karaca
14-10-05, 04:47
Yalnızlık
Neden başlanır ki böyle birşey yazmaya...Niçin? Sebep?Hiçbirinin cevabını bilmiyorum ama şunu biliyorum.Sadece O na.
I
Tam onüçsaatbirdakikaonsaniye.Eskişehir – Denizli arasında trenle yapılan seyahatin süresi.Trene ilk binince hemen bitecekmiş gibi geliyor.Kalk gez, vagon arasında sigara iç, tuvalete gir çık yanındakiyle muhabbet et, kitap oku, müzik dinle...Tümünü yaptım. Bir paket sigara içtim, 8 defa tuvalete girdim, yanıma oturan adamla geyik yaptım, dokuz cd bitirdim ve 180 sayfalık bir kitap. Bunların hepsini yaptığımda daha Afyondaydık ve trenin hareket etmeye pek niyeti yoktu ve yolculuk başlayalı sadece beş saat olmuştu.
Uyuyakalmışım...
Dışarıdan giren soğuğun, koltuğun altından gelen deli sıcağın içinde kabus mu yoksa iyi birşey mi olduğunu anlayamadığım görüntüler zihnimde.Her karede olan O, bazen bana avazı çıktığı kadar bağrıyor, ağlıyor, tokatlar atıyor. Hiçbirine karşılık vermiyorum. Gözyaşını silmek için yanaşıyorum itiyor oysaki o anda ellerini hissediyorum bir anda geçen sıcaklık içimi ısıtıyor.Ara ara sevip sevmediğimi kestiremediğim diğeri.Bana sarılıyor, öpüyor, kokluyor. Hiçbirşey hissetmiyorum rüyanın içinde rüya görüyorum uyandığımda yanımda O. Sonra bir sarsıntı ve gürültü.Uyanıyorum yan koltuk boş.Kalorifer sönmüş, vagonun içini değişik bir sıcaklık almış.Vagonun tüm gece yanan soluk beyaz ışıkları nöbeti yeni doğan güne devretmeye hazırlanıyor.
Vagon arasına çıkıp bir sigara yakıyorum.Gördüklerimin ne olduğunu zihnimde çözmeye çalışırken aynı zamanda nerede olduğumuzu kestirmeye çalışıyorum.Memleketin ilk kez gördüğüm yerleri.Uzak uzak ışıklar dağ eteklerinde,yapraklarını dökemeden kara teslim olmuş ağaçlar, kirli beyaz tarlalar.Nerede olduğumuz konusunda hiçbir fikrim yok rüyamda gördüklerime bir anlam veremediğim gibi.
II
Eskişehir.Daha önce hiç gitmediğim biryer.Otobüsü ben kullanıyor olsam üç günde buluruz gibi düşünüyorum.Şöförse yılların verdiği tecrübeyle ezbere gidiyor.Saat sabahın dokuzu.Belkide bugüne kadar duyduğum en güzel muavin sesi.Saat onda adını hatırlamadığım biryerde mola vereceğimizi anons ediyor.Sinirleniyorum.Bu kadar çabuk mola mı verilir?
Yan koltukta geveze bir Denizlili.Biraz sert bir görüntüsü var.Kulaklıklarımdan yayılan cızırtıyı beğenmemiş olmalı ara ara pis pis baktığını fark ediyorum.Umrumda değil.Müzikten rahatsız oldukça dürtüp laf atıyor.Yolculuk bir an önce bitsin istiyorum.Koltuk komşum kavga edecek, tartışacak, ortaya bi konu atıp sonra onu ispat etmek için çabalayan bir tip.
Otobüs çok dolanıyormuş gibi hissediyorum.Heryerde duruyor, inenler binenler...Sürekli bir hareket var aracın içinde.Uyuyormuş gibi yapıp herşeyi görmezden geliyorum.
