PDA

Tüm Versiyonu Göster : Sinema Bir Mucizedir


gokhandnzl
20-10-05, 13:32
Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.

Sinema Bir Mucizedir

Sinemamızın önemli yönetmenlerinden Memduh Ün’ün son filmi Sinema Bir Mucizedir Kadir İnanır, Fatma Girik, Ali Poyrazoğlu gibi oyuncuları bir araya getiriyor. Ülkü Tamer’in hikayelerinin derlenmesiyle oluşturulan film 1950 yazının Antep’inde, on bir yaşında sinema âşığı bir çocuğun bir sinema sahibi ile olan dostluğu çerçevesinde, Antepliler’in sinema sevgisini, bu sevginin onların hayatındaki yansımalarını ve yeni iktidara gelmiş Demokrat Parti’nin hayatlarında yarattığı değişimi anlatıyor.

Yoksul Antepliler için hayat gizemden, büyüden, heyecandan, ihtişamdan, ince duygulardan uzaktır. Onların hayatlarında tek bir mucize vardır: Sinema. Antep’teki en büyük sinema salonunun sahibi Macı Hüseyin’dir. Macı lakabını hacı olduğu halde sinemacılıktan vazgeçmediği için almıştır. Elli beş yaşlarında, neşeli ama çabuk sinirlenen bir adamdır. İstiklâl gazisidir. Antepliler bazen onun davranışlarını garipserler ama yine de herkes sever onu. Macı Hüseyin’i en çok Ümit sever. Ümit onbir yaşındadır, hayatı Macı Hüseyin’in sinemasındaki hafiyeler, kovboylar, vampirler, korsanlar ve olağanüstü kahramanlarla renklenmektedir. Ümit’in delice sevdiği tek şey sinema değildir; komşu kızı Gülümser’e (17) çocukça duygularla da olsa sırılsıklam âşıktır ayrıca.

Oynayanlar: Kadir İnanır (NakipAli ) , Fatma Girik (Sacide), Batuhan Levent (Ümit), Cemre Duru (Gülümser) , Gülsen Tuncer (Fitnat )
Yönetmen: Memduh Ün - Tunç Başaran
Senaryo: Memduh Ün , Tunç Başaran, Suna Dölek
Görüntü Yönetmeni: Ertunç Şenbay
Müzik: Cahit Berkay
Gösterim Tarihi: 21.10.2005
2005 - Türkiye

gokhandnzl
23-10-05, 00:37
"Sinema Bir Mucizedir"
Antep'te bir cennet sineması...

Giuseppe Tornatore'nin "Cennet Sineması" filmini anımsatır şekilde, bir çocukla bir sinema sahibi arasında, sinemanın mucizevi bağlayıcılığı üzerinden gelişen bir hikâyeyi konu alan "Sinema Bir Mucizedir", bizleri 50'li yılların Antep'ine götürüyor. Memduh Ün'ün rahatsızlığı nedeniyle yarıda bıraktığı ve Tunç Başaran'ın tamamladığı filmin yapım hikâyesinde de, senaryosundaki gibi mucizevi yanlar var.

"Sinema Bir Mucizedir", adından da anlaşıldığı üzere, hikâyesinin merkezinde sinemanın, sinema sevgisinin yer aldığı bir film. Ancak filmin sinemanın mucizelerini gösteren tek yanı öyküsü değil. Özellikle yapım aşaması, sinemadaki usta-çırak ilişkisinin önemini ve dayanışmanın neler yaratabileceğini gösterir nitelikte. Şöyle ki, böyle bir film çekme fikri, Tunç Başaran'ın yıllar önce Ülkü Tamer'in 'Alleben Öyküleri' adlı kitabında yer alan 'Macı Hüseyin' hikâyesinden çok etkilenmesiyle doğuyor. O anlık etkilenmenin de etkisiyle, aynı zamanda dostu olan Tamer'e bu öyküden film yapmak istediğini söylüyor yönetmen. Ancak araya başka işler giriyor, bu esnada da Başaran, Ülkü Tamer'in diğer kitaplarını okuyarak, yazarın farklı öykülerinden 'Macı Hüseyin' hikâyesini destekleyecek öğeler topluyor. Ve 2004'e gelindiğinde, artık iyice olgunlaşmış bu fikrini geniş bir tretman olarak kağıda döküyor Başaran. Her ne kadar yıllardır planladığı bu filmi kendisi çekmek istese de, sinemaya yanında asistanlık yaparak başladığı Memduh Ün için iyi bir jübile filmi olacağını düşünüyor "Sinema Bir Mucizedir"in. 85 yaşında olmasına rağmen, halen film çekmeyi düşünen Ün, Başaran'ın da ısrarlarıyla yönetmen koltuğuna oturmayı kabul ediyor. Ancak çekimler başladıktan bir süre sonra, Ün'ün yorgun bedeni setteki yoğun tempoyu kaldıramıyor ve usta yönetmen rahatsızlanarak çekimleri yarıdan bırakmak zorunda kalıyor. Böylece çırakta başlayıp ustaya geçen proje yeniden çırağa dönmüş oluyor. Tüm bu tersliklere rağmen 'motor' dönüyor ve "Sinema Bir Mucizedir" mucizevi bir şekilde, usta-çırak işbirliğinin ürünü bir film olarak beyazperdeye geliyor.
Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.
Peki ne anlatıyor "Sinema Bir Mucizedir", isterseniz gelin kısaca, pek çok açıdan Giuseppe Tornatore'nin yönettiği meşhur "Cennet Sineması"nı ("Cinema Paradiso", 1989) hatırlatan filmin öyküsüne göz atalım: 1950'li yıllarda, çok partili hayata geçişle birlikte Türkiye'de yalnızca siyaset alanında değil, yaşamın her alanında büyük değişimlerin yaşadığı bir dönemdeyiz. Mekânımız Gaziantep'in küçük ve fazla hareketli olmayan bir mahallesi. Bu mahallede mütevazi hayatlar süren Antepliler'in hayatlarına en büyük renk katan şey, Macı Hüseyin'in işlettiği sinema. Her ne kadar çabuk parlayan biri olsa da, Hüseyin Antepliler'in büyük saygı gösterdiği, nüfuslu biri. İstiklal Savaşı gazisi olan Hüseyin'in hayatta en değer verdiği varlık ise, birlikte savaştığı yakın bir arkadaşının ölmeden hemen önce ona emanet ettiği oğlu Ümit. Ümit'i iyi yetiştirmek için elinden geleni yapan Hüseyin, doğal olarak henüz 11 yaşında olmasına rağmen Ümit'in de sinema mikrobunu kapmasına neden oluyor. Macı Hüseyin'ye ve sinemaya hayran olan Ümit'in çocukluk düşlerini, Hüseyin Amcası gibi sinemacı olmak süslüyor. Ancak Ümit'in hayatını sadece sinema salonundaki korsanlar, savaşçılar, vampirler, kovboylar ve uzaylılar renklendirmez, 17 yaşındaki komşu kızı Gülümser'e sırılsıklam aşıktır. Bu esnada, mahalleye bir tiyatro kumpanyasının gelmesiyle birlikte, hem Macı Hüseyin de Ümit'le yakın bir ruh hali içine giriyor ve ikilinin hayatlarında yeni bir pencere açılıyor.
Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.
Bu noktada, projenin doğmasında ve sonlanmasında büyük katkısı olan Tunç Başaran'ın filmle ilgili birkaç soruya verdiği yanıtlara yer vermek, hem "Sinema Bir Mucizedir"i anlamak, hem de Başaran'ın sonraki projeleri üzerine bilgi almak açısından faydalı olacaktır:

