Tüm Versiyonu Göster : Ümit Yaşar Oğuzcan Hayatı ve Şiirleri


Eylül
02-08-06, 12:03
HAYATI
1926 - 22 Ağustos`ta Tarsus`ta dünyaya geldi. Babası Lütfi, anası Güzide.

1939 - Eskişehir İnkilap Okulunu,

1942 - Konya Askeri Ortaokulunu bitirdi.

1942 - Basında ilk kez şiirleri Eskişehir Kocatepe ve Sakarya Gazetelerinde çıktı.

1944 - İstanbul, Varlık, Büyük Doğu v.b. dergilerde şiirleri çıkmaya başladı.

1946 - Eskişehir Ticaret Lisesini bitirdi. Aynı yıl Ankara ` da Osmalı Bankasına girerek bankacılığı iş edindi.

1947 - Babasının Eskişehir`den Adana`ya nakli üzerine Osmanlı Bankasından ayrılarak Adana`da İş Bankasına girdi. İlk kitabı İNSANOĞLU basıldı.

1948 - İlk eşi Özhan`la evlendi. İkinci kitabı DENİZ MUSUKİSİ çıktı.

1949 - İlk oğlu Vedat dünyaya geldi.

1951 - Turgutlu İş Bankasına atandı.

1952 - İkinci oğlu Lütfi dünyaya geldi.

1954 - Ankara`da İş Bankası Genel Müdürlüğünde göreve atandı. Üçüncü kitabı DİLLERE DESTAN çıktı.

1955 - İlk taşlama, rübai ve dörtlüklerini yazmağa başladı. DOLMUŞ ve AŞKIMIZIN SON ÇARŞAMBASI adlı kitabları yayınlandı.

1956 - BİR DAHA ÖLMEK adlı kitabı yayınlandı.

1957 - KÖR AYNA ve İKİ KİŞİYE BİR DÜNYA adlı kitabları yayınlandı.

1958 - İlk yedi kitabını BENİ UNUTMA adı altında bir kitapta topladı.

1960 - KARANLIĞIN GÖZLERİ, SENİNLE ÖLMEK İSTİYORUM adlı şiir ve AKILLI MAYMUNLAR adlı ilk taşlama kitapları yayınlandı. İş Bankası Neşriyat Müdür Yardımcılığına atandı.

1961 - Ankara`dan ve İş Bankasından ayrılarak İstanbul` a yerleşti. Altı ay Yapı ve Kredi Bankasında çalıştı. Yazarlığa ve yayıncılığa başladı. ÜSTÜME VARMA İSTANBUL, YENİ DÜNYA REKORU, SAHİBİNİ ARAYAN MEKTUPLAR adlı kitapları yayınlandı. İlk şiir plağı çıktı. Üç kez intiharı denedi, başaramadı.

1962 - İstanbul basınında (Hür Vatan, Hareket, Cumhuriyet, Akbaba, Yelpaze, Varlık vb.) şiirleri, taşlamaları yazıları ve röportajları yayınlanmağa başladı. SEVENLER ÖLMEZ ve ÇİGAN GÖZLER adlı kitaplarıyla ikinci şiir plağı çıktı.

1963 - İlk rubailer kitabı ÖTESİ YOK yayınlandı.

1964 - BİR GÜN ANLARSIN ve HÜZÜN ŞARKILARI adlı kitapları yayınlandı. Üç sayı Yergi - Dergi adlı bir mizah dergisi çıkardı.

1965 - SADRAZAMIN SOL KULAĞI, MİHRİBANA ŞİİRLER ve MEKTUPLAR adlı kitapları yayınlandı. Üç şiir plağı daha çıktı.

1966 - BİRAZ KÜL BİRAZ DUMAN, TAŞLAR ve BAŞLAR, İNŞALLAHLA MAŞALLAHLA, SENİ SEVMEK adlı kitapları yayınlandı. Akbank ` a girdi.

1967 - 25. Sanat yılı jübilesi İstanbul`da yapıldı. İlk Avrupa gezisine çıkarak anılarını AVRUPA GÖRMÜŞ ADAM adı altında Cumhuriyet ` te yayınlandı ve kitap halinde çıkardı. SEN AŞK NEDİR BİLMEZDİN adlı kitabı çıktı.

1968 - BEN SENİ SEVDİM Mİ adlı kitabı çıktı.

1969 - TOPRAK OLANA KADAR, AŞK MIYDI O, GÖBEK DAVASI adlı kitapları çıktı. İkinci Avrupa gezisine çıkarak İngiltere ve Kuzey ülkelerine gitti. Akbank`tan ayrıldı. Yeniden İş Bankasına girdi. İş Bankası Kültür Yayınları Müşavirliğine atandı.

1970 - Aşık Veysel`in şiirlerini derleyerek DOSTLAR BENİ HATIRLASIN adı altında İş Bankası Kültür Yayınlarında çıkardı. HAKTAN YANA adlı kitabı yayınlandı. Enfarktüs geçirdi.

1971 - ÖNCE SEN SONRA SEN adlı şiir kitabıyla ŞAİRLERİN SEÇTİKLERİ adlı Antolojisi yayınlandı.

1972 - Rübailer kitabı İş Bankası Kültür Yayınları arasında çıktı.

1973 - Büyük oğlu Galata Kulesinden atlayarak ihtihar etti.

1975 - YALAN BİTTİ adlı şiir kitabı yayınlandı. İş Bankası Halkla İlişkiler Müdür Yardımcılığına atandı. Babsı öldü. Çağrılı olarak İran, Pakistan ve Kıbrıs`a gitti.

1976 - İş Bankası İstanbul Parmakkapı Sanat Galerisi ` nin yönetimini öteki görevlerine ek olarak üstlendi.

1977 - Kendi isteğiyle İş Bankasından emekli oldu. Tüm şiirlerinden yaptığı seçmeler ACILAR DENİZİ adı altında yayınlandı. Macaristan, Avusturya, Çekoslıvakya ve Romanya`ya gitti.

