PDA

Tüm Versiyonu Göster : öğretmenlik Mesleği


dapHne
02-02-06, 21:47
Öğretmen, bir eğitim kurumunda bilgi, görgü ve yaşantıları ile çocukların veya gençlerin öğrenme yaşantılarına rehberlik eden veya yön veren kişi olarak tanımlanabilir. Öğretmen, öğrenmeyi kılavuzlayan kişidir. Çeşitli yöntem ve tekniklerden yararlanarak öğrenme yaşantıları düzenler ve öğrencilerin istendik davranışları kazanıp kazanmadığını değerlendirir.




Öğretmenlik, bazı özel yetenek ve yaratıcılığı gerektirdiği için bir sanattır. Aynı zamanda, öğretme metotları, psikoloji, sosyoloji, felsefe, eğitim psikolojisi gibi disiplinlerin bulgularının kullanılması açısından da bir bilimdir. Dolayısıyla öğretmen hem bir sanatçı, hem bir bilim adamıdır.

B- ÖĞRETMEN - ÖĞRENCİ İLİŞKİSİ


1- Öğretmen – Öğrenci İlişkisinin Önemi
Eğitim sistemimizin en stratejik parçası olan okul örgütünün önemli iki parçası öğretmen ve öğrencidir. Anaokulundan üniversitenin bitimine kadar süren eğitim hayatında, zamanın büyük bölümünü birlikte geçiren öğretmen ve öğrenci arasında dinamik bir ilişki vardır.

Öğretmen ve öğrenci arasındaki ilişki, öğrencinin;
Akademik başarısını,

Mesleki tercihleri ve mesleki gelişimini

Psiko-sosyal gelişimi ve ruh sağlığını büyük ölçüde etkilemektedir.



Öğrenciden beklenen, başarılı olmasıdır. Başarısızlık söz konusu olduğunda birçok sebep sıralanabilmektedir. Fakat başarısızlığın temelinde, öğretmenlerin mesleki tutum ve davranışlarının yattığını belirtmektedir. Öğretmende başarı beklentisi varsa öğrenciler daha başarılı olmaktadır. Karamsar ve öğrenciden beklentisi az olan bir öğretmenin sınıfında genel başarı düzeyi düşmektedir.

Öğretmenle öğrenci arasındaki ilişkiye bağlı olarak yön kazanan diğer bir konu da mesleki tercihlerdir. Öğretmenin gerek ders içi, gerekse ders dışında öğrenciyle olan duygu ve bilgi alışverişi, öğrencinin bilinçli ya da bilinçsiz olarak çeşitli mesleklere karşı ilgisinin yönelmesine, sempati duymasına yol açabilir.



Öğretmen öğrenci ilişkisinin, öğrenciye dönük etkilerinden en önemlisi psiko-sosyal gelişim ve ruh sağlığıyla ilgili olanıdır. Bugün birçok psikolog, histeri, cinsiyet sapıklıkları, gelecek hakkında duyulan korku ve endişe halleri, sabit fikirlilik,, ruhsal depresyonlar ve buna benzer birçok davranış bozukluklarını hep çocukluk yıllarındaki anormal şartlara, üzüntülere, endişelere bağlanabileceğini iddia etmektedirler. Çocukluk yıllarının okulda geçtiğini kabul edersek, onların ruhsal bozukluklarında öğretmenlerinde sorumlu olduğunu kabul etmek gerekir.

Öğrenciyi çok yönlü olarak etkileyen öğretmen, öğrenciyle ilişkilerine zarar verecek bazı davranışlar içinde bulunabilir. Bu davranışlar;





a-) Kendi barış ve huzuru için anlamsız kural ve sınırlılıklar koymak,

b-) Çocuklara karşı reddedici ya da aşırı koruyucu davranışlar geliştirmek,

c-) Onlara değer vermemek, aşağılamak,

d-) Haksız yere eleştirmek, başkalarıyla karşılaştırmak, alay etmek,

e-) Notu baskı aracı olarak kullanmak,

f-) Bütün ağırlığı öğretime vermek,

g-) Mesleğini sevmemek,

h-) Davranış ve tutumlarıyla çocuklara uygun bir model olmamak.



Öğretmenden beklenen, öğrenciyle ilişkilerini geliştirmeye yönelik davranışlar sergilemesidir.

1-İyi Öğretmen Öğrenci İlişkisinde Bulunması Gereken Özellikler
1- Açıklık ve saydamlık

2- Önemsemek

3- Birbirine gereksinim duymak

4- Birbirinden ayrı davranabilmek

5- Gereksinimlerini karşılıklı olarak giderebilmek,

Özelliklerini içerirse, iyi bir öğretmen öğrenci ilişkisi kurulmuş demektir.Birçok öğretmen bu özellikler için hepsi güzel de, ben kendi sınıfımda bu tip ilişkiyi geliştirebilir miyim?, diyerek tepki göstermiştir. Yanıt büyük bir “Evet” dir. İnsan ilişkileri hiçbir zaman tam kusursuz olmayacağına göre her öğretmen gençlerle ilişkisini geliştirebilir. Böylece birbirilerine gerekli olduklarını anlarlar, ayrı ayrı hareket edebilirler ve ilişkileri böylece daha doyurucu olabilir. Tüm sınırlı olanaklara karşın “okul” denilen sosyal kurum, “eğitim”in yapılabileceği yaşamsal önemi olan bir yer olabilir. Bunun için öğretmenlerin etkili iletişim yöntemlerini öğrenmeleri gerekir.

Lindgren, öğrenci ve öğretmen arasındaki iletişim biçimini dört şekilde ele almaktadır.



1-tür ilişki biçiminde öğretmen öğrencilerle tek yönlü bir ilişki sürdürmeyi tercih etmektedir. Lindgren bu etkileşim biçimini “çok az etkili olan” iletişim biçimi olarak nitelendirmektedir.

2-tür iletişim biçiminde ise, öğretmen sınıftaki öğrencilerle teker teker karşılıklı olarak etkileşime girmektedir. Bu tür iletişim “kısmen etkili” olarak değerlendirilmektedir.

1-tür iletişim biçimi “etkili” olarak tanımlanmaktadır. Bu iletişim türünde, öğretmen öğrencilerle karşılıklı olarak etkileşime girmekte ve buna ilave olarak öğrencilerin de birbirleriyle etkileşime girmelerine imkan tanımaktadır.

ve son iletişim biçiminde ise, öğretmen kendisini öğretmenden ziyade sınıfın bir üyesi olarak görmekte ve üyeler arasında karşılıklı etkileşimi cesaretlendirmektedir.

Geleneksel okullarda öğretmenin tüm dikkati, işlediği konu, kullandığı yöntem ve sağlayacağı sınıf disiplini üzerinde yoğunlaşmakta, öğrencinin kendisi ve yaşadığı duygular öğretmenin dikkat merkezinin dışına çıkmaktadır.

Buna bağlı olarak, öğretmen-öğrenci ilişkilerinde formel bir yapı ortaya çıkmaktadır. Geleneksel tutum içindeki öğretmen, sınıf içerisindeki hakimiyetini kaybedeceği düşüncesiyle, öğrencilerle olan münasebetini asgariye indirmektedir, böylece görünüşte problem çıkmasını önlemiş olmaktadır. Öğrenmenin büyük ölçüde öğretmenin şahsi başarısına ve öğretmen-öğrenci arasındaki duygu bağının kurulmasına bağlı olduğu düşünülürse, geleneksel tutumun yanlışlığı apaçık ortaya çıkmaktadır.

Yapılan araştırmalar ülkemizde öğretmen öğrenci ilişkilerinin daha çok geleneksel bir eğilim taşıdığını göstermektedir. Gökçe (1984) tarafından lise öğrencileri üzerinde yapılan bir araştırmada öğretmenlerin öğrencilerle yeterli düzeyde ilgilenmedikleri ve ders haricinde öğrencilerle herhangi bir surette görüşmedikleri tespit edilmiştir. Kılıççı (1989) yaptığı araştırmada lise öğretmenlerinin öğrencileriyle sağlıklı ilişki kurma yönünde girişim azlığı gösterdiklerini bulmuştur. Selçuk ( 1989) tarafından yapılan bir başka araştırmada, öğretmen-öğrenci ilişkileri öğrencilerin duygu ve düşüncelerini öğretmenlerine açmaları açısından ele alınmıştır. Sonuç olarak, öğrencilerin duygu ve düşüncelerini öğretmenlerine açma düzeyleri çok düşük bulunmuştur.



REHBERLİK HİZMETİNDE ÖĞRETMENİN GÖREV VE SORUMLULUKLARI


1-Öğrencilerini duruma alıştırır.

İyi bir öğretmen ders yılı başında hemen derse başlamaz. Örneğin bir öğretmen dersine ilk başladığı gün öğrencilerine kendisini tanıtabilir ve onların kendilerini tanıtmalarını sağlayabilir. Ders yılının ilk günlerinde ders saatlerinin bir sohbet şeklinde geçmesi ,öğrencilerle öğretmenin birbirlerini daha yakından tanımaları ve derse alışmaları açısından çok yararlıdır.



2-Öğrencileri tanımaya çalışır.

İyi bir öğretmen her öğrencisinin farklı özellikleri, yetenekleri ve ilgileri olduğunu bilir ve buna göre davranır.

3-Öğrencilerin gelişimini sağlayan bir ortam hazırlar.

İyi bir öğretmen öğrencileriyle ilişkilerinde karşılıklı saygıya, düşünce ve duyguların içtenlikle ortaya konulmasına özen gösterir. Kusurları da olsa, her öğrenciyi değerli birer varlık olarak görür.



4-Öncelikleri ders konularına değil, öğrencinin kişilik gelişimine verir.

Ders konularını öğrencinin kişilik gelişimini sağlamada bir araç olarak görür.



5-Öğrencilerine bilgi verir.

Bir öğretmen ders konularıyla günlük yaşam arasında bağlantı kurar.



6-Öğrencilerin yalnız derse ilişkin sorunlarıyla ilgilenmez, diğer sorunlarıyla da ilgilenir.

Lise son sınıf öğrencisi Kaan, devamsızdır. 12 yaşındaki Melisa derste hep pencereden etrafı seyretmektedir. Mehmet en ufak uyarıya bile çok kızar. Yavuz tartışmaya bayılır. Çok güzel bir kız olan Rana, birden bire okula bakımsız ve kirli giysilerle gelmeye başlar. İşte tüm bu davranışlar ve bunun gibi niceleri öğrencilerde bazı sorunların olgusunu belirten bir şeylerin yanlış gittiğini gösteren ipuçlarıdır. Bir öğretmen bu durumlarla karşılaştığın da öğrencilerini dinleyerek boşalmalarına, gereksinmelerinin azalmasına yardımcı olabilir. Genellikle öğrenciler böyle sıcak, yumuşak ve içten davranan öğretmenlerine karşı güven duymakta ve içlerini açarak yardım ve tavsiyelerini beklemektedirler.



7-Özel yardıma gereksinim duyan öğrencilerle ilgilenir.

İyi bir öğretmen, özel yardım gereksinen öğrencileri sorunları derinleşmeden yardım görmeleri için rehberlik uzmanına ya da başka ilgililere yollar.



8-Öğrencinin ailesi ile görüşmeye isteklidir.

Görevinin bilincinde olan öğretmen öğrencinin kendisine tanıtılması amacıyla tanınması ve gelişen sorunlarının çözülmesi için, öğrencinin ailesi ile görüşmenin, öğrenciyi aile içinde gözlemenin yaralarına inanır.





9-Sınav sonuçlarına göre öğrenciyi değerlendirmez.

Öğrencinin başarısını değerlendirirken geçmişteki başarısını, gelişimini ve olanaklarını da göz önünde tutar. Bireysel ayrılıklara karşı duyarlılık gösterir.



10-Rehberlik görevlileriyle işbirliği yapar.

İyi bir öğretmen, eğitimin okuldaki tüm görevlilerin ortak bir görüş ve anlayışla sağlayacaklarını, işbirliği sonucu gerçekleştirilebileceğini bildiği için öğrencileriyle ilgili bilgileri rehber öğretmen ve rehberlik uzmanıyla paylaşır.

