SeVeNHiLL
27-04-06, 22:01
Aşağıdaki imzasız mektubu bir öğretmen internetten gönderdi. İstanbul'da modern bir alışveriş merkezine 5 dakika mesafedeki
gecekondu mahallesinde 3 yıldır lise öğretmenliği yapıyor.
İnternetten gelen
mesajlar konusunda temkinli olmaya çalışsam da mektupta anlatılanların
son zamanlarda yaşananlara benzerliği nedeniyle, sizlerle paylaşmak
istedim:
"Biliyor musunuz, bu yıl lise 1. sınıfta okuma yazma bilmeyen bir
öğrenci var.
Çarpım tablosunu bilmiyorlar; 10 ve katlarıyla çarpma ya da bölme
işlemi yaparken bile hesap makinesi kullanıyorlar.
1000 öğrenciden kütüphaneye üye olanların sayısı 7...
Öğrenci tanıma formlarındaki 'Çaldığınız müzik alet(ler)i' bölümüne 'radyo, teyp,
walkmen' yazan çok sayıda öğrenci var.
Bir öğrenci okula satır getirmekten uzaklaştırma cezası aldı. Okulda
çıkan kavgada bir öğrencimin boynu döner bıçağıyla kesildi; 28 dikiş
atıldı.
Derste sıkıntı yarattığı için öğretmeni tarafından cezalandırılan
öğrencinin aşiret olan ailesi okulu bastı.
Kışın akşam 5'ten sonra kimse sokakta yalnız yürümüyor.
Biliyor musunuz, öğrencilerimizin % 86'sı sigara, % 42'si hap
kullanıyor. Okulun etrafında hap satanları, okulda hap kullananları polis biliyor.
Öğrencilerimizin % 23'ü ensest ilişki mağduru...
Çoğunun ailesinde kan davası, intihar, boşanma, dayak, kaçma, kaçırma, hapis gibi hikâyeler var.
Bir kız öğrencimizin babası, çocuğundan dayak yediği için okula sığındı.
Sorun çıkardığı için müdürün tartakladığı bir öğrenci, mahalleden
topladığı tanıdıklarıyla müdürün odasını basıp tehdit savurdu.
Koridorda birbirlerine çarptıkları için kavgaya tutuşan 2 kız öğrencinin
aileleri okulun önünde yumruk yumruğa dövüştü.
Bazı kız öğrenciler 100 kontör karşılığında minibüs şoförlerine, halı
saha sahiplerine kendilerini kullandırtıyorlar.
Geçen yıl bir anne, kızının saçının boyalı diye okula çağrıldığında, kızını okula koca bulmak için gönderdiğini, bu nedenle de süslenmesi gerektiğini
söyledi.
Biliyor musunuz; Velilerimizin bir kısmı yoksulluktan 3-4 aile bir
oda-bir salon bir evi paylaşıyor. Her ay öğretmenler aramızda para
toplayıp bir öğrenciye bot, palto veya okul araç gereçleri alıyoruz.
Maddi durumu iyi olan sayılı velilerden biri (notlarının hemen hepsi
zayıf olan çocuğunun sınıf geçmesi şartıyla), akan damımızı onardı.
Kapanış töreninde bayılan bir öğrencinin 2 gündür hiçbir şey
yemediğini öğrendik.
Öğrencilerimizin % 60'ı sağlıksız beslenmeden dolayı hasta,
ancak % 90'ında son model, kameralı cep telefonu var.
Biliyor musunuz, veliler toplantılara 'ocakta yemeklerini
bırakarak', ayakkabılarının topuğuna basarak, mantolarını omuzlarına atarak
geliyorlar.
Çoğu öğretmene nasıl hitap edileceğini bilmiyor ('Güzelim,
hanım kızım, sen, hocaaaaa, ablası'...)
Sakallı, şalvarlı, cüppeli bir veli yalnızca erkek öğretmenlerle görüşüyor.
Biliyor musunuz, her gün büyük bir ç****izlik ve endişeyle 'Acaba bugün
ne olacak?' diye başlıyorum işime...
Ders anlatırken Atatürk'ün gözleriyle karşılaşmamaya çalışıyorum. 10 Kasım'larda, 29 Ekim'lerde şiir okunurken, marşımızı dinlerken ağladığımda herkes günün anlamına ağladığımı sanıyor; oysa ç****izliğe ağlıyorum. "Muhtaç olduğu kudretindolaştığı asil kan"ı uyuşturucuyla zehirleyen öğrencilerimi
kurtaramıyorum.
gecekondu mahallesinde 3 yıldır lise öğretmenliği yapıyor.
İnternetten gelen
mesajlar konusunda temkinli olmaya çalışsam da mektupta anlatılanların
son zamanlarda yaşananlara benzerliği nedeniyle, sizlerle paylaşmak
istedim:
"Biliyor musunuz, bu yıl lise 1. sınıfta okuma yazma bilmeyen bir
öğrenci var.
Çarpım tablosunu bilmiyorlar; 10 ve katlarıyla çarpma ya da bölme
işlemi yaparken bile hesap makinesi kullanıyorlar.
1000 öğrenciden kütüphaneye üye olanların sayısı 7...
Öğrenci tanıma formlarındaki 'Çaldığınız müzik alet(ler)i' bölümüne 'radyo, teyp,
walkmen' yazan çok sayıda öğrenci var.
Bir öğrenci okula satır getirmekten uzaklaştırma cezası aldı. Okulda
çıkan kavgada bir öğrencimin boynu döner bıçağıyla kesildi; 28 dikiş
atıldı.
Derste sıkıntı yarattığı için öğretmeni tarafından cezalandırılan
öğrencinin aşiret olan ailesi okulu bastı.
Kışın akşam 5'ten sonra kimse sokakta yalnız yürümüyor.
Biliyor musunuz, öğrencilerimizin % 86'sı sigara, % 42'si hap
kullanıyor. Okulun etrafında hap satanları, okulda hap kullananları polis biliyor.
Öğrencilerimizin % 23'ü ensest ilişki mağduru...
Çoğunun ailesinde kan davası, intihar, boşanma, dayak, kaçma, kaçırma, hapis gibi hikâyeler var.
Bir kız öğrencimizin babası, çocuğundan dayak yediği için okula sığındı.
Sorun çıkardığı için müdürün tartakladığı bir öğrenci, mahalleden
topladığı tanıdıklarıyla müdürün odasını basıp tehdit savurdu.
Koridorda birbirlerine çarptıkları için kavgaya tutuşan 2 kız öğrencinin
aileleri okulun önünde yumruk yumruğa dövüştü.
Bazı kız öğrenciler 100 kontör karşılığında minibüs şoförlerine, halı
saha sahiplerine kendilerini kullandırtıyorlar.
Geçen yıl bir anne, kızının saçının boyalı diye okula çağrıldığında, kızını okula koca bulmak için gönderdiğini, bu nedenle de süslenmesi gerektiğini
söyledi.
Biliyor musunuz; Velilerimizin bir kısmı yoksulluktan 3-4 aile bir
oda-bir salon bir evi paylaşıyor. Her ay öğretmenler aramızda para
toplayıp bir öğrenciye bot, palto veya okul araç gereçleri alıyoruz.
Maddi durumu iyi olan sayılı velilerden biri (notlarının hemen hepsi
zayıf olan çocuğunun sınıf geçmesi şartıyla), akan damımızı onardı.
Kapanış töreninde bayılan bir öğrencinin 2 gündür hiçbir şey
yemediğini öğrendik.
Öğrencilerimizin % 60'ı sağlıksız beslenmeden dolayı hasta,
ancak % 90'ında son model, kameralı cep telefonu var.
Biliyor musunuz, veliler toplantılara 'ocakta yemeklerini
bırakarak', ayakkabılarının topuğuna basarak, mantolarını omuzlarına atarak
geliyorlar.
Çoğu öğretmene nasıl hitap edileceğini bilmiyor ('Güzelim,
hanım kızım, sen, hocaaaaa, ablası'...)
Sakallı, şalvarlı, cüppeli bir veli yalnızca erkek öğretmenlerle görüşüyor.
Biliyor musunuz, her gün büyük bir ç****izlik ve endişeyle 'Acaba bugün
ne olacak?' diye başlıyorum işime...
Ders anlatırken Atatürk'ün gözleriyle karşılaşmamaya çalışıyorum. 10 Kasım'larda, 29 Ekim'lerde şiir okunurken, marşımızı dinlerken ağladığımda herkes günün anlamına ağladığımı sanıyor; oysa ç****izliğe ağlıyorum. "Muhtaç olduğu kudretindolaştığı asil kan"ı uyuşturucuyla zehirleyen öğrencilerimi
kurtaramıyorum.