Tüm Versiyonu Göster : Başa bela sivilceler
Bu yüzden Deri ve Zührevi Hastalıklar Uzmanı Vefa Gönenç Hey Girl dergisi için sivilceler hakkında merak edilenleri anlattı.
Sivilce (akne) nedir?
Genel olarak "sivilce" adıyla bilinen akne, en sık rastlanan bir cilt problemidir. Derimizde bulunan yağ bezlerinden dolayı oluşur. Yüzde, bazen göğüs ve sırtta görülebilir, ansan insanın genel sağlığını etkilemez.
Nasıl oluşur?
En önemli etken, yağ üretimindeki artıştır. Ergenlik dönemindeki hormonal değişimler ve etkiler nedeniyle, yağ bezleri büyür ve yağ üretimi artar. Yağ bezlerinin salgıladığı yağın, deri yüzeyine çıkara atılması gerekir. Ancak fazla yağ salgılandığında, yağın deri yüzeyine geçişini sağlayan kanal, yoğunlaşmış yağ kütlesi nedeniyle tıkanır. Tıkanmanın tam olduğu durumlarda komedona (sivilcenin ilk bulgusuna) rastlanır. Derialtında ve beyaz renkte olduğunda (içindeki yağ nedeniyle) buna "kapalı komedon" denilir. Tıkanmanın tam olmadığı durumlarda, uçta siyah renkli bir tıkaç (kirden değil doğal bir boya nedeniyle) oluşur. Buna da "açık komedon" adı verilir. Bunlar, bildiğimiz siyah noktalardan başkası değildir. Sivilce oluşumunun bir başka nedeni de şu: Yağ folikülünde bazı mikroorganizmalar bulunur. Bunlar, derinin floro bakterileridir. Bu bakteriler, yağ bezlerinin tıkalı olan kanalının içinde enfeksiyona yol açarlar. Bu oluşum, sivilcenin daha ağır formudur. Kırmızı, iri, iltihaplı sivilceler olarak görülürler. Bu tarz sivilcelerin iz bırakma olasılığı fazladır ve iyileştirilmeleri daha zordur. Ağızdan antibiyotik ve başka sivilce ilaçları gerekebilir. Bu oluşumlara bağlı genel sivilce görünümleri vardır. Bunlar, hafif, orta ve ağır görünüm olarak değişir.
Neler sivilceye yol açar?
Sivilce, esas olarak ergenlik çağındaki gençleri etkiler. Sivilceye yol açan hormonlardan etkilenme dereceleri kişiden kişiye değişir. Sivilce oluşumuna etken diğer nedenler ise şöyle sıralanıyor:
Genetik faktörler (kalıtımsal olarak ciltte geniş gözenekler ve büyük yağ bezlerinin bulunması)
Stres
Bazı ilaç takviyeleri
Bazı kozmetik ürünler
Adet kanamalarından (menstrasyon) 2-7 gün önce
Terleme
Güneş (çoğunlukla iyi geldiği söylenir, ama bazı hastalarda yoğun komedona yol açabilir.)
Sivilcenin önlemini almak neden gereklidir?
En önemli etkenlerin biri, sivilcelerin iz bırakmasını engellemektir. Bir diğeri, sivilce süresini ( bu süre bazen 10 yıldan çok daha uzun olabilir) kısaltmaktır. Üçüncü önemli hedef ise, sivilceden kaynaklanan hoş olmayan görüntü nedeniyle bireylerin kendilerini aile ve arkadaş çevresi gibi sosyal ortamlarda izole edilmiş hissetmelerini engellemek, bu durumun yol açabileceği psikolojik sorunları ortadan kaldırmaktır.
Günde birkaç kez yüz yıkama ile sivilceler geçer mi?
Çoğu insan, sivilcelerin kirli deriden kaynaklandığına inanır. Oysa sadece temizlik ile sivilceler yok edilemezler. Yıkama, aşırı yağı ve ölü hücreleri temizler. Alkol içeren temizleyiciler dahil birçok ürün deriyi tahriş eder ve sivilceleri kötüleştirir. Günde iki kez su ve beyaz renkli, kokusuz, ph:5.5 olan hafif sabunla cildi nazikçe yıkamak, genellikle yeterlidir.
Stresin sivilce oluşumuna doğrudan bir etkisi var mı?
Stres, sivilcelerin oluşumunda genellikle suçlanır. Stresin vücut üzerinde, hormon değişiklikleri dahil etkileri vardır. Bazı olgularda stres gerçekten sivilceye yol açarken, bazılarında sadece etkenlerden sadece biridir.
Beslenmenin sivilce oluşumunda rolü nedir?
Yiyecekler sivilceye yol açmaz. Bazıları, özellikle çikolata, kola, fındık ve bazı yağlı yiyeceklerden sonra sivilcelerinde artış olduğunu hissetseler de, bunun bilimsel bir açıklaması yoktur. Yine de böyle deneyimi olan kişilerin bu yiyeceklerden uzak durması önerilebilir.
Güneş, sivilceye iyi gelir mi?
Çoğu insan güneş ışının sivilcelerine iyi geldiğini hisseder. Sivilceler üzerine güneş ışının ispatlanmış bir etkisi yoktur. Ayrıca sivilceler için doktor önerisiyle alınan ilaçların çoğu güneşe karşı hassasiyet oluşturduğundan ve güneşin bilinen yan etkilerinden dolayı tavsiye edilmez. Güneşten korunmak için mutlaka jel veya losyon gibi yağsız güneş koruyucular kullanılmalıdır.
Kozmetiklerin sivilceye etkisi nedir?
Bazı makyaj malzemelerinin sivilceyi kötüleştirdiğine dair kanıtları vardır. Bununla birlikte herhangi bir genelleme yapmak oldukça zor. Sivilceli yüzler için, yağlı olmayan malzemelerle, olabildiğince kısa süreli makyaj yapmaları önerilir. Saç spreyi ve jellerinden de yüz mutlaka korunmalıdır.
Sivilceler adet döneminde çoğalır mı?
Evet, bazı kadınlarda adet dönemlerinden 2-7 gün önce sivilcelerin daha kötüye gittiği görülmüştür. Bu durum, hormon seviyelerindeki değişmeden kaynaklanır.