SINIFTA DİKKAT SORUNLARI OLAN ÇOCUKLARLA ÇALIŞMANIN YOLLARI



1- Çocuğun o gün neler yapılacağını önceden bilmesini sağlayacak ve hep uyulan bir sınıf düzeni geliştirin.

2- Çocuğun öğretmenin gözü önünde, pencereden uzak ve tahtaya yakın bir yerde oturmasını sağlayın.

3- Kendi başına yapılabilecek ödevleri, diğer çocuklardan ayrı bir köşede dikkati dağılmadan yapmasına izin verin.

4- Çocuğun ödevlerini yaparken gerektiğinde ara vermesine olanak tanıyın. Bu aralara diğer çocuklardan daha sık ihtiyaç duyacaktır.

5- Oyun saatlerini azaltma ve teneffüs iptalinden kaçının. Oyun saatleri çocuğun fazla enerjisinden kurtulması için iyi bir fırsattır.

6- Farklı aktivite düzeyleri gerektiren dersleri gün içinde dağıtın. Müzik, Beden Eğitimi, Resim gibi yardımcı dersleri daha çok dikkat gerektiren Türkçe, Matematik gibi derslerin arasına koyun.

7- Dikkat sorunları olan çocuklara serbest bir sınıf ortamı yerine kesin kuralları olan düzenli bir sınıf ortamı sağlayın.

8- Ders çalışırken belli alışkanlıklar edinmelerini sağlayacak ve istenmeyen davranışlarını kontrol edecek etkin bir sistem geliştirin. Ödül puanları, çocuğun başarısını grafikler ile göstermek, çocuğu çıkartmalar veya yıldızlar ile ödüllendirmek, çocuğu istenilen davranışları göstermesi için heveslendirecektir.

9- Yeni şeyler öğretip, yanıtlar istemeden önce çocuğa sözel ya da görsel bazı ipuçları verin. Örneğin çocuğa yalnızca onun anlayacağı bir işaret vermek onu utandırmadan dikkatini anlatılana vermesini sağlar.

10- Uzun sürebilecek ödevleri küçük parçalara bölün. Böylece çocuğa bir işi tamamlamış olma duygusunu tattırmış olursunuz.

11- Çocuğun her zaman aynı performansı göstermesini beklemeyin. Çocuğun çabalarını sonuç mükemmel olmasa bile destekleyin.

12- Mümkünse derste işlediklerinizi ve ödevleri yazılı hale getirin. Bu bilgiler yazılı olursa çocuk ders sırasında dikkati dağılıp dinleyemediği konuları sonradan defterinden okuyabilir.

13- Çocuğun fiziksel aktivitesini uzun süreli (10-15 dk.’dan uzun ) kısıtlayan cezalar vermekten kaçının.

DİKKAT SORUNLARI OLAN ÇOCUKLARA ÖĞRETMENLER NASIL YARDIMCI OLABİLİR?



Dikkat sorunları olan çocuklarla çalışmak eğitimcilerin zamanını alır ve sabır sınırlarını zorlar. Öğretmenlerin bu çocuklardan neler bekleyebileceklerini bilmeleri gereklidir. Bunun yanında dersi nasıl işlemeleri ve bu çocuklarla nasıl çalışmaları gerektiği konusunda bilgi sahibi olmaları ve çocuk davranışları konusunda danışabilecekleri bir uzmanın varlığı öğretmene önemli kolaylık sağlar.



Öğretmenlerin dikkat eksikliği olan çocuklara yararlı olduğunu belirttiği birkaç yöntem şöyle sıralanabilir.



1- Çocuğun çabalarını ufak da olsa ödüllendirin ve ona cesaret verin. Böylece çocuğun kuvvetli yönlerini pekiştirmiş olursunuz.



2- Dikkat toplama, iyi davranışlar edinme ve yaptığı işleri tamamlama konusunda öğrencileri heveslendirecek davranış düzeltme yöntemleri uygulamayı öğrenin.



3- Çocuğun ebeveyniyle görüşüp evde kullandıkları, daha önce işe yaramış olan yöntemleri öğrenin.



4- Eğer çocuk ilaç kullanıyorsa, sık sık çocuğun ebeveyni ve doktoru ile görüşün. Böylece kullandığı ilaç ve ilacın dozu ile ilgili gerekli değişiklikler yapılabilir.



5- Sınıf düzeninde çocuğun dikkatini toplamasına yardım edecek bazı değişiklikler yapın. Örneğin kısa ödevler vermek, çocuğu ön sırada ve öğretmene yakın oturtmak, derslerde ilgi çekici nesneler kullanmak, dersi anlatırken resimler göstermek ve çocuğun başarılarını sık sık takdir etmek gibi.



6- Bu konudaki fikirlerini almak için rehber öğretmen, okul psikoloğu ve çocuğun psikiyatristi ile yakın bir işbirliği sürdürün.

ÖĞRETMEN DANIŞMANLIK YAPABİLİR Mİ?

Öğretmen, öğrencilerine iyi alışkanlıklar kazandırmak, görgüsünü ve bilgisini arttırarak etkinlik alanını genişletmek, yetenek ve ilgilerini geliştirmek, iş olanakları ve meslekler hakkında bilgi vermek suretiyle yaptığı yardımlarla bir tür rehberlik yapmış olmaktadır. Öğretmen, öğrencisi ile sevgi ve anlayışa dayalı bir ilişki kurmakla onun öğretimden maksimum yararı sağlamasına ve kendini gerçekleştirmekle bunalımının derinleşmesini önlemekte ve koruyucu sağlık hizmetleri yapmaktadır.
Bir öğretmenin rehberlik ilkeleri ile tam bir tutarlık halinde olan hümanistik eğitim ilkelerini benimsemesi halinde en üst düzeyde başarı sağlayacağı muhakkaktır. Ancak, öğretmenin görevini çağdaş, eğitim anlayışına uygun bir biçimde yürütmesine bakarak onun, bir danışmanın rolünü üstlendiğini ya da üstlenebileceğini düşünmek yanlış olur. Rehberlik ve psikolojik danışma ayrı bir uzmanlık alanı olup kendine özgü kavram ve teknikleri vardır. Grant (1960) bir öğretmenin hem iyi bir danışman hem de iyi bir öğretmen gibi yetişmeye ve bu iki görevi aynı anda yürütmeye kalkışma halinde iki görevin de aksayacağını belirtmektedir. Grant’a göre öğretmenin, öğrencisinin ilgi ve yeteneklerini bilmesi yeterlidir. Bu bilgiyi de, gerek öğrencinin performansını gözleyerek, gerekse danışmanların uygulayacakları test ve envanter gibi araçlardan elde edilen bulgulardan yararlanarak edinmesi mümkündür. Ancak, bir öğretmenin, öğrencisinin mahrem yönlerini öğrenmesi gereksizdir, hatta bazı hallerde sakıncalı da olabilir. Grant, bir öğretmenin öğrencisinin aile hayatına ilişkin sırları, arkadaş edinmedeki güçlüklerini, kronik korku ve kaygılarını bilmeye vakti olmadığı gibi, derindeki duyguları ortaya çıkaracak teknikler konusunda bilgisi yetersizdir. Ayrıca öğrencinin mahrem hayatına bu derece girmek öğretmenin öğrencisi ile birincil ilişkilerini geliştirmek bir yana engelleyebilirde. O halde denebilir ki, bir öğretmenin öğrencisine karşı saygı ve kabul ile karakterize edilen hümanistik bir tutumla yaklaşması, öğretim faaliyetlerinden yaralanmak üzere rehberlik hizmetlerinden yardım alacak kadar bu hizmetlerin tekniklerinden haberli olması ve yine rehberlik çalışmalarının destekleyici bir tutum içinde olması gerekli ve yeterli sayılmalıdır.


SINIF ÖĞRETMENLERİNİN REHBERLİK SAATİ GÖREVLERİ

Eğitim sistemimizde uzun zamandır uygulana gelmekte olan sınıf öğretmenliğinin amacı, öğrenci ile yönetim arasındaki iletişimi sağlamak ve öğrencilerin sorunları ile ilgilenmektedir. Sınıf öğretmeni olarak atanmış olan herhangi bir dersin öğretmeni o sınıfın öğrencileri ile zaman zaman yaptığı toplantılarda onlara çeşitli konularda bilgi verme, eğitici kollara öğrenci seçme, özel kutlama günlerini planlama ve katılacak öğrencileri belirleme gibi faaliyetleri yürütmektedir. Sınıf öğretmenleri öğrencilerde görülen başarısızlık ve uyumsuzluk gibi sorunlarla da ilgilenmekte ve bu konuda danışmanlarla işbirliği yapmaktadırlar.

1- İşbirliğine dayalı sistematik bir program uygulanmalıdır. Programın amaçları belirlenmeli,bu amaçların hangi öğrenme yaşantıları,hangi malzeme ve araçlarla gerçekleştirilebileceği bir dereceye kadar belirlenmeli ve sonucun değerlendirilmesi yapılmalıdır. Aksi taktirde aşırı tekrarlar ve grubun ihtiyacına uygun olmayan etkinlikler öğrencilerde bıkkınlık yaratabilir.

2- Grup rehberliği konusunda öğretmenin iyi yetişmiş olması gerekmektedir. Çünkü bu işi yapmaya çalışan öğretmenler rehberlik konusunda yetişme ihtiyacı duymaktadırlar.

3- Grup rehberliği psikolojik danışmaya zemin hazırlar, ama onun yerini alamaz. Grup rehberliği etkili bir biçimde uygulandığı taktirde danışmana başvuran öğrenci sayısı artabilir. Grup saatlerinde rehberlik hizmetleri hakkında bilgi edinen öğrenciler,bazı sorunlarını danışmanla konuşmak isteyebilirler. Grup öğretmeni de öğrencilerini daha iyi tanıdıkça,bazılarını danışmana havale edebilir.

4- Grup saatleri demokratik liderlik gerektirir. Lider durumundaki öğretmen, öğrencilerin en üst düzeyde katılımını sağlamalıdır. Lider demokratik olursa,öğrenciler grup kararlarına ve planlarına katılarak,bir gruba ait olma,grup içinde önemli kişi olma,grup tarafından benimsenme gibi ihtiyaçlarını giderebilirler.

5- Grup saatlerinde öğrencilere karşı bir anlayış,kabul edici bir atmosfer yaratmak gereklidir. Öğretmenin psikolojik süreçler,uyum mekanizmaları,grup dinamikleri konularında bilgi sahibi olması beklenir.

6- Grup saatlerinde rahat bir iletişim sağlanmalıdır. Grup öğretmeninin de grup danışmanı gibi,kendisine yöneltilen eleştirileri hoşgörü ile kabul etmeyi bilmesi gerekir.

On yılı aşkın bir zamandır süregelmekte olan sınıf öğretmenleri ile grup rehberliği uygulamaları başarıya ulaşamamış ve çok çeşitli kesimlerden eleştirilere hedef olmuştur. Öğrenciler bu saatlerde ya boş oturduklarını ya da yarım kalan ödevlerini tamamladıklarını ifade etmektedirler. Öğretmenlerin çoğu bu saatlerde ne yapacaklarını bilemediklerini ve bu yüzden öğrencileri kendi hallerine bıraktıkları ya da bitiremedikleri konuları işlediklerini belirtmektedirler.

Grup rehberliğinin verimli olabilmesi için her şeyden önce bu alanda yetişmiş elemanlar tarafından yürütülmesinde zorunluluk vardır.



BİR SINIF ÖĞRETMENİNE TAVSİYELER

1. Ders yılı başında dersinize ilk girdiğiniz zaman hemen ders konusuna başlamayınız. Kendinizi sınıfınıza dostça takdim edip, öğrencilerin de kendilerini tanıtmalarına zaman ayırınız.

2. Öğrencilere okutacağınız dersin genel sınırları, özellikleri, ileriki hayatta nasıl kullanılabileceği hakkında bilgi veriniz.