Eskişehir Otogarı yazılı kocaman kapının önünde bırakıyor otobüs.Sağda solda kimse yok.Otobüsdeki güzel kız, ben ve birkaç öğrenci daha...Pınar ortalıkta yok.Güzel kıza bekleme salonunu soruyorum “Şurda !” diye eliyle gösteriyor.Gideceğim biryer varsa yardımcı olabileceğini söylüyor bense telefonla Pınara ulaşmaya çalışıyordum.Kız gidiyor ben kalıyorum...
III
Her sene olduğu gibi bayram gezmesine dedemlerden başlıyoruz.Sonra ananemlere.Oradan teyzelere.Her sene aynı hiç değişmiyor.Sadece dedem bayram harçlıklarını arada kaynatıyor elimiz boş çıkıyoruz.Kardeşim öfkeli.Bense gülüp geçiyorum acaba daha kaç bayram o kapıyı bize güler yüzle açabilecek ki? Birlikte olabilmek yeterli ama harçlıklara ihtiyacım var gözüm yok.Öğleden akşama kadar ananemlerdeyiz.Tüm sülailenin bayram gezmesinde ananemde listede olduğu için biz bir yere gitmiyoruz.Herkes var dayımlar ve halamlar yok.Özlüyorum onları...
Bayramın ikinci gününü Gamzeyle geçiriyorum.Güzel bir gün oluyor...Çok saçma bir şekilde eve bırakırken hoşuma gittiğini söylüyorum...Hayret etmesini beklerken onaylayan kabullenen hatta isteyen bir tavırla karşılaşıyorum.Şaşkınlık insana mahsus...
Güzel bir bayram sabahına uyanıyoruz ailecek.Herşey güzel...Sabahın altısında eve dönmüş olmamın üzerimde hiçbir etkisi yok sadece ailemle olabilmenin güzelliğini hissediyorum...
IV
Babamla şirkete gidiyoruz...Yapmamız gereken şeyler var.Her tatilde olduğu gibi şirkete gitmedim mi kendimi rahatsız hissediyorum.Babamla uzun zamandır hiç olmadığım kadar rahatım.Çok rahat herşeyi konuşuyoruz.Sanki konuştuğu ben değilmişim gibi ya da benim konuştuğum o değilmiş gibi.Hatta bazen bu kadar iyi oluşumuzun altında birşey arıyorum...
Hani çocuklar babalarıyla herşeyi konuşamazlar ne kadar isteselerde...Bir yerde utanırlar ya da sıkılırlar.Çocukluğumdan beri aynı sıkıntı bende de var.Babamla herşeyi konuşmak isterken hiçbirşey konuşamıyorum.Belki o da benimle yakın olmak istiyordur kimbilir...
Babama çok yakınken çok uzak olduğumu hissediyorum.Neler paylaştık ki biz?Aklımda hiçbirşey yok...Bana en anlamlı bakışını üniversite sınavını kazandığımda attığını hatırlıyorum.Belki bana daha önce doğduğumda atmıştır böyle bir bakışı onuda ben bilmiyorum.Oysaki çok güzel bakar o kocaman yemyeşil gözleriyle.
V
Güzel bir akşam yemeği...Öncesindeyse O nun mesajı.İyi bayramlar diyor...Tam benim Onu düşündüğüm sırada...Belki onlarca kez bayram mesajı yazdım O na.Ama hiçbirini atmadım...Üzmek istemedim bayram günü sanki daha önce hiç üzmemişim gibi.Oysaki kalbim aylardır onunla...Yüzsüzlük yapıp konuyu başka yöne çeken mesajlar atıyorum...Hayret verici bir şekilde karşılığı geliyor.Kendimi dünyadaki en şanslı erkek hissediyorum.
Eğleniyoruz gülüyoruz...Babam erken veda ediyor yemeğe.Yorgun olduğunu düşünüp ses çıkartmıyoruz.Son üç yıldır olduğu gibi evde kimin olduğuna bakmadan uyuklayabiliyor...