Başka rahatsızlar nedeniyle doktor önerisiyle alının ilaçlar sivilceyi etkiler mi?
Evet, bazı ilaçlar bunu yapabilir. Özellikle uzun süre ağızdan alınan kortikosteroidler (hormon içeren ilaçlar) ve antiepileptik (havale önleyici) ilaçlar sivilce oluşumunu arttırabilir.
Sivilce oluşumunu tetikleyen diğer faktörler nelerdir?
Sıkı saç bantları, dar elbiseler, sürtünme, havasızlık, terleme, nemli hava, sivilce oluşumuna yol açabilir.
Nasıl bir yöntem uygulanmalı?
Ergenlik çağında görülen sivilceler, genellikle yüzeysel (dışarıdan) uygulamalarla geçirilebilirler. Bu durumda uygun ürünlerle cildi temizlemek önem taşır. Bu uygulamalar tek başına yeterli olmazsa, uzman doktor tavsiyesiyle ağızdan antibiyotik alınabilir veya her ikisi birden uygulanabilir. Antibiyotik takviyesinde amaç, sivilceye neden olan bakterilerin sayısını azaltmak ve bunların neden olduğu iltihabı ortadan kaldırmaktır. Bazı kişilerde sivilce ile birlikte aşırı kıllanma, adet düzensizliği gibi ek yakınmalar da varsa, böyle kişilere hormon testleri uygulamak gerekebilir. Bu duruma ancak doktor karar verecektir. Sivilcelerin iyileşme süreci, sıkı bir takip altına alınır. Bu, en az 6 aydır. Bazı kişilerde bu süre yıllarca uzayabilir. Tamamen geçtikten aylar, hatta yıllar sonra bile yeniden oluşabilirler; bu durumlarda tekrar doktora görünmek gerekir.
Genel olarak 'sivilce' adıyla bildiğimiz akne en sık rastlanan cilt problemidir. Her 100 yetişkinin 85'inin hayatının bir döneminde geçip gider, 15'inde ise tedavisi güç bir hal alır.
Akne derimizde bulunan yağ bezlerinin bir hastalığıdır, normalde bu bezlerin salgıladığı yağın deri yüzeyine çıkarak atılması gerekir. Ancak ergenlik döneminde yağ bezi daha fazla yağ salgılar, bu yağın deri yüzeyine geçişini sağlayan kanal yoğunlaşmış bir yağ kütlesi nedeniyle tıkanır. Aknenin temel nedeni bu tıkanmadır.
Aknenin Gelişimi
Bu tıkaç doğal bir boya nedeniyle (kirden değil!) siyahlaşır ve cildimizde zaman zaman gördüğümüz ve sıkmaya çalıştığımız siyah noktalar oluşur. Ancak tek neden bu değildir.
Derimizde ne kadar temizlesek de birçok bakteri bulunur. Bu bakteriler yağ bezlerinin tıkalı olan kanallarından içeri girerek hem varlıklarıyla hem de ortaya çıkardıkları birtakım kimyasal maddeler nedeniyle tıkanmış olan yağ bezinde iltihaba (enflamasyon) yol açarlar.
Akne Kimde ve Neden Oluşur?
12-17 yaş grubundaki hemen hemen herkes, ırktan ve etnik özelliklerden bağımsız olarak akne problemi yaşayabilir. Bu kişilerin çoğu basit tedavilerle akne probleminden kurtulabilirken, daha ciddi durumdakiler uzun süreli tedavi görmelidirler. Ergenlik dönemindeki gençlerin neredeyse %40�ı akne sorunları için bir dermatolog yardımına ihtiyaç duyacak kadar ciddi sorunlar yaşamaktadır.
Pek çok kişide akne sorunu 10-13 yaşları arasında ortaya çıkar. Genelde 5-10 yıl sürer ve 20�li yaşların başlarında geçer. Buna rağmen aknenin 20�li ve 30�lu yaşlarda da devam ettiği, hatta ergenlik döneminde akne sorunu yaşamayan kişilerde yetişkinlikte akne problemi yaşandığı da görülmektedir.
Akne lezyonları en çok yüzde oluşur ama aynı zamanda boyun, çene, sırt, omuz, kafa derisi, kollar ve bacakların üst kısmında da görülebilir.
Ergenlik döneminde görülen aknelerin sebebi, kişilerin çocukluktan gençliğe geçiş döneminde yaşadıkları değişikliklerdir. Fiziksel olgunluğu sağlayan hormonlar, yağ bezlerinin daha çok sebum üretmesine neden olurlar.
Yağ bezleri üzerinde en çok etkili olan hormon androjen hormonudur. Erkeklik hormonu olan androjen, kadınlarda da bir miktar bulunur.
Yağ bezleri, içinden bir kılın büyüdüğü kıl foliküllerinde bulunurlar. Ergenlik döneminde folikülün etrafında bulunan hücreler daha sık dökülürler. Akneli kişilerde, akneli olmayan kişilere göre hücreler daha çok dökülür ve birbirine yapışır. Dökülen hücreler sebumla karışıp birbirine yapıştığında, folikülün ağzını tıkamaktadır. Bu esnada yağ bezleri sebum üretmeye devam etmekte ve foliküller sebumla dolmaktadır.
Buna ek olarak, ciltte yaşayan bir bakteri olan P.acnes, kapalı kıl foliküllerinde, daha kolay ve hızlı bir şekilde çoğalmaya başlar. Bu bakteri ciltte inflamasyona neden olan tahrişler yaratır; bazen folikülün duvarı patlayarak enfeksiyon cilde yayılır. Akne lezyonlarının siyah nokta lardan, sivilcelere, onların da nodüllere dönüşmesi işte bu şeklide olmaktadır.
Aknenin Dört Temel Nedeni
Akne, kıl-yağ bezleri biriminin hastalığıdır.
Yağ bezleri isimlerini ürettikleri yağlı bir madde olan sebum�dan alırlar. Normal şartlar altında sebum, kıl folikülü boyunca ilerler ve cilt yüzeyine çıkar. Akne oluştuğu zaman sebum folikülün içinde kalır ve dışarı çıkamaz. Akneler yağ bezlerinin daha yoğun olarak bulunduğu yüz, boyun, sırt, kolların üstü ve omuzlar gibi bölgelerde daha çok oluşur. Siyah nokta şeklindeki akne lezyonlarına komedon adı verilirken, kırmızı, şişmiş ve irinli lezyonlara papül, nodül ve püstül denilmektedir.
