PDA

Tüm Versiyonu Göster : ATATÜRK'ÜN Mutevazılığı


deoksi
27-02-06, 00:09
İzmir kurtuldu, çok tatlı bir yorgunluk, Ankara'ya hareket edecekler. Trene binerler kompartımana çekilirler. Ertesi gün kompartımanı çalar yaveri, açar yorgun, bitkin, kravatını yıkamaktadır Atatürk. Yaveri "ya paşam bu ne hal hiç uyumadınız herhalde niye böylesiniz" der. " Ya çocuk kompartımanıma yastıkla
battaniye koymayı unutmuşunuz. Kolumu yastık yaptım ağrıdı setremi yastık yaptım üşüdüm bende uyumadım kalktım " der. Yaveri; "aman paşam! Birimize haber ereydiniz hemen size bir yastıkla battaniye getirirdik" der. Ve bir ülke kurtarmaktan dönen komutan söylüyor bunları tarihi bir cevap derki " Geç farkettim hepiniz en az benim kadar yorgundunuz. Hiçbirinize kıyamadım. Önemli olan benim uyumam değil milletimin rahat uyuması".

xmavix
27-02-06, 17:12
canım ya atam işte bise bu toprakları emanet eden adam tüylerim diken diken oluo böle şeyler okuyunca

27tolga
21-03-07, 16:15
Böylesi mutavazı insan için ne yapılmazki ellerine saglık arkadaşım

sedasultan
23-03-07, 01:11
"Ey milletim,
Ben, Mustafa Kemal'im...
Çağın gerisinde kaldıysa düşüncelerim,
Hâlâ en hakiki mürşit, değilse ilim,
Kurusun damağım, dilim.
Özür dilerim...
Unutun tüm dediklerimi.
Yıkın, diktiğiniz heykellerimi... *
Özgürlük hâlâ,
En yüce değer
Değilse eğer...
Prangalı kalsın diyorsanız, köleler...
Unutun tüm dediklerimi.
Yıkın, diktiğiniz heykellerimi... *
Yoksa, çağdaş medeniyetin bir anlamı,
Ortaçağa taşımak istiyorsanız zamanı,
Baş tacı edebiliyorsanız
Sanatın içine tüküren adamı...
Unutun tüm dediklerimi.
Yıkın, diktiğiniz heykellerimi... *
Yetmediyse acısı, şiddetin, savaşın.
Anlamı kalmadıysa
Yurtta sulh, dünyada barışın.
Eğer varsa ödülü, silahlanmayla yarışın.
Unutun tüm dediklerimi.
Yıkın, diktiğiniz heykellerimi... *
Özlediyseniz fesi, peçeyi.
Aydınlığa yeğliyorsanız, kara geceyi.
Hâlâ medet umuyorsanız
Şıhtan, şeyhten, dervişten.
Şifa buluyorsanız,
Muskadan, üfürükçüden...
Unutun tüm dediklerimi.
Yıkın, diktiğiniz heykellerimi... *
Eşit olmasın diyorsanız, kadınla erkek...
Kara çarşafa girsin diyorsanız,
Yobazın gazabından ürkerek...
Diyorsanız ki, okumasın
Kadınımız, kızımız;
Budur bizim alın yazımız...
Unutun tüm dediklerimi.
Yıkın, diktiğiniz heykellerimi... *
Fazla geldiyse size, Hürriyet, Cumhuriyet...
Özlemini çekiyorsanız,
Saltanatın, sultanın...
Hâlâ önemini anlayamadıysanız,
Millet olmanın...
Kul olun, ümmet kalın,
Fetvasını bekleyin, Şeyhülislamın...
Unutun tüm dediklerimi.
Yıkın, diktiğiniz heykellerimi.
RAHAT BIRAKIN BENİ..."

sedasultan
23-03-07, 01:12
Tarihte olayların önüne geçilmez süreçler yoluyla mı, yoksa tek insanın bile fark yaratabileceği güç ilişkileri bakımından mı izleneceği konusunda büyük bir tartışmalar vardır.

Atatürk, yaptıkları ile bu denli büyük değişikliklere yol verebilmiş az sayıdaki bireyden biridir.

