kanunsuz
18-03-06, 21:50
Neşeliyim, artık sana dair yalnızlık hikayeleri yazamıyorum. Şişen
doldu tepeleme, kapattım kapağını, biliyorsun. Biliyor ve kızıyorsun.
Kızıyorsun, değil mi?
"Aman bana ne ya. Ne yaparsan yap!" demek geldi de içimden, ağzımı
kapadın bir gülüşünle. Oflayıp puflamak benim en doğal hakkım değil
mi? Bırakıp giden sensin. Şimdi döndün diye boynuna atlamamı mı
bekliyorsun? Boşuna çırpınışlar bunlar, yapmayacağım işte.
Yapmayacağım! Yapma... Yap... Lanet olsun...
"Hadi oradan, seninle ne işim olur ki artık?" demek istedim de ağzımı
kapadın tek bir dokunuşunla. Ellerim, durun yerinizde, gelsin ne
yapalım, yenildiğinizi belli etmeyin. Allah�ım, mideme kramplar
giriyor. Ah bir de şu ellerime söz geçirebilsem...
"Hadi git artık ve bir daha görüşmeyelim" demek için açtım ağzımı da
dudakların mühürledi dudaklarımı. Bak, yürüyorum ileriye doğru. Neden
geriye olsun ki? Benim hayata dair ideallerim var. Neden güldün?
Tamam, sen gidene kadar bir amacım olmayabilir, ama artık var. Hala
çıldırtabiliyorsun bir bakışınla beni. Özlemişim de gülüşünü. Neler
diyorsun sen oğlum, aşık değilsin ona, delirtme beni...
"Ben gerçekten sensiz de çok mutluyum" demek için yeltendim de kokun
burnumda, ne diyeceğimi şaşırdım. Bu bir rüya, değil mi? Öyle olmalı,
sen aslında şu anda çok uzakta, başka bir iklimi yaşıyorsun. Başka
tenlerin üzerinde geziniyor nefesin.
"Sen aklıma bile gelmiyorsun ki artık" demek istedim de sıcaklığınla
kavurdun tüm bedenimi, dilim damağım kurudu. İçimdeki kuzgun
kanatlanmaya başladı, durdurmalıyım. Ne yapmalı? Su, evet su
içmeliyim. Ellerim, belli etmeyin heyecanımı, bırakında şu su
bardağını kavrayayım sıkı sıkı...
Beni izliyor Tanrım! Bakışları üzerimde dolaşmayalı çok uzun zaman
olmuş! İçimin ısındığını hissediyorum. Hani o sertlik abidesi adam,
yıkıldın gittin gene. Anlamıyorum yüreğim seni, zaten anlasaydım
aşkın sırrını da çözmüş olacaktım�
doldu tepeleme, kapattım kapağını, biliyorsun. Biliyor ve kızıyorsun.
Kızıyorsun, değil mi?
"Aman bana ne ya. Ne yaparsan yap!" demek geldi de içimden, ağzımı
kapadın bir gülüşünle. Oflayıp puflamak benim en doğal hakkım değil
mi? Bırakıp giden sensin. Şimdi döndün diye boynuna atlamamı mı
bekliyorsun? Boşuna çırpınışlar bunlar, yapmayacağım işte.
Yapmayacağım! Yapma... Yap... Lanet olsun...
"Hadi oradan, seninle ne işim olur ki artık?" demek istedim de ağzımı
kapadın tek bir dokunuşunla. Ellerim, durun yerinizde, gelsin ne
yapalım, yenildiğinizi belli etmeyin. Allah�ım, mideme kramplar
giriyor. Ah bir de şu ellerime söz geçirebilsem...
"Hadi git artık ve bir daha görüşmeyelim" demek için açtım ağzımı da
dudakların mühürledi dudaklarımı. Bak, yürüyorum ileriye doğru. Neden
geriye olsun ki? Benim hayata dair ideallerim var. Neden güldün?
Tamam, sen gidene kadar bir amacım olmayabilir, ama artık var. Hala
çıldırtabiliyorsun bir bakışınla beni. Özlemişim de gülüşünü. Neler
diyorsun sen oğlum, aşık değilsin ona, delirtme beni...
"Ben gerçekten sensiz de çok mutluyum" demek için yeltendim de kokun
burnumda, ne diyeceğimi şaşırdım. Bu bir rüya, değil mi? Öyle olmalı,
sen aslında şu anda çok uzakta, başka bir iklimi yaşıyorsun. Başka
tenlerin üzerinde geziniyor nefesin.
"Sen aklıma bile gelmiyorsun ki artık" demek istedim de sıcaklığınla
kavurdun tüm bedenimi, dilim damağım kurudu. İçimdeki kuzgun
kanatlanmaya başladı, durdurmalıyım. Ne yapmalı? Su, evet su
içmeliyim. Ellerim, belli etmeyin heyecanımı, bırakında şu su
bardağını kavrayayım sıkı sıkı...
Beni izliyor Tanrım! Bakışları üzerimde dolaşmayalı çok uzun zaman
olmuş! İçimin ısındığını hissediyorum. Hani o sertlik abidesi adam,
yıkıldın gittin gene. Anlamıyorum yüreğim seni, zaten anlasaydım
aşkın sırrını da çözmüş olacaktım