Komedonların oluşmasını sağlayan dört temel etken vardır:
Hormonlar (androjenler)
Artan sebum üretimi
Folikülün içindeki değişiklikler
Bakteriler
Hormonlar (androjenler):
Akneler genelde, vücut androjen hormonunu daha fazla üretmeye başladığı zaman oluşur. Androjen üretimi 11-14 yaşları arasında en üst seviyeye ulaştığında akneler de artmaktadır. Genç kadınlarda menstrüel döngü nedeniyle değişen hormon seviyeleri aknelerde alevlenmelere neden olmaktadır. Bu değişiklikler yağ bezlerinin androjenlere olan hassasiyetini de etkilemektedir.
Artan sebum üretimi:
Yağ bezleri androjenler tarafından uyarıldıktan sonra daha fazla sebum üretmeye başlarlar. Yağlı sebum, folikülün içinde birikir ve yukarıya doğru hareket eder. Yukarı doğru hareket ederken, normal cilt bakterileri ve ölü cilt hücreleriyle birleşir. Sebum üretimi arttıkça, kıl folikülünün tıkanma ve komedonlara neden olma ihtimali de artmaktadır.
Folikülün içindeki değişiklikler:
Androjen üretimi arttıkça ve yağ bezleri genişledikçe, kıl folikülünün cildin altına doğru uzanan yapısı da değişime uğramaktadır. Normalde ölü hücreler kademeli olarak dökülürler ve cilt yüzeyinden uzaklaşırlar. Ergenlik döneminde hücreler daha sık dökülürler ve birleşip yapışmaya daha müsaittirler, sebumla temas ettiklerinde folikülü tıkayabilirler. Bu durumda sebum ve ölü hücreler folikülde bir tıkaç oluştururlar.
Bakteri
Kapalı folikül, bakterilerin üremesi için uygun bir ortamdır. Özellikle bu ortamda yaşayan bakteri P. acnes bakterisidir. Bu bakteri, sebumla beslenir ve aknesi olsun olmasın herkesin cildinde bulunur. Yağ bezi tıkandığında ve içi sebumla dolduğunda P.acnes bakterisi çok daha çabuk çoğalır. Bakterinin ürettiği kimyasallar folikül içinde ve cilt yüzeyinde inflamasyona neden olur.
Tüm bilgileri birleştirirsek...
Tıkalı foliküller iki çeşit akne oluşumuna neden olabilirler:
(1) komedon, ya da enfeksiyonsuz siyah noktalar, ya da
(2) papül, püstül ve nodül adı verilen enfeksiyonlu lezyonlar
Cilt Yapısı
Cilt, vücudu dışarıya karşı koruyan bir bariyerdir. Aynı zamanda vücut ısısını ve su dengesini korur, çeşitli zararlı maddelerin ter yoluyla vücuttan atılımını gerçekleştirir. Kabaca üç tabakadan oluşur. En altta destek dokusu olan kollajenden, kan damarları ve salgı bezlerinden zengin dermis tabakası yer alır.
Ortada stratum bazale adı verilen sürekli yeni hücrelerin yapıldığı tabaka vardır ki bu hücreler yavaş yavaş cildin üst tabakalarına doğru yolculuk ederler ve yaklaşık 14. günde artık canlılıklarını kaybetmeye başlayarak en üstte birikerek stratum korneumu (boynuzsu tabaka) oluştururlar. Normal bir cildin sağlığını ve güzelliğini sürdürebilmesi için en üstteki ölü hücrelerin sürekli dökülüp yenilenmeleri gerekir. Ancak günümüzde beslenme alışkanlıkları, yeterince su ve taze sebze tüketilmemesi, sigara dumanı, yetersiz egzersiz ve stres gibi etkenlerin de katkısıyla bu ölü hücreler beklenen hızda dökülemez ve tabakalar halinde birikerek cildin üzerini örter, cansız, sağlıksız, mat bir görüntü oluştururlar. Sonrasında siyah noktalar ve komedonlar gelişir. Akneye eğilimli ciltlerde ise bunları sivilceler izler. Güneş ve yaşlanma da orta tabakada hücre yenilenmesini yavaşlatarak ve destek dokusu olan kollajende azalmaya neden olarak cilt sağlığını olumsuz etkilerler.
Genetik Faktörler
Akne genetik özellikler de içeren bir olgudur. Aslında herkes belli bir dereceye kadar akne sorunu yaşayabilir, ama bazı kişilerin kimi akne türlerine genetik bir yatkınlıkları vardır. Eğer anne veya baba ergenlikte ya da hayatının herhangi bir döneminde akne problemi yaşamışsa çocuklarında akne görülme ihtimali daha yüksektir.
Akne tedavisi konusunda özellikle son 15-20 yıl içinde yaşanan gelişmeler sayesinde artık tedavi edilemeyen akne türü kalmamıştır. Eğer böyle bir risk altındaysanız yapmanız gereken onu bir dermatoloğa götürmek ve tedavisini takip etmek olmalıdır.
Kısa Kısa
Akne lezyonları daha çok yüzde görülür, ama aynı zamanda boyun, omuz, göğüs, kafa derisi, kalça, kol ve bacaklarda da görülebilir.
Akne oluştuktan sonra yüzeyde kalan kırmızı leke, bazen ciltte 4-6 ay boyunca görülebilir. Sıcakta ya da egzersiz sonrasında bu iz daha da belirgin bir hale gelebilir.
Akne tedavisi haftalar ya da aylar sürebilir.
Sadece bölgesel tedavi işe yaramaz. Yüzün ve aknelerin yayıldığı bölgenin tümü düzenli olarak tedavi edilmelidir. Böylece yeni aknelerin oluşması önlenebilir.
Akne geçici bir problem değildir. Ancak tedavi edilebilir bir durumdur. Ne kadar kısa süre içinde tedaviye başlarsanız, o kadar kısa zamanda iyileşme başlar.
Akneler bir gecede iyileşmez, cildin tamamen düzelmesi için zaman gerekmektedir.
Akne hemen her zaman kozmetik bir hastalıktır. Genel fiziksel sağlığa zarar veren bir durum değildir.
