PDA

Tüm Versiyonu Göster : SEDEF ÇİÇEĞİ - Sevginin böylesi de mi varmış?


SeVeNHiLL
30-04-06, 23:48
"Mahkeme salonunda, seksen yaşlarındaki yaşlı çiftin hali içler acısıydı.
Yaşlı adam, suskun ninenin ağlamaktan iyice çukurlaşmış gözlerini ve bıkkın bakışlarını sakalını sıvazlayarak süzüyordu. Hakim tok sesiyle yaşlı kadına:
-Anlat teyze, neden boşanmak istiyorsun? diye sordu.
Yaşlı kadın derin bir nefes çektikten sonra, eliyle baş örtüsünün ucunu yukarı kaldırıp ağız hareketlerini gizlemeye çalışarak kısılmış sesiyle konuşmaya başladı:
-Bu herif yetti gayrı, 50 yıldır bezdirdi hayattan dedi.

Sonra uzunca bir sessizlik hakim oldu mahkeme salonunda. Sessizlik, bu tür haberleri manşetlere taşımak arzusundaki gazete muhabirlerinden birinin flaş sesiyle bozuldu.
Kim bilir nasıl bir manşet atacaklardı, yaşanmış koskoca 50 tane yılın ardından? Çok sayıda gazeteci izliyordu davayı. Kadın başka neler diyecekti acaba? Yaşlı kadın ağlamaklı gözlerle devam etti konuşmasına:
-Benim bir sedef çiçeğim vardı çok sevdiğim. O bilmez bile! 50 yıl önceydi. O çiçeği, bana verdiği çiçeklerin bir dalından büyütmüştüm. Yavrumuz olmadı, onu yavru bildim. Bir süre sonra çiçek kurumaya başladı. O zaman adak adadım. Her gece güneş doğmadan önce bir tas suyla sulayacağım onu diye. İyi gelirmiş derlerdi. 50 yıl oldu, bu herif bir gece kalkıp bir kere de bu çiçeği ben sulayayım demedi. Ta ki geçen geceye kadar! O gece takatim kesilmiş, uyuyakalmışım. Ben böyle bir adamla 50 tane kocaman yıl geçirdim. Hayatımı, umudumu her şeyimi verdim. Ondan hiçbir şey görmedim. Bir kerecik olsun, benim bildiğim görevlerden birisini yapmasını bekledim. Onsuz daha iyiyim, yemin ederim...
Hakim yaşlı adama dönerek:
-Bir diyeceğin var mı baba? dedi.
Yaşlı adam bastonuyla zorla kürsüye yürüdü. Yüzünde, suçlanmış olmanın verdiği utangaç bir ifade vardı. Hakime dönerek tane tane konuşmaya başladı:
-Askerliğimi Reisicumhur köşkünde bahçıvan olarak yaptım. O bahçenin görkemini koruması için çok emek verdim. Zeynep'imi de orada tanıdım. Sedef çiçeklerini de! Ona en güzel çiçeklerden buketler hazırlayıp verdim. Evlendikten sonraki ilk günlerin birinde, boyun ağrısı nedeniyle onu hekime götürdüm. Hekim çok uzun süre uyanmadan yatarsa boynundaki kireç sertleşir, kötüleşir, dedi. Her gece uykusunu bölüp uyansın, gezinsin, dedi. Hekimi pek dinlemedi bizim hatun. Laflarım da fayda etmedi. O günlerde tesadüf bu çiçek kurumaya yüz tuttu. Ben de ona Çiçeği gece sularsan kurumaz dedim. Adak adattım, dilek tutturdum. Her gece onu uyandırdım ve çiçekleri sulayışını seyrettim. O sevdiğim kadını, yavrusu yerine koyduğu çiçekleri sularken seyrettim. Her gece o çiçek ben oldum sanki... Her gece o yattıktan sonra uyandım. Saksıdaki suyu boşalttım. Sedef çiçeği gece sulanmayı sevmez Hakim Bey!
Geçen gece de... Yaşlılık... Ben de uyanamadım. Uyandıramadım hayat arkadaşımı. Çiçek susuz kalabilirdi ama kadınımın boynu azabilirdi. Suçlandım, sesimi çıkartamadım...

Güneşin Kızı
30-04-06, 23:50
Daha önce okumuştum bir yerlerde yine okudum yine aynı duyguyu yaşadım teşekkürler..

