NIGHTMARE
04-01-06, 22:44
KORKUNÇ HAYALET
Gecen yuzyilda Kralice Victoria'nin en iyi siyaset adamlarindan biri olan Lord Dufferin'in asil adi Frederic Temple Hamilton Blackwood idi. Hindistan'i yonetmis, St. Petersburg'da, Roma'da ve nihayet Paris'te elcilik yapmisti.
Lord Dufferin bir yazarin oglu idi, ayni zamanda uyanik bir zekasi vardi. Her seyi gercekci bir acidan gorurdu. Herhalde anlatacagim macera kendisinin basina gelmeseydi, etkisinde kalmak bir yana, bunun gercek olduguna bile inanmazdi. Lord Dufferin'in basindan gecen bu sasirtici ve esrar dolu olay hala Ingiltere'de unutulmamis, klasik bir hikaye halini almistir.
Paris'teki gorevine baslamadan once Irlanda'da Cork yakinlarinda oturan arkadaslarinin yaninda birkac hafta tatil yapti. Bir gece aniden anlasilmaz bir korku hissine kapilarak uyandi. Tekrar uyuyamayinca kalkarak odada gezinmeye basladi. Perdelerin arasindan ayin yusyuvarlak oldugunu gorunce pencereyi acti. Gece cok sessizdi. Ilerideki cayir ve agaclar gumus rengi piriltilar saciyorlardi. Birden bu agaclarin altinda bir sey kipirdadi. Lord Dufferin pencereden geri cekilerek bekledi ve sirtinda uzun bir sandik tasiyan bir adam gordu. Adam cayirdan gecti ve ilerideki bahce kapisindan girerek kumlu yolda eve dogru ilerlemeye basladi. Tam pencerenin onunde durakladi, basini kaldirarak yukariya bakti ve Lord Dufferin ile gozgoze geldi.
Lord birden tarifsiz bir korkuya kapildi. Boylesine cirkin ve korkunc bir yuz omrunde gormemisti. Bakislari bir sure birbirine kenetlendikten sonra adam basini cevirerek ilerlemeye devam etti. Lord Dufferin onun omuzunda bir tabut tasidigini o zaman farketti.
Ertesi sabah olayi arkadaslarina anlatti. Ama yabanciyi taniyan cikmadi. Kimse oralari ile ilgili bir hayalet ya da cin, peri hikayesi bilmiyordu. Zaten ev yeni yapilmisti. Lord ev sahiplerinin bu olaya inanmadiklarini gorunce fazla israr etmedi. Kendisi hayal ya da ruya gormediginden emindi.
Birkac yil sonra - bu arada Lord Dufferin coktan Paris'te elcilik gorevine baslamis ve basindan gecen olayi unutmaya yuz tutmustu - Buyuk Otel'de bir konferansa davet edildi.
Tam otelin asansorune binmek uzereyken gozu asansorcuye ilisti. Irlanda'da o gece gordugu adami tanimisti. Dehsetle geriye cekildi. Asansorcu de kapiyi kapatti ve asansor hareket etti. Lord Dufferin de merdivenlerden cikmaya baslamisti ki, cigliklar duyuldu ve kopan asansor korkunc bir gurultuyle ucuncu kattan asagiya dustu. Icindekilerden bir cogu bu kazada can verdiler. Asansorcu de bunlarin arasindaydi.
Cesetler disariya cikartilirken Lord Dufferin adamin yuzunu bir kere daha inceledi. Evet, bu gercekten o gece gordugu yuzdu. Otel idaresine basvurunca asansorcunun o gun icin gecici olarak tutldugnu ogrendi. Kimse onu tanimiyordu. Adamin kimligini polis de tespit edemedi. Onu daha once gormus olan kimse de bulunamamisti.
Gecen yuzyilda Kralice Victoria'nin en iyi siyaset adamlarindan biri olan Lord Dufferin'in asil adi Frederic Temple Hamilton Blackwood idi. Hindistan'i yonetmis, St. Petersburg'da, Roma'da ve nihayet Paris'te elcilik yapmisti.
Lord Dufferin bir yazarin oglu idi, ayni zamanda uyanik bir zekasi vardi. Her seyi gercekci bir acidan gorurdu. Herhalde anlatacagim macera kendisinin basina gelmeseydi, etkisinde kalmak bir yana, bunun gercek olduguna bile inanmazdi. Lord Dufferin'in basindan gecen bu sasirtici ve esrar dolu olay hala Ingiltere'de unutulmamis, klasik bir hikaye halini almistir.
Paris'teki gorevine baslamadan once Irlanda'da Cork yakinlarinda oturan arkadaslarinin yaninda birkac hafta tatil yapti. Bir gece aniden anlasilmaz bir korku hissine kapilarak uyandi. Tekrar uyuyamayinca kalkarak odada gezinmeye basladi. Perdelerin arasindan ayin yusyuvarlak oldugunu gorunce pencereyi acti. Gece cok sessizdi. Ilerideki cayir ve agaclar gumus rengi piriltilar saciyorlardi. Birden bu agaclarin altinda bir sey kipirdadi. Lord Dufferin pencereden geri cekilerek bekledi ve sirtinda uzun bir sandik tasiyan bir adam gordu. Adam cayirdan gecti ve ilerideki bahce kapisindan girerek kumlu yolda eve dogru ilerlemeye basladi. Tam pencerenin onunde durakladi, basini kaldirarak yukariya bakti ve Lord Dufferin ile gozgoze geldi.
Lord birden tarifsiz bir korkuya kapildi. Boylesine cirkin ve korkunc bir yuz omrunde gormemisti. Bakislari bir sure birbirine kenetlendikten sonra adam basini cevirerek ilerlemeye devam etti. Lord Dufferin onun omuzunda bir tabut tasidigini o zaman farketti.
Ertesi sabah olayi arkadaslarina anlatti. Ama yabanciyi taniyan cikmadi. Kimse oralari ile ilgili bir hayalet ya da cin, peri hikayesi bilmiyordu. Zaten ev yeni yapilmisti. Lord ev sahiplerinin bu olaya inanmadiklarini gorunce fazla israr etmedi. Kendisi hayal ya da ruya gormediginden emindi.
Birkac yil sonra - bu arada Lord Dufferin coktan Paris'te elcilik gorevine baslamis ve basindan gecen olayi unutmaya yuz tutmustu - Buyuk Otel'de bir konferansa davet edildi.
Tam otelin asansorune binmek uzereyken gozu asansorcuye ilisti. Irlanda'da o gece gordugu adami tanimisti. Dehsetle geriye cekildi. Asansorcu de kapiyi kapatti ve asansor hareket etti. Lord Dufferin de merdivenlerden cikmaya baslamisti ki, cigliklar duyuldu ve kopan asansor korkunc bir gurultuyle ucuncu kattan asagiya dustu. Icindekilerden bir cogu bu kazada can verdiler. Asansorcu de bunlarin arasindaydi.
Cesetler disariya cikartilirken Lord Dufferin adamin yuzunu bir kere daha inceledi. Evet, bu gercekten o gece gordugu yuzdu. Otel idaresine basvurunca asansorcunun o gun icin gecici olarak tutldugnu ogrendi. Kimse onu tanimiyordu. Adamin kimligini polis de tespit edemedi. Onu daha once gormus olan kimse de bulunamamisti.