Akneler ciltte kalıcı izler bırakabilir ve bu da kişinin ruhsal durumunu olumsuz etkileyebilir. Akne hastalarının mutlaka bir dermatolog gözetiminde tedavi olmaları gerekmektedir.
Bugün geliştirilen pek çok ürün ve ilaç sayesinde çocuğunuzun uzun süreli akne problemi yaşamasına ve kalıcı izlere sahip olmasına gerek yoktur.
Akneleri sıkmak kalıcı izlere ve lekelere neden olur.
Erkekler uzun süreli ve daha çok sayıda akne oluşmasına eğilimlidirler.
Yapısal özellikler ve hormonal değişiklikler aknenin en önemli nedenleridir.
Akne Tedavisi Niçin Gereklidir?
Akne tedavisinin en önemli amaçlarından birisi, iyileşmekte olan kist ve nodüllerin cildinizde iz bırakmasını önlemektir. Çünkü izler ortaya çıktıktan sonra cildi pürüzsüz bir hale getirmek oldukça zordur.
İkinci önemli amaç akneli olarak geçirdiğiniz süreyi (bu süre bazı olgularda 10 yıldan çok daha uzun olabilir) kısaltmaktır.
Üçüncü önemli amaç ise aknenin neden olduğu hoş olmayan görüntüden dolayı oluşabilecek sıkıntıyı ve olası psikolojik sorunları ortadan kaldırmaktır.
Akne nasıl tedavi edilir?
Akne, ister hafif ister ciddi olsun dermatoloğunuzun yardımıyla kontrollü ve güvenli biçimde tedavi edilebilir. Ancak farklı türde ve farklı ciddiyet derecesindeki akneler için değişik tedavi seçenekleri vardır.
Dermatoloğunuzun önerilerine uymanız ve tedaviyi bilinçli bir şekilde ve aksatmadan sürdürmeniz gerekmektedir.
İlaç Tedavisi
Reçeteli ilaçlar mutlaka bir dermatolog tarafından yazılmalıdır. Unutmayın ki; en etkili tedavi bile aylar boyunca sürebilir. Akneden şikayetçi olanların %92�si tedavi başladıktan sonra altı ay içinde %80 iyileşme kaydederler. Tedavi, tekrarlanan kürler nedeniyle uzayabilir. Bu konuda sabırlı olmanız gerekmektedir.
1) Deriye yüzeysel olarak uygulanan (topikal) tedavi alternatifleri:
Ergenlik döneminde görülen akneler (fizyolojik akne) genellikle topikal tedaviye iyi yanıt verirler. Ancak topikal tedavinin yanıt vermediği durumlarda ağızdan ilaç tedavisi gerekli olacaktır.
Benzol Peroksit (Benzoyl Peroxide): Benzol peroksit akneye neden olan P.Acnes bakterisini yok etmek için kullanılır. Sonuç vermesi iki hafta kadar zaman alır ve uzun süre düzenli olarak kullanılması gerekmektedir. Yağ üretimini durdurmadığı için kullanıma ara verildiği takdirde akneler tekrarlar. Pek çok losyonda, kremde ve jelde bulunmaktadır. Daha hafif akne vakalarında kullanılması tavsiye edilir.
Salicylic Acid (Salisilik Asit): Salisilik Asit ciltteki hücrelerin anormal olarak kuruyup dökülmesine iyi gelmektedir. Yağ üretimine ya da P.Acnes'ye doğrudan bir etkisi yoktur. Tıpkı benzol peroksit gibi uzun süreli ve düzenli olarak kullanımı gerekmektedir. Kullanımı bıraktıktan sonra akneler yine belirgin hale gelecektir. Piyasadaki pek çok losyon ve kremin içeriğinde bulunmaktadır.
Topikal antibiyotikler: P. acnes'in üremesini durdurarak veya yavaşlatarak enfeksiyonu engellemeye çalışır. Doktorunuz size krem, jel ve losyon şeklindeki topikal antibiyotiklerden birini önerebilir. Topikal antibiyotiklerin, ağız yoluyla alınan antibiyotiklere göre etkisi daha sınırlıdır.
Topikal retinoid ilaçlar: Soyucu etkileri vardır. Gözeneklerin dolmasını engelleyerek akneleri kontrol altına alırlar. Benzol peroksit ve ağızdan alınan antibiyotiklerle birlikte kullanılabilirler. Bu konuda dermatoloğunuzun önerilerini dikkatle uygulamaya özen gösterin.
2) Ağızdan kullanılan ilaçlar:
Ağızdan ilaç kullanımı orta derecede ve şiddetli aknesi olan hastalar için önerilmektedir. Bu tür ilaçlar sıklıkla topikal tedavi ile birlikte kullanıldığında daha iyi sonuç verir.
Oral antibiyotikler: Topikal tedavinin yeterli olamadığı durumlarda topikal tedavi ile birlikte veya yalnız başına oral antibiyotik tedavisi uygulanabilir. Antibiyotik tedavisi akne oluşumunda rolü olan bakterilerin (P. Acnes) sayısını azaltır ve bu bakteriler nedeniyle oluşan iltihaplanmayı ortadan kaldırır.
Oral kontraseptifler (Ağızdan kullanılan doğum kontrol ilaçları): Yağ bezleri kısmen seks hormonlarının kontrolündedir; bu nedenle akne genellikle ergenlik döneminde ortaya çıkar. Hormonlar ergenlik döneminde hem genç kızlarda hem de genç erkeklerde daha fazla miktarda üretilir. Hormonal tedavide amaç vücudun bu hormonları salgılamasını kontrol altına almaktır. Bu ilaçların kullanımı ile ilgili kararı mutlaka hekiminiz vermelidir. Yalnızca bayanlar için geçerli olan bir tedavi seçeneğidir.
Oral retinoidler: Bu gruptaki ilaçlardan izotretinoin akne tedavisinde çok etkilidir ve yalnızca dermatologlar tarafından reçete edilerek kullanılabilirler. Diğer tedavi yöntemlerine cevap vermeyen ve şiddetli aknesi olan kişilerde başarı ile uygulanmaktadır. Yağ bezlerinin yağ üretimini önemli ölçüde azaltır. Siyah ve beyaz noktaların oluşumunu engeller. Antibiyotik olmamasına rağmen bakteri sayısını ve enflamasyonu giderir. Kullanım sırasında dermatoloğunuzun öneri ve uyarılarına dikkatle uymaya özen gösterin.
