ermenistan Fevkalade Komiseri iken İstanbul yolu
ile Paris sulh konferansına giden François George Piqueau'nun Heyet-i
Temsiliye'ye katılmak üzere Sivas'a gelmesindeki sebebi izah edecektir.
Bu buluşmaya ait bir hülasa şifre ile takdim edildiği gibi bir sureti de
Hüseyin Beyle takdim edilmiştir. İtalya'nın İstanbul Fevkalade Komiseri
Mösyö Malis evvelce bazı mütalaalarını mektupla bildirdiği gibi bu defa
da Sivas'a hususi bir memur göndererek iki taraf için bir anlaşma zemini
araştırmaya başlamıştır. İngilizlerin Erzurum Kars havalisindeyken
tanıştığımız ve sonradan Harbiye Nazırlarının daveti üzerine Londra'ya
giden Kaymakam Rovlson bu defa İstanbul'a dönmüş ve görüşmek üzere
Sivas'a gelmek istediğini Trabzon'daki mümessilleri vasıtasıyla
bildirmiştir. Rovlson Londra'ya hareket edeceği sırada Erzurum'da veda
etmek üzere görüşmüş ve "avdetimde daha müsait şartlar dahilinde
görüşebileceğimizi ümit ederim." demişti. İstanbul umumiyetle Şarkta
İngiliz siyasi memurlarının Türkleri tanımakta ve Trakya hakkında takip
ettikleri siyasette yanlış yola gittiklerini ve bunda İstanbul muhiti
ile Osmanlı Hükümet merkezinin zararlı amil olduklarını ilave etmişti.

Amerika Tahkikat Heyeti Reisi General Harbord ile Sivas'ta uzun uzadıya
vuku bulmuş olan görüşmemizde müşarünileyhin ve Şarkta bulunan bütün
Amerikalıların lehimizde olduğu anlaşılmış ve sonradan alınan mevsuk
malümattan Harbord raporunun lehimizde yazıldığı anlaşılmıştır. Yalnız,
Amerika ahalisi senelerden beri aleyhimizde işittikleri propagandanın
tesirinden kolaylıkla kurtulamayacakları itiraf olunmuştur.

Avrupalıların Türkiye hakkındaki niyetleri memleketimiz üzerinde azami
derecede ve daimi emin bir surette menfaatlerinin temini merkezindedir.
Menfaatlerine uygun zemini hazırlamak ve temin etmek için dayanmak
istedikleri sebep ve bahaneler: Osmanlı Hükümetinin aczi ve azınlıkların
korunması için teminat.

Toplanacak olan Meclisi Mebusan, millete dayanır, vakur ve azimli bir
vaziyet alırsa, millet ve vekillerine cidden mesnet olabilecek tam
birlik gösterirse, mahvolmaktan kurtulabileceğimize emniyetim vardır.

Milletimizi mevcut ters ve zararlı cereyanlar arasında kuvvetli bir
bütün halinde tutabilmek her şeyden evvel zat-ı biraderleri gibi
kıymetli hamiyetli kumandan arkadaşlarımızın himmet ve fedakarlıklarına
bağlıdır.

Mülkiye memurlarının başında bulunanlarının ekseriya mütelevvin
olduklarını tecrübe göstermiştir. İşlerinde en hamiyetli olanlar bile
daima askeri kumandanlara uymaktan başka bir şey yapmamışlardır.

Teşekküre ve hamde şayandır ki bugün istisnasız tekmil kolordu
kumandanları arkadaşlarımız büyük bir iyi niyetle kurtuluşu noktasında
fikirlerini birleştirmiş ve milleti müşekkel bir hale getirmek için
alicenabane ve azimkarane bir surette çalışmaktadırlar.

Benim ve elyevm beraber bulunan Rauf Bey, Bekir Sami Bey gibi
arkadaşlarımızın pek dikkatli olarak çalıştığımız esaslı nokta, bütün
mesaimizin, arkadaşlarımızın düşüncelerine mutabık ve milli umumi
efrarın muhassalasına uygun olmasıdır.

Buna rağmen Hüseyin Beyin, yolda bazı kimselerden bizim hiçbir vakit
hatır ve hayalimizden geçmemiş ve geçmeyecek olan zararlı fikirler
propaganda edildiğini söylemesi cidden teessürümüzü mucip oldu.

