PDA

Tüm Versiyonu Göster : Bedirhan Gökçe Hayatı ve Şiirleri


Eylül
31-07-06, 14:01
Bedirhan Gökçe'nin hayatı kendi anlatımıyla;

'Ne zaman sorsalar özgeçmişiniz diye, bunalır ve özgeçmişten ziyade öz geleceğe talip olduğunu söyler ve debdebelerle dolu geçmişimin renksizliği içinde birazda sıkılarak başlarım anlatmaya öz olan geçmişimi en öz şekliyle.

1988 senesinde TRT'nin açmış olduğu seslendirme sınavlarına girdiğim sırada mankenliğe de başlamıştım, tipim çok iyi olmasa da iyi taşırdım kıyafetleri.
Reklam, film, belgesel derken, çok alakasız bir zamanda devlet memuru oldum..
Memuriyetim boyunca "Allahım bana öyle bir iş verki gece oturup gündüz yatayım" diye dua ettim.. İleride bu duamın kabul olacağının bilinmezliği içinde..

Memuriyete bir türlü ısınamayan ben, 1993'te açılan özel radyolarla geceleri şiir okuyup gündüzün stresini atmaya başladım.. Ve 1995'in sonunda Hulki CEVİZOĞLU'nun samimi teklifi üzerine biran bile düşünmeden, Kanal 6'nın haberlerini okumak üzere istifa ettim memuriyetimden.

Üç sene sonra sesimin haberlerde anlamını yitirdiğini düşünerek gelen teklif üzerine radyo programımı Kanal A'da yapmaya karar verdim..
Yine aynı sene şiir kasetleri daha patlamamıştı ki bir şiir albümü yaparak sessizce yüzbinin üstüne çıkan albimüm ile ismimi iyice şiirleştirme imkanı buldum..

2000 yılının Eylül'ünde Radyo Tatlıses'e başlamak üzere herşeyimi geride bırakarak Ankara'ya hüzün dolu bir vedanın ardından, geldim taşı toprağı "para kadın hırs" olan üçlü sac ayağının merkezi.. İstanbul şehrine..
Bu arada "Kanal A" televizyonundaki "Damlayan Mısralar" adlı programıma da devam ettiğimi düşünürsek, Ankara İstanbul otobanının dile gelmesi durumunda nasıl 9 kilo verdiğim en iyi şekilde anlatılmış olacaktır.
Ve ben Damlayan Mısralar adlı TV programımla Radyo Televizyon Gazetecileri Derneği'nin "2000 yılı Radyo TV oskarları" ödülü ile Kültür Sanat dalında yılın en iyi televizyon programcısı sıfatına sahip olma şansını yakalarken programımın kalitesi de nihayet tescillenmiş oldu..
Alâkasız görülsede ben aynı zamanda siyah kuşak kareteciyim. Kısacası, şairin ifadesi ile "Biraz kül, biraz duman, o benim işte.""

[I]Ben hüzünlerle sevdim şiirleri
Ben hüzünlerle büyüttüm kendimi
Küçükken gamzelerim vardı benim
Büyüdükçe hüzne sattım hepsini.

Geçmişe dair ne varki bu dörtlüğe ekleyebileyim.
Şu tarihte haber okudu...Şu tarihte mankenlik yaptı...Şu tarihte seslendirme yaptı...
Türkiye'nin dört bir yanında salonlar dolusu insana şiir dinletileri.
Radyolarda, Televizyonlarda şiir programları.
Şiir kasedi, şiir kitabı.
Terkedilişler, ayrılıklar, ihanetler, ağız dolusu isyanlar ve yine

Hüzünler,
Hüzünler,
Hüzünler.
KISACA,
Ben hüznünü sesine,
Sesini şiirlere yüklemiş adam.
Yani yine biraz kül,
Yine biraz duman....