Temizleyiciler: Piyasada akneye iyi geldiği söylenen pek çok sabun ve temizleyici ürün bulabilirsiniz. Bu ürünlerden çoğu aslında gereksizdir ve cilde ciddi zararlar verebilir.
Akne İzleri
Aknede iz oluşumu, sanıldığının aksine asıl olarak derin kistlerin ve şiddetli enfeksiyonların olduğu vakalarda saptanmaktadır.
Aknelerin kızlarda ve erkeklerde iz bırakma riski eşittir.
Aknede oluşabilecek izin derecesini önceden saptamak mümkün olmamasına rağmen, erken ve etkili tedavinin iz oluşumunu önlediği bilinmektedir.
Akne izleri, şiddetli aknede vücudun tüm bölümlerinde olabilirse de, göğüs ve sırtta daha belirgindir.
Akneler sıkılmadığı takdirde iz oluşturma ihtimali, büyük ölçüde düşer.
Akne ile İlgili Yanlış Bilinenler
Akneler cildin yeterince temizlenmemesi yüzünden oluşur. (YANLIŞ)
Akne esas olarak kir ya da yüzey yağları nedeniyle oluşmaz. Her ne kadar fazla yağlar, ölü hücreler ve gün içinde biriken kirler cildi bakımsız gösterse de bunları elle ovalayarak temizlememelidir. Cildi temiz tutmanın kesinlikle birtakım yararları vardır ama aşırı yıkama vücudun daha fazla yağ üretmesine ve aknenin daha kötü olmasına neden olur. Bir miktar sebum, derinin çok fazla kurumasını önlemek için gereklidir; dolayısıyla aşırı yıkama yarardan çok zarar getirebilir.
Çocuğumun cildini nasıl temizlemeliyiz?
Eğer çocuğunuzun aknesi varsa yüzünü cilde zarar vermeyen temizleyicilerle düzenli olarak temizlemeniz gerekmektedir. Yüzüne dokunmadan önce mutlaka ellerini yıkamasını sağlayın.
Yüzünü dairesel hareketlerle yavaşça yıkasın. Sakın sert hareketlerle fırçalamasın, bu sadece cildin tahriş olmasına ve aknelerin alevlenmesine sebep olacaktır.
Yüzünü günde iki defa ılık su ve beyaz, kokusuz, pH: 5.5 olan bir sabunla yıkasın. Yumuşak, temiz ve kuru bir havluyla kurulasın.
Yağlı temizleyicileri, fondötenleri, içerdiği maddeleri tam olarak bilmediğiniz güneş koruma kremlerini ve ilaç içeren ürünleri kullanmasını engelleyin.
Akneler kirden oluşmaz. Aslında yağlı ciltli insanlar diğer insanlara göre daha temiz bir cilde sahiptirler; çünkü ciltlerini daha sık temizlerler. Ama aşırı yıkama akneleri daha kötüleştirir, cildi kurutur, kızartır ve yara oluşumuna yol açabilir.
Yüzüne çok sık dokunmasını önlemeye çalışın. Yüzüne her dokunduğunda akneye neden olan yağları ve bakterileri yaydığını ona anlatın.
Yağlı gıdalar akneye neden olur. (YANLIŞ)
Artık günümüzde akneli kişilerde balıkyağı, çikolata, patlamış mısır, süt ve yağlı yiyecekleri kısıtlama eğilimi ortadan kalkmıştır. Çünkü bilimsel araştırmalar aknenin beslenme ile bir ilişkisi olmadığını göstermektedir.
Stres akneyi etkilemez. (YANLIŞ)
Stres doğrudan doğruya akneye neden olmaz ama durumunu ağırlaştırabilir. Akneye yatkın insanlarda, stresli durumlarda artan hormon üretimi sonucunda aknelerde alevlenmeler meydana gelebilir.
Güneşlenmek akneleri iyileştirir. (YANLIŞ)
Bronzlaşmış ciltte leke ve izler daha az görülür. Çok düşük dozda güneşin aknelere iyi geldiği iddia edilmektedir. Ancak doz ve süre uzadıkça ne yazık ki sivilceler daha da artabilir. Çünkü güneşe bağlı terlemenin artması yine gözenekleri tıkayan bir başka faktör yaratacaktır. Ayrıca uzun süre güneşe maruz kalmak, cildin kalınlaşmasına, kurumasına ve gözeneklerin sert bir tıkaçla tıkanmasına yol açmaktadır. Öte yandan ultraviyolenin genel olarak cilt sağlığına yönelik zararları giderek daha da çok fark edilmektedir.
Dermatologların pek çoğu akne lezyonlarının yaz tatilleri sonrasında arttığını gözlemlemiştir. Güneşten korunmanın en kolay ve etkili yolu ise ince bir �t-shirt� giymek ve şapka takmaktır. Eğer siz ve çocuğunuz güneşe maruz kalacaksanız 15 ya da daha yüksek koruma faktörlü bir koruyucu krem kullanmayı unutmayın. Yağsız ve komedon oluşturmayan bir koruyucu kullanmanız çok daha iyi olacaktır. Cilt tipinize göre güneşten korunmak için kullanmanız gereken koruyucu faktörlerle ilgili bilgileri aşağıdaki tablodan bulabilirsiniz.
Tip Cilt Türü Saç Rengi Özellikleri Önerilen güneşten koruma faktörü
Gündelik kullanım Açık havada
I Çok beyaz Kızıl Kolay yanar, hiç bronzlaşmaz 15 25-30
II Beyaz Sarı, kestane Kolay yanar, hafif bronzlaşır 12-15 25-30
III Buğday Kestane, siyah Bazen yanar, orta düzeyde bronzlaşır 8-10 15
IV Esmer (Akdeniz) Siyah Az yanar, iyi bronzlaşır 6-8 15
V Koyu esmer (Ortadoğu) Siyah Nadiren yanar, yoğun bronzlaşır 6-8 15
VI Siyahi (Zenci) Siyah Hemen hiç yanmaz, koyu renkli 6-8 15
Akneyi kendi haline bırakın. (YANLIŞ)
Akne tedavi edilebilir bir hastalıktır. Günümüzde geliştirilen yeni tedavi yöntemleri ve ilaçlar sayesinde hiç kimsenin aknelerle yaşamasına gerek yoktur.