Mesela, diktatörlük gibi... Bu fikrin ne kadar manasız olduğu izan
erbabınca kolaylıkla takdir olunur. Bir de bu hususta zerre kadar şüphe
ve tereddüte düşen namus ve hasiyet erbabı için Heyet-i Temsiliyeye
fiilen dahil olarak işbirliği etmek ve davranışları kontrol etmek daima
mümkündür.

İstanbul'da bulunan yüksek zevatın serbest olanları, Ahmet İzzet Paşa
vesaireyi devam ettim. Fakat bu gibiler hayatını tehlikeye koymak
istemez, huzur ve rahatını feda edemezse ne yapılır?

Memleket ve milletin içinde bulunduğu elim şartlar, sonumuz hakkındaki
karanlık ihtimaller bir an vicdan huzuru ile dönüşülecek olursa milli
vahdeti, çalışmamızdaki ahengi bozacak ve kıl-ü kale sebebiyet verenler
hakkında ne hüküm verilmek lazım geleceği kendi kendine anlaşılır

Heyeti temsiliye yakında Kayseri, Kırşehir üzerinden Ankara'ya ve oradan
da Eskişehir yakınında Seydigazi'ye gidecektir. Bu intikali henüz mahrem
tutmaktayız. Maksat, Eskişehir'den temin olunacak mebusların
toplanmasına temas edebilmektir. Oraya intikal edecek Heyeti
Temsiliye'ye, yeniden her liva mebuslarından Heyeti Temsiliye azası
olarak davet olunacak birer mümessil ile takviye olunacaktır. Muvakkat
bir toplantı ve kısa bir fikir danışmasından sonra Heyeti Temsiliye bir
kısım azasıyla orada kalacak, geri kalanlar İstanbul'a gidecektir.
Oralara geldiğimizde yakınlığı hasebiyle zat-ı ali-i biraderleriyle de
müşerref olmayı temenni ederim.

Refet kendiliğinden İstanbul'a gidivermiş. Cephenin bir an evvel
deruhtesi hakkındaki bildirileri üzerine kendisine yazdım, hatta
habersiz İstanbul'a gidişini biraz da tenkit ettim.

Hürmetle gözlerinizden öper ve diğer arkadaşların selam ve
muhabbetlerini takdim ederim kardeşim."

M . Kemal

kanunsuz
22-04-05, 00:25
*AFET İNAN'A MEKTUBU *
Saravona yatı 14.6.1938

Afet,
H. R. Soyak ile, benden mektup beklediğini bildirmiştin. Arzun her gün
hatırımdadır. Şifahen Celal'e (Üner) telefonla bildirmek üzere
söylemekteyim. Ancak henüz kendim bir şey tespit edemedim.

Vazifem şudur: Bence doktorların yanlış görüş ve hükümleri sebebiyle
hastalık durmamış, ilerlemiştir. Vakitsiz ayağa kalkmak, yürümek
hususiyetiyle burunda yapılan atuşman üzerine gelen kusma neticesi,
yapılan istirahatleri hiçe indirmiştir. İstanbul'a gelince, Hükümet
reyimi almaya lüzum görmeksizin Fissenger'yi getirtti. Yeniden tetkik,
muayene yapıldık. Karaciğeri eski halinden farksız ve karnı birkaç
kiloluk birikmiş su ve gaz dolayısıyla şişkin ve defigüre bir halde
buldular. Şimdilik Temmuz on beşe kadar yeni tiretman ve yeni rejim
altında repo apsolüyü (Kesin istirahati) zaruri buldular. Bunun esası da
yatak ve şezlong istirahatidir. Bu müddet sonunda Fissenger tekrar
gelecektir. Umumi ahvalim iyidir. Tamamen iadeli afiyet ümit ve va'di
kuvvetlidir. Senin için asla merakı ve endişeyi mucip olmamalıdır.
Serinkanlılıkla imtihanlarını vererek muvaffakiyetle dönmeni bekler ve
muhabbetle gözlerinden öperim.

İkamet için Savarona'yı tercih ettiler. Yat şimdilik saray karşısında
demirlidir.

Malümun olan devlet işleri için Başbakan ve diğer bakanlar sık sık gelip
yatta misafir olmaktadırlar.

Nutuk'unu Şükrü Kaya Türkçeye çevirmektedir. Matbuata verilecektir.

K. Atatürk

kanunsuz
22-04-05, 00:27
arkadaşlar bugünlük bu kadar
YARIN kaldığımız yerden mektuplara devam edeceğim..

saygılar ...