Memduh Bey'in rahatsızlığından dolayı filme siz devam ettiniz. Filmde iki farklı yönetmenin farklı bakış açıları hissedilecek mi?
İki farklı bakış açısı olamaz çünkü ben Memduh ağabeyin dilini biliyorum ve bana yakın. Ondan çok şey öğrendim Ayrıca onun öğrencisiyim, benim hocamdır. Filmde iki ayrı yönetmenin ismini görürsünüz ama iki ayrı film göremezsiniz.
Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.
Son yıllarda çekilen Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak, Eğreti Gelin ve şimdi konuştuğumuz Sinema Bir Mucizedir gibi dönem filmlerinin senaryolarında ortak noktalar dikkat çekiyor. Sanata merak salmış bir çocuk kendisinden yaşça büyük bir kıza âşık oluyor.
Hepimiz böyle değil miydik! Bu filmlerin ortak noktası sanat. Sanatta aşk olmazsa sevgi olmazsa bunların hiçbiri olmaz. Ülkü Tamer'in diğer kitaplarından da yararlanıldı ve bunlar derlenince çok büyülü bir masal ortaya çıktı.

Adnan Menderes'in hayatını konu alan projeniz ne aşamada? O da bir dönem filmi. Dönem filmleri sizi çekiyor sanırım?
Ben dönem filmlerini seviyorum. İnsanlar anıları ile yaşamamalılar ama anılarını da hiç unutmamalılar. O devrin çocuğu olduğum için o tadı alıyorum. Hatta koku bile geliyor. Mesela bu filmde sinema sahneleri var. Sinemaya girdin mi sinema kokusu duyulur. Sinema, cami gibi, kilise veya sinagog gibi bir mabet yerine benzer. İçeri gireceksin sessiz, karanlık, perdede bir takım hayaller. Bu hayaller başlayacak ve bitecek ve siz gene sessiz dışarı çıkacaksınız. Sinemanın özelliği bu. Tüm dünyada olduğu gibi sinema seyircisi 12 ile 25 yaş arası. Ama Sinema Bir Mucizedir filminden çok büyük tad alacaklarını zannediyorum. Çünkü şimdiye kadar yapılmışın dışında bir film oldu.
Menderes'in hayatını konu alan proje de bir dönem filmi. 1964'den beri bu filme çalışıyorum. Yazdım bitti ama 6-7milyon dolarlık bir film. İşin en zor kısmı para bulmak. İnşallah bulacağız. Dönem filmlerinin en önemli özelliklerinden birisi de yeni nesile o günleri öğretmek. Bir dönem filmi yapacaksanız üzerinden en az 40 sene geçmeli ki parçalar yerlerine otursun. Adnan Menderes projesi için yüzlerce kitap, binlerce gazete okudum, yüzlerce insanla konuştum. Benim amacım ne bir kahraman yaratmak ne de kahraman olmuş birini yerin dibine sokmak. Amacım gerçekler neyse onlara yakın bir film yapmak. Politik bir film yapmaktan ziyade çok hüzünlü bir hayatı olan birinin filmini yapıyorum. Aile çok hüzünlü bir aile. Menderes'in başına gelmedik kalmıyor.
Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.</B>