Yetişkinlerde Akne
Akne genelde vücudun erkeklik hormonu olan androjenin yüksek miktarda salgılandığı ergenlik döneminde görülür ve 20'li yaşlarda azalarak kendiliğinden geçer. Ama bazı yetişkinlerde akne problemi 30'lu hatta 40'lı yaşlarda bile devam eder.
Bunun en büyük nedeni hamilelik, menapoz sonucu oluşan hormonal dengesizlikler ve genetik özelliklerdir. Yetişkinlerde görülen akneler dermatoloğa başvurulduğu takdirde tıpkı ergenlik akneleri gibi tedavi edilebilir.
Öneriler
Yorgunluk ve stresin; stres hormonlarını ve dolaylı olarak yağ yapımını artırdığı bilinmektedir. Yorgunluk ve stresten olabildiğince uzak kalmaya çalışın.
Uyku esnasında cilt beslenmekte ve kendini yenilemektedir. Bu yüzden uykunuzu iyi almaya özen gösterin.
Egzersiz herşeyden önce genel sağlık için çok yararlıdır. Kan dolaşımını hızlandırır ve cildin de aralarında bulunduğu hayati organlara daha fazla oksijen gitmesini sağlar. Egzersizden sonra yüzünüzde biriken ve bakteriler için ortam yaratan yağ ve teri mutlaka dikkatlice yıkayın. Aksi takdirde aknelerin artması mümkündür.
Su, vücut ve ciltteki hücrelerin içeriğinin önemli bir bölümünü oluşturur, toksinlerin vücuttan atılmasını kolaylaştırır ve besinlerin vücutta taşınmasını sağlar. Su içmek akneleri yok etmez ama cildin sağlığını korumaya yardımcı olur.
Saunalardan ve havalandırması olmayan mutfaklardan uzak durun.
Akneleri sıkmayın, üzerindeki deriyi ve iltihaplı kısımları koparmayın.
Ellerinizi sık sık yıkayın. Zaman zaman çok güçlü bir istek duysanız bile akneleri sıkmayın. Okurken, televizyon izlerken ya da ders çalışırken ellerinizin yüzünüzden uzak tutmasına özen gösterin..
Yüzünüzü günde iki defa dermatoloğunuzun önerdiği bir sabunla yıkayın. Havlunuzu her gün değiştirin. (Nemli havlu bakterilerin üremesi için çok uygun bir ortamdır).
Haftada en az iki kez saçınızı yıkayın. Uyurken saçlarınızı yüzünüzden uzak tutmaya çalışın. Gün içinde saçlarını yüzüne değmeyecek şekilde toplayın.
Aşırı güneşlenmeyin.
Dermatologla olan randevularınızı düzenli olarak takip edin. Nelerin denendiğini ve nasıl sonuç verdiğini kaydedin. Tedaviyi yarım bırakmayın.
Sivilce(Akne Vulgaris)
Yazar : Uzm.Dr.Aylin Noyan Düzova
Sivilce adıyla bildiğimiz akne günümüzde en sık rastlanan cilt problemidir. Derimizde bulunan kıl kökü ve yağ bezlerinin bir hastalığıdır.
Birden fazla faktörün bir araya gelmesiyle akne oluşur. Bunların başında kalıtım gelir. Diğer önemli faktör ise hormonal uyarıdır. Buna bağlı olarak genellikle pubertenin bir göstergesi olarak ergenlik döneminde başlar.
12-15 yaş arasında %85 sıklıktadır. Hastaların çoğunda 25 yaşından önce kendiliğinden sonlanır. Ancak olguların %5'de ve özellikle kadınlarda 30'lu veya 40'lı yaşlara kadar uzayabilir. Kadın ve erkekte eşit sıklıkta görülmesine rağmen erkeklerde daha ağır seyreder. Şiddetli akne hastalarının genellikle ailelerinde de benzer öykü mevcuttur.
Sık rastlanması ve kozmetik şikayetlere neden olması nedeniyle kişilerde psikolojik ve sosyal açıdan ciddi kısıtlamalar yaratabilmektedir. Şiddetli akne kalıcı izlere neden olmasıyla özellikle erkeklerde intihar nedeni olarak belirlenmiştir. Bu derece şiddetli olmayan akne hastalarında bile yarattığı sorunlar nedeniyle, dermatolojik hastalıklar içerisinde en sık intiharla sonlanan ikinci hastalık olduğu bildirilmiştir. Ayrıca akne hastalarının kendilerine güven duyguları daha az, sosyal ilişkileri kısıtlı, depresyon ve anksiete skorları ise daha yüksek olarak bulunmuştur. Bu nedenle tedavi edilmesi gereken önemli bir sorundur.
Akne, özellikle yüzü etkileyen bir hastalıktır. Daha az sıklıkla sırt, göğüs ve omuzlarda da lezyonlar görülebilir. Akneli hastaların muayenesinde sebore ( yağlı cilt ) belirgin ve sık rastlanan bir bulgudur. Bunun dışında çok çeşitli lezyonlar gelişebilir. Bunlar içinde akne için özel olan lezyonlar komedonlardır. Komedonlar açık ( siyah nokta ) veya kapalı ( beyaz başlı sivilceler ) olabilirler.
Aknenin inflamatuar lezyonları ise papül, püstül, kist veya nodüller olabilir. Bu lezyonların yanı sıra geçmiş lezyonlara ait izler ile birlikte hiperpigmentasyon veya hipopigmentasyonlar da görülebilir.
Yiyeceklerin, özellikle çikolata ve kuruyemişlerin akneyi arttırdığı hastalar tarafından yaygın olarak belirtilse de yapılan çalışmalarda akne şiddeti ile alınan toplam kalori miktarı ve yiyecek çeşitleri arasında herhangi bir ilişki gösterilememiştir. Bu nedenle hastalara diyet değişikliği önermenin akne seyrini etkilemeyeceği söylenebilir. Diyet ile ilişkili bu yaklaşım yaklaşık 30 yıldır dünya dermatolojisinde hastaların tedavilerini düzenlerken yaygın olarak benimsenmiş bir görüştür. Ancak son dönemlerde özellikle de gelişmiş toplumlarda glisemik indeksi yüksek rafine yiyeceklerin yenilmesinin veya omega 3 yağ asitlerinden fakir diyetlerin tüketilmesinin akne lezyonlarının oluşumuna katkıda bulunduğu şeklinde fikirler ile diyet konusu tekrar tartışılmaya başlanmıştır. Ancak şu anda bu konuyu açıklığa kavuşturabilecek yeterli çalışma bulunmamaktadır.
