zeytin022
29-01-06, 16:09
Milyonlarca yılın ötesinden, milyonlarca yıl geleceğe doğru, pırıl pırıl bir nehir akıyor. Bizler bu akan nehrin damlalarıyız. Ve insan soyunun sürmesi için, tanrısal bir gücün ya da doğasal bir evrimin programlamasıyla donanımlıyız. Her birey, belirli olgunluk yaşına eriştiğinde, bir yuva kuracak ve bu yuvada çocuklar olacak. Genetik olarak anne baba, toplum olarak ulus, daha öz deyimle insanlık sürüp gidecek.
Bu saygı değer, bu yüce nehrin önünün, kimi taş toprak,yıkıntı ve döküntülerle kapatılıp, akışının engellendiğini düşünün: İşte VAGİNUSMUS budur.
Sayısı hiç de azımsanmayacak ölçüde, bir çok genç kızımızın, yani yeni evlenmiş kadınımızın dünyasını karartan, çogu aileyi boşanmanın eşiğine getiren, daha çok bizim gibi toplumların yarattığı bir korkunun sonucu vaginusmus, ne yazık ki, doğanın gücüyle çatışıyor.
Peki vaginusmus nedir?
Vaginusmus, vaginanın girişindeki vagina kaslarının kasılmasıyla, vagina girişini kapatarak, bir başka deyimle kilitleyerek, dışarıdan bir cismin, yani penisin, vaginaya girişine izin vermemesidir. Vaginada bu tür bir kasılma oluşmuşsa, refleks olarak, bir korku paniğiyle ve asla mantıkla önlenemeyen, karın ve bacak kaslarının kasılmasının da devreye girmesiyle, cinsel birleşme pozisyonuna geçilememektedir.
Nedir bütün bunlar, neden oluyor?...
Her kişiye özgü olanını bir kenara koyarsak, anonim (ortak) olan yana bakalım: Diyelim ki 3-4 yaşlarında bir kız çocuğunuz var. Otururken bacaklarını gereğinden fazla açtı, kilotu ve bacakları görülüyor. Kilotunu giymeyi unutmuş da olabilir. Ailenin tepkisi: "Yavrum kilotunu giy, bacaklarını çok açmadan otur ki, herkes sana cici kız desin" biçiminde olmaz, tam tersi, bir öfkeyle: "Çabuk kapat bacaklarını" diye üzerine yürünür. Bu tavıra, belki bir iki şaplak ya da korkutucu birkaç söz de eklenir.
Çocuk ne olduğunu anlamadan, bu korku simgesi onun bilinçaltına bir yere batırılır. Çocuklardaki cinsel kavramlar bizlerdeki gibi değildir. Kızımız 13-14 yaşlarına geldiğinde, çoğu aile onu bir köşeye çeker : "Aman evladım, aile şerefimizi koru, yüzümüzü karartma, erkeklere dikkat et vb..." gibi sözlerle uyarıda bulunur. Oysa o yaşlarda, güdüsel olarak kızlar, erkeklerle ilgilenmeye, onlara bakmaya başlar.
17-18 yaşlarında ise, kızlık zarı kavramı ve korkusunu taşımaya başlarlar. Onlara göre zar, korunacak ve çok önemli bir yapı ve özelliğe sahiptir. Hemen bozulacağı sanısıyla, adeta cinsel organına bile dokunmaktan korkarlar. Bu korkuya "kanama, yırtılma, patlama" gibi öteki ürkütücü kavramlar da eklendiğinde, gerdek gecesi bir korku karabasanına dönüşebilir.
Bu olayı karikatürüze ederek erkeklere indirgeyelim. Erkeklere şöyle bir eğtim verilseydi. "O gece ilk birleşmede penis vaginaya girince yırtılacak, kanayacak,patlayacak" denilseydi, kaç erkek bu işi becerebilirdi? İçlerinde istek olsa bile, penis asla sertleşmezdi.Bu nedenle kızlarımızı hoş görelim ve olumsuzluklara kızmayalım.
Kadın cinsel organı vaginanın dokusu, düz kaslardan oluşmuştur. Düz kaslar insanların iradesine bağlı olarak çalışmaz. Vaginusmus olayı ve kasılma olmuşsa, kadın bunu iradesiyle aşamaz. Gene bu nedenle, psikolojik tedavi, istem dışı bu kasılmada yeterince etkin olmadığından, sürüp giden çözümsüzlük, eşlerin ve ailelerin önlerine ağır yükler getirir. Ayrılık, boşanma, bunalım, kavga, dövüş, olaylar zincirinin halkalarını oluşturur.