Aklıma sevgiyle ilgili şu söz geliyor:

Sevgi yürekle görülür, yürekle bilinir, yürekle yaşanır.. Sevgi bahar gibidir.. İzin istemez ve değerini bilenindir..

karagozlum
01-05-06, 01:43
ay cok duygulandim ya gercekten cok guzeldi arkadasim saolasin ya

sevmek gozyası degildir akip gitsin
bir mevsim degildir zamani gelince bitsin
heves degildir gelip gecsin
sevmek omur degildir ólúnce bitsin..

blade#
14-05-06, 00:24
Mahkeme salonunda, seksenlerindeki yaşlı çiftin durumu içler acısıydı. Adam inatçı bakışlarla suskun, Ninenin ağlamaktan iyice çukurlaşmış gözleri ve keskin çizgileriyle bıkkın bakışları süzüyordu etrafını...

Ve Hakimin tokmak sesiyle sustu uğultu ve tok sesiyle, sözü yaşlı kadına verdi, hakim...

"Anlat teyze neden boşanmak istiyorsun...?"

Yaşlı kadın derin bir nefes çektikten sonra baş örtüsüyle ağzını aralayıp, kısılmış sesiyle konuşmaya başladı...



"Bu herif yetti gayri, 50 yıldır bezdirdi hayattan..."



Sonra uzunca bir sessizlik hakim oldu mahkeme salonunda... Sessizlik bu tür haberleri her gün manşet yapan gazetecilerden birinin flaşıyla bozuldu, kim bilir nasıl bir manşet atacaklardı, yaşanmış 50 yılın ardından... Çok sayıda gazeteci izliyordu davayı, kadın neler diyecekti. Herkes onu dinliyordu.. Yaşlı kadının gözleri doldu... Ve devam etti...



"Bizim bir sedef çiçeği vardı, çok sevdiğim... O bilmez... 50 yıl önceydi... O çiçeği bana verdiği çiçeklerin arasından kopardığım bir yaprağı tohumlamıştım, öyle büyüttüm.. Yavrumuz olmadı, onları yavrum bildim... Bir süre sonra çiçek kurumaya başladı. O zaman adak adadım... Her gece güneş açmadan önce bir tas suyla sulayacağım onu diye... İyi gelirmiş dedilerdi... 50 yıl oldu, bu herif bir gece kalkıp bir kere de bu çiçeği ben sulayayım demedi... Ta ki geçen geceye kadar... O gece takatim kesilmiş.. Uyuyakalmışım... Ben böyle bir adamla 50 yıl geçirdim... Hayatımı, umudumu her şeyimi verdim... Ondan hiç bir şey göremedim.. Bir kerecik olsun, benim bildiğim görevlerden birisini yapmasını bekledim.... Onsuz daha iyiyim, yemin ederim."



Hakim, yaşlı adama dönerek;

"Diyeceğin bir şey var mı baba" dedi.

Yaşlı adam bastonla zor yürüdüğü kürsüye, o ana kadar suçlanmış olmanın utangaçlığını hissettiren yüz ifadesiyle hakime yöneldi.



"Askerliğimi, reisicumhur köşkünde bahçıvan olarak yaptım, o bahçenin görkemli görünümüyle büyümesi için emeklerimi verdim... Fadime'mi de orada tanıdım... Sedefleri de... Ona en güzel çiçeklerden buketler verdim... O çiçeklerle doludur bahçesi... Kokusuna taptığım perişan eder yüreğimi... İlk evlendiğimiz günlerin birinde boyun ağrısından onu hekime götürdüm... Hekim çok uzun süre uyanmadan yatarsa boynundaki kireç sertleşir, kötüleşir dedi.. Her gece uykusunu bölüp, uyansın, gezinsin dedi... Hekimi pek dinlemedi, bizim hatun... Lafım geçmedi... O günlerde tesadüf bu çiçek kurudu... Ben ona gece sularsan geçer dedim.. Adak dilettim... Her gece onu uyandırdım. Ve onu seyrettim... O sevdiğim kadının yavrusu bildiği çiçekleri sularken seyrettim... Her gece o çiçek ben oldum... Sanki... Ona bu yüzden tapabilirdim..." dedi adam o yaştaki bir adamdan beklenmeyecek ifadelerle...

"Her gece O yattıktan sonra uyandım... Saksıdaki suyu boşalttım... Sedef gece sulanmayı sevmez, hakim bey.. Geçen gece de... Yaşlılık.. Ben de uyanamadım.. Uyandıramadım... Çiçek susuz kalırdı amma, kadınımın boynu yine azabilirdi... Suçlandım.. Sesimi çıkartamadım..."



O an Mahkeme salonunda her şey sustu...

Ertesi sabah gazeteler "Sedef susuz kaldı" diye yine yalnızca neticeyi haber yaptılar...
Belki bu son olur...

Original
08-04-07, 03:41
Konular birleştirildi, teşekkürler.;)