Kozmetiklerin içindeki bazı maddeler komedon gelişimine neden olmaktadır; bunlar: isopropil miristat, propilen glikol, D ve C kırmızı boyalarıdır.
Bazı sistemik ilaçların, örneğin; lityum, fenitoin, B vitamini akneye neden olabilecekleri bilinmektedir.
Kadınlarda menstruasyon öncesi alevlenmeler görülebilmektedir.
Terleme ile artış gösterdiği, sıcak ve nemli ortamlarda bulunmakla akne oluşumunun arttığı bildirilmiştir.
Güneş ışığının akne oluşumunu arttırdığı da yine yaygın bir inanış ise de bu konuda bilimsel bir yayın bulunmamaktadır.
Akne vulgaris, psikososyal sorunlara yol açması ve iz bırakabilmesi nedeniyle mutlaka tedavi edilmelidir. Tedavinin başarısı hasta ile kurulan diyalog ile son derece ilişkilidir. Hastaya tedavinin uzun süreli olacağı ve beklenen etkinin en erken 1-2 aydan sonra başlayacağı açıklanmalıdır. Akne tedavisi tamamen hastaya özel olarak seçilen bir tedavidir. Tedavi seçimi lezyonların şiddetine, tabloda belirgin olan lezyonun türüne, hastanın yaşına ve daha önce uygulanmış tedavilere göre planlanır.
Hasta kendi tedavisinin planlanmasına katkıda bulunmalı ve tedavi sürecinde sorumluluk almalıdır. Erken dönemde doktor kontrolüne girilirse izlerin oluşması ve aknenin yayılması olasılığı ciddi oranda azaltılmış olur. Bu izler ilerde hoş olmayan bir görüntüye neden olacağı için tedavi edilmesi gereklidir.
Akneye ait izleri tedavi etmek aknenin kendisini tedavi etmekten daha zor, pahalı, zaman isteyen ve daha az başarılı bir yöntemdir.
Tedavide ilk basamak; sabun veya temizleyicilerle yüzü yıkamayarak deri yüzeyindeki sebumu azaltmaktadır. Yüzeydeki sebumu temizlemenin akneyi azalttığına dair bilgi yoksa da bu işlemler subjektif yarar sağladığından temizleyiciler akne tedavisine eklenmektedir. Eğer hasta ek olarak topikal tedaviler alıyorsa derinin daha fazla kurumaması için yumuşak veya nötr pH'daki temizleyicilerin kullanılması önerilebilir.
Kişilerin kozmetik uygulamalardan kaçınmaları ve lezyonları sıkmamaları ve koparmamaları önerilmektedir.
Bunun dışında derideki siyah noktaları ve beyaz başlı sivilceleri ortadan kaldırmaya yönelik soyucu kremler (Acnelyse krem, Differin jel..) ile iltihaplı sivilcelere yönelik antibakteriyel ilaçlar (örn. Cleocin T losyon, Aknilox jel, İmex krem, Azelderm krem, Benzac jel ….. gibi) kullanılabilir.
Şiddetli inflamatuar aknede ise tetrasiklin ve doksisiklin gibi sistemik antibiyotik kullanımı veya bazı durumlarda sentetik bir retinoid olan isotretinoin (Roaccutane) kullanımı da gerekli olabilir.
15-25 yaş grubunda en sık rastlanan kozmetik ve sağlık sorunudur.Bu yaşta sık görülmesinin en önemli nedeni hormonal değişime bağlı olarak yağ metabolizmasının artmasıdır.Cilde elastikiyetini veren,dış etkilerden koruyan yağı salgılayan yağ keseciklerinin cilde aktığı deliğin tıkanması sonucu yağ cilt altın da birikir.Biriken bu yağa mikrop (propionibacterium acnes )bulaşması sonucu iltihaplanma başlar ve cerahat birikir.
Deride siyah nokta olarak başlayan sivilce giderek derin tabakaları etkileyebilir. Çoğunlukla ergenlik çağında başlasa da ergenlik çağına has değildir ve yirmili otuzlu yaşlarda da başlayabilir veya bu yaşlara kadar devam edebilir.. Kadın ve erkekte aynı oranda görülür. Uygun şekilde ve zamanında tedavi edilmediğinde keloid denilen kabarık şekilde yada çopur denilen çukurlar şeklinde izlerle bırakabilir.
Çoğunlukla yüz bölgesinde görülse de sırt,omuz,göğüs ve kalçalarda da görülebilir. Özellikle vücutta çıktığında leke bırakma ihtimali daha yüksektir.
TEDAVİ:
İLAÇLA TEDAVİ:
İlaç tedavisi kişiye ve kişinin o anki durumuna göre değişir.Özellikle problemli sürekli tekrarlayan sivilcelerde mutlaka uzman hekime muayene olup önerilen tedaviye başlanmalıdır.Arkadaştan, komşudan ilaç önerisi ile tedavi olmak hastalığın ilerlemesine veya onarılmaz ilaç yan etkilerine sebep olabilir.
LASERLE SİVİLCE TEDAVİSİ:
Sivilcelerin olduğu alana uygulanan laser ışığı
Sivilce öncesi form olan siyah noktaların (komedon) yüzeyelleşmesini ve yağ salgısının rahat akmasını sağlar.
Yağ hücrelerinin yağ salgılamasını azaltır.
Bölgedeki ve sivilce içindeki mikropları öldürür.
Bunun sonucu aktif sivilceler söner,yeni sivilce çıkışı azalır ve eski sivilce izleri geriler.
KİMYASAL PEELİNGLE SİVİLCE TEDAVİSİ:
Meyve asitleriyle(glikolik asit) ciltten ince bir tabaka soyulur bu sayede
Komedonlar azalır
Yağ salgısı azalır
Sivilce izleri belirgin ölçüde geriler
Cilde parlaklık ve canlılık gelir
Yeni sivilce çıkması azalır.