1978 - İkinci eşi Ulufer`le evlendi. EN ESKİ YALNIZLIĞIMDIR AŞK BENİM adlı şiir kitabı yayınlandı. SAHİBİNİ ARAYAN MEKTUPLAR adlı nesir kitabı Anna Masala tarafından İtalyanca`ya çevirilerek yayınlandı.

1980 - Ümit Yaşar Sanat Galerisini açtı. İtalya, Fransa ve İsviçre ` ye gitti.

1982 - 40. Sanat Yılını 1 kitap, 1 sergi ve 1 geceyle kutladı. Güldürü Üretim Merkezi (GÜM) ne girdi. Yeni yergileri Güneş Gazetesinde yayınlanmağa başladı.

1983 - DİKİZ AYNASI adlı taşlamalar kitabı çıktı. Tüm şiirleri 4 cilt olarak yayınlanmağa başladı.

1984 - Şair bu yılda özlemini haklı olarak duyduğu son nefesin mutluluğuna ulaştı.

* Şairin bazı şiirleri de İngilizce, Fransızca, Rusça, Yunanca, Almanca, Bulgarca, İtalyanca, Yugoslavca, Lehçe ve Arapça ` ya çevrilmiş, çeşitli antolojilerde yayınlanmıştır.

Eylül
02-08-06, 12:04
Acılar Denizi

Ben acılar denizinde boğulmuum
İşitmem vapur düdüklerini, martı çığlıklarını
Dalgalar her gün bir başka kıyıya atar beni
Duyarım yosunların benim için ağladıklarını

Ölüyüm çoktan, bir baksana gözlerime
Gör, içindeki o kanlı cam kırıklarını
bu ne karanlık, bu ne zindan gece böyle
Bütün gemiller söndürmüş ışıklarını

Ben acılar denizi olmuşum, yaklaşma
Sularım tuzlu, sularım zehir zemberek
Baksana; herkes içime dökmüş artıklarını

bu karanlık bitse artık, bir ay doğsa
Bir deli rüzgar çıksa; alıp götürse
Yılların içimde bıraktıklarını...


Ümit Yaşar Oğuzcan

Eylül
02-08-06, 12:05
Ayrılık günü

Ben nice ayriliklar gordum omrumce
Kuslar gordum; kirilmis kolu, kanadi
Ayri dusmus sevdiginden kuslar gordum
Hic bir ayrilik bana bu kadar komadi

Ayriligin bir agridir vurur sakalarimda
Ve buyur gozlerimde bir okyanus kadar
Derinden ses verir icimde bir tel
Sonra, birdenbire kirilir, kopar

Yeryuzu cekilir altindan ayaklarimin
Gecer basima coken bir tavan gibi gokyuzu
Durmadan calinir kulaklarimda
Sarkilarin en huzunlusu

Seni alip uzaklara giden otobus
Benim uzerimden gecer hisimla
Devrilir, bakakalirim ardindan
Bir sel gibi akan gozyasimda...

Artik ne yapsam bos, teselliler faydasiz
Karanlik gitgide en derinlere ceker beni
Caresiz butun sokaklarinda bu sehrin
Boyle perisan beklerim donmeni

Dolasir birbirine yorgun ayaklarim
Ellerimi koyacak bir yer bulamam
Nereye gitsem en koyusu acilarin
Ne yana baksam, cildirtan bir aksam

Istesem ben bu omru, bu talihi istemem
Boyle durup durp senden ayrilmak varsa
Orada bir mezar kazilir benim icin
Ayriligin nerede baslarsa.


Ümit Yaşar Oğuzcan

Eylül
02-08-06, 12:06
Ayrılanlar için

Yollarimiz burada ayriliyor
Artik birbirimize iki yabanciyiz
Her ne kadar aci olsa, ne kadar guc olsa
Her seyi evet her seyi unutmaliyiz

Her kaderin tesellisi bulunur, uzulme
Insan ne kadar sevse unutabilir
Mevsimler, gelir gecer, yillar gecer
Sen de unutursun bir gun gelir

Hic yasamamiscasina, hic sevmemiscesine
Unutursun o gunlerimizi, gecelerimizi
O gunlerce gecelerce sevismelerimizi

Her seyi evet her seyi unutabilirsin
Hatta butun yazdiklarimi satir satir
Kalirsa, icinde bir derin sizi kalir


Ümit Yaşar Oğuzcan

Eylül
02-08-06, 12:06
Bana bir şarkı söyle

Ozledim sesini ne olur konus
Bir gul actir zamanlarin otesinden
Karanliklar icindeyim, kapkarayim bugun gel
Gok mavisinden, deniz mavisinden
Bana bir sarki soyle
Icimde bir sey kimildiyor
Gozlerim kan canagi, yorgunum, uykusuzum
Bir baksana ne haldeyim deli divane
Yaraliyim, caresizim umutsuzum
Bana bir sarki soyle
Yagmur ol yag usme, gunes ol isit
Dokul karanligima isiklar gibi
Al beni, en uzaklara gotur
Sesin aksin icimde bir pinar gibi
Bana bir sarki soyle
Butun renkleri kat birbirine
Buram buram bir turuncu getir gecen yazdan
Bir tuy gibi, bir bahar dali gibi
Hafiften, inceden, guzelden, en beyazdan
Bana bir sarki soyle
Bazan kar nasil hazin yagar bilirsin
Kursuni bir gokyuzunden aglamakli
Iste oyleyim, kapkarayim bu gun gel
En huzunlu sesinle, en dokunakli
Bana bir sarki soyle


Ümit Yaşar Oğuzcan

Eylül
02-08-06, 12:07
Beni Unutma

Bir gün gelir de insan
En sevdiği hatıraları bile
Bari sen her gece yorgun sesiyle
Saat on ikiyi vurduğu zaman
Beni unutma