3. Çocuklara, dersinize nasıl çalışacakları hususunda yardım ediniz. Dersinizle ilgili olarak karşılaştıkları güçlüklerde onlara rehberlik ediniz.

4. Dersinizi, mümkün mertebe bireyselleştiriniz. Her öğrenciden aynı başarı derecesini beklemeyiniz.

5. Öğrencilerinizin genel yetenekleri, yani zeka durumları ile dersteki başarılarını karşılaştırınız. Çalışmaları ile zeka durumları arasında bir denge olup olmadığına bakınız. Zekası seviyesinden çok üstün bir başarı gösteren çocuk, zekasının çok altında başarı gösteren çocuk kadar problemdir. Çünkü bu aşırı başarı, bir psikolojik eksikliğin telafisi olabilir.

6. Öğrencilerinizin okuma, oyun ve boş zaman ilgilerini saptamaya çalışınız.

7. Öğrencilerinizde gözlemlediğimiz davranımların niçin ve nasıllarını araştırınız.

8. Bir problem karşısında, evvela öğrencinin durumu nasıl gördüğünü ve bu durum için ne gibi hal çareleri düşündüğünü kendi ağzından dinledikten sonra lüzumlu aydınlatmalara geçiniz.

9. Sınıfınızda demokratik bir hava yaratınız. Grup çalışmalarına önem vererek onlarda “bir gruba ait olma duygusu” yaratın. Her öğrencinin bir faaliyette katılmasına yardım ediniz.

10. Öğrencilerinizde görülecek bedensel ve psikolojik arızaların belirtilerine karşı uyanık bulununuz.

11. Mümkün olan her fırsatta velilerle temas ederek çocuğun gelişmesinde onların işbirliğini sağlayınız.

12. Her öğrenci ile her dönem hiç değilse bir defa mülâkat yapınız;dersinizde karşılaştığı güçlükleri, hoşlandığı konuları vs. sorunuz.



KAYNAKÇA

1- YAZGAN Yankı, 1997

2- MERTOL Şengül, ARSOY Saniye, ERGİN Hatice, Rehberlik ve Psikolojik Danışma, Özen Fotokopi ve Dizgi, İstanbul, 1998

dapHne
02-02-06, 21:55
BİREYİ TANIMA TEKNİKLERİ

BİREYİ TANIMAK NEDEN GEREKLİDİR?

1. Bireyin kendisini tanımasına ve gerçekçi bir benlik geliştirmesine yardım etmek için,

2. Herhangi bir konuda karar vermek için gerekli temel bilgilerin toplanması amacı ile,

3. Yetenek ve ilgileri doğrultusunda bireyleri akademik programlara ve mesleklere yönlendirmek için,

4. Genelde ve okulda düzenlenecek eğitim programları için uygun olacak bireyleri ayırma ve sınıflandırmada,

5. İş verimi artırmak için bireylerin ve işin niteliklerine uygun kişileri seçmek ve yerleştirmek için,

6. Evlilik ve eş seçiminde bireylere yardımcı olmak için,

7. Bir kurumun özel amaçları için en uygun kişileri seçmek için,

8. Bireyin problemlerine uygun yardım ve tedavi hizmetini kararlaştırmak ve teşhis koymak için,

9. Bireylerin belirli konularda gelecekteki başarılarını yordamak, tahminlerde bulunmak için. (Özgüven, 2001; s.82-83)



Her birey çeşitli yönleriyle diğerlerinden farklıdır. O halde bireyi tanımanın asıl amacı onun kendisini tanımasına, kendisinin başkalarından olan farklılıklarını görmesine yardım etmektir.



BİREYİ TANIMANIN TEMEL İLKELERİ

1. Temel ilke bireyin kendini tanımasına yardım etmektir.

2. Sadece bir ölçme aracı bireyi tanımak için yeterli değildir. Amaç bireyi olabildiğince farklı yönleriyle tanımaya çalışmak olmalıdır. Önemli bir noktada uygulanacak ölçme aracı amaca hizmet edecek şekilde hazırlanmalıdır.

3. Bireyi tanıma tekniklerinin birlikte veya kısa zaman dilimi içinde uygulanıp sonuçlarının birlikte yorumlanması daha yararlıdır.

Ölçme araçlarının sonucuna en kısa zamanda ulaşmak için uygulanacak ölçme aracı yaş, yaşantı, eğitim açısından öğrencinin seviyesine uygun olmalıdır. Örneğin, otobiyografi ilköğretim 1. Sınıfa uygun değildir. Çünkü 1. Sınıf öğrencileri düşündüklerini yazıya aktarmakta zorlanırlar. Sosyometri ise ilköğretim 3. Sınıftan sonra uygulanmalıdır.

4. Bireyi tanıma tekniklerinin etkili biçimde uygulanabilmesi ve sonuçlarından yararlanılabilmesi için okulda öğrenci ile ilgili olan herkesin işbirliği içinde olması gerekir.

5. Bireyi tanıma teknikleri bir araçtır. Araç uygulamak amaç haline getirilmemelidir.

Amaç sadece anket uygulamak değil daha çok öğrenciyi tanımaya yönelik olmalı ve anket sonuçları mutlaka değerlendirilmelidir. Anketin yanı sıra öğrenciyi tanımak için, öğrencinin arkadaş ilişkileri, sınıf içinde davranışları gözlemlenebilir; ailesi hakkında bilgi edinilebilir.

6. Bireyi tanıma hizmetleri sadece duygusal sorunu olan öğrencilere değil, tüm öğrencilere yönelik olmalıdır.

7. Öğrencileri tanıma hizmetleri süreklidir.

8. Bireyi tanıma teknikleri aracılığıyla elde edilen bilgiler en kısa sürede planlı bir biçimde kullanılmalıdır. Çünkü birey hızla değişmekte ve uzun süre saklanan bazı bilgiler eskimektedir.

9. Okullarda öğrenciler hakkında toplanan özel ve gizli olmayan bilgilerden öğretmenler, yöneticiler ve velilerinde yararlanabilmeleri sağlanmalıdır. (Editör:Can, 2002; s.145-146)

Özel bilgi, öğrencinin başkaları tarafından duyulduğunda rahatsızlık hissedebileceği bilgilerdir. Çocukla konuştuğumuz her şey değilde eğitim hayatında ona yardımcı olabilecek bilgiler başkalarıyla paylaşılabilir. Örneğin, çocuğun hoşlandığı bir kız arkadaşı var. Bunu ailesinden gizliyor. Ailesinin durumu öğrendiğinde ters tepki verebileceğinden endişe ettiğini söylerse, direkt bu bilgiyi vermek yerine çocukların o yaşlarda karşı cinse ilgi duyabileceği bilgisi ailesine söylenebilir.

ÖĞRENCİLERİN TANINMASI GEREKEN YÖNLERİ

1. Beden gelişimi: Beden ölçüleri, ayak, boy, ağırlık, göğüs, kalça v.s. gibi bireyler ve cinsler arasındaki farklar “doğrudan” ölçülebilmektedir.

2. Öğrencinin çevresi: Yapılan çeşitli araştırmalar aile çevresinin ve yakın çevrenin bireyin kişisel tutum ve değer yargıları ile alışkanlıklarının gelişiminde çok önemli etkileri olduğunu göstermiştir. Bu nedenle ana, baba ve kardeşler ve aile çevresine yakın kişilerin meslekleri, sağlıkları, eğitimleri, aile ilişkileri, sosyo-ekonomik durumları v.s. nitelikleri hakkındaki bilgiler toplanmalıdır. Ailenin ve kişinin bulunduğu yakın çevreye ait kültürel ve sosyal nitelikteki bilgiler de bireyin gelişim ve uyum özellikleri hakkında tamamlayıcı bilgiler verirler. Bu bilgiler bireyin gözlenen davranışlarının nedenlerinin anlaşılmasında ve bilinçli olarak bireye yardım edilmesinde kullanılır. (Özgüven, 2001; s.81-85)

3. Sağlık durumu: Öğrencinin beden sağlığı onun kişilik gelişimini olduğu kadar okul başarısını da etkilemektedir. Bu nedenle öğrencilerin bedence, gelişim dönemlerine uygun olarak gelişip gelişmedikleri belli aralıklarla izlenmelidir.

4. Öğrencinin yetenekleri: Yetenek, bireyin öğrenebilme gücüdür. Başka deyişle yetenek bireyin gelecekte neler yapacağını değil; eğitim aracılığıyla neler kazanabileceğini, neler yapılabileceğini göstermektedir. Böylece bireyin yetenekleri hakkında bilgi edinerek o bireyin gelecekteki başarısını kestirebilmek mümkün olabilmektedir. Öğrencileri kendi potansiyelleri doğrultusunda yönlendirebilmek için öncelikle yeteneklerini tanımak gerekir.

5. Öğrencinin ilgileri: İlgi, bireyin bir şeyden hoşlanıp hoşlanmama derecesini ifade etmektedir. Örneğin, boş zamanlarında müzik dinleyen, harçlığını disket veya kasetlere harcayan, müzik konserlerini genellikle kaçırmayan, bir müzik aleti çalmak uğraşı veren bir öğrencinin müziğe karşı ilgisinin olduğu söylenebilir. Öğrencinin yetenekleri ile birlikte ilgisinin de bilinmesi, o öğrencinin bir alana veya mesleğe yönlendirilebilmesi için gereklidir. Öğretmenler, gözlem yolu ile öğrencilerin yetenekleri ve ilgileri hakkında bilgi toplayıp bu bilgileri veliler ve rehber öğretmenler ile paylaşarak o öğrencinin yönlendirilmesine katkıda bulunabilirler.

6. Öğrencinin başarısı: Öğrencilerin başarı durumunun, üstün ve zayıf oldukları alanların bilinmesi başarısızlık nedenlerinin bulunup ortadan kaldırılmasına yardım edebilir. Ayrıca, geçmiş ve halihazırdaki başarısının bilinmesi, öğrencinin gelecekteki başarısının kestirilmesine, uygun bir alana ve mesleğe yönlendirilmesine yardım edebilir.

7. Öğrencinin kişilik özellikleri: Bireyin yetenekleri, ilgileri, mizacı, duygusal yaşamı, alışkanlıkları, tavır ve değerleri, liderlik özellikleri, bağımsız davranabilme, duygusal kararlılık, başkalarıyla işbirliği yapabilme kişilik özellikleri arasındadır.

8. Öğrencinin benlik algısı: Benlik, bireyin kendini nasıl gördüğüdür. Örneğin, bir öğrenci kendisini derslerinde başarılı, zeki biri olarak görürken, diğer yandan kendisini düzensiz veya insan ilişkilerinde başarısız olarak tanımlayabilir. Öğrencinin geliştirdiği benlik algısı onun ruh sağlığı, meslek seçimi ve okul başarısı ile anlamlı olarak ilişkilidir.

9. Sosyal destek sistemi: Sosyal destek sistemi, bireyin nasıl bir çevrede yaşadığını, aile çevresini, ailesi dışındaki diğer çevreyi; ailesi, arkadaşları, öğretmenleri, akrabaları,komşuları ve bireyin yaşamında önemli olan diğer kimselerle olan ilişkilerinin niteliğini; bu kimselerden ne derecede destek aldığını göstermektedir. (Editör:Can, 2002; s.145-148)



BİREYİ TANIMA TEKNİKLERİNİN SINIFLANDIRILMASI



Psikolojik Danışma ve Rehberlikte kullanılan teknikler, bireylere yardım için sadece birer araç gibi düşünülmeli. Sonuçları kullanılmayan , bireyin kendini daha gerçekçi ve doğru olarak tanımasına yardım amacı ile sonuçları bireyle paylaşılmayan hiçbir tekniğin değeri yoktur. Psikolojik Danışma ve Rehberlikte bir teknik kullanma yerine her zaman daha çok teknikle bilgi toplama yolu tercih edilmelidir. Tekniklerin uygulanmasında mutlaka süreklilik olmalı. Psikolojik Danışma ve Rehberlikte kullanılacak tüm teknikler Psikolojik Danışma ve Rehberlikte tanıma ve tanıtma hizmetlerinin tamamlayıcı ve ayrılmaz bir parçası olarak düşünülmelidir. (Kepçeoğlu, 1992 ; s. 125 )

Bireyi tanımak, bireylerin çeşitli nitelikleri hakkında bilgi toplamayı gerektirir. Bireyin tüm yetenek, kişilik ve davranış özellikleri hakkında topluca aynı anda tek bir araçla bilgi elde edebilecek bir teknoloji henüz geliştirilmiş değildir. Bireyin niteliklerine ilişkin bilgiler tek tek ve her biri farklı yaklaşım, yöntem ve ölçme araçları ile elde edilmektedir. Bireyi tanımada yaralanılan yaklaşım ve teknikler oldukça çok sayıda olmakla birlikte bunları bazı ölçütlere göre gruplamak ve sınıflandırmak olanaklı görülmektedir. ( Özgüven, 2001; s. 91 )

Bu teknikler bir ölçüte göre test ve test dışı teknikler olarak iki gruba ayrılır. Buna göre çeşitli yetenek, kişilik, ilgi ve tutum envanterleri, envanterler test grubuna; anket, görüşme, gözlem test dışı teknikler grubuna dahil olmaktadır.