Eylül
31-07-06, 14:01
Ankara

Hey gidi Ankara hey
Beni de benzettin ya kendine
Astın suratımı, resmileştirdin beni
Hey gidi Ankara hey
Beni de benzettin ya kendine
Yüzümde bürokrat gülümsemesi
İçimde politik çıkmazlar
Kaçıncı aşktı tattığım akşamlarında
Kızılay'da yürüyemeden el ele ayrıldığım
Bir gecelik duygu esnemesinde
Yalnızlığımla kendimi evime attığım
Tutamadığım mevsimlerini doya doya
Kaybettiğim kendimi herhangi bir sokağın
Herhangi bir ayrımında...
Geçerken ömrüm giriş katlarında, üşüdüm titredim.
Otuz yaşıma girerken bir yaz akşamında,
Bekar evlerinin soluk aydınlığında kötü alışkanlıklar edindim.
Hiçbir kıza yalan söylemedim Ankara.
Ama bir ebruli akşamda, ezan seslerine karıştı çığlığım.
Oyalıyormuşum kendimi geçici heveslerde.
Kar çiçekleri açıverdi yüreğimde,
Sen aşk de buna, ben çıkmaz sokak Ankara.
Delik olan cebime koyacaktım tüm hüzünlerimi
Yine şiirler çalıp şairlerin soluk nefesli kitaplarından,
Şarkılar şarkılar düzecektim ona ve Ankara,
Çelik renkli gecelerine dağıttığım yıldızlardan,
Taç yapacaktım sarı saçlarına.
Gözlerindeki yeşilden sürecektim antik yalnızlığına.
İkimizin de paylaşacağı birisi olacaktı hayatımda.
Anlarsın ya sen Ankara, ben ve o.
Üç kişilik bir dünya kuracaktık,
Gözyaşlarının kahkahaya karıştığı şu dünyada.
Duygu sevinecekti,
Telefon edip Zeynep'e evleniyormuş diyecekti.
Frekansını yakalamışken tam da mutluluğunun,
Çankaya'dan bir rüzgar esti.
Kıskandın ya bizi helal olsun sana
Şu ölümlü dünyada kendin gibi bir dünya görmeden,
Boğacaksın öylemi, kalabalık kaldırımlarında beni.
Hüzne doyacağım öylemi, senin gibi gecekondularında.
Benim gibi bir bozkır çocuğu,
Meram akşamlarında çiçeklerin nasıl olgunlaştığını bilirim ben.
Çözmüşken şifresini tam da hayatın
korkma Ankara korkma
Yazılmamış bir şiirin okundukça çoğalan ilk kelimesinde,
Akıp giderken kaderimiz iki ayrı yöne,
Mutlaka buluşacak vuslat denizinde.
Ankara korkma okuduğu duaları anamın ikimizi de kurtaracak.
hiç ummadığın bir günde, şöyle güneş burcundayken sevinçlerin
sen bana alışacaksın ben de sana Ankara

Eylül
31-07-06, 14:04
Eylül


Memleket havalarından bir haber ver,
Eylül yağmuru nasıl düşer toprağa?
Kemah’ın kapalı dar yollarında
Hangi kuş hatıra çizdi dal uçlarına?

Yanıp sönen mavi ışıklarla kaybolan Yusuf
Geri döndü mü yurduna?
Ya Viranşehirli Yakup, Çaykaralı Musa?
Onlarda döndü mü yurduna? ...

Hani sen;
Aşkı bir üveyikten satın almıştın Sadri.
Ne oldu ona?
Bıçak kesmez oldu ağzını...
Susar oldun, yazmaz oldun daha...
Oysa yüreğimizi koymuştuk ortaya.
Hani, taşırdı be usta!

Bak yine bir Eylül havası var Sadri,
İkibin’e doğru 97 Mart’ında.
O gün doğan İsmail bugün delikanlı çağında
İlkbaharda sonbahar, bu nedir usta?

Maltepe cigarasının adı mı var bugün?
Üç bardak çayın hatırımı kaldı?
Tornacının yanında çıraktı dayın,
O günlerden yüzünde eser mi kaldı?
Gel yine bir gurbet türküsü uçuralım.
Munzur’dan İstanbul’a
Fırat’ın suyundan bulgur aşına
Serin göze başından Eylül ayına.
Üç gurbet türküsü tutturalım
Dostluk adına...