Çünkü ben her gece o saatlerde
Seni yaşar ve seni düşünürüm
Hayal içinde perişan yürürüm
Sen de karanlığın sustuğu yerde
Beni unutma

O saatlerde serpilir gülüşün
Bir avuç su gibi içime, ey yar
Senin de başında o çılğın rüzgar
Deli deli esiverirse bir gün
Beni unutma

Ben ayağımda çarık, elimde asa
Senin için şu yollara düşmüşüm
Senelerce sonra sana dönüşüm
Bir mahşer gününe de rastlasa
Beni Unutma

Hala duruyorsa yeşil elbisen
Onu bir gün yalnız benim için giy
Saksındaki pembe karanfilde çiğ
Ve bahçende yorgun bir kuş görürsen
Beni unutma

Büyük acılarla tutuştuğum gün
Çok uzaklarda da olsan yine gel
Bu ölürcesine sevdiğine gel
Ne olur Tanrıya kavuştuğum gün
Beni unutma


Ümit Yaşar Oğuzcan

Eylül
02-08-06, 12:08
Bir Yalandır Sevmek

Doguştan aldanir kisi
Bir yalandir yasamak, ucuz
Kimbilir hangi ozanin soyledigi
Bir yalandir olmek kuskusuz

Bizi hep aldattilar oyle ya
Hep yalan bu seyler, hep yalan bu doga
Ve en buyuk yalan bir gun Allaha
Odenecek can borcumuz

Peygamberler ki; o som agizlilar
Yalan soylediler, yalan yazdilar
Kufurler, dualar, ilahiler, sarkilar
Ne kadar da belli kor oldugumuz.

Gunes, deniz, yildizlar, manzara
Nereye baksan tadimlik bir sofra
Geceler, dusler, kadinlar ve sonra
Bir yasak yemis; tatsiz tuzsuz

Eski bir bohcayiz biz, yamali yirtik
Acsalar icimizi boydan boya karanlik
Su kirli pacavralari toplayin artik
Inanmak bir yalana butun sucumuz

Dusun! Kim soylemis bu yalanlari
Hangi bosbogaz, hangi Tanri
En iyisi sevmek yine insanlari
Ki bi yalandir sevmek; sonsuz…


Ümit Yaşar Oğuzcan

Eylül
02-08-06, 12:08
Bir gece ansızın gelebilirim

Bu kadar yürekten çağırma beni
Bir gece ansızın gelebilirim
Beni bekliyorsan, uyumamışsan
Sevinçten kapında ölebilirim

Belki de hayata yeni başlarım
İçimde küllenen kor alevlenir
Bakarsın hiç gitmem kölen olurum
Belki de seversin beni kimbilir

Kal dersen, dağlarca severim seni
Bir deniz olurum ayaklarında
Aşk bu özleyiş bu, hiç belli olmaz
Kalbim duruverir dudaklarında.

Ya da unuturum kim olduğunu
Hatırlamam belki adımı bile
Belki de çıldırır, deli olurum
Sana kavuşmanın heyacaniyle

Aşk bu, bilinir mi nereye varır
Ne durdurur özleyeni, seveni
Bakarsın ansızın gelebilirim
Bu kadar yürekten çağırma beni.


Ümit Yaşar Oğuzcan

Eylül
02-08-06, 12:09
Ben Bir Eylül Sen Haziran

Bir eyluldu baslayan icimde
Agaclar dokmustu yapraklarini
Cimenler sararmisti
Rengi solmustu tum ciceklerin
Gokyuzunu kara bulutlar sarmisti
Katar katar gidiyordu kuslar uzaklara
Deli deli esiyordu ruzgar
Dagilmisti yazdan kalan ne varsa
Yasanmamis bir mevsim gibiydi bahar

Neydi o bir zamanlar
Sevmisligim, sevilmisligim
O heyheyler, o delismenlikler neydi
Ne bu kadere boyun egmisligim
Ne bu acidan korlasan yurek
Ne bu kurumus nehir; gozyasim
Onumdeki dizboyu karanliklar da ne
Ne bu ardimdaki kul yigini; elli yasim

Beni kotu yakaladin haziran
Gamli, yikik eylul sonuma
Bir ilk yaz tazeligi getirdin
Masmavi gogunle
Cana can katan gunesinle
Piril piril engin denizinle girdin icime
Cicekler acti dokundugun
Cimler buyudu yurudugun
Ve guller katmer katmer oldu guldugun yerde

Basimda senin kuslarin kanat cirpiyor simdi
Oldurdugun yemislerin agirligindan
Dallarim yere degiyor
Gunesi batmadan saclarinin
Bir dolunay doguyor bakislarindan
Gun boyu senden bir meltem esiyor yanan alnima
Uykusuz gecelerim seninle apaydinlik
Basim donuyor, off basim donuyor yasamaktan
Olebilirim artik

Olme diyorsan; gitme kal oyleyse
Saril simsiki, tenim ol, beni birakma
Baksana; parmak uclarim ates
Lavlar fiskiriyor gozbebeklerimden
Hadi gel, tut ellerimi, benimle yan
Benimle meydan oku her caresizlige
Benimle uyu, benimle uyan
Birlikte varalim onucuncu aylara
Ben bir eylul, sen haziran.