Bunun yanında bilginin kaynağı, bilginin elde ediliş süreci ve bilgilerin toplanmasında yapılması olası hata kaynakları ölçüt alınarak farklı sınıflamalarda yapılmıştır. Bu ölçütlere göre bireyi tanıma teknikleri 4 yaklaşım içinde sınıflandırılmıştır. Bu sınıflama şöyledir:

Standart testler

Durumsal testler

Kendini anlatma teknikleri

Gözlemsel teknikler



STANDART TESTLER
Standart testler maksimum performans ( yetenek, başarı testleri), tipik davranış testleri (ilgi envanterleri, kişilik testleri, tutum ölçekleri ) olarak iki gruba ayrılır.

Standart testlerde, testin içeriği, madde veya soru sayısı, testin açıklaması ve testin cevaplaması için verilen süre, testin uygulanması, puanlanması ve değerlendirilmesi testi alan her birey için aynıdır, standarttır.

Standart testler, uygulanan kişi sayısına göre bireysel – grup testleri; cevaplandırılması için verilen zamana göre hız – güç testleri olarak ayrılır.



Yetenek testleri
Bireylerin zihinsel ya da akademik yetenekleri hakkında bilgi toplamak ve bireyin geleceğe yönelik başarısını yordamak ( tahmin etmek) amacı ile kullanılan testlerdir. Bu testler belirli yaş grupları için değişik şekillerde hazırlanır. Genel yetenek, özel yetenek ve farklı yetenek testleri olarak hazırlanır ve incelenir. Genel yetenek testleri belirli düzeylerde bireyin genel zihin yeteneklerini; özel yetenek testleri, müzik, resim, sanat dallarında bireyin sahip olduğu özel zihin yeteneklerini; farklı yetenek testleri de, dil yeteneği, soyut kavrama yeteneği, mekanik kavrama yeteneği gibi farklı zihin yeteneklerini ölçmek amacıyla hazırlanmıştır.

Farklı yetenek testleri en yaygın olarak kullanılan yetenek testleri arasındadır.

Müzik ve resim gibi güzel sanatlara ilişkin ölçme ve gözlemler daha erken yaşlarda okulöncesi ve ilköğretim düzeyinde başlamalıdır. Araç kullanma, el ve göz koordinasyonu, tasarım gibi sekizinci yılda ve lise-1 de yapılacak yöneltmelere esas olacak özel yeteneklerin de ölçülmesi yerinde olur. Ancak bazı denemelerin ötesinde okullarımızda henüz özel yetenek testleri kullanılmamaktadır. Bu konuda ülkemizde hazırlanmış ölçeklerde yoktur. (Özgüven, 2001; s.87)

Bu testler, daha çok öğrencileri yönlendirmek amacı ile yani öğrencilerin kendi potansiyellerine uygun bir derse, alana veya mesleğe yönlendirmek ya da öğrencinin yeteneği ile ilişkili herhangi bir uyum sorunu olup olmadığını teşhis etmek gibi amaçlarla da kullanılabilir.

Özel yetenek testleri rehberlikte daha çok güzel sanatlarda yetenekli olan bireyleri teşhis veya seçme – yerleştirme amacı ile kullanılır. İlköğretimde uygulanan özel yetenek testleri kesin sonuç veren testler değildir. Tamamen öğrenciyi yönlendirmek amaçlıdır.

Başarı testleri
Başarı testleri maksimum performans ölçen testler grubuna dahildir. Öğretmen yapımı başarı testleri – standart başarı testleri olarak ikiye ayrılır.

Öğretmen yapımı başarı testleri, öğrencilerin bir derse ilişkin başarılarını ölçmek, değerlendirmek amacıyla hazırlanmış ama geçerlik ve güvenirlikleri yüksek olmayan testlerdir.

Standart başarı testleri ise geçerlik ve güvenirlikleri saptanmış, grup içerisinde başarısı en yüksek olan adayları seçmek ve başarılarına göre bir alana, programa veya işe yerleştirmek amacıyla uzman bir grup tarafından hazırlanmış testlerdir. Öğrencinin başarısızlık nedenleri, başarı ve yetenek düzeylerinin karşılaştırılması gibi amaçlarla da kullanılabilir.


İlgi envanterleri
Bireylerin ilgisini ölçmek amacıyla geliştirilmiş envanterlerdir. Okullarda öğrencilerin hangi alana, programa, mesleğe veya etkinliğe ilgisi olduğunu saptamak ve böylece öğrenciyi yönlendirmek amacıyla uygulanmaktadır.

Bireylerin ilgilerinin ölçülmesi ilgi envanterleri ve gözlemsel yollarla yapılmaktadır. Öğrencilerin okuldaki faaliyet alanları veya eğitsel kollardan hangisine ilgi duydukları, sosyal ve kültürel kolların hangisine üye oldukları, boş zamanlarında zamanını nasıl kullandığı gibi konulara ilişkin bilgiler öğrencinin sosyal, eğitsel ve meslek ilgileri hakkında gözlemsel ve tamamlayıcı ve geçerli bilgiler verirler. ( Özgüven, 2001; s.89)

Sanayi sektöründe ilgi envanterleri işe en uygun kişiyi seçmek ve işe yerleştirmek amacıyla kullanılmaktadır.

Bugün üniversitelerin belirli bir akademik programına girmiş ve okumakta olan öğrenciler arasında ilgilerine uygun bir programa girememiş olanların sayısı oldukça yüksektir. Özgüven (1970)’in yaptığı araştırmalarda üniversiteye giren öğrencilerin %38’i liseyi bitirdikleri zaman istedikleri branşa, %29’u istediğine yakın bir programa, % 33’ü ise istediği ile hiç ilişiği olmayan bir branşa girmiş olduklarını ifade etmişlerdir. Üniversiteye girenlerin yaklaşık % 17’si girdiği programı değiştirmek için yeniden, üniversiteye giriş sınavına girmek ve bunların ancak % 27’si programını değiştirebilmektedir ( Kuzgun 1991). ( Özgüven, 2001; s.88 )

Gözlemler ve araştırmalar, bireylerin ilgi ve yeteneklerine uygun meslek alan ve iş seçmeleri sonucunda daha mutlu ve işlerinde daha başarılı olacakları yönünde sonuçlar ortaya koymuştur.

Okullarda Psikolojik Danışma ve Rehberlik hizmetleri kapsamında Kuder İlgi Envanteri, Strong İlgi Envanteri ve bunlara benzer birçok ilgi envanterleri kullanılmaktadır. İlgi envanterlerinin , uygulanması, puanlanması, puanların yorumlanması ve sonuçların kullanılması, Psikolojik Danışma ve Rehberlik alanında uzman kişiler tarafından, profesyonel olarak yapılmalıdır.


Kişilik testleri
Kişilik test ve envanterleri genellikle bireylerin kişilik özellikleri ve uyum düzeyleri hakkında bilgi toplamak, bir sorununun çözümü amacıyla başvuran kişiye doğru tanı koyabilmek, toplumdaki risk altında bulunan, ruh sağlığı sorunu bulunan veya psikolojik danışmaya ihtiyacı olan bireyleri belirlemek amacıyla kullanılmaktadır.

Ayrıca çeşitli sektörlerde iş için başvuran adayı işin gerektirdiği kişilik özelliklerine sahip olup olmadığını belirlemek, böylece işe en uygun bireyi seçmek amacıyla da kullanılmaktadır.

Türkiye’de genellikle Minnesota Çok Yönlü Kişilik Envanteri, Hacettepe Kişilik Envanterleri kullanılmaktadır.

Tutum Testleri
Tutum ölçekleri bireyin duygusal, düşünsel ve davranışsal eğilimlerini ölçmek amacıyla hazırlanmış araçlardır. Genellikle Likert Tipi derecelendirme ölçekleri biçiminde hazırlanmıştır. Eşlerin çocuk yetiştirme tutumları, ailede gencin bağımsızlık veya bağımlılık eğilimi, anne-babanın ailede otoriter veya demokratik olması gibi tutumlar tutum ölçekleri ile ölçülebilir.

Tutum ölçeklerinin geliştirilmesi ve sonuçlardan yararlanarak bireye yardım sunulması uzmanlık işidir.

Standart testler grubuna giren test ve envanterler hazırlanırken iki tip soru kullanılır:

1. Soruyu soran kişi sorunun cevabını kendisi bildiği halde, karşısındakinin cevabı bilip bilmediğini ve bilgi düzeyini ölçmek amacıyla araç olarak kullanılan soru. Genellikle yetenek ve başarı testleri hazırlanırken kullanılan soru tipi. Uyarıcı görevi yapar. Soru olarak adlandırılır.

2. Soruyu soran kişi cevabı bilmemektedir. Soruyu sorduğu bireyin cevapları bildiğine ve sorunun çeşitli seçenek ve derecesi arasından kendi özel durumuna en uygun cevabı seçerek istenen bilgiyi vereceğine inanmaktadır. Bu ikinci tip soru madde olarak adlandırılmaktadır. Kişilik, ilgi ve tutum testlerinin hazırlanmasında kullanılır.



DURUMSAL TESTLER
Bireyi tanıma teknikleri arasında en az kullanılan tekniklerden biridir.

Standart koşullarda yapılan, düzenlenmiş gözlem gibi düşünülebilir. Örneğin; belirli bir amaca yönelmiş bireyin engellendiği zaman ne derecede kızgın ve kavgacı olabileceğinin doğal bir ortamda ya da laboratuar ortamında gözlenmesi

Öğrencilerin kopya çekme davranışları doğal bir sınav ortamında denetim gevşek tutularak veya denetimsiz ortamda, gizli olarak yerleştirilmiş kamera aracılığı ile gözlenebilir.

Mesela, öğretmenle birlikte araştırmacı bir sınavda öğrencilere “size güveniyoruz. Lütfen kimseye bakmadan, herkes kendi başına soruları yanıtlasın...” diyerek öğretmenle birlikte sınav salonundan çıkabilir. Sınavın son 15-20 dakikasında sınav salonuna gelen araştırmacı sınav bitinceye kadar salonda kalır. Sınav bittikten sonra, daha önceden sınav salonuna yerleştirdiği gizli kameralar aracılığı ile gözetmenlerin olmadığı test ortamında, hangi öğrencinin sınav kurallarını ne şekilde ihlal ettiğini, davranışlarını v.b. izleyerek öğrenciler hakkında bilgi toplayabilir. (Editör: Can, 2002; s.152-153)

Bu tür durumsal koşulların düzenlenmesinde doğal ve gerçek bir yaşam ortamının seçilmesi, standart ve objektif olmasına önem gösterilmelidir. Çok yaygın olarak kullanılmayan durumsal test yaklaşımının uygulanmasında karşılaşılan güçlüğün yanında bazı durumlarda bireyin özel yaşamına müdahale etmek gibi etik sorunları da bulunmaktadır. Bunun için de yaygın olarak kullanılmayan bir tekniktir.