Günümüzde, özellikle bir takım "revizyonist" entellektüel tarafından "sorgulayalım yargılayalım yeniden ele alalım" tartışmaları alevlendirilmektedir. Gerçekten de, Atatürk'ün başarıları, okullarda gördüğümüz destansı anlatımdan daha farklı şekillerde vuku bulmuş olabilir. Atatürk'ün kişilik kültü, gerçeklerin önüne geçmiş olabilir.

Ancak bunlara rağmen, Atatürk'ü "revize etmeye" çalışanların en korkunç, en naif yanılgısı, bu kişilik kültünün arkasına bakılınca Türkiye'nin aniden demokratikleşeceği, herkesin birbiri ile barışacağı yönündedir. Sadece Atatürk'ün efsaneleşmiş yanlarını görenler, bu efsanenin kendi (ne kadar kısıtlı olsa da) düşünce ve yaşam özgürlüklerine dorğudan etki eden fonksyonel yanlarını idrak edememektedir.

Persler'den beri Anadolu topraklarında yerleşmiş olan bir itaat, takipçilik ve kulluk geleneği vardır. Atatürk ve efsanesi, bu tarihi zayıflığı en verimli şekilde yoğurmuş, en azından halkın batıl inançlar ve Arap hurafeleine dayanan bir devinim içinde kendisini çürütmesini engellemiştir. Gerçek veya efsane, Mustafa Kemal'in mirası daha önce hiç bir özgür düşünce sistemi tanımamış olan bir halk için aydınlanmaya bakan tek tutunma noktasıdır.

Bu mirası "sorgulamaya" çalışan, zar zor geride tuttuğu yıkımı anlayamayan entellektüellerin tavrı, ölümcül bir tümörden kurtulmak için bir kaç parmağını aldırmak yerine kanser tarafından kendi vücudunda boğulmayı seçen bir hastanın gözü karalığındadır.

sedasultan
23-03-07, 01:15
istanbul mimarsinan belediye başkanı akp'li cuma bozgeyik'in kendince mizah anlayışıyla dinleyici topluluğuna anlattığı fıkra.

- başkan: "kaymakam bey, kuşadası’nda kaymakamlık yaptı. orada bir efe var, müthiş atatürk hayranı. atatürk deyince adam hemen ayağa zıplıyor, selam duruyor. şöyle oluyor böyle oluyor filan. şimdi gün oluyor harman oluyor, atatürk’ün yolu aydın’a düşüyor. kuşadası’na. aimdi efe de, istasyon meydanında çayhanesi var. atatürk deyince adamın aklına böyle iriyarı, böyle palabıyıklı, ne bileyim üniforması filan, her şeyi ile böyle dev gibi bir adam hayal ediyor. süslüyor dükkánını. istasyona iner inmez ona çay kahve ikram edecek. bekliyorlar. şimdi tren geliyor, yavaş yavaş yanaşıyor. bizim efe her şeyi ile hazır vaziyette. trenden inecek o güçlü, heybetli, cüsseli adamı bekliyor şimdi. iniyor kısa boylu bir adam. bıyık mıyık da yok.

- dinleyenler: ha ha haaa... (gülüyorlar.)

- başkan: efe yıkılıyor bir kere şimdi. olsun diyor, yüreği büyüktür bizim ata’nın diyor. sesi mesi gürdür şimdi filan. tabii o zamanlarda televizyon melevizyon yok. sesini filan bilmiyorlar. konuşuyor. sesi cılız bir adam. eyvah, efe bir daha gidiyor.

dinleyenler: ha ha haaaa... (gülüyorlar.)

- başkan: bütün hayaller suya düşüyor yavaş yavaş. olsun diyor, yüreği şeydir, büyüktür diyor. geliyor şimdi. ne içersiniz sayın paşam? kahve diyor. nasıl olsun? şekerli olsun diyor. yapma be paşam diyor. böyle yığılıyor herif.
- dinleyenler: (gülüşüyorlar...)

- başkan: ha ha haaa... bunu da mı yapacaktın bana diyor. ha ha haaa... efendim özür dilerim, o yörede şekerli kahveyi İ.NELER içermiş... ve bizim adam orada düşüp bayılıyor... ha ha haa... hi hi hiiii..."

bu adi adam Atatürk'ün cumhuriyetinde devlet görevlisi ve söylediği sözler ortada... yorum sizde....