Ümit Yaşar Oğuzcan

Eylül
02-08-06, 12:19
Birgün Seni Sevdiğimi Anlarsın

Uykuların kaçar geceleri
Bir türlü sabah olmayı bilmez
Dikilir gözlerin tavanda bir noktaya
Deli eden bir uğultudur baslar kulaklarında
Ne çarsaf halden anlar, ne yastık
Girmez pencerelerden beklediğin aydınlık
Kapanır yatağına çaresizliğine ağlarsın
Onun unutamadığın hayali
Sigaradan derin bir nefes çekmişcesine dolar içine
Sevmek neymiş birgün anlarsın

Birgün anlarsın aslında herşeyin boş olduğunu
Şerefin, faziletin, iyiliğin, güzelliğin
Gün gelirde sesini bir kerecik duymak için
Vurursun başını soğuk taş duvarlara
Büyür gitgide incinmişliğin, kırılmışlığın
Duyarsın
Ta derinden acısını çaresiz kalmışlığın
Sevmek neymiş birgün anlarsın

Birgün anlarsın ne işe yaradığını ellerinin
Niçin yaratıldığını
Bu iğrenç dünyaya neden geldiğini
Uzun uzun seyredersinde aynalarda güzelliğini
Boşuna geçip giden yıllarına yanarsın
Dolar gözlerin için burkulur
Sevmek neymiş birgün anlarsın

Birgün anlarsın sevilen dudakların
Sevilen gözlerin erişilmezliğini
O hiç beklenmeyen saat geldi mi
Düşer saçların önüne ama bembeyaz
Uzanır gökyüzüne ellerin
Ama çaresiz
Ama yorgun
Ama bitkin
Bir zaman geçmiş günlerin uykusuna dalarsın
Sonra dizilir birbiri ardınca gerçekler acı
Sevmek neymiş birgün anlarsın

Birgün anlarsın hayal kurmayı
Beklemeyi
Ümit etmeyi
Bir kirli gömlek gibi çıkarıp atasın gelir
Bütün vücudunu saran o korkunç geceyi
Lanet edersin yaşadığına
Maziden ne kalmışsa yırtar atarsın
O zaman bir çiçek büyür kabrimde kendiliğinden

BİRGÜN SENi SEVDİGİMİ ANLARSIN

Eylül
02-08-06, 12:20
Çirkin Kadınlar

Rüyamda çirkin kadınlar gördüm dün gece
Yüzlerini elleriyle kapatmışlardı
Bakışlarında çirkin olmanın utancı
Kalplerinde Tanrıların merhameti vardı.

Ölümü hatırlattı bana çirkin kadınlar
Ölüm daha güzel değildi yaşamaktan
Bakıp bakıp ağladılar sessizce
Bütün aynalara uzaktan

Bir asır kadar uzun dakikalar geçti
Yalvardılar Tanrıya çirkin kadınlar
Güzel olmayı dilediler gök gibi, deniz gibi

Bir an için Tanrı olmadığıma yandım
Rüyamda çirkin kadınlar gördüm dün gece
Ve bir ölüm uykusundan uyandım.


Ümit Yaşar Oğuzcan

Eylül
02-08-06, 12:20
Dost Bildiklerim

Sanırım gündüzdü onlarla gecem
İçimde ümitti dost bildiklerim
Ne zaman yıkılıp yere düştüysem
Bırakıp da gitti dost bildiklerim

Hepsi varken baharımda, yazımda;
Kışın bir burukluk kaldı ağzımda
Seneler senesi oysa gözümde
Cihana eşitti dost bildiklerim

Nerde o sözlere kandığım günler?
Her gülen yüzü dost sandığım günler
Acıdan kahrolup yandığım günler
Ta canıma yetti dost bildiklerim

Meydana çıkalı asıl çehreler
Aydınlanmaz oldu artık geceler
Yalanlar tükendi, indi maskeler
Birer birer bitti dost bildiklerim

Korkar oldum bana "dostum" diyenden
Yoksa yok olandan, varsa yiyenden
Ne onlardan eser kaldı ne benden
Beni benden etti dost bildiklerim


Ümit Yaşar Oğuzcan

Eylül
02-08-06, 12:20
Derinlerde

Ne zaman tutsam ellerini
Gozlerimin onunden mevsimler gecer
Ne zaman gozlerin gozlerime degse
Samanyolundan bir yildiz duser

Yasanmis, yasanacak zamanlar icinde
En guzeli aksam saatleri, bulustugumuz
Gozgoze, iki buyuk yangin gibi
O yanip yanip tutustugumuz

Basdonduren o sonsuz heyecan
Cildirtan arzular kesen nefesi
En guzel buyun korkularin
Bu ateste bir bir erimesi

Son degil o baslangic yaklasan
Tenin bir yerde aska hazirligi
Bir bugu halinde gecen zaman
Ve gozlerde sabahin ilk aydinligi

Yillarla buyutmek her dakikati
Inmek seninle derinlerine askin
Opulen butun nimetler icinde
En guzeli senin dudaklarin.


Ümit Yaşar Oğuzcan

Eylül
02-08-06, 12:21
İstanbul Yoktu Sen Olmasan

Ben nice İstanbul’lular gördüm sana gelinceye kadar
Kirli paçavralara benzerdi insanları
Dostluktan, vefadan yoksun.
Bölünmüş, dağılmış, parçalanmış
Ve herbiri kendi ağırlığıyla ezilmiş, yorgun.
Yüzümde dolaşan birer iğrenç böcekti gözleri
Bir tutsam
Yapışır kalırdı ellerime en çirkin yerleri
Evlerinde bulduğum yalnızlık
Sokaklarında bulduğum upuzun bir kahırdı.
Günler boyunca
Bir başka karanlık gelirdi
Karanlığın biri kaybolunca
Güneşler doğardı görmezdim.
Bir ses durmadan ölüme çağırırdı beni
Bilmezdim bu şehirde senin yaşadığını.
Bilmezdim...

Zindandı bütün meyhaneler
Duvarlar karaydı
Köhne bir bizans eskisiydi İstanbul sensiz.
Semt semt bir ağır yorgunluktu
Sürekli bir aldanıştı sokak sokak
Benden en uzak sevgilerde yaşadım yıllarca
O büyük yalanlarda yaşadım.
Senden habersiz bir ölü gibi
Senden uzak zamanlarda yaşadım.

Mabetler yıkıldı içimde
Umutlar hayaller yıkıldı
Bir gün bütün İstanbul yıkıldı.
Sokaklar kaydı ayaklarımın altında
Gün oldu kalabalık meydanlarında inançlarım yıkıldı
Gün oldu
Gözlerime çiviler çakıldı merhametsiz.
Toz toz oldum, duman duman oldum
Aldığını geri vermedi yıllar
Yitirdim kendimi bu rezil şehirde
Seni buluncaya kadar.