Bilirsin sende de bende de
Eylül’ün acı bir tadı vardı.
Şiire Eylül dediysek
Elbet;
Bir maksadı vardı.
Elbet


Bedirhan Gökçe

Eylül
31-07-06, 14:05
Kar


Nasıl kar yağdı bugün, gece sabaha karşı,
Ortalık bembeyazdı, sanki bir gelin gibi.
Tane tane döküldü, göklerin sevda marşı,
Günahtan arındırdı, tüm günahkar yüzleri...

Yüzünde güller açtı kar yağınca herkezin,
İlk kez böyle günahsız, ilk kez böyle neşeli.
Çocuklar gibi gülşen, çocuklar gibi şen
Gökten armağan gibi döküldü her tanesi...

Sokak lambalarından, süzüldü tane tane
Usul usul indiler bir birine değmeden.
Melekler indirirmiş her bir kar tanesi,
Annem öyle derdi de inanmazdım küçükken.

Bir iken bin oldular, on binlere karıştı,
Çoğaldı da yerden bir karış açtı.
İnsanlar döküldüler yollara birer birer,
Değen her ayak izi bir günah gibi kaldı...

Allah kar gibi yağdı kullarının üstüne,
Temizledi akladı, bembeyaz bir kuş gibi.
Her birimiz yıkandı, katran katran üstüne,
Bakamaz olmuştuk biz aynalara gün gibi.

İnsanlar kötü artık, zaman hiç değişmedi,
Geçen zaman ne yapsın, biz ettik kendimize.
Bu karda yağmasaydı halimiz ne olurdu?
Allah yine acıdı, bak yetişti bizlere...

Kar da bembeyaz yağar, anamızın sütü de
Gelinlik de beyazdır, giydiğimiz kefen de,
Birinde ağlarız biz diğerinde güleriz,
Beyazdan ak beyazı, buyurun sıyırın işte...



Bedirhan Gökçe

Eylül
31-07-06, 14:08
Türkü Gözlüm


Kar yağıyor türkü gözlüm
Kar yağıyor buralara.
Uzun hava ağıt gibi,
Dökülüyor bulvarlara.
Sen de gittin buralardan,
Böyle bir karlı havada.
Okul bittikten sonra 95'in yılbaşında,
Gelmiş özlemiştin beni,
Sarılmıştın hıçkırıkla,
Kar yağarken dilek tutmuş,
Kar yemiştin avucumda.
Nasıl gittin türkü gözlüm,
Mahzun kaldım buralarda.
Gülüşlerimiz geliyor,
Ağlıyorum buralarda.

Sen bir öğretmensin şimdi,
657 devlet memuru.
Kıt kanaat geçinirsin,
Seni beklediğim gibi,
Beklersin ay sonunu.

Belki de evlisin şimdi,
Bunca yıl geçti aradan.
Sen beni unuttun belli,
Türkü gözlüm çık hatrımdan.

Oralara da kar yağar mı,
Güneş çıkar mı ardından?
Saçaklardan su damlar mı,
Su girer mi papucundan?

Yokluk kötü türkü gözlüm,
Yokluğun çıkmaz aklımdan.
Varlık güzel türkü gözlüm,
Varlığın yitti yanımdan.

Okulun bittiği yıl tayinin çıktı doğuya.
Belki yazarsın diye,
Bir kalem almıştım sana.
O kalemle mektup yazmış,
O kalemle ağlamıştın.
Ama o son mektubunda,
Sen ne kadar değişmiştin...
Sözlerin de değişmişti...
Değiştiğin belliydi ki,
Kalemin de değişmişti...

Ah benim türkü gözlüm
Ne oldu birden sana?
And içmiştik gündüz gece,
And içmiştik kopmamaya.
Hacı Bayram'da dua ettik,
Ayırmasın Allah diye...
Bir fakire para verdik,
Belki dua eder diye...

Fakir mi dua etmedi,
Sen mi yalancı çıktın?
O fakiri göremedim,
Gelmedi namaz vakti.
Çok oturdum musallada,
Her tabutta kendim vardım,
Dua ettim ardım sıra...