Dört yıldan bu yana vaginusmus olayını, %100 bir kesinlikle ve son derece rahat bir yöntemle çözülmüşş durumdadır. Bu yöntem Dr.Haydar DÜMENİN bir buluşudur. Tedavi yöntemimde doğayı karşısına değil, yanına almış durumdadır. En azından bu ülkenin bir doktoru olarak, dünyanın çözmediği vaginusmus olayını çözmenin mutluluğunu yaşamaktadır, bu konuda sorunları olanlara da, bir umut kapısı açmanın yarattığı toplumsal mutluluktan da payını aldığından, başka bir keyif yaşıyor
Bu saygı değer, bu yüce nehrin önünün, kimi taş toprak,yıkıntı ve döküntülerle kapatılıp, akışının engellendiğini düşünün: İşte VAGİNUSMUS budur.
Sayısı hiç de azımsanmayacak ölçüde, bir çok genç kızımızın, yani yeni evlenmiş kadınımızın dünyasını karartan, çogu aileyi boşanmanın eşiğine getiren, daha çok bizim gibi toplumların yarattığı bir korkunun sonucu vaginusmus, ne yazık ki, doğanın gücüyle çatışıyor.
Peki vaginusmus nedir?
Vaginusmus, vaginanın girişindeki vagina kaslarının kasılmasıyla, vagina girişini kapatarak, bir başka deyimle kilitleyerek, dışarıdan bir cismin, yani penisin, vaginaya girişine izin vermemesidir. Vaginada bu tür bir kasılma oluşmuşsa, refleks olarak, bir korku paniğiyle ve asla mantıkla önlenemeyen, karın ve bacak kaslarının kasılmasının da devreye girmesiyle, cinsel birleşme pozisyonuna geçilememektedir.
Nedir bütün bunlar, neden oluyor?...
Her kişiye özgü olanını bir kenara koyarsak, anonim (ortak) olan yana bakalım: Diyelim ki 3-4 yaşlarında bir kız çocuğunuz var. Otururken bacaklarını gereğinden fazla açtı, kilotu ve bacakları görülüyor. Kilotunu giymeyi unutmuş da olabilir. Ailenin tepkisi: "Yavrum kilotunu giy, bacaklarını çok açmadan otur ki, herkes sana cici kız desin" biçiminde olmaz, tam tersi, bir öfkeyle: "Çabuk kapat bacaklarını" diye üzerine yürünür. Bu tavıra, belki bir iki şaplak ya da korkutucu birkaç söz de eklenir.
Çocuk ne olduğunu anlamadan, bu korku simgesi onun bilinçaltına bir yere batırılır. Çocuklardaki cinsel kavramlar bizlerdeki gibi değildir. Kızımız 13-14 yaşlarına geldiğinde, çoğu aile onu bir köşeye çeker : "Aman evladım, aile şerefimizi koru, yüzümüzü karartma, erkeklere dikkat et vb..." gibi sözlerle uyarıda bulunur. Oysa o yaşlarda, güdüsel olarak kızlar, erkeklerle ilgilenmeye, onlara bakmaya başlar.
17-18 yaşlarında ise, kızlık zarı kavramı ve korkusunu taşımaya başlarlar. Onlara göre zar, korunacak ve çok önemli bir yapı ve özelliğe sahiptir. Hemen bozulacağı sanısıyla, adeta cinsel organına bile dokunmaktan korkarlar. Bu korkuya "kanama, yırtılma, patlama" gibi öteki ürkütücü kavramlar da eklendiğinde, gerdek gecesi bir korku karabasanına dönüşebilir.
Bu olayı karikatürüze ederek erkeklere indirgeyelim. Erkeklere şöyle bir eğtim verilseydi. "O gece ilk birleşmede penis vaginaya girince yırtılacak, kanayacak,patlayacak" denilseydi, kaç erkek bu işi becerebilirdi? İçlerinde istek olsa bile, penis asla sertleşmezdi.Bu nedenle kızlarımızı hoş görelim ve olumsuzluklara kızmayalım.
Kadın cinsel organı vaginanın dokusu, düz kaslardan oluşmuştur. Düz kaslar insanların iradesine bağlı olarak çalışmaz. Vaginusmus olayı ve kasılma olmuşsa, kadın bunu iradesiyle aşamaz. Gene bu nedenle, psikolojik tedavi, istem dışı bu kasılmada yeterince etkin olmadığından, sürüp giden çözümsüzlük, eşlerin ve ailelerin önlerine ağır yükler getirir. Ayrılık, boşanma, bunalım, kavga, dövüş, olaylar zincirinin halkalarını oluşturur.
Dört yıldan bu yana vaginusmus olayını, %100 bir kesinlikle ve son derece rahat bir yöntemle çözülmüşş durumdadır. Bu yöntem Dr.Haydar DÜMENİN bir buluşudur. Tedavi yöntemimde doğayı karşısına değil, yanına almış durumdadır. En azından bu ülkenin bir doktoru olarak, dünyanın çözmediği vaginusmus olayını çözmenin mutluluğunu yaşamaktadır, bu konuda sorunları olanlara da, bir umut kapısı açmanın yarattığı toplumsal mutluluktan da payını aldığından, başka bir keyif yaşıyor