Eskiden bir lale hatırlardım
Yada mavi mavi bir deniz İstanbul denince
Serin rüzgarlar okşardı saçlarımı
Rıhtımlar balık balık kokardı.
Ne zaman
Yumsam gözlerimi bir gemi kalkardı.
Vapur düdükleri durmadan öterdi.
Eskiden bir İstanbul vardı bilmediğim
Bana yeterdi.


Sonra kaç yıl yaralı bir hayvan gibi
Gezdim sokaklarında
Sonra kaç yıl bir sevgi aradım
İstanbul’u aradım.
Belki de seni aradım bilmeden
Ayaklarımın dibinde den,izler can çekişti
Şehirler parçalandı
Bir çağ öldü gözlerimin önünde
Benim en güzel çağım öldü.
Bizi topraktan yarattılar
Gel gör ki...
Bu şehirde
Benim toprağım öldü.

Seni aradım bu şehirde yıllarca
Yana yakıla seni..
Sen kimdin, sen neredeydin kimbilir.
Hep böyle sensizmiydi bu şehir.
Bu şehir İstanbul’muydu ?
Öyleyse sensiz yaşanmazdı bu şehirde
Gemiler demir almazdı
Trenler işlemezdi
Sen olmasaydın
Bir ömür bitip
Yepyeni bir ömür başlamazdı içimde
Bahar gelmezdi
Ağaçlar çiçek açmazdı
Seni bulmasaydım
Ve ben yoktum
İstanbul yoktu
Sen olmasaydın.


Ümit Yaşar Oğuzcan

Eylül
02-08-06, 12:22
Son Mektup

Ölürsem, şaşırma
Ölebilirim

Ölürsem, ağlama
Yine gelirim

Ölürsem, seslenme
Uyuyacağım

Ölürsem, üzülme
Yaşayacağım

Ölürsem, bekleme
Geri dönemem

Ölürsem, ölme
Sensiz edemem.


Ümit Yaşar Oğuzcan

Eylül
02-08-06, 12:22
Sevi şiiri

Ben senin en çok sesini sevdim
Buğulu çoğu zaman, taze bir ekmek gibi
Önce aşka çağıran, sonra dinlendiren
Bana her zaman dost, her zaman sevgili

Ben senin en çok ellerini sevdim
Bir pınar senrinliğinde, küçücük ve ak pak
Nice güzellikler gördüm yeryüzünde
En güzeli bir sabah ellerinle uyanmak

Ben senin en çok gözlerini sevdim
Kah çocukça mavi, kah inadına yeşil
Aydınlıklar, esenlikler, mutluluklar
Hiç biri gözlerin kadar anlamlı değil

Ben senin en çok gülüşünü sevdim
Sevindiren, içimde umut çiçekleri açtıran
Unutturur bana birden acıları, güçlükleri
Dünyam aydınlanır sen güldüğün zaman

Ben senin en çok davranışlarını sevdim
Güçsüze merhametini, zalime direnişini
haksızlıklar, zorbalıklar karşısında
Vahşi ve mağrur bir dişi kaplan kesilişini

Ben senin en çok sevgi dolu yüreğini sevdim
tüm çocuklara kanat geren anneliğini
Nice sevgilerin bir pula satıldığı bir dünyada
Sensin, her şeyin üstünde tutan sevdiğini

Ben senin en çok bana yansımanı sevdim
Bende yeniden var olmanı, benimle bütünleşmeni
Mertliğini, yalansızlığını, dupduruluğunu sevdim
Ben seni sevdim, beni seni sevdim, ben seni...


Ümit Yaşar Oğuzcan

Eylül
02-08-06, 12:23
Eski Yalnızlık

En eski yalnızlığımdır aşk benim
Gitgide büyüyen, karanlıklarla
Ne zaman sevdiysem tutuştu tenim
Bir ateşin açtığı yanıklarla

Sabahı olmazdı çok gecelerin
Alır, götürürlerdi beni onlar
Öptüğüm elleriyle, korkunç, derin
Bir uçurumun kenarına kadar

Sonra bırakır giderlerdi, üzgün
Bakardım sessizce arkalarından
Sonra umutsuzluk, gözyaşı ve kan

Bütün umutlarım biterdi bir gün
Bir gecenin ortasında kalırdım
Tek başına ben, ve yalnızlığım


Ümit Yaşar Oğuzcan

Eylül
02-08-06, 12:23
Gün Batımı

Yaklaşan ayak sesleridir akşamın
Şafaktan çıkmış bu uzun yolculuğa
Bir gelen var uzaktan soluk soluğa
Kapkara gözleri hüzünlü ve dalgın
Akşam, rüyalarımıza giren o esmer kadın


İşte! açılmış dipdiri göğüsleri
Bir vuslat gecesine çagırır bizi
Ve ansızın büyüler gözlerimizi
Saçlarında o yıldız yıldız süsleri
Şair "hoyrattır" diyor akşam üstleri

Hoyrattır evet, o bütün aldanmışlar
Yüz karası fahişeleri dünyamızın
En vazgeçilmez yerinde rüyamızın
Gelir, gözlerinde o vahşi bakışlar
Akşam, uzak bir gölde büyüyen kamışlar

Ne hazin batması çığlık çığlığa her gün
Güllerin solması ve dönmesi havada kuşların
O bitmeyen hüznü, apansız akşam oluşların
Affedilmez bir zamandır bu, isteksiz, olgun
Her akşam dünyamıza gölgesi düşer ölümün

Biz eli kolu bağlı insanlarız çirkin ve zavallı
Kötülük kusmak icin karanlığı bekleriz
Kirletir geceleri türlü pisliklerimiz
Bizim gibisini görmedi evren evren olalı
Böyle kötü bir dünyaya bir daha gün doğmamalı