Şimdi en arabesk duygularla
Dudağımda o türkü,
Yürüyorum bulvarlarda...
Ellerim üşürken hep
Ellerin gelir aklıma.
Yüreğim ağlıyor şimdi,
Yanıyorum buralarda...
Kar yağarken hazin hazin,
Ölüyorum türkü gözlüm,
Ölüyorum buralarda...

Bedirhan Gökçe

Eylül
31-07-06, 14:10
Ayasofya Garipti

Dolaştım İstanbul'u sabaha karşı
Aşiyan,Eyüp Sultan,Kapalıçarşı
İçimdeki hüzünle durdum önünde,
Ayasofya garipti,ben ağlamaklı.

Şimdi Eyüp'teyim ben,sabah namazı
Hiçbir yerde bulamam burdaki hazzı.
İndim Sultan Ahmet'e bir hüzün sardı,
Ayasofya garipti,ben ağlamaklı.

Gzölerim kan çanağı,çıktım dışarı,
Caminin tam önünde simitçi hacı.
Kan kırmızı o çayda yine o vardı,
Ayasofya garipti,ben ağlamaklı

Eylül
31-07-06, 14:19
Anam Gelir

Sakalıma kır düştü,
Söylemeyin anama.
Üzülürde ağlar,
Ağlar sonra, bilirim.

Hepsi hepsi üç tane
Üç tel ne ki sakalda
Üzüldüğüne değmez,
Değmez sonra bilirim.
Gözlerime bir baksın,
Bir baksın anam şöyle.
Derdi gözümden okur,
Okur sonra bilirim

Yine İstanbul anlatırım,
Anlatırım neşeyle.
Neşemde hüzün bulur,
Bulur sonra, bilirim.

Ana bir şey yok derim,
Sen dua et gizlice.
Anam hep dua eder,
Eder sonra bilirim.

Ölüm haberim gelir
Bir gün bir gazetede.
Peşimden anam gelir,
Hemen gelir, bilirim.


Bedirhan Gökçe

Eylül
31-07-06, 14:21
Git


Ayrılığın nağmesi bu duyduğumuz,
Bakışların gönlümü caydırmadan git.
Ne bir hatıran kalsın ne de bir umut,
Duruşların gönlümü yandırmadan git.

Bütün resimlerini sök at duvardan,
Sana ait ne varsa çıkart odamdan.
Kitabın arasında şöyle canından,
Bir gül bırakmıştın ya soldurmadan git.

Hani bir şarkı vardı mazide kalan,
Öyle içten acıklı,öylesi nalan.
Göğsüme yaslanıp da sevince boğan,
Yeşermiş tüm aşkları kurutmadan git.

Nasıl güzeldi herşey hatırlasana,
Nasıl gülüşürdük biz dert ortasında.
Ekmek paramız yokmuş ne gam,ne tasa,
Güzel hatıraları zehretmeden git.

Hani mevsimlerden,hep biri bahardı,
Hani gökten her cemre bize yağardı,
Hani kış ortasında mevsim bahardı,
Şu inanmış gönlümü,kandırmadan git.
Allah aşkına bırak,öldürmeden git..

Bedirhan Gökçe

Eylül
31-07-06, 14:27
Dilin Yalan Söylüyor

Tohumdun yüreğimde fidan oldun büyüdün,
Ağaç idin bağımda, çınar oldun yürüdün.

Nasıl söküldün öyle, çatır çatır içimden,
Köklerin yüreğimde kan revan oldu birden.

Çalı çırpı bıraktın giderken yüreğimde,
Hepsi bir kıymık gibi beynimin her yerinde.

Dilin ne derse desin, gözün öyle demiyor,
Seni sevmedim derken, dilin yalan söylüyor.

Burası Ulus parkı, karşımız Anadolu,
Gönlümün öbür yanı ondan böyle sır dolu.

Yalnızım bu şehirde, hem de yapayanlızım,
Boğuluyorum gitme, şair olur bir yanım.

Yok böyle demiştim ben, yanlış anladım hemen,
Bunun hepsi hikaye, baştan komiğiz zaten.

Kendimizi kandırdık, kargalar güler buna,
Birde ciddiye aldık, karganın papuç damda.

