kanunsuz
02-05-06, 18:08
"Sonunda uçabiliyordu...
ve bunun doğru olduğuna yere çakılana dek tüm kalbiyle inandı."
Yerçekiminin iyileştirici bir özelliği var mıdır bilmem ama bu doğa gerçeğinin yan tesirleri olduğu kesin. Bu etkinin bugüne kadar literatürde görmezlikten gelinmesi, atlayarak veya düşerek hayatını kaybedenlere yapılan bir saygısızlıktır. Bu kısa yazıyı bu insanlara ithaf ediyorum.
Eğer çok yüksekten düşüyorsanız: Kulaklarınıza rüzgarın şiddeti dolar. Teniniz düşüşün şiddetini hisseder. Gözleriniz sürekli ve önceleri yavaş ama gitgide hızlanarak yaklaşmakta olan zemini beyninize haber geçmekteyken ayaklarınız bu zemini algılayamadığından başınız döner. (henüz algılayamadığından demek belki daha doğru olurdu. Ama şu da var ki algılamaya başladığında beyniniz bununla ilgilenecek durumda olmayacaktır.) Bütün bu 'doğal denge' bozucular sayesinde ya kalp krizi geçirirsiniz (-ki makul olanı budur), ya da korkudan ve/veya yüzünüze çarpan havanın şiddetinden nefessiz kalarak bayılırsınız. Bu sizin çarpmayı tüm hücrelerinizle ve bilincinizle hissetmenizi engelleyen, sinemada önünüze oturan koca kafalı biri gibidir. Düşüşün şiddetine gelince; bu sizin hatırlayabileceğiniz bir şey olmayacak ama tatlı niyetine iştahla ağzınıza attığınız bir tatlı kaşığı siyanür gibi bir etkisi var denebilir. Ya da bir uyanış hali. Çarpma anıyla, o ana kadar taşıdığınız organların tüm ağırlığı kendini gösterecek. Bu da hiç iç açıcı bir şey değildir.
Eğer alçak bir yerden düşüyorsanız: Hemen bitecekmiş ya da bitmesi gerekiyormuş gibi hissedersiniz. Fakat düşüş sinir bozucu bir sürede uzar. Bu sizi biraz endişelendirecektir. Sakın kararınızı değiştirmeyin ve düşmekte olduğunuzu hatırınızdan çıkarmayın. Kurtulmaya çalışırsanız veya çırpınırsanız düşerken şeklinizi değiştirdiğinizden, vücudunuzun çarpma anında altınıza aldığınız parçaları değişecektir. Bu da kalıcı şekil bozukluklarına yol açabilir. Çarpma anı yüksek düşüşlere nazaran daha açık hissedilir ama organlarınızın birbirine çarpması ile inanılmaz bir yorgunluk hissedeceksiniz. Bu durum sizin acı duyum eşiğinizin üzerinde olduğundan, bir acıdan ziyade kesif bir yorgunluk hissine benzetilebilir. Komaya girerseniz bu yorgunluk hissinizi aklınızdan atmalısınız. Çünkü komada dinlenme fikrine kapılırsanız ebedi bir istirahat sizi bekliyor olacaktır.
ve bunun doğru olduğuna yere çakılana dek tüm kalbiyle inandı."
Yerçekiminin iyileştirici bir özelliği var mıdır bilmem ama bu doğa gerçeğinin yan tesirleri olduğu kesin. Bu etkinin bugüne kadar literatürde görmezlikten gelinmesi, atlayarak veya düşerek hayatını kaybedenlere yapılan bir saygısızlıktır. Bu kısa yazıyı bu insanlara ithaf ediyorum.
Eğer çok yüksekten düşüyorsanız: Kulaklarınıza rüzgarın şiddeti dolar. Teniniz düşüşün şiddetini hisseder. Gözleriniz sürekli ve önceleri yavaş ama gitgide hızlanarak yaklaşmakta olan zemini beyninize haber geçmekteyken ayaklarınız bu zemini algılayamadığından başınız döner. (henüz algılayamadığından demek belki daha doğru olurdu. Ama şu da var ki algılamaya başladığında beyniniz bununla ilgilenecek durumda olmayacaktır.) Bütün bu 'doğal denge' bozucular sayesinde ya kalp krizi geçirirsiniz (-ki makul olanı budur), ya da korkudan ve/veya yüzünüze çarpan havanın şiddetinden nefessiz kalarak bayılırsınız. Bu sizin çarpmayı tüm hücrelerinizle ve bilincinizle hissetmenizi engelleyen, sinemada önünüze oturan koca kafalı biri gibidir. Düşüşün şiddetine gelince; bu sizin hatırlayabileceğiniz bir şey olmayacak ama tatlı niyetine iştahla ağzınıza attığınız bir tatlı kaşığı siyanür gibi bir etkisi var denebilir. Ya da bir uyanış hali. Çarpma anıyla, o ana kadar taşıdığınız organların tüm ağırlığı kendini gösterecek. Bu da hiç iç açıcı bir şey değildir.
Eğer alçak bir yerden düşüyorsanız: Hemen bitecekmiş ya da bitmesi gerekiyormuş gibi hissedersiniz. Fakat düşüş sinir bozucu bir sürede uzar. Bu sizi biraz endişelendirecektir. Sakın kararınızı değiştirmeyin ve düşmekte olduğunuzu hatırınızdan çıkarmayın. Kurtulmaya çalışırsanız veya çırpınırsanız düşerken şeklinizi değiştirdiğinizden, vücudunuzun çarpma anında altınıza aldığınız parçaları değişecektir. Bu da kalıcı şekil bozukluklarına yol açabilir. Çarpma anı yüksek düşüşlere nazaran daha açık hissedilir ama organlarınızın birbirine çarpması ile inanılmaz bir yorgunluk hissedeceksiniz. Bu durum sizin acı duyum eşiğinizin üzerinde olduğundan, bir acıdan ziyade kesif bir yorgunluk hissine benzetilebilir. Komaya girerseniz bu yorgunluk hissinizi aklınızdan atmalısınız. Çünkü komada dinlenme fikrine kapılırsanız ebedi bir istirahat sizi bekliyor olacaktır.