Ümit Yaşar Oğuzcan

Eylül
02-08-06, 12:23
Karanlıklar Üstüne

Artık hiç sabah olmayacak yavrum
Çok uzun sürecek bu siyah gece
Ta zaman durunca, ömür bitince
Alış karanlığa, gözlerini yum
Artık hiç sabah olmayacak yavrum

Bilirim, bu mor sükutu bilirim
Beyaz olmalı geceler, bembeyaz
Karanlıklar üstünedir şiirim
Bilirim, bu mor sükutu bilirim

Dağlar gibi deryalar gibi sonsuz
Karanlık, karanlık ölümden beter
Bir yol ki hayatla beraber biter
taştan bir sükut ki hissiz ve ruhsuz
dağlar gibi, deryalar gibi sonsuz

Artık hiç saban olmayacak yavrum
Bitkin gözlerime son bir defa bak
Bir daha o yerden gün doğmayacak
Bu mor gecelerde kayboldu ruhum
Artık hiç sabah olmayacak yavrum.


Ümit Yaşar Oğuzcan

Eylül
02-08-06, 12:24
Hatırlama

Ne zaman elime bir kalem alsam
Sana seslenmek geliyor içimden
Güzelliğini hatırlıyorum bir yaz günü
Yine gemiler geçiyor uzaklardan
Biz yosun kokulu rıhtımlarda el ele
Şehirlerden Istanbul,aylardan temmuz
Ne zaman elime bir kalem alsam
Geçmişi seninle yeniden yaşiyoruz

Ne zaman elime bir kitap alsam
Hep seni okuyorum inanır mısın
Istiyorum seni anlatmalı bütün romanlar
Sevilen kadin hep sen olmalısın.

Ne zaman elime bir kibrit alsam
Yine Istanbul'u yakmak geçiyor aklımdan
Bu sensiz sokakları, bu evleri
Bu plajları bu denizleri
Sensiz kaldığım bu şehri tüm yakasım geliyor
Yine alev alev bir Istanbul düşünüyorum
Ve çaresiz yaktığım bütün sigaraların
Dumanlarında seni görüyorum.

Ne zaman elime bir fırça alsam
Yüzünü çiziyorum kapılara,duvarlara
Bir bir hatırlıyorum bütün hatlarını
Gozlerini dudaklarını saçlarını
Baktığım her yere gölgen düşüyor
Dokundugum herseyde senin sıcaklığın
Sonra dağlar, denizler giriyor aramıza
Gitgide büyüyor uzaklığın

Ne zaman elime bir kadeh alsam
Delicesine sarhos olmak istiyorum
Içkiler seni hatırlatıyor yine
Kırıyorum birbiri ardınca kadehleri
Artık hiç birşey kar etmez biliyorum
Ne dost, ne içki, ne aşk, ne kadın
Gözlerimde yıllardır eşsiz olan
Değişmeyen bir sen varsın

Ne zaman elime bir ayna alsam
Gozlerimden korkuyorum, bakışlarımdan
Bu seni unutamayan benden korkuyorum
Uçurum çizgiler, kara gölgeler
Bir sonun belirtileri yüzümde yer yer
Karşımdaki yüz sefil bir akşam
Hep sana sesleniyorum duyuyor musun
Ne zaman elime bir kağıt alsam.


Ümit Yaşar Oğuzcan

Eylül
02-08-06, 12:24
Yoklukta Bir Adam

Büyüdü gözleri büyüdü
Yuvarlandı boşluktan
Bir duvar çöktü ansızın
Bir ayna parçalandı
Bir adam çıldırdı yokluktan

elleri vardı damar damar
Parmakları vardı ince uzun
Saçları vardı okşanmamış
dudakları vardı öpülmemiş
Gözleri vardı mahzun.

bir böcek girdi kafatasına
Kemirdi ümitlerini bütün
Beklemekten çatladı dudakları
Uzattı ellerini var olmaktan öteye
Duydu çağrışını ölümsüzlüğün.

Nasırlı ayaklarına prangalar
Ak ellerine zincirler vuruldu
bir rüzgar esti karlı dağlardan
Üç mızrak boyu yükseldi güneş
Bir adam vardı aramızda, yok oldu.


Ümit Yaşar Oğuzcan

Eylül
02-08-06, 12:25
Yaşayan Ölü

Bir ölü gelecek evine yarın
Gözlerinde yarım kalmış arzular
Dalıp hayaline hatıraların
Duracak kapında sabaha kadar

Duyunca kapının çalındığını
Korkulu gözlerle dışarı bakma
Bütün odaların yak ışığını
Bir benim kaldığım odayı yakma.

Siyahlar giyin de pencereye çık
Aç kapıyı korkma yabancı değil
Bir ölü ki yaşıyor, gözleri açık

Ölüm seni sevmekten acı değil
Aradı bu ölü hayatı sende
Öldü artık, sevsen de sevmesen de

Eylül
02-08-06, 12:25
Yalnızlığa Çağrı

Namusum üzerine yemin ederim
Bu şehri bu evleri bu sokakları sevmiyorum
Tiksiniyorum bu iğrenç kalabalıktan
Yalnızlığı özlüyorum

Yalnızlıkta sen varsın
Dilediğim gibi düşünebiliyorum seni
Bir ayna karşısında soyunuyorsun çırılçıplak
Dudaklarından öpüyorum

Kapatıyorum gözlerimi yağmur yağıyor
Bir bulut görüyorum sana benzeyen
Sevinçten ürperiyorum

Yalnızlıktan bütün teselliler yalnızlıkta
Hoşça kalın sokaklar, caddeler, insanlar
İşte başımı aldım gidiyorum.