Uyanış...
Misafirlerimizin gittiğini söyleyerek uyandırıyoruz ama pek kendinde değil...Ayakta durmakta zorlandığını farkediyorum beynimde fırtınalar kopmaya başlıyor.O sırada anneme bakışını yakalıyorum “Hadi artık vedalaşın yeter dayanamıyorum” diyor hissediyorum.Önümüzden herkes oradayken sallana sallana salona gidiyor herkes ardından bakıyor çok içmemiş olmasına rağmen alkolün etkisine yoruyorum.Gözüm üzerinde..Anneme bakıyorum yüzüne bir bulut inmiş sanki yağmur yapacakmış gibi.
Yıkılış...
Salonun orta yerinde koltuğa oturmaya çalıştığını görüyorum ama başaramıyor sendeliyor, aklımdan binlerce şey geçmeye başlıyor.Annemin yüzündeki bulut bana yağmur yapıyor...Yerimde donup kalıyorum bir film gibi herşey sadece seyrediyorum.Koltuğa oturtuyorlar ben yerimde sabit duruyorum kıpırdayamıyorum..
Kaos...
Kolanya,su...Başını arkaya yaslıyor tepki vermiyor annem en kararlı sesiyle onunla konuşmaya çalışıyor.112 ambulans ne yapıcaz derken kendine geliyor.Kalkın üstümden diye bir hiddetle.Az önce olan onun başına gelmemiş gibi.Ayağa kalkıyor tutunmaya çalıştığını hissediyorum önüne geçiyorum üzerime doğru düşüyor..salonun ortasında yerde yatıyor.Kaldırmaya çalışıyoruz hiç tepki vermiyor sanki içi kum dolu bir çuval kaldıramıyoruz.Annem krizde.Evin kapısına zorla getiriyoruz yine ayılıyor “bırakın beni nereye gidiyoruz” diyor.Hayatımda ilk kez babama bağırıyorum “Baba gidiyoruz” Asansöre zor bindiriyoruz asansörde vücudu kendini bırakıyor...
Sanki onlara hiçbirşey olmayacakmış gibi.Çünkü ben doğmadan önce onlar vardı.İnsan kendinin ölebileceğini düşünebiliyor ama annesinin babasının asla.Televizyonda her izlediğimde göz pınarlarımın dolmasına yol açan reklam gibi.Çünkü babalar hep ayakta kalır!
Hayatımda belkide hiç olmadığı kadar hızlı araba kulanıyorum.Babamın ardından yetişmeye çalışıyorum.O an için ben önemli değilim.Ne olabileceği aklıma geliyor ya birşey olursa ben ne yaparım?Annem, kardeşim...İyi kötü dört ailenin geçimini sağladığı şirket?Hepsi muamma...Herşey karambol...
Hastanede huzursuz bekleyiş.Aklımda hep aynı soru şimdi ne olacak?
Elimde telefon oynuyorum.Bir mesaj yazıyorum
“Babamı hasteneye kaldırdık ne olduğunu bilmiyorum ama çok korkuyorum çaresizim”
Şimdi ben bunu kime göndereyim?Alpere göndersem gece saat 2.Çocuğu zıplatmanın manası yok.Okula gidecek.Ozan'a göndersem evde yalnız başına gelebilir aslında.Ama o gelirse dayanamam son gücümde tükenir, benim ayakta olmam lazım.Heran birşey çıkabilir.Şuursuzca mesajı O na atıyorum.Niye?Fikrim yok.Birde Gamzeye.Aynı mesaj iki Gamzeye.Saçma.İkiside arıyor...Kendimi garip hissediyorum içimde bir kuvvet doğuyor.
Babamı görüyorum.”Ben niye burdayım?” diye soruyor.Ne cevap verebilirim ki?İçeriye giren herkese aynı soruyu soruyor.Başına gelene inanmıyor belkide inanmak istemiyor.Hertarafında kablolar tepesinde tüm hayati fonksiyonlarını gösteren bir monitör.Herşey normal...Hayatın çok da güvenilecek birşey olmadığını uzun planlar yapmamak gerektiğini düşünüyorum...