Bu koca alemde biz, varla yok arasıyız,
Olmasak da olurdu, varsak yaşamalıyız.

Olmayacak duaya amin demeyelim biz,
Herkes kendi yoluna biz hep böyle gideriz...

Bedirhan Gökçe

Eylül
31-07-06, 14:30
Eski Bir Sancı


Eski bir sevdayı anlatır,
Çalan her şarkı.
Her nağmede gizlidir,
Eski bir sancı.
Bazen hüzzamdır sessiz,
Hüzünlüdür eskiden.
Bazen sabadır sensiz,
Mistik ve de derinden.

Sen ki hasret yüklü gemide,
Yanımdayken özlemim.
Sen ki özlem yüklü sevdada,
Yurt yurt gezindiğimsin.
Ne sen bil bunu,
Nede ben söyleyeyim.
Aşık maşuktan ayrı,
Acı çeker bilirim...


Bedirhan Gökçe

karagozlum
02-08-06, 00:27
Bu siir daha once eklendi foruma, biliyorum ama asil yeri burasi diye dusunerek tekrar ekliyorum ;) Ben bu siiri cok seviyorum.. Her dinledigimde agliyorum ğj5

Sol yanim..

Merhaba anne, yine ben geldim
Merak etme okuldan ciktim da geldim.
Anneler de babalar gibi merak eder mi bilmiyorum ama,
Ali okula gitmezsem annem cok kizar merak eder demistide, onun icin soyluyorum
Gecen hafta ogretmen sag elimde sarimsak, sol elimde sogan dedirte dedirte ogretti sagimi solumu.
Ben biliyorum artik anne, sagim neresi solum neresi,
Agriyan yanimin neresi oldugunu simdi iyi biliyorum anne
Hani gecen geldigimde, suram aciyor, suram iste demistim de, bir turlu soyleyememistim ya aciyan yanimi anne, bak simdi soyluyorum.
Suram iste sol yanim cok aciyor anne,
Hem de her gun aciyor anne, her gun
Dun sabah annesi Ayse'nin saclarini ormustu.
Elinden tutup okula getirdi.
Yakasi da danteldi. Zil calinca optu, hadi yavrum sinifa dedi
Bende agladim. Agladim hicte utanmadim.
Ogretmen ne oldu dedi. Dustum dizim cok aciyor dedim.
Yalan soyledim anne,
Dizim acimiyordu ama, sol yanim cok aciyordu anne!

Bu gun bende sacim orulsun istedim.
Babam ordu ama onunki gibi olmadi
Dantel yaka istedim, babam ben bilmem ki kizim dedi
Bari okula sen gotur dedim.
Kizim is dedi. Bende bana ne dedim agladim.
Kizim ekmek dedi babam.
Sustum, ama okula giderken yine agladim anne.
Ha bide sol yanim yine cok acidi anne
Herkesin coraplari bembeyaz, benimkiler gri gibi.
Zeynep annem beyazlara renkli camasir katmadan yikiyormus dedi.
Babam hepsini birlikte yikiyor,
babam camasir yikamasini bilmiyor mu anne?
Of babam, her gun domates peynir koyuyor beslenmeme.
Uzulmesin diye soylemiyorum ama,
Arkadaslarim her gun kurabiye, borek, pasta getiriyor.
E biliyorum babam pasta yapmasini bilmez anne.

Hava karariyor, ben gideyim anne,
Babam bilmiyor kacip kacip sana geldigimi
Duyarsa kizmaz ama, cok uzulur biliyorum.
Kim bozuyor topragini, ciceklerini kim kopariyor?!
Izin verme anne, ne olur topragina el surdurme!
Eve gidince aklima geliyor, bide bunun icin agliyorum anne.
Bak kavanoz yanimda, topragindan bir avuc daha alayim.
Biliyor musun anne, her gelisimde aldigim topraklarini, su kavanozda biriktirdim,
Uzerine de resmini yapistirip bas ucuma koydum.
Her sabah onu opuyor, kokluyorum.
Kimseye soyleme ama anne, bazen de konusuyorum onunla.
Ne yapayim seni cok ozluyorum anne.
Ha unutmadan! Ogretmen yarin anneyi anlatan bir yazi yazacaksiniz dedi.
Ben babama yazdiracagim,
Ogretmen anlarsa cok kizar ama, bana ne,
Kizarsa kizsin. Ben seni hic gormedim ki, neyi nasil anlatacagim anne?
Senin adin gecince, sol yanim aciyor anne, Hicbir sey yutamiyorum.
Bazen de dayanamayip agliyorum. Kagida da boyle yazamam ya anne.