Ülkemizde henüz gelişmekte olan Psikolojik Danışma ve Rehberlik hizmetlerinin uygulanmasında karşılaşılan sorunların temelinde, bireylere Psikolojik Danışma ve Rehberliğin tam anlamıyla anlatılamaması ve bu konuda yapılan çalışmaların vakit kaybıymış gibi görülmesi. Çünkü Psikolojik Danışma ve Rehberlik hizmetleri uzman – sınıf öğretmeni, uzman- aile, uzman- okul yönetimi arasındaki kuvvetli işbirliği ile yürütülmektedir. Bunun içinde önce sınıf öğretmeni sonra yönetim ve aile Psikolojik Danışma ve Rehberlik konusunda örgütlü bir şekilde bilgilendirilmelidir.

KENDİNİ ANLATMA TEKNİKLERİ

Kendini Anlatma Teknikleri Şunlardır:

1) Görüşme

2) Anket

3) Envanter

4) Problem tarama listeleri

5) Otobiyografi

6) Psikodrama

7) Oyun ve oyun terapisi

8) Arzu listesi



1) Görüşme: Görüşme,bireyi tanıma çalışmalarında en yaygın olarak kullanılan bir tekniktir. Belli bir amaçla yüzyüze gelen iki veya daha fazla kişinin, sözel ve sözel olmayan davranış ve teknikler kullanarak yaptıkları bir etkileşim sürecidir. Görüşmeyi yapan kimse teknik ve beceri yönünden iyi yetişmiş olabilir,görüşme konusunda uzmanlaşmış bir kişi, de olabilir.(Özgüven,1998, s.107-108)

Herkes kendi amaçları doğrultusunda farklı görüşmeler yapabilir. Öğretmen öğrencisiyle, doktor hastasıyla, danışman danışanıyla, yönetici ise işe alacağı adayıyla vs. görüşme yapabilir.

Görüşmeciler bilgi toplamak ve bireye yardım etmek amacıyla görüşme yaparken görüştükleri bireylerin giyim-kuşamı, beden dili, ses tonu ve genel davranışlarını doğrudan gözleme olanağı bulur. Görüşmenin en üstün yanlarından biri budur. Görüşmeci görüştüğü birey hakkında oldukça fazla bilgi edinebilir. Ancak burada görüşmecinin becerikli ve yetenekli olması gerekir. Daha çok bilgi elde edebilmek için açık uçlu sorular sorulmalıdır.(Editör:Can,2002,s.153)



Görüşmenin konuşmadan farkı:

1. Görüşmede bilinçli olarak saptanmış bir amaç vardır. Bireylerin kişisel problemlerinin çözümüne yardım etmek, bir köy liderinin köyün ihtiyaçlarını öğrenmek ve iş isteyen birisi hakkında bilgi toplamak görüşmenin amaçlarından biri olabilir.

2. Belli bir amacı olduğu için görüşmenin kapsamı bu amaca yönelik bir plan ve düzen içinde yürütülür.

3. Amacın gerçekleştirilebilmesi için görüşmeye taraf olan kişilerden biri olan görüşmeci etkileşimi planlama,düzenleme sorumluluğunu üzerine alır.

4. Görüşme sürecinde belli bir amaç için iki kişinin bir araya gelmesi söz konusu olduğu için görüşmeler çoğunlukla rasgele değil belli bir zamanda,yerde ve sınırlı bir süre için düzenlenir.(Özgüven,1998,s.110)



Görüşmenin olumlu yönleri:
1. Yüz yüze ve doğal etkileşim sürecidir. Böylelikle birey hakkında kesin ve doğru bilgi edinilir.

2. Kullanım alanı çok geniştir.

3. Görüşmede bireyin söylediklerine ve beden diline bakarak söylemedikleri veya gerisinde yatan duygu ve düşünceleri anlayabiliriz.

4. Görüşme tekniği okuma yazma bilmeyen bireylere de uygulanabilir.

5. İyi ilişkiler kurulduğu zaman görüşme ile bilgiler doğru ve eksiksiz olarak toplanabilir.



Görüşmenin sınırlı yanları:
1. Görüşme tekniği ekonomik değildir.(tek tek bireylere dayandırıldığı için zaman,emek,para bakımından ekonomik değildir.)

2. Bireyin verdiği bilgilerin doğru olduğu kabul edilmektedir. Ancak birey hakkında elde edilen bilgilerin ne derece doğru olup olmadığını kontrol etmek mümkün değildir.

3. Görüşme tekniği, taraflar açısından sübjektif olduğundan elde edilen bilgiler yanlış yorumlanabilir.

4. Görüşmede taraflara uygun yer, zaman,süre belirlemek oldukça zordur.

5. Görüşmede elde edilen bilgiler görüşülen bireyin vermek istedikleri bilgiler ile sınırlıdır.(Editör: Can,2002,s.155)

Görüşme, hangi konuda kiminle yapılırsa yapılsın,bazı soruların sorulup cevapların alındığı bir soruşturma süreci biçiminde düşünülmemelidir. Görüşmede görüşülen kişinin konu hakkındaki duygu ve düşüncelerini rahat bir şekilde ifade etmesine fırsat verilmelidir. Görüşmeyi sürdüren uygulayıcının görüşülen kişinin görüşlerini, duygu ve düşüncelerini eleştirme ve yargılama gibi bir hak ve sorumluluğu da yoktur.

Görüşme sonuçlarının kayıt edilmesi gerekir. Kayıt amacı ile önceden hazırlanmış araçlar ve ölçekler kullanılacağı gibi düz yazılı raporlarda düzenlenebilir. Duruma ve kullanılan aracın niteliğine bağlı olarak, bazı bilgiler görüşme sırasında kaydedilebilir; bazı bilgilerin ise görüşmeden sonra yazılması gerekli olabilir.

Okullarda psikolojik danışma ve rehberlik uygulamaları ile ilgili olarak görüşme çalışmalarında uzmanların yanı sıra öğretmenlerin de görev almaları gerekir. Buna göre, görüşme tekniği ile bilgi toplamada tecrübe kazanmaları ve bu tekniği etkili bir biçimde kullanabilmeleri için öğretmenler ve uzmanlar arasında yakın işbirliği ve karşılıklı bilgi alışverişi sağlanmalıdır.

2- Anket: Bireyin ailesi, kişisel nitelikleri, çeşitli konulara ilişkin duygu ve düşünceleri hakkında bilgi etmek amacıyla hazırlanmış yazılı sorular grubudur. Bu soruların neler olacağı ve soru sayısı araştırmacının amacına bağlı olarak değişmektedir. Anketler çok sayıda sorulardan oluşması ve kısa sürede çok sayıda kişiye uygulanarak bir çok konuda bilgi toplanması nedeniyle başta araştırmacılar olmak üzere hemen herkes tarafından yaygın olarak uygulanan bir tekniktir.

Anket sorularını hazırlamak uzmanlık işidir. Anketteki sorular birey hakkında bilgi toplamaya yöneliktir.

Anket kullanılırken toplanan bilgilerin gizli tutulacağı , bilgileri amaç dışı başkaları ile paylaşılamayacağı açıkça belirtilmelidir. Ancak bu şekilde, anketlerin dolduranlar tarafından daha ciddiyet ve samimiyetle ele alınması ve böylece doğru bilgilerin toplanması sağlanabilir.(Özgüven,1998,s.112)



Ankette dört soru sorulabilir:

1. Açık uçlu sorular;bir soru sorulur ve bireyin yazarak yanıtlaması istenir.

ÖRN:sizce enflasyonun en önemli nedeni nedir?

2. Kapalı uçlu sorular:Bir soru sorulur ve seçenekler verilir. Bireyin bu seçenekler içinden birini ya da birkaçını işaretlemesi beklenir.

ÖRN:Kaç yaşında evlendiniz?

( )17 yaş ve daha küçük

( )18-20

( )21-25

( )26-30

( )31 yaş ve daha büyük

3. Evet hayır şeklinde yanıtlanan sorular:anketlerde bazı sorular evet hayır diye yanıtlanması gereken sorulardır.

4. Derecelendirilmeli sorular:anketlerde bazı sorularda derecelendirilmelidir.

ÖRN:öğretmenlerinizin size davranışlarından ne derece memnunsunuz?

( )oldukça memnunum

( )kısmen

( )memnun değilim



Anketler:

1. Gruplara uygulanabilir.

2. Bireylerle görüşülerek uygulanabilir.

3. Posta ile yollanarak uygulanabilir.

4. Telefon görüşmesi yaparak uygulanabilir.(Editör: Can,2002,s.156-158)

Anketlerde her şeyden önce ,cevaplama güvenliğini ve katılma oranını yüksek tutmak için net ve yeterli bir açıklamaya gerek vardır. Anketin kapsadığı alan ya da konu mutlaka sınırlı tutulmalıdır. Elde hazır bulunan bilgiler tekrar tekrar sorularak ya da gereksiz sorulara yer vererek anketin hacmi genişletilmemelidir. Ankette çok özel ve kişisel sorulardan kaçınmalıdır. (Kepçeoğlu,1996,s.143)



3-Envanter:Envanterler, bireyin kişilik,ilgi ve tutumlarıyla ilgili tipik davranışlarını ölçen araçlardır.

Envanterlerin bazı genel ve ortak özellikleri vardır. Bunlar:

· Envanterler objektif olarak uygulanmakta ve puanlanabilmektedir.

· Envanterler ekonomiktir. Kısa sürede çok sayıda kişiye uygulanarak grupları birbirleriyle karşılaştırma olanağı sağlamaktadır. Ancak okuma yazma bilmeyenlere bireysel olarak uygulanması gerektiğinde soru sayısının çok olması nedeniyle zaman alıcıdır.

· Güvenilirlilik katsayıları ve kapsam geçerlikleri oldukça yüksek ölçme araçlarıdır.

· Envanterler bireyin belli niteliklerini ölçer,ancak ölçülen niteliğin nedenleri hakkında bilgi vermez.

· Envanterlerde soruları yanıtlama biçimleri envanterin yapısına bağlı olarak değişmektedir. Bazı envanterler “evet-hayır”, bazısı derecelendirmeli, bazısı ise “en az-en çok tercih” edilen seçeneği işaretleme biçiminde düzenlenmiş olabilir.

Envanterler kişilik, tutum ve ilgi envanteri olmak üzere üçe ayrılır.

İlgi envanterleri: Öğrencilerin kendi ilgilerine uygun bir ders, program,alan veya meslek seçmelerinde onlara yardımcı olmaktır. Bunu da psikolojik danışmanlar ve psikolojik danışmanların inisiyatifinde öğretmenlerin desteği ile uygulanabilir.



4-Problem tarama listeleri: Problem tarama listeleri, bireyin gereksinimleri, kişisel sorunları, sağlık, bedensel gelişim,benlik algısı,sosyal destek sistemi,okul,öğretmenler,aile,gelecek,meslek seçme,insan ilişkileri gibi konularda bireyin yaşamakta olduğu sorunlar hakkında bilgi toplayan ve bireylerinin sorunlarının giderilmesi için yardım etmeyi amaçlayan bilgi toplama araçlarıdır.

Bu envanterin amacı:Bireyin sahip olduğu önemli problemleri saptayarak bu problemlerini çözmesi ,için öğrenciye yardım etmek ve böylece öğrencinin bir bütün olarak gelişmesine, okula uyum sağlamasına ve akademik başarısının yükselmesine katkıda bulunmaktır.

Problem tarama listeleri, o okulun özellikleri, öğrencilerin gereksinimlerini, gelişim dönemlerini dikkate alarak hazırlanmalıdır. ÖRNEK: İlköğretim öğrencileri için hazırlanacak problem tarama listesi yatılı lise öğrencileri için hazırlanan problem tarama listesinden farklı olacaktır.

Problem tarama listelerinde problem cümleleri 30 ile 400 arasında değişir. Yalnız 40-50’ den fazla soru sorulmamalıdır. Çünkü genelde öğrenciler çok sayıda maddeyi okumaktan kaçınmakta ve rasgele işaretleme yapılmalıdır.