Ümit Yaşar Oğuzcan

Eylül
02-08-06, 12:26
Üstüme varma İstanbul

Sana geldim, içim ümitlerle dolu
Beni sarhoş etme İstanbul, ne olur
Bir gün ben de eririrm caddelerinde
Çürür kemiklerim adım unutulur

Yine sen kalırsın dipdiri, sımsıcak
Göğün bulutların, denizlerin kalır
Oynama İstanbul, benimle oynama
Bir gün öldürür beni bu dert, bu kahır

Ezilmiş ellerimin arasında başım
Bu yeryüzünde başka çarem kalmamış
İşte gelip kapılarına dayanmışım

Karşında yıkılmış bir duvar gibiyim
Beni sarhoş etme, başım dönüyor
Üstüme varma İstanbul, kederliyim.


Ümit Yaşar Oğuzcan

Eylül
02-08-06, 12:27
Yalnız Kadınlar

Kimbilir yalnızlığı kadınlar kadar
Karlı dağların en yüksek tepeleri mi
Terkedilmiş ehirlerin caddeleri
Gökyüzünün yıldızsız geceleri mi

Kadınlar bir ömür boyunca yalnız
Ta dünya kurulduğundan beri
Yalnızlık ışığını yakar her gece
Sonsuz karanlığımızda elleri

Nasıl yağmur yağarsa yalnızğına şehrin
Öyle mahzun ve yalnız kadınlar tanıdım
Denizler ortasında geniş ve derin

Bir dünyü gördüm kadınların gözlerinde kapkara
Yalnızlık ne imi anladın
Acıdım kadınlara


Ümit Yaşar Oğuzcan

Eylül
02-08-06, 12:27
Orhan Veli'nin Ardından

Yıl bindokuzyüzkırkaltı
Ankara'da Şükran lokantası,
Köşede bir masa
Masanın üstünde bir tabak
Tabakta marul salatası.
Bir sandalyede sen vardın
Orhan Veli
Bir sandelyede ben,
Kadehlerimizde Kulüp rakısı
Ve dudaklarımızda yarım kalmış mısralar
Hala gözlerimin önündedir
O sarhoş gecenin hatırası

Şimdi mahzun kaldı şiirlerin
Gittin "Sereserpe" "Hürriyete doğru"
"Kiitabe-i sengi mezarın"
"Altındağın rüyası"
Hey! Koca Orhan Veli hey!
Ne sana kaldı, ne bana kalır
Bu gözünü sevdiğimin dünyası.


Ümit Yaşar Oğuzcan

Eylül
02-08-06, 12:28
Karşılama

Böyle mi karşılayacaktın beni
Bakışların böyle mi olacktı
Ne ummuş ne düşünmüştüm? Hani
O şaheser gözlerin dolacaktı

Neler vadetmiştin bana giderken
Gözlerin alev alev yanmalıydı
İçin titreyerek "hoş geldin" derken
Ellerin sevgiyle uzanmalıydı

Gözlerime öyle bakmamalıydın
O harikulade dakikada elbet
Beni yapayalnız bırakmamalıydın

Bana sonsuz bir ümit vermemeliydin
karşımda ağlamasan da nihayet
Bir saniye olsun ürpermeliydin.


Ümit Yaşar Oğuzcan

Eylül
02-08-06, 12:28
Kum

Sen kum nedir bilmezsin
Deniz görmedin ki
Yum gözlerini zamanı düşün
Deniz bir gözünde
Kum bir gözündedir

Sen taş nedir bilmezsin
Dağa çıkmadın ki
Yürü ufuklara doğru
Dağ bir ayağında
Taş bir ayağındadır

Sen kül nedir bilmezsin
Ateş yakmadın ki
Uzat ellerini gökyüzüne
Ateş bir elinde
Kül bir elindedir

Sen kan nedir bilmezsin
Ölmedin, öldürmedin ki
Yat toprağa boylu boyunca
Ölüm bir yanında
Kan bir yanındadır

Sen aşk nedir bilmezsin
Beni sevmedin ki
Ağla ağlayabildiğin kadar
Bütün güzellikler sende
Aşk bendedir.


Ümit Yaşar Oğuzcan

Eylül
02-08-06, 12:29
Yitik

Hep o kadındır düşündüğüm gecelerdeki
Aklıma dudakları gelir durup dururken
Girer yatağıma apansız bir meltem gibi
Uzaklarda bir saat onikiyi vururken

Ben bu kadını sevdim bir zaman, sırılsıklam
Dolardı içime, ömrüm onunla uzardı
Doymazdım ela gözlerine ne kadar baksam
Küçücük, beyaz elleri, ayakları vardı

Neydi o sevişmelerimiz deli-divane?
Bitmezdi o geceler, dinmezdi açlığımız
Saatler durur muydu? Zaman geçmez miydi ne?

Bir şey var o geçmiş yıllarda bıraktığımız;
Bulamaz gözlerimiz uzun uzun arar da
Aksimizden bir eser kalmadı aynalarda.


Ümit Yaşar Oğuzcan

Eylül
02-08-06, 12:29
Musiki

Alev alev yanmadadır
Ruhumda deniz köpüğü
Benimle uyanmadadır
Tanrıların en büyüğü

Dünyalara sığamıyan
Sessizlikler içindeyim
Uyan, siyah ruhum uyan
Mavilikler içindeyim

Sür ey masmavi zaman sür
Bir cihanı dinliyorum
Bütün genişliğiyle hür
O ummanı dinliyorum.

Ömrün sustuğu yerdeyim
Sorma: Niçin, nasıl, hangi
Bedenim, ruhum, herşeyim
Tanrı huzurunda sanki.