VI
Sabah olmuş...Önceki geceyi hatırlamak istemiyorum..Sabah babam kimseye ses çıkartmadan işe gitmiş...Sinirleniyorum ama elden en gelir gitmiş bi kere...O da kendince haklı ogün evde yatıp dinlense daha da hasta olacak...
Neden başlanır ki böyle birşey yazmaya...Niçin? Sebep?Hiçbirinin cevabını bilmiyorum ama şunu biliyorum.Sadece O na.
I
Tam onüçsaatbirdakikaonsaniye.Eskişehir – Denizli arasında trenle yapılan seyahatin süresi.Trene ilk binince hemen bitecekmiş gibi geliyor.Kalk gez, vagon arasında sigara iç, tuvalete gir çık yanındakiyle muhabbet et, kitap oku, müzik dinle...Tümünü yaptım. Bir paket sigara içtim, 8 defa tuvalete girdim, yanıma oturan adamla geyik yaptım, dokuz cd bitirdim ve 180 sayfalık bir kitap. Bunların hepsini yaptığımda daha Afyondaydık ve trenin hareket etmeye pek niyeti yoktu ve yolculuk başlayalı sadece beş saat olmuştu.
Uyuyakalmışım...
Dışarıdan giren soğuğun, koltuğun altından gelen deli sıcağın içinde kabus mu yoksa iyi birşey mi olduğunu anlayamadığım görüntüler zihnimde.Her karede olan O, bazen bana avazı çıktığı kadar bağrıyor, ağlıyor, tokatlar atıyor. Hiçbirine karşılık vermiyorum. Gözyaşını silmek için yanaşıyorum itiyor oysaki o anda ellerini hissediyorum bir anda geçen sıcaklık içimi ısıtıyor.Ara ara sevip sevmediğimi kestiremediğim diğeri.Bana sarılıyor, öpüyor, kokluyor. Hiçbirşey hissetmiyorum rüyanın içinde rüya görüyorum uyandığımda yanımda O. Sonra bir sarsıntı ve gürültü.Uyanıyorum yan koltuk boş.Kalorifer sönmüş, vagonun içini değişik bir sıcaklık almış.Vagonun tüm gece yanan soluk beyaz ışıkları nöbeti yeni doğan güne devretmeye hazırlanıyor.
Vagon arasına çıkıp bir sigara yakıyorum.Gördüklerimin ne olduğunu zihnimde çözmeye çalışırken aynı zamanda nerede olduğumuzu kestirmeye çalışıyorum.Memleketin ilk kez gördüğüm yerleri.Uzak uzak ışıklar dağ eteklerinde,yapraklarını dökemeden kara teslim olmuş ağaçlar, kirli beyaz tarlalar.Nerede olduğumuz konusunda hiçbir fikrim yok rüyamda gördüklerime bir anlam veremediğim gibi.
II
Eskişehir.Daha önce hiç gitmediğim biryer.Otobüsü ben kullanıyor olsam üç günde buluruz gibi düşünüyorum.Şöförse yılların verdiği tecrübeyle ezbere gidiyor.Saat sabahın dokuzu.Belkide bugüne kadar duyduğum en güzel muavin sesi.Saat onda adını hatırlamadığım biryerde mola vereceğimizi anons ediyor.Sinirleniyorum.Bu kadar çabuk mola mı verilir?
Yan koltukta geveze bir Denizlili.Biraz sert bir görüntüsü var.Kulaklıklarımdan yayılan cızırtıyı beğenmemiş olmalı ara ara pis pis baktığını fark ediyorum.Umrumda değil.Müzikten rahatsız oldukça dürtüp laf atıyor.Yolculuk bir an önce bitsin istiyