PDA

Tüm Versiyonu Göster : Tuzlu Kahve


dedeefendi
07-04-06, 13:19
Sevginin değerini ölçmek imkansızdır...

Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.

Kıza bir partide rastlamıştı.. Harika birşeydi. O gün peşinde o kadar delikanlı vardı ki.. Partinin sonunda kızı kahve içmeye davet etti. Kız parti boyu dikkatini çekmeyen oğlanın davetine şaşırdı, ama tam bir kibarlık gösterisi yaparak kabul etti. Hemen köşedeki şirin kafeye oturdular. Delikanlı öyle heyecanlıydı ki, kalbinin çarpmasından konuşamıyordu. Onun bu hali kızın da huzurunu kaçırdı.. “Ben artık gideyim” demeye hazırlanırken, delikanlı birden garsonu çağırdı.. “Bana biraz tuz getirir misiniz” dedi.. “Kahveme koymak için..” Yan masalardan bile şaşkın yüzler delikanlıya baktı.. Kahveye tuz!.. Delikanlı kıpkırmızı oldu utançtan, ama tuzu kahvesine döktü ve içmeye başladı.

Kız, merakla “Garip bir ağız tadınız var” dedi.. Delikanlı anlattı: “Çocukken deniz kenarında yaşardık. Hep deniz kenarında ve denizde oynardım. Denizin tuzlu suyunun tadı ağzımdan hiç eksilmedi. Bu tatla büyüdüm ben.. Bu tadı çok sevdim. Kahveme tuz koymam bundan. Ne zaman o tuzlu tadı dilimde hissetsem, çocukluğumu, deniz kenarındaki evimizi ve mutlu ailemi hatırlıyorum. . Annemle babam hala o deniz kenarında oturuyorlar.. Onları ve evimi öyle özlüyorum ki..” Bunları söylerken gözleri nemlenmişti delikanlının.. Kız dinlediklerinden çok duygulanmıştı. İçini bu kadar samimi döken, evini, ailesini bu kadar özleyen bir adam, evi, aileyi seven biri olmalıydı. Evini düşünen, evini arayan, evini sakınan biri.. Ev duyusu olan biri.. Kız da konuşmaya başladı.. Onun da evi uzaklardaydı.. Çocukluğu gibi..

O da ailesini anlattı. Çok şirin bir sohbet olmuştu.. Tatlı ve sıcak.. Ve de bu sohbet öykümüzün harikulade güzel başlangıcı olmuştu tabii.. Buluşmaya devam ettiler ve her güzel öyküde olduğu gibi, prenses, prensle evlendi. Ve de sonuna kadar çok mutlu yaşadılar. Prenses ne zaman kahve yapsa prensine içine bir kaşık tuz koydu, hayat boyu..

Onun böyle sevdiğini biliyordu çünkü.. 40 yıl sonra, adam dünyaya veda etti. “Ölümümden sonra aç” diye bir mektup bırakmıştı sevgili karısına.. Şöyle diyordu, satırlarında.. “Sevgilim, bir tanem.. Lütfen beni affet. Bütün hayatımızı bir yalan üzerine kurduğum için beni affet. Sana hayatımda bir tek kere yalan söyledim.. Tuzlu kahvede..

İlk buluştuğumuz günü hatırlıyor musun?.Öyle heyecanlı ve gergindim ki, şeker diyecekken ‘Tuz’ çıktı ağzımdan.. Sen ve herkes bana bakarken, değiştirmeye o kadar utandım ki, yalanla devam ettim. Bu yalanın bizim ilişkimizin temeli olacağı hiç aklıma gelmemişti. Sana gerçeği anlatmayı defalarca düşündüm. Ama her defasında korkudan vazgeçtim. Şimdi ölüyorum ve artık korkmam için hiçbir sebep yok.. İşte gerçek.. Ben tuzlu kahve sevmem. O garip ve rezil bir tat.. Ama seni tanıdığım andan itibaren bu rezil kahveyi içtim. Hem de zerre pişmanlık duymadan.

Seninle olmak hayatımın en büyük mutluluğu idi ve ben bu mutluluğu tuzlu kahveye borçluydum. Dünyaya bir daha gelsem, herşeyi yeniden yaşamak, seni yeniden tanımak ve bütün hayatımı yeniden seninle geçirmek isterim, ikinci bir hayat boyu daha tuzlu kahve içmek zorunda kalsam da..” Yaşlı kadının gözyaşları mektubu sırılsıklam ıslattı. Lafı açıldığında birgün biri, kadına “Tuzlu kahve nasıl bir şey” diye soracak oldu.. Gözleri nemlendi kadının.. Çok tatlı!.. dedi..

Gölgecil
07-04-06, 15:39
çok güzel bir hikaye bu yaaa. teşekkür ederim gönderdiğin hikaye için ;)

YouZER
07-04-06, 15:42
:( inanılmaz bir aşk hikayesi teşekkürler...

lastresort
07-04-06, 15:51
aşk insana herseyi yaptırır cok güzel bir hikaye saol

KaracaOglan
07-04-06, 15:57
güzel bi hikaye.. ama ben bi ömür tuzla kahve içmezdim

dedeefendi
07-04-06, 16:30
güzel bi hikaye.. ama ben bi ömür tuzla kahve içmezdim

marifet içende değil dostum, içirende ;)

KaracaOglan
07-04-06, 16:44
ne olursa olsun.. içmem valla.. deli miyim ben!! :)

dedeefendi
07-04-06, 17:02
ne olursa olsun.. içmem valla.. deli miyim ben!! :)

Hem Fransadaki kızlar kahve yapmayı ne bilir:p
:D:D:D

indiana
07-04-06, 20:41
ya nerden buluyorsun bunları walla duygulandım

Kızıl_Kurt
06-07-07, 12:55
Yeni tanışmışlardı. Bir anda içi ısınmıştı kıza. Temiz bir yüz, tatlı ela bakışlar… Tutkulu ve hassas bir kalp. Aradığı ve umduğu her şey vardı. “Harika bir şey!” Bu çekingenlikle sevgisini ona hissettirmesi neredeyse imkansızdı. Bir dersten sonra bir fırsatını bulup kafeteryada kahve içmeye davet etti. Delikanlının davetine şaşırdığını gizlemedi kız. Üniversitedeki şehirli delikanlılardan biraz farklı olduğu belliydi. Yurtta kalıyordu, “hadi çıkalım” diyeceği tiplerden değildi. Tam bir kibarlık gösterisi yaparak daveti kabul etti. kampusun yeni taşlanmış yollarını yan yana yürüyerek kafeteryaya vardılar… köşede bir masaya oturdular. Kafeteryanın uğultusu içinde konuşmaya çalıştılar. Delikanlı öylesine heyecanlıydı ki, kalbinin çarpmasından konuşamıyordu. Onun bu hali kızında huzurunu kaçırdı.

Kız “Ben artık gideyim” demeye hazırlanıyordu ki, delikanlı garsonu çağırdı.

“Bana biraz tuz getirir misiniz” dedi, “kahveme koyacağım da…”

Yan masalardan bile şaşkın yüzler delikanlıya baktı. Kahveye tuz!

Delikanlı kıpkırmızı oldu mahcubiyetten. Birazdan tuz geldi. Olduğu gibi kahvesine döktü kağıt paketin içindeki tuzu. Herkesin şaşkın bakışları arasında afiyetle kahvesini içmeye başladı. Kız merakla, “Garip bir damak zevkiniz var” dedi.

Delikanlı üzerindeki tutukluğu atıp konuşmaya başladı: “Çocukken deniz kenarında yaşardık. Hep deniz kenarında ve denizde oynardım. Denizin tuzlu suyunun tadı ağzımdan hiç eksilmedi. Bu tadla büyüdüm ben. Bu tadı çok sevdim. Kahveme tuz koymam bundan. Ne zaman o tuzlu tadı dilimde hissetsem, çocukluğumu, deniz kenarındaki evimizi ve mutlu ailemi hatırlıyorum. Annemle babam hâlâ o deniz kenarında oturuyorlar… Onları ve evimi öyle özlüyorum ki…”

Bunları söylerken gözleri nemlenmişti delikanlının… Kız, dinlediklerinden çok duygulanmıştı.

İçini bu kadar samimi döken, evini, ailesini bu kadar özleyen bir adam, evi, aileyi seven biri olmalıydı. Evini düşünen, evini arayan, evini sakınan biri. Evcimen biri. Şimdiye kadar “çıkma” teklif eden hiçbir delikanlıda göremediği bir duygu.

Derken, kız da konuşmaya başladı. O da ailesini çok seviyordu. Çocukluğunu anlattı uzun uzun. Delikanlı büyük bir samimiyetle kulak verdi kıza. Çocukluklarının uzak ve sıcak atmosferinde birlikte buluştular . Zamanı yeniden birlikte yaşadılar. Çocukça. İçten. Sevecen. Çok şirin bir sohbet olmuştu. Tatlı ve sıcak…

Bu sohbet tuzlu öykümüzün tatlı başlangıcı oldu. Buluşmaya devam ettiler ve her güzel öyküde olduğu gibi, prenses, prensle evlendi. Muratlarına erdiler. Ömürlerinin sonuna kadar mutlu yaşadılar. Prenses ne zaman prensine ne zaman kahve yapsa, içine bir tutam tuz koydu hayat boyu. Onun böyle sevdiğini biliyordu çünkü.

Kırk yıl sonra, adam her fani gibi bu dünyaya veda etti. Giderken, “Ölümümden sonra aç” diye bir mektup bırakmıştı sevgili karısına. Prenses prensinin ayrılık acısını yüreğinde derinlemesine yaşarken, umulmadık bir teselli mesajı okuma beklentisiyle açtı mektubu. Şöyle diyordu satırlarında prens: “Sevgilim, bir tanem, lütfen beni affet. Bütün hayatımızı bir hayal üzerine kurduğum için beni affet. İlk buluştuğumuz günü hatırlıyor musun? Öyle heyecanlı ve gergindim ki, dilim sürçtü, ‘şeker’ diyecekken ‘tuz’ çıktı ağzımdan. Sen ve herkes bana bakarken, sözümü düzeltmeye o kadar utandım ki, tuz gelir gelmez, çaresiz kahveme döktüm ve içtim. Sonra da sana bol tuzlu çocukluk hayallerimi anlattım. Bir yanlış üzerine anlattığım hayallerin ilişkimizin temeli olacağı hiç aklıma gelmemişti.. Sana gerçeği anlatmayı defalarca düşündüm. Ama, her defasında korkudan vazgeçtim. Şimdi ölüyorum ve artık, korkmam için hiçbir sebep yok. İşte gerçek: Ben tuzlu kahve sevmem. O, garip ve rezil bir tat! Ama, seni tanıdığım andan itibaren bu rezil kahveyi içtim. Hem de zerrece pişmanlık duymadan. Seninle olmak hayatımın en büyük mutluluğu idi ve ben bu mutluluğu tuzlu kahveye borçluydum. Dünyaya bir daha gelsem, her şeyi yeniden yaşamak, seni yeniden tanımak ve bütün hayatımı yeniden seninle geçirmek isterdim. İnan bana bu ikinci ömrümü de hep tuzlu kahve içerek geçirirdim.”

Yaşlı kadının gözyaşları mektubu sırılsıklam ıslattı. Bir gün lafı açıldığında, yaşlı hanımın arkadaşlarından biri, “Rahmetli kahveyi tuzlu içermiş” dedi, “sen hiç tattın mı, nasıl bir şeymiş?”

Gözleri doldu kadının, “Çok tatlı,” dedi,”çok…”

dedeefendi
06-07-07, 16:52
Arama yapalım Gaffurcum :)

rasinfat
06-07-07, 21:12
PaylaŞimin İÇİn TŞkler