Ben gidiyorum anne, Topragini opeyim, sende ruyama gel beni op,
Mutlaka gel anne. Sen ruyama gelmeyince, sol yanimin acisiyla uyaniyorum anne
Sol yanim aciyor anne. Iste tam surasi,
Sol yanim cok aciyor anne..
Seni cok ozledim, cok... ANNE..

Bedirhan Gokce..

dilefruz
02-08-06, 00:48
Evet bende çok severim o şiiri.Çok duygulu yazılmış

Borz
08-08-06, 12:39
çok güzel bi şiir çok teşekkürler

skocaman68
08-08-06, 12:59
ahhh be güzelim ne iyi ettim de seni bedirhan'a bulaştırdım,eline koluna sağlık,sen de ne iyi ettin de şiirleri indirip bize sundun. bu işlere de el atacağım ama henüz okumakla meşgulum sitedekileri.
cemal süreyya,nevzat çelik,arif damar,edip cansever'den de rica edelim biraz şiir buketi:)
KOCAMAN öptüm

Eylül
08-08-06, 13:03
ahhh be güzelim ne iyi ettim de seni bedirhan'a bulaştırdım,eline koluna sağlık,sen de ne iyi ettin de şiirleri indirip bize sundun. bu işlere de el atacağım ama henüz okumakla meşgulum sitedekileri.
cemal süreyya,nevzat çelik,arif damar,edip cansever'den de rica edelim biraz şiir buketi:)
KOCAMAN öptüm
edip cansever ve cemal süreyyamız var ablacım:)
nevzat çelikte hemen geliyor...
sen yeter ki şiir iste benden:)

Güneşin Kızı
08-08-06, 20:19
Küfrüm Edebimi Aştı Bu Gece

Sen benim gözümde bir hiçsin artık,
Nefretim, aşkımı aştı bu gece,
Bugün ki sözlerin söz müydü artık
Son sözün sabrımı aştı bu gece,

Kolayca bitsin bu diyemedin de
Salladın, savurdun basiretsizce
Hiç mi ders almadın onca gezdik de
Yağmurun rahmeti aştı bu gece,

Yürümeyen neydi,ilişkimiz mi?
Günüm bomboş deyişimiz mi?
Sensiz yaşayamam çelişkimiz mi?
Yalanın doğrunu aştı bu gece

Evlenmek hayali kapımda idi
Giriş kat evimin boyası yeni
Mobilyan, takımın, alınmış idi
Vuslatım tadını aştı bu gece

Yemedim yedirdim ne varsa sana
Üç kuruşum olsa verirdim daha
Memurdum yoksuldum hatırlasana
Hafızam haddini aştı bu gece

Ayakların donmuş, üşümüştün de
Gece yatamamış üzülmüştüm de
Bir ay oruç tutup yememiştim de
O çizmen boyunu aştı bu gece

Yapılan söylenmez, gelmezmiş dile
Allah'tan beklenir kul bilmese de
Kızgınlığım buna, sebep ise de
Sabrım miadını aştı bu gece,

Onca gez toz benimle, seviyorum de
Sonra git nişanlan bir de ona de
Şerefsizlik değil de, nedir bu söyle
Küfrüm edebimi aştı bu gece,

Sana son bir sözüm, nasihatim var
Aldığım ahlakla bir terbiyem var
Sana,
seni doğuran ana deyip geçmek var
Saygım adabımı tuttu bu gece,
Gönlümün romanı bitti bu gece
Hangisine yansam şimdi gün gece
Ömrümden beş yıl gitti bu gece...