PDA

Tüm Versiyonu Göster : Masumduk biz...


kanunsuz
03-09-06, 00:24
Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.

Masumduk biz...

Güneş dünyaya kırıkken, biz vardık...
Ellerimizi semaya açar, gözlerimizle güne ışıldardık...
Kapkara gözlerimiz vardır, ama bakmayın karalığa.
Keskince bakar,sevgiye tutsak ederiz,
Can bulur sevgi karanlığımızda...

Sevgiydik biz...

Yürekler taşa yüz tutmuşken, biz koşardık...
Ellerimizi semaya açar, yüreklerimizle düşleri selamlardık...
Küçücük yüreklerimiz vardır, ama bakmayın küçüklüğüne.
Milyonlar sığar,büyür-çoğalır her giren..
Bir düş daha yakalar her durakta...

Umuttuk biz...

Dünya umuda penceresini kapamışken, biz inandık...
Ellerimizi semaya açar, inancımızla Rabbe yakarırdık...
Minicik ellerimiz vardır, ama bakmayın minikliğine.
Eller tutar,ısıtırız,inançları umuda gebe bırakırız...
Tebessümle açılır gözler yarınlara...

Bir gün geldi..Zalim zulme geçti..sonrası...

Düş'tük biz..Kırıldık biz..Acıdık biz...

Ellerimizi semaya açıp lütufları tekrar diledik..

Canımın yandı..gözlerimiz damlalarla yaştı..Annelerimiz fedakarlık dedi kaçtı...

Barış denen güzellik yerine..Savaşa tüm insanlık karıştı...!


Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.

karagozlum
03-09-06, 02:58
Masumduk Bir Zamanlar

Masumduk bir zamanlar
Hani o ellerin sıcaklığıyla eridiğimiz anlar
Gözlerimizin dalışıyla utandığımız dakikalar
Şimdi nerede artık uzak olduğumuz o masum yıllar
Özlemle anarım soluk ve hazin hatıraları şimdilerde
Masumduk işte o zamanlar
Masumluğu seninle yaşadığım buruk anılar
Elimde bir resmin bile yok bilirmisin
Sadece anımsadığım puslu gölgelerde, fikrimdesin
Simanı aya çizmişim, dolunayda bana bakar gibisin
Yıldızlar bana şahit, hala yüreğimdesin
Masumduk o yaz gecelerinde
Ateşböcekleri bile bakamazdı ay vurduğunda cemaline
Ben bakabilirmiydimki zeytin karası gözlerine
Masumduk işte o anlar
An be an vurgunu olduğum zamanlar

cicekkiz
08-09-06, 15:09
1.
açılmış sarmaşık gülleri
kokularıyla baygın
en görkemli saatinde yıldız alacasının
gizli bir yılan gibi yuvalanmış
içimde keder
uzak bir telefonda ağlayan
yağmurlu genç kadın

-2.

rüzgâr
uzak karanlıklara sürmüş yıldızları
mor kıvılcımlar geçiyor
dağınık yalnızlığımdan
onu çok arıyorum onu çok arıyorum
heryerinde vücudumun
ağır yanık sızıları
bir yerlere yıldırım düşüyorum
ayrılığımızı hissettiğim an
demirler eriyor hırsımdan

-3.


ay ışığına batmış
karabiber ağaçları
gümüş tozu
gecenin ırmağında yüzüyor zambaklar
yaseminler unutulmuş
tedirgin gülümser
çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı var
çünkü ayrılık da sevdâya dahil
çünkü ayrılanlar hâlâ sevgili
hiç bir anı tek başına yaşayamazlar
her an ötekisiyle birlikte
herşey onunla ilgili

telaşlı karanlıkta yumuşak yarasalar
gittikçe genişleyen
yakılmış ot kokusu
yıldızlar inanılmayacak bir irilikte
yansımalar tutmuş bütün sâhili
çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı var
öyle vahşi bir tad ki dayanılır gibi değil
çünkü ayrılık da sevdâya dahil
çünkü ayrılanlar hâlâ sevgili

-4.

yalnızlık
hızla alçalan bulutlar
karanlık bir ağırlık
hava ağır toprak ağır yaprak ağır
su tozları yağıyor üstümüze
özgürlüğümüz yoksa yalnızlığımız mıdır
eflatuna çalar puslu lacivert
bir sis kuşattı ormanı
karanlık çöktü denize
yalnızlık
çakmak taşı gibi sert
elmas gibi keskin
ne yanına dönsen bir yerin kesilir
fena kan kaybedersin
kapını bir çalan olmadı mı hele
elini bir tutan
bilekleri bembeyaz kuğu boynu
parmakları uzun ve ince
sımsıcak bakışları suç ortağı
kaçamak gülüşleri gizlice
yalnızların en büyük sorunu
tek başına özgürlük ne işe yarayacak
bir türlü çözemedikleri bu
ölü bir gezegenin
soğuk tenhalığına
benzemesin diye
özgürlük mutlaka paylaşılacak
suç ortağı bir sevgiliyle

-5.

sanmıştık ki ikimiz
yeryüzünde ancak
birbirimiz için varız
ikimiz sanmıştık ki
tek kişilik bir yalnızlığa bile
rahatça sığarız
hiç yanılmamışız
her an düşüp düşüp
kristal bir bardak gibi
tuz parça kırılsak da
hâlâ içimizde o yanardağ ağzı
hâlâ kıpkızıl gülümseyen
-sanki ateşten bir tebessüm-
zehir zemberek aşkımız


Attila İlhan