UNUTULMAMASI GEREKENLER:
Sivilce ( akne ) metabolizmayla ilgili bir hastalıktır uzun yıllar devam edebilir.
Sivilce tedavisinde yeterince dikkatli olunmazsa kalıcı izler bırakabilir
Hijyenik şartlar sağlanmadan sivilcelerle uğraşmak daha da artmasına ve iz kalmasına sebep olabilir.
Takip ve tedavisini bu konuda birikimi olan bir hekime bırakılmalı.
akne nasıl oluşur???
Bir aknenin oluşumunu izlemeye hoşgeldiniz. Burada aknelerimizin ne kadar uzun bir zamanda, yavaş yavaş hangi basamaklardan geçerek oluştuğunu anlatacağız
Genel olarak ‘sivilce’ adıyla bilinen akne en sık rastlanan cilt problemidir. Gençlerin büyük bir çoğunluğu bu problemden yakınırlar; bu nedenle gençlere yönelik pek çok yayın bu konuyu sık sık ele almakta, ne yazık ki bazen de akne şikayeti olan kişileri yanlış yönlendirmektedir. Her yetişkinin akneli olarak geçirdiği bir dönem olmuştur. Bunların %85’i yetişkinliğe geçişin bir işaretidir ve fizyolojik (doğal sürecin bir parçası) olarak adlandırılabilir. Geri kalan %15’lik kısım patolojik akne’dir (hastalık olarak kabul edilir). Akneler hafif, orta ya da şiddetli olarak sınıflandırılır ve mutlaka tedavi edilmeleri gerekir. Kadınlarda ve erkeklerde eşit sıklıkta görülen akne, ergenlik çağındaki kızlarda erkeklere göre daha erken ortaya çıkar. Kızlarda 17, erkeklerde 18-19 yaşlarında maksimum sayıya ulaşır. Aknenin şiddeti 21-22 yaşlarına doğru giderek azalır. Ancak 40 yaşına kadar sürmesi de olasıdır
Akne Nedir ?
Akne yağ bezleri biriminin bir hastalığıdır. Derinin altında bulunan ve sebum denen yağ salgısının normalde deri yüzeyine çıkarak atılması gerekir. Ancak bazen bu salgının deri yüzeyine çıkmak için geçmesi gereken kanal, yoğunlaşmış bir yağ kütlesi nedeniyle tıkanır. Akne oluşumunun temel nedeni bu tıkanmadır. Bu şekilde oluşan tıkaç ciltte “beyaz nokta” şeklinde görülür. Beyaz nokta hava ile teması sonucu siyahlaşır ve “siyah nokta” (komedon) şeklini alabilir.
Ancak aknenin nedeni yalnızca bu değildir. Deride kişisel temizlikten bağımsız olarak birçok bakteri bulunur. Bu bakteriler yağ bezlerinin tıkalı olan kanallarından içeri girerek hem varlıklarıyla hem de varlıklarını sürdürürken ortaya çıkardıkları birtakım kimyasal maddeler nedeniyle tıkanan yağ bezi kanalında bir enfeksiyonun ve şişme ve kızarma gibi değişimlerle ilerleyen ‘enflamasyon’ adı verilen bir sürecin başlamasına neden olurlar. Dolayısıyla hem yağ bezinin tıkanması hem de ‘enflamasyon’un başlaması sonucu akne ortaya çıkar.
Sivilceleri sıkmak sonucu etkiler mi?
Aknenin kuvvetle sıkılması durumunda enfeksiyon hem yüzeye ve derine doğru yayılmakta hem de çevredeki sağlıklı gözeneklere bulaşarak yeni aknelerin oluşmasına neden olmaktadır. Ayrıca sıkma sırasında uygulanan baskı nedeniyle ciltaltı dokular tahrip olur ve böylece enfeksiyon ciltaltı dokulara da yayılır
Aknenin türleri var mıdır?
Aknenin en sık karşılaşılan türü genellikle ergenlik döneminde ortaya çıkan akne vulgaris'tir. Ancak akne konglobata gibi iyileşmesi esnasında daha sıklıkla iz bırakan türleri de vardır. Akne her zaman ergenlik çağındaki gençlerde oluşmayabilir; yeni doğmuş çocuklarda ortaya çıkan ve birkaç yıl sürebilen infantil akne de mevcuttur. Bunun yanısıra gelenekleri gereği ciltlerini yağlayan kişilerde (Uzakdoğu Asya/ Karayipler) görülen pomad aknesi, rutubetli ve sıcak bölgelere yapılan seyahatlerde ortaya çıkan mayorka aknesi, steroid türü ürünlerin kullanımı sonucu ortaya çıkabilen ilaç aknesi, belli kimyasal maddelerin salındığı ortamlarda bulunmaktan dolayı edinilen klorakne veya endüstriyel akne gibi tipleri vardır.
Aknenin görüntüsü nasıldır?
Akneli bir cildin görüntüsü sadece kızartılı lekelerden oluşmaz. Sıkıldığı takdirde içindeki yağ bezi salgısının kolayca dışarı çıkartılabildiği siyah noktalar (siyah komedon), bunun tersi özellik taşıyan beyaz noktalar (beyaz komedon), kızartılı küçük şişlikler (papül), içi cerahatle dolu küçük kabartılar (püstül) ve içinde sert bir cisim olduğu izlenimini veren kistler ve nodüller vardır. Nodüller ve kistler iyileşmeleri esnasında bazen iz (skar) bırakabilirler. Bu yara izlerinin ortaya çıkmasını engellemek akne tedavisinin önemli amaçlarından biridir.
Akne yağ bezlerinin vücuda dağılımına uygun olarak yalnız yüzde değil aynı zamanda göğüs ve sırtta da olabilir. Akne sorunu olanların ortak özelliği ciltlerindeki yağ oranının hayli yüksek oluşudur.
Her akne iz bırakır mı?
Aknenin tüm aşamaları iz oluşturabilirken derin kistlerin iz oluşturma ihtimali daha yüksektir. Ayrıca akne ile birlikte enfeksiyon olması ve aknenin sıkılması iz oluşma ihtimalini artırır.
benzer konular birleştirildi;)
PcTeknikZone