Ümit Yaşar Oğuzcan

Eylül
02-08-06, 12:30
İnsanoğlu

- I -
Ne tuhaftır şu insanlar
kimi zincirler içinde hür
Kimi esir olmaktan bahtiyar
Kimi de benim gibi bin bir şeyi düşünür
Ne tuhaftır şu insanlar
Kimini yel alır, su götürür
Kiminin çilesi sürer mezara kadar
Kimi de gününü gün etmeyi düşünür

- II -
İnsan insanın kadrini bilmezmiş meğer
Anlaşılamadı gitti mısralarım
Çünkü; insanlar benim halime güler
Bense onlar için ağlarım

İnsan insanın kadrini bilmezmiş meğer
Birimiz gülsek, ağlıyor onumuz
Bizden kara değilmi geceler
Bari karınlık olmasaydı sonumuz

- III -
Nice insanlar gördüm ki ben
Dudaklarında en ateşli türküler
Barış içinde yaşamayı bilmeden
Bir savaş meydanında öldüler

Nice insanlar gördüm ki ben
Dudaklarında en bayağı şarkılar
Ve gözlerinde ihtiras ışığı eksilmeden
Birer ilah gibi yaşadılar

- IV -
Yarabbi, adaletin bu mu
Kuş uçar, yılan sürünür
Düşünmek istemem fani olduğumu
Verdiğin nimetlere şükür

Yarabbi, adaletin bu mu
Yaşayan yaşar, ölen toprağa gömülür
Ve hayat sadece bir arzu mu
Bizi korkutan ölüm müdür?

- V -
Söyleyin ey çizgiden hayaletler
Artık ihtiyar olduğumuz gerçek mi?
Kaybolan o gamsız saatler
Hiç geri gelmeyecek mi?

Söyleyin ey çizgiden hayaletler
İn misiniz, cin misiniz
Ya siz, ey eşsiz faziletler
Fazilet olduğunuza emin misiniz?


Ümit Yaşar Oğuzcan

Eylül
02-08-06, 12:30
Güller ağlar içimde

Ne zaman ayrılık saati gelse
En vazgeçilmez yerinde yaşamın
Duysak ayak seslerini akşamın
Ve sokaklardan elayak çekilse
Bir ürpertiyle duyarım o zaman
Seni çağıran sesi uzaklardan

Ne zaman ayrılık saati gelse
Bir gariplik çöker içime birden
Kalan tek anı gibi bir devirden
Durmadan çalınır o gamlı beste
Sanki bilir dem hazin öykümüzü
Bulutlar ağlar, kararır gökyüzü

Ne zaman ayrılık saati gelse
Bir çaresizliğe anlatır gibi
Birden değişir gözlerinin rengi
Mavi solar, koyulaşır yeşilse
Sarınca ruhunu eski bir hüzün
Uçar gider pembeliği yüzünün

Ne zaman ayrılık saati gelse
Uzatsan özlemle dudaklarını
Tüm ağaçlar döker yapraklarını
Ne çiçek kalır ortada, ne bahçe
Sadece uğultusu o rüzgarın
Ve bir umut kırıntısı: Belki yarın

Ne zaman ayrılık saati gelse
Bir fırtına çıkmaşcasına, büyük
İçimdeki güllerin boynu bükük
Bir zaman kalakalırım öylece
Neden sonra gittiğini anlarım
İçimde güller ağlar, ben ağlarım...


Ümit Yaşar Oğuzcan

Eylül
02-08-06, 12:31
Dost Koşması

Büyük dertler birbirinden
Sıralanır, sıralanır
Gönül her gün bir yerinden
Yaralanır, yaralanır.

Yüzleri var türlü biçim
Belli değil gerçek dost kim
Vefa diye şu yüreğim
Paralanır, paralanır

Başta bin türlü düşünce
Hep karanlık gündüz gece
Doğru soöleyen ömrünce
Karalanır, karalanır

Ömür boyu düşündüğün
Sırlar çözülecek bütün
Şu demir kapılar bir gün
Aralanır, aralanır


Ümit Yaşar Oğuzcan

Eylül
02-08-06, 12:31
Çok Sevmek

Bizi kandiran o sarkilar, o mavi gece
O sicakligi beyaz ellerin, o ilk bakis
Sebepsizligin sebep oldugu sefak vakti
O cok sevmek gecelerde o caresiz aldanis.

Uzayan saclar, alyinda avuclarimizin
Iste o, insanin bir yerde, aska boyun egmesi
Kirilmak, bolunmek, o hep butunlenmek
O cok sevmek, tenin bir baska tene degmesi.

Yanmak mi o eski caglarda yanmak
Kul olup savrulmak ruzgara karsi
Ilk kesilmisligi magrur ellerimizin
O cok sevmek, kanimizin o ilk akisi.

iste pinarlar, testiler, irmaklar, cesmeler
Kanli avuclarla icmek aski kanmadan
O kiyilarimizdaki denizin ilk coskunlugu
O cok sevmek buyutmek onu hep, orada o zaman

Kazimak ulu agac govdelerine adimizi
Yazmak her seyi bir bir kumlarin ustune
O her iskenceye mahkum olmuslugumuz
O cok sevmek, daha cok sevmek gunden gune.

Oyle delicesine, oyle korkunc, oyle cilgin
O cok sevmek o yanardag, o ates, o yangin...


Ümit Yaşar Oğuzcan

Eylül
02-08-06, 12:32
Arayış

Bir tas zehir verin bana iceyim
Tek unutmak icin acilarimi
Baksana; kirdilar kapilarimi
Yagmalandi kalbim, omrum, herseyim
Kursuna dizdiler anilarimi
Yenik dustum bu savasta neyleyim
Bir mezar nasilsa iste oyleyim
Unuttum en guzel sarkilarimi
Gunduzu yok upuzun bir geceyim
Yitirdim umut kirintilarimi
Sevgimi, nesemi, butun varimi
Caresiz bir yoklugun icindeyim
Gomdum icime yikintilarimi
Ariyor bir yarim obur yarimi


Ümit Yaşar Oğuzcan

kızılyıldız82
02-08-06, 12:33
Ben bu gönül tezgahinda
Ask dokudum, ask okudum
Erenlerin dergahinda
Ask okudum, ask dokudum

Her güçlügü bile bile
Göznuruyla, sabir ile
Yumak, yumak, çile çile
Ask dokudum, ask okudum

Bir ömür yana yakila
Yazdigim sigmaz akla
Acimadim kirkdört yila

Ümit Yaşar Oğuzcan