Problem tarama envanterlerini hazırlamak zor değildir. Psikolojik danışmanlar ve öğretmenler problem tarama listeleri hazırlayabilir, uygulayabilirler.

Problem tarama listeleri hazırlanırken şu yol izlenebilir:

Problem tarama listesi uygulanacak gruba çeşitli problem alanlarıyla ilgili açık uçlu sorular sorularak grubun problemleri hakkında kabaca bilgi toplanabilir.

Bu toplanan bilgiler, öğretmenler ile uzmanların gözlemleri birleştirilerek bir geçici problem tarama listesi hazırlanır.

Geçici problem tarama listesi üzerinde her problem cümlesi gözden geçirilir.

Maddeler amca uygun bir biçimde yazıldıktan sonra bir de açıklama yazılarak bu geçici form deneme uygulaması için hazır hale getirilir.

Problem tarama listesi geçici formunun deneme uygulaması, esas uygulama grubuna benzer 30-40 kişilik küçük bir gruba uygulanır.

Deneme uygulamasından sonra problem tarama listesi üzerinde gerekli düzeltmeler yapılarak esas form oluşturulur. Bu şekilde geliştirilmiş form hedef grup için uygulanır.

Problem yarama listelerinin sonuçları öğrenciler, öğretmenler, yöneticiler ve veliler ile paylaşılabilir. Ancak sonuçların paylaşılmasında çok dikkatli olunmalıdır. Bir öğrencinin problemi öğrencinin rızası olmadan hiç kimse ile paylaşılmamalıdır. Kişisel nitelikli problem konunda, rehber öğretmen sınıfa girerek problem tarama listesinde bulunan problem cümlelerinden örnek verebilir ve bu tür problemleri olan öğrencilerin problemlerinin çözümü amacıyla rehberlik servisine başvurabilecekleri belirtilir. Grup için ortak ve yaygın olan problemlerin neler olduğu ise her sınıfta uygun bir dille belirtilir. Bu problemlerin grup rehberliği veya diğer rehberlik etkinlikleri çerçevesinde ele alınarak çözülmesine çalışılacağı vurgulanabilir. Bu açıklamalarda belirtilen bireysel ve grup rehberliği çalışmaları zaman geçirilmeden başlatılmalıdır.(Editör:Can, 2002,s.161-163)

Problem tarama listeleri ile ilgili çeşitli açıklamaların ışığında, listeler tüm bir okulun eğitim programının yeniden düzenlenmesinde;okul psikolojik danışma ve rehberlik programının örgütlenmesinde ve geliştirilmesinde;bireylerin kendi problemlerini daha iyi anlamalarını sağlamada;psikolojik danışmaya ihtiyaç gösteren çok problemli öğrencilerin belirlenmesinde;psikolojik danışma sürecinin etkinliğinin artırılmasında; öğrencilerin problemlerinin yaş,cinsiyet, sosyo-ekonomik durum gibi değişkenler bakımından nasıl farklılaştığını incelemede kolaylıkla kullanılabilmektedir.(Kepçeoğlu,1996,s.147)



5-Otobiyografi:Otobiyografi, bireyin geçmiş ve şimdiki yaşantısı ile geleceğe ilişkin planlarını yazılı olarak anlatmasıdır. Otobiyografinin amacı:Bireyin davranışlarının gerisinde yatan gereksinimleri,bastırılmış duyguları,tutumları ortaya çıkarmak ve baskı altında tutulan duygu ve düşünceleri ifade ederek bireyin rahatlamasını sağlamak;bireyi dolaylı olarak farklı yönleriyle tanımaktır. Ayrıca otobiyografi bireye zayıf ve üstün yanlarını,başarı ve başarısızlıklarını, insan ilişkilerini ve yaşantılarını anımsama fırsatı vermektir.(Editör:Can,2002,s.164)

Bireylere otobiyografi yazdırılırken genellikle iki yol benimsenebilir: bunlardan birisi olarak, bireyin kendisi hakkında her konuda istediği gibi serbestçe yazması istenebilir. Buna kontrolsüz ya da sınırsız otobiyografi denir. Bir başka yol ise, yazılacak konu ya da alt konuları sınırlamaktır. Bu durumda bireyin sadece belirli bir konu etrafında, örneğin,aile özgeçmişi, başkaları ile ilişkileri,ilgileri,geleceğe ilişkin kaygıları gibi konulardan biri hakkında serbestçe yazması istenir. Buna kontrollü yada sınırlı otobiyografi denir. Psikolojik danışma ve rehberlik uygulamalarında, yerine göre, otobiyografi yazdırılacak konular serbest bırakılacağı gibi, bazen de sınırlandırılabilir. Aslında,zaman zaman her iki yola da başvurmak gerekli olabilir.(Kepçeoğlu,1996,s.156)

Otobiyografi diğer tekniklerle elde edilemeyen ve gerçekten elde edilmesine gereksinim duyulan bilgileri elde etmek amacıyla yazdırılmalıdır. Elde edilen bu bilgiler birey hakkındaki mevcut bilgilere ek bilgiler katacaksa otobiyografi yazdırılmalıdır. Çünkü sık sık otobiyografi yazdırmak mümkün olmamaktadır. İkincisi otobiyografi yazdırılmadan önce, elde edilen bilgilerin ne amaçla kullanılacağı konusunda birey bilgilendirilmeli ve bu bilgilerin gizli kalacağı konusunda güvence verilmelidir. Diğer bir önemli nokta ise, doğru bilgiler elde edebilmek için bireyin güdülenmesidir.

Otobiyografi bireyi tanıma teknikleri içinde geçerliliği en düşük olan tekniklerden biridir. Bu nedenle otobiyografiden elde edilen bilgiler,diğer bireyi tanıma teknikleri aracılığı ile elde edilen bilgilerle değerlendirilmelidir.(Editör: Can,2002,ss.164-165)

Otobiyografinin yararlı yanları:

1. Öğretmen, öğrencinin önemli duygularını ,tutumlarını,yaşantılarını öğrenebilir.

2. Uygulama ve değerlendirilmesi görüşmeden daha az zaman alır.

3. Öğrenci,kendini ve yaşantılarını anlatırken içini boşaltır.

Otobiyografinin sakıncaları:

1.Elde edilen bilgiler, başka kaynaklardan elde edilenlerle denetlenmedikçe rehberi yanıltabilir.

2.Yaş, zeka ve yazma yeteneği yazma tekniğini etkiler ve bu da rehberi yanlış yargılara götürebilir.

3. Öğrenci-imgeleminin genişliği dolayısıyla gerçekleri değiştirebilir. (Binbaşoğlu,1986,s.95)



6-Psikodrama: Psikodrama, bireyin kendisi için kaygı ve üzüntü kaynağı olan bir psikolojik problemini bir rol olarak alıp bir grup karşısında gerçek yaşamında olduğu gibi oynayarak ortaya koymasıdır. Buna göre psikodrama tekniğinin uygulanabilmesi için belirli bir ortamda bazı koşulların sağlanması gerekir. Psikodramada bir yönetici danışman veya terapist ile grubu oluşturan danışanlar ya da izleyiciler vardır. Danışanlardan biri kendi isteği ile grup karşısında kendi problemi ile ilgili rolünü oynar. Rol oynanırken ortamda gerekli düzenlemeler yapılır ve grubun bazı üyeleri oynanmakta olan rolün gerektirdiği diğer rolleri alır;ancak,baş oyuncu problemini oynamak üzere ortaya çıkan oyuncudur. Ortam tamamen özel olarak seçilmiş bir oda içinde duygusal ve psikolojik ilişkilerin kurulmasına uygun bir terapi ortamıdır. Bu özelliklerden dolayı, psikodrama devam eden bir grup terapisi veya bir grupla psikolojik danışma süreci içinde, yerine göre zaman zaman başvurulacak bir tekniktir.

Psikodrama bireyin grup içinde problemlerini yaşantısal olarak oyunla sergileme fırsatı vererek onun tüm duygularını ortaya koyması ve problemi hakkında daha çok bilinçlenmesi sağlaması bakımından etkili bir terapi tekniğidir. Ancak, bu sonuçların gerçekten ortaya çıkması için psikodramayı yöneten terapistin bu konuda yeterli ve tecrübeli olması gerekir.

Psikodrama sürerken danışanın yani esas oyuncunun ortaya koyduğu davranışları ve bu davranışlar arasındaki ilişkileri anlama ve gerektiğinde bir yönetici olarak terapistin yapacağı girişimler, yorum ve yönlendirmeler çok önemlidir. Bunlar ise psikodrama süresince terapistin çok uyanık ve etkin olmasını zorunlu kılar.

Psikodrama, oyun oynama bittikten sonra yorum ve tartışmalarla gruptaki diğer üyelerin ve seyircilerin de katılmaları uygun olur. Bu şekilde gruptaki diğer üyeler arasındaki psikolojik ilişkiler daha da ileri götürülerek psikodramanın terapötik etkisi artırılabilir.(Kepçeoğlu,1996,ss.189-190)



7-Oyun: Oyun, çocuklar için kendini tanıma,kendini anlatma ,düşünme ve deşarj olma aracıdır.Aynı zamanda oyun çocuğu tanımak için bir tekniktir. Çocuğun gerginlik ve kaygılarını gidermede sağaltıcı bir işlev görür. Çocuk oyun aracılığıyla dünyayı anlar,ilişkilerini, geçmişi ve geleceği kavrar. Bu nedenle oyun bir öğrenme aracıdır ve evrensel bir dildir.

Çocuğun oyun ortamında oyuncaklarla ilişkisi, oyunda aldığı roller, benimsediği davranış kalıpları, kurallara uyma düzeyi, grupla işbirliği yapma,kişisel sorumluluk üstlenme,ilgisi becerileri, duygulanım düzeyi,liderlik özellikleri, başkalarının özelliklerine saygılı olma,bencillik, paylaşımcılık gibi çok sayıda niteliği gözlenerek çocuk hakkında bilgi elde edilebilir. Ayrıca oyun aracılığıyla çocuğun sıkıntı ve sorunları ile davranış bozukluklarını anlamak ve bu davranış problemlerini oyun aracılığıyla çözmek de mümkün olabilmektedir.

Oyun aracılığıyla çocuk çok çeşitli yönlerden kendini tanıma,üstün ve zayıf yönlerini anlama, zayıf yönlerini geliştirme, kendini başkalarıyla kıyaslama ve akranlarını tanıma fırsatını da yakalamaktadır. Çocuk yaşam için gerekli olan davranış, bilgi, beceri ve alışkanlıklarının çoğunu, cinsiyet rollerini oyun ortamında öğrenir. Oyun bir öğrenme ortamıdır. Böyle bir öğrenme ortamında çocuk özgür ve yaratıcıdır. Potansiyellerini geliştirebilir. Çocuk bireysel oyundan grupla oyun oynamaya geçince sosyalleşme süreci hızlanır ve çocuk akranlarıyla birlikte bu doğal ortamda sosyalleşir. Bu nedenlerle oyun çocuğun yaşamının ayrılmaz parçasıdır.(Editör: Can,2002,s.166)

Oyunların ruh sağlığına etkisi:Çoğu kez çocuğun oyun tercihlerine ve davranışlarına bakarak temel ilgi alanlarını, kişisel tutum ve eğilimlerini tanımak, ruhsal güçlüklerini ve davranış bozukluklarını teşhis etmek mümkün olmaktadır. Psikologlar ve psikiyatrisiler, çocuk oyunlarının bu yansıtıcı potansiyelinden yararlanmaktadırlar. Uzmanlar, çocukları oyun içinde gözleyerek onların ruhsal problemlerini açıklayıcı ve yardım edici yöntemler geliştirmişlerdir.(Özgüven,1998,s.205)



8-Arzu listesi:Daha çok okul öncesi eğitim düzeyinde ve ilköğretimde kullanılan arzu listeleri aracılığıyla çocuk,doyurulmamış gereksinimlerini,arzularını,gerginlik,sıkıntı ve sorunlarını,ifade edemediği duygularını,güdü ve umutlarını ifade etme olanağı bulmaktadır. Uzmanlar ve öğretmenler de bu yolla çocuğu çeşitli yönlerden tanıma fırsatı yakalayabilmektedir.

Arzu listeleri çerçevesinde çocuklara sorulacak sorulardan bir kaçı söyle sıralanabilir:

1-Bir dilek perisi çıkıp sizi üç dileğinizi sorsa ona ne yanıt verirdiniz?,

2-Bir uçan halıya binseydiniz nasıl bir yere gitmek isterdiniz?

3-Bir sihirli güce sahip olsaydınız dış görünüşünüzde ne gibi değişiklikler yapmak isterdiniz?

4-Tekrar dünyaya gelseydiniz nasıl bir kişi olmak isterdiniz?

Bu sorulara yeni sorular da eklenebilir. Çocuklara zaman zaman buna benzer sorular da bir veya birkaçı sorulara özgürce konuşmaları sağlanabilir. Bu soruların hepsinin bir seferde sorulması veya bu soruların mutlaka sorulması gerekmez,doğruda değildir. Öğretmenler veya uzmanlar çocukların da gelişim dönemlerini, yaşlarını dikkate alarak uygun sorular sormalıdır. Örneğin, “Bir sihirli güce sahip olsaydınız dış görünüşünüzde ne gibi değişiklikler yapmak isterdiniz?”. “Tekrar dünyaya gelseydiniz nasıl bir kişi olmak isterdiniz?” sorularını okul öncesi çocuğu yerine ergenlere sormak daha yerinde olur. “Bir dilek perisi çıkıp size üç dileğinizi sorsa ona ne yanıt verirdiniz?”sorusu ise okul öncesi ve ilköğretim öğrencilerine sorulabilir. Sorulara okul öncesi öğrencileri sözlü,okuma yazma bilen erin veya ergenler ise yazılı olarak yanıt verebilirler. Sorulara verdikleri yanıtlar aracılığı ile çocuğun doyurulmamış gereksinimleri,arzuları,gerginlik,sıkıntı ve sorunları,ifade edemediği duyguları, güdü ve umutları,özlem ve sıkıntıları, kişilik yapısı, sosyal destek sistemi ve içinde yaşadığı koşul ve olanaklar ile algıları hakkında bilgi toplanabilir. Bu teknik aracılığıyla çocuk kendini bazı yönlerden daha iyi tanıyabilir, bir iç görü kazanabilir.(Editör: Can,2002,s.167)



GÖZLEMSEL TEKNİKLER

Bireyi tanıyandan sorma yada diğer bir ifadeyle gözlemsel yaklaşım içinde yer alan teknikler olarak gözle, derecelendirme ölçekleri, vak’a kaydı, vak’a incelemesi, sosyometri, kim bu, sosyo drama, teknikleri yer almaktadır.

Gözlem:

Bir kimsenin diğer bir kimse hakkında duyu organları ile bilgi edinme yolu veya bireylerin değişik ortamlarda , çeşitli davranışları hakkında onları gözleme yolu ile bilgi toplama tekniği olarak tanımlanır. Gözlem bilgi toplama aracıda diyebiliriz.

Birkaç tür gözlem vardır. Bunlar;

Gelişi güzel gözlem: Bunda bilgiler neyin, nerede, nasıl, ne zaman gözleneceğine ilişkin bir planın yapılmadığı , amacın saptanmadığı doğal bir ortamda rastlantısal olarak elde edilir.

Örneğin:Okullarda öğretmenler, öğrencileri, öğrenciler diğer arkadaşları, sevgililer birbirleri hakkında çok sayıda bilgiyi bu şekilde öğrenirler.

Sistemli gözlem: Neyin nerede, nasıl, ne zaman gözleneceğinin önceden planlandığı, amacın saptandığı ve belli kurallara uyarak yapılan gözlemdir. Gelişi güzel gözleme göre daha geçerli ve güvenlidir.

Örneğin: Öğrenciyi derste, laboratuarda, okul içi ve dışında, oyun ortamında gözlemleyerek hakkında bilgi toplanır.

Katılımlı gözlem: Gözlemci, gözlenen birey veya grup ile aynı ortamda bulunur ve onlarla birlikte aynı etkinliklere katılır.

Katılımsız gözlem: Gözlemci, gözlenen grup veya olayın dışında kalarak grubu veya kişiyi dışardan objektif olarak gözler.

Gözlem sürecinde uyulması gereken bazı ilkeler:

Öncelikle kimin niçin, nerede, nasıl, ne kadar sürede gözleneceğine ilişkin bir gözlem planı yapılmalıdır.

Gözlem yapılmadan önce gözlem sonuçlarının nasıl kaydedileceği ve bilgilerin nasıl analiz edileceği kararlaştırılmış olmalıdır.

Belli bir zaman sürecinde yalnızca bir kişi gözlenmelidir.

Gözlem, amaca uygun olarak yeterli bir zaman süresince yapılmalıdır.

Örneğin , birey on beş gün boyunca gözlenmelidir.

Bireyin her seferde uzun süre gözlenmesi yerine kısa süreli ve farklı aralıklarla gözlenmesi tercih edilmelidir.

Birey kontrollü ve doğal ortamlarda gözlenebilmelidir.

Birey bir bütün olarak gözlenmelidir, ancak bir kritik davranış gözlenecekse bu davranış bireyin bütünlüğü içinde gözlenmelidir.

Gözlem sonuçları olduğu gibi yorum ve değerlendirmeye katılmadan kaydedilmelidir.

Birey gözlendiğinin farkına varmamalıdır. Bu nedenle gözlem sonuçları gözlenenin gözü önünde kaydedilmemelidir.

Araya zaman girince gözlemci bazı gözlemlerini unutabilir. Bu nedenle gözlem sonuçları gözlemin arkasından hemen kaydedilmelidir.

Gözlemci gözlenen bireyin söyledikleriyle birlikte söylediklerine eşlik eden duygu ve davranışlarına dikkat etmelidir.

Gözlemler, gözlemci hatalarını en aza indirme amacıyla eğer mümkünse birden çok gözlemci tarafından yapılmalıdır.

Gözlemin ne zaman, hangi koşullarda ve durumda yapıldığı mutlaka kaydedilmelidir. Gözlemlerin saptanmasında olay, koşullar, süreç ve sonuçlar birlikte düşünülmelidir.

Gözlem tekniği ile elde edilen bilgiler, birey hakkındaki mevcut diğer bilgilerle bir arada değerlendirilmelidir.

Birey hakkında elde edilen bilgiler, bireyi etiketlemek amacıyla değil; bireyin bir sorununun çözümüne veya bütün olarak gelişmesine katkı amacıyla kullanılmalıdır.



GÖZLEM TEKNİĞİNİN YARARLARI
Gözlem, bireyin doğal ortamda gözlenmesine dayandığı için diğer bireyi tanıma teknikleri ile elde edilemeyen orijinal bilgilerin doğrudan elde edilmesine olanak veren bir tekniktir.

Gözlem tekniği, bireyin sadece sözlerini değil bu sözlere eşlik eden davranış ve beden dilini de gözlemeye ve böylece bireyin duygu ve düşünce davranışları arasındaki çelişkileri anlamaya olanak sağlayan bir tekniktir.

Gözlem bireyin çeşitli gelişim dönemlerindeki bütün halinde gelişmesini izleyerek gelişim özelliklerini karşılaştırmaya en uygun olan bir tekniktir.

Gözlem her yaştaki bireyi veya grubu incelemek amacıyla kullanılabilecek bir tekniktir.

Gözlem tekniği kullanılması kolay, fazlaca araç gereç kullanılmayı gerektirmeyen maddi bakımdan ekonomik olan bir tekniktir.

Gözlem tekniğini uygulamak için özel bir zaman ayırmak, öğrenciyi dersinden, çalışanı işinden alıkoymak söz konusu değildir. Gözlenen bireyi ayrıca zamanı alınmamaktadır. Bu nedenle okullarda ve iş yerlerinde kolaylıkla uygulayabiliriz.

.

GÖZLEMSEL TEKNİKTE BAZI SINIRLILIKLAR

1- Gözlemsel tekniği gözlenen birey, durum veya olayın gözle görülebilen kulakla duyulabilen söz, düşünce ve davranışları hakkında bilgi verir. Ancak bu davranışların nedenleri hakkında bilgi vermez. Bu nedenle gözlem tekniği ile elde edilen bilgilerin nedenlerini bir ölçüde yapabilmek gözlemin sürekli yapılmasına bağlıdır.

2- Bir gözlemin nesnelliği ve bilimselliği gözlemcinin önyargılarına, davranışlarına ve duygularını anlama ve algılama gücüne, duygusal kararlılığına, olaylara bakış açısına ya da yaşam felsefesine, davranışlar arsındaki ilişki ve çelişkileri kavrayabilme yeteneğine, gözlem tekniğini uygulama ve sonuçlarını kaydetmedeki becerisine vb. bağlıdır. Öyleyse herkes gözlem yapabilir, ancak her gözlem aynı derecede nesnel ve bilimsel değildir. Bu nedenle iyi gözlemcinin bu alanda yetişmiş olması beklenir.

3- Okullarda öğretmenler öğrencilerini, yöneticiler diğer çalışanları ve anne-babalar çocuklarını gözlemlemektedirler. Bunu önlemek mümkün değildir. Ancak bireyi tanıma teknikleri konusunda eğitim almamış kimselerin nesnellikten ve bilimsellikten uzak, yüzeysel gözlemlerin yapılması ve sonuçların kaydedilmesi amacıyla kullanılan bazı araçlar geliştirilmiştir.



Bunların başında anekdotlar gözlem listeleri, özel kayıt çizelgeleri, derecelendirme ölçekleri gelmektedir. Bireysel gözlemler yaparak bireyleri gelişigüzel etiketledikleri gözlenmektedir.



Anekdot:

(Vak’a kaydı, olay kaydı) Anekdot, gözlem sonuçlarının kaydedilmesi amacıyla geliştirilmiş özel bir formun adıdır.

Anekdot, uzman, öğretmen ve yöneticilerin zaman zaman tanık oldukları ve önemli gördükleri iyi ve kusurlu olduğunu düşündükleri öğrenci davranışlarının sürekli objektif ve ayrıntılı şekilde kaydedip saklanmaları tekniğidir.

Anekdotlar ayrı ayrı kartlar biçiminde hazırlanacağı gibi, taşınabilir defterler biçiminde de olabilir. Birey hakkındaki anekdotlar sonradan özetlemek ve toplu dosyalara aktarmak üzere bir zarf içine toplanacağı gibi her birey için anekdot özetleme formu da geliştirilebilir.





Kart biçiminde bir anekdot örneği:



Adı,soyadı .......................................... Tarih ........................................................

Sınıf, no. .......................................... Yer .......................................................

__Yorum

__

Anekdot özetleme form örneği:



Adı, Soyadı ............................... Sınıf .........................

Kapsadığı süre ........................... No .........................





Tarih Yer Gözlemci DAVRANIŞ Yorum



















__



Anekdotlarda, öğrenciye ilişkin tüm gözlemler kaydedilmez. Sıradan olmayan tipik, dikkate değer davranışların kaydedilmesi gerekli ve önemlidir.

Bir anekdotta;

Gözlemcinin adı, soyadı ve unvanı,

Gözlenen öğrencinin adı, soyadı, numarası, sınıfı ve şubesi,

Olayın geçtiği yer ve zaman

Gözlenen olayın objektif olarak betimlenmesi

Gözlemcinin yorumu ve önerisi için ayrılmış kısımların bulunması,

Anekdotun amacı: Gözlem listeleri gözlenecek davranış ifadelerini içeren ve gözlemlerin işaretlenme yolu ile kaydedilmesi için kullanılan araçlardır.

Özel kayıt çizelgeleri:

Öğrencilerin çeşitli alanlara ilişkin özelliklerinin sıralandığı ve bu özelliklerden hangisinin çocukta olup olmadığını belirlemeye yarayan gözleme dayalı araçlardır.

Örneğin: “Üstün zihin yeteneği” , “yaratıcı yeteneği” , “liderlik yeteneği” olan veya öğrenme güçlüğü çeken çocukları belirlemek için kayıt çizelgeleri gerekir.

Derecelendirme ölçekleri: Gözlem sonuçlarını sayısal verilere dönüştürmeye yarayan araçlardır.

Gözlemlerin kayıt edilmesi için kullanılan araçlardan biridir. Derecelendirme ölçeği, bir bireyin belirli bir konuda çeşitli davranış özellikleri hakkında sıralanmış açıklayıcı ifade ya da cümlelerin, bireyi tanıyan ve gözlemi yapan kişi tarafından işaretlenmesi esasını alır. Derecelendirme ölçeği ele alınan her özellikle ilgili ifadeleri tek tek belirli bir ölçek üzerinde derecelendirmeyi esas aldığından tekniğin adı da bu yapıya uyarak derecelendirme ölçeği olarak geliştirilmiştir ve genellikle dört tür ölçek kullanılmaktadır. Bunlar:

1- Sayısal Ölçekli

2- Betimsel Ölçekli

3- Karşılaştırmalı

4- Grafik Ölçekli

Vak’a incelemesi:

Vak’a incelemesi sorunu olan kişiyi bir bütün halinde derinlemesine inceleme demektir. Vak’a incelemesinde test ve çeşitli test dışı teknikler kullanılarak sorunu olan birey hakkında çok çeşitli bilgiler toplanmalı; amaç bireyin sorunun nedenlerini ve uygun tedavi yöntemlerini saptamak, bireyin sorununu iyileştirici önlemler almaktır.

Vak’a incelemesi bireyin öz geçmişini ve hayat hikayesini kapsadığı gibi bununda ötesinde toplanan bilgilerin analiz ve yorumlarını, sorunların ya da problemlerin giderilmesi için gerekli değerlendirmeleri, önlemleri ve önerileri de kapsamalıdır.



Vak’a incelemesi özet olarak şu bilgileri içerir


1.Vak’anın adı soyadı, doğum yeri, ve doğum tarihi

2.Ana babasının sağ, ölü,öz ,üvey oluşu

3.Sorunun kısaca tanımı

4. Tıbbı ve psikolojik muayene

5.Geçirdiği hastalıklar ve ameliyatlar

6.Akademik başarısı, okul yaşantısı,öğretmenleri ve sınıf arkadaşları ile ilişkisi, disiplin vak’aları

7.Aile tarihçesi, ailenin sosyo-ekonomik durumu, kardeş sayısı

8.Sosyal ilişkileri,okul dışı sosyal etkinlikleri, karşı cinsle ilişkileri, polis kayıtları

9. Duyusal gelişimi

10. Geleceğe ilişkin beklentileri ve planları

11. Sorunla ilgili genel değerlendirme

12.Önerilen tedavi yolları ve alınacak önlemler

12. Önerilerin uygulanmasına ilişkin planlar

13.İncelemeyi yapan kişi, kurum ve tarih

Vaka incelemesini yapan kişi objektif, açık ve seçik olmak, kişisel yanlılıktan kaçınmak, sayısal verilere dayanmak sayılarla desteklenmeyen gereksiz bilgi vermekten, dayanıksız yorum ve genelleme yapmaktan sakınmak zorundadır. Vaka incelemesi raporlarının ilgili diğer uzmanlarla birlikte ele alınması, hatta gerekirse bu amaçla “vaka konferansı” toplantıları düzenlenmesi, böylece, birey için alınacak psikolojik yardım önlemlerinin birlikte programlanması daha da uygun olur.



Sosyometri


Sosyometri, bir grubu oluşturan bireylerin sosyal durumunu,birbirleri ile olan ilişki biçimlerini, grup içindeki alt gruplar, kısaca grubun gerçek görünümü ve gurup bütünlüğü hakkında objektif bilgi edinmek için en güvenilir teknik gösterilir.(Çağlar,1977 s:17)

Sosyometri belirli bir zamanda bir grubun bütün üyeleri arasında mevcut tüm sosyal ilişkileri ortaya koyması bakımında pratik ve kullanışlı bir yöntem olmakla birlikte bu sosyal ilişkilerin arkasındaki nedenler değerler ve tutumlar hakkında fazla bir ipucu vermez. Bu bakımdan Sosyometri daha ileri incelemeler ve değerlendirmeler için bir başlangıç noktası olarak düşünülmelidir.

Sosyometri uygulamasından güvenilir sonuçlar alabilmek için uyulması gereken kurallar:

Sosyometri sonuçları özel ve gizli tutulmalıdır. Sosyometri uygulamasında uygulama sonuçlarının gizli tutulacağı hakkında tüm bireylere söz verilmeli ve gerçekten bu söze kesinlikle uyulmalıdır.

Sosyometri uygulaması dostça bir hava içinde hiçbir zorlamaya dayanmadan yapılmalıdır. Uygulama sınıfta ya da gurupta bir sınav ortamı oluşturulmamalı; bireylerin seçimlerini ve tercihlerini kendiliğinden serbestçe yapabilmeleri sağlanmalıdır.

Sosyometri uygulamasından önce sınıfta ya da guruptaki üyeler birbirlerini yeterince tanımış olmalıdır.

Sosyometri uygulaması aynı sınıf ya da gurupta belirli aralıklarla tekrarlanmalıdır. Çünkü zamanla üyeler arasındaki ilişkilerin yapısı ve biçimi değişebilir.

Sosyometri uygulamasından elde edilen bilgiler bireylere verilecek psikolojik danışma ve rehberlik hizmetlerinin programlanmasında dikkate alınmalı, bu bilgiler uygun bir yaklaşım biçimleri içinde bireylerle paylaşılmalıdır.

Sosyometri uygulaması


yanıt kağıdına tarih, adınız ve soyadınızı açıkça yazınız.

Yazdığınız isimleri kimseye göstermeyiniz, kimseyle konuşmayınız.

Önce iyi düşününüz sonra yazınız, eğer cevap kağıdına yazabileceğiniz üç arkadaşınızın ismi, yoksa iki, o da yoksa bir kişinin ismini yazınız, hiç kimse yoksa kağıdı boş bırakınız

Arkadaşınızın adını ve soyadını yazarken tercihlerinizi derecelere göre yapınız.

İstediğiniz arkadaş, o gün sınıfta yoksa onun da adını yazınız.

Sosyometri uygulaması sonuçları gizli tutulacaktır.



Adı soyadı:

Sınıf/no. :



Sınıfınızda en çok sevdiğiniz üç arkadaşınızın ismini önem sırasına göre yazınız.



Adı soyadı

1- ....................

2- ....................

3- ....................

Rehberlik Servisi



Kimdir-Bu tekniği:

Bir sınıf yada grup içindeki sosyal ilişkileri ortaya çıkaran ortaya çıkaran sosyometrik tekniklerden biridir. Kim bu tekniği grup içindeki bireyin kendi kendini nasıl gördüğünü ve diğer üyelerle nasıl bir sosyal ilişkiler içinde bulunduğunu ortaya çıkarır.

Kim bu tekniği uygulanırken bir dizi olumlu ve olumsuz davranışlar sıralanır. Bireyin, her davranışı yanına grup içinde bu davranışa sahip olan arkadaşlarını ve uyuyorsa kendini yazması istenir.

Davranışlar listesi kısa bir açıklama ile her davranışın yanına yeterli bir boşluk bırakılarak teksir edilir ve gruba dağıtılır. Cevaplama için boş kağıt dağıtılır, cevaplama yapılırken her davranışın yanına birden çok yazılabileceği gibi, aynı kişi değişik davranışların yanına yeniden yazılabilir. Bu teknikte olumlu ve olumsuz davranışlar listelenirken ifadeler düz cümle ya da bir soru cümlesi olarak yazılabilir.

Kim-Bu tekniği uygulamasının sonuçlarını kolayca yorumlayabilmek için toplanan bilgilerin tablolar halinde özetlenmesi ve bireyin kendini ve başkalarını hangi davranışlarda kaç kez yazdığını sayısal olarak belirlenmesi gerekir. Tablolar hazırlandıktan sonra sayısal değerlere bakılarak sonuçlar kolayca yorumlanıp açıklanabilir.

Görüldüğü gibi Kim-Bu tekniği uygulaması sosyometri uygulaması ile paralellik göstermektedir. Ancak; Kim-Bu tekniği bireyin grup içinde kendi kendin nasıl algıladığı hakkında önemli ipuçları verirken, sosyometri grubun sosyal yapısını daha açık bir şekilde ortaya koymaktadır.

Kimdir-Bu? tekniği uygulanması örneği:

KİMDİR-BU?

“Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim.”



Sevgili arkadaşlar;

Kimdir-Bu? Bulunduğunuz sınıf içinde nasıl tanındığınızı belirtmek amacıyla hazırlanmış bir tekniktir. Aşağıda sınıf arkadaşınızı tanımlayan 24 özellik sıralanmıştır. Her özelliği dikkatlice okuyunuz, her özellik sınıf arkadaşlarınızdan kimin davranış özelliğine uygunsa o cümlenin altında bulunan noktalı yere en fazla iki arkadaşınızın adı ve soyadını yazınız. O özellik sınıf arkadaşınızdan hiç kimseye uygun değilse boş bırakınız. Lütfen yazdıklarınızı gizli tutunuz ve kimseye göstermeyiniz.



Rehberlik Servisi

KAYNAKLAR

- Bakırcıoğlu, Rasim. Psikolojik Danışma ve Rehberlik, Anı Yayıncılık, 2000.

- Can, Gürhan.( Editör ) Psikolojik Danışma ve Rehberlik, Ankara, Pegem A Yayıncılık, 2002.

- Kepçeoğlu, Muharrem. Psikolojik Danışma ve Rehberlik, Kadıoğlu Matbaa, 1992.

- Özgüven, İbrahim Ethem. Çağdaş Eğitimde Psikolojik Danışma ve Rehberlik, Ankara, Pdrem Yayınları, 2001 (3. baskı, Bölüm 5)

- Tan, Hasan. Psikolojik Danışma ve Rehberlik, Milli Eğitim Basımevi, 1992.

Borz
03-02-06, 13:49
hocam hepsi çok güzel olmuş


yani yüm öğretmenler bunalrı biliyolarmı TEŞEKKÜRLER

CoRai
07-02-06, 09:44
hocam hepsi çok güzel olmuş


yani yüm öğretmenler bunalrı biliyolarmı TEŞEKKÜRLER

Merak etme dostum. Yeni atanan öğretmenler KPSS sayesinde rehberlik dersi adı altında bu ve bunun gibi bir ton bilgi alıyorlar. Sınavı geçenler atandıkları için. Yeni atananların hemen hemen hepsi bunları biliyordur diye düşünüyorum. Ama eskileri için birşey diyemem. ğj5

dapHne
18-02-06, 22:59
Merak etme dostum. Yeni atanan öğretmenler KPSS sayesinde rehberlik dersi adı altında bu ve bunun gibi bir ton bilgi alıyorlar. Sınavı geçenler atandıkları için. Yeni atananların hemen hemen hepsi bunları biliyordur diye düşünüyorum. Ama eskileri için birşey diyemem. ğj5

üzülme koray ya sende inşallah bu dönemde atanacaksın..

CoRai
20-02-06, 09:47
üzülme koray ya sende inşallah bu dönemde atanacaksın..

İyi dileklerin için teşekkürler. Sırf onun için dmodluktan istifa bile etmek zorunda kaldım.ğj5

dapHne
20-02-06, 10:33
İyi dileklerin için teşekkürler. Sırf onun için dmodluktan istifa bile etmek zorunda kaldım.ğj5


dmodluk değil koraycım sen moddun ne çabuk unuttun yaa.. sahaya dönmen uzak değil merrak etme :)

dedeefendi
20-02-06, 14:11
"Öğretmenler yeni nesil sizin eseriniz olacaktır"
K.Atatürk
Walla hepsini okuyamadım ama gerçekten öğretmenlik çok önemli bir meslek,
koray inş. seninde ataman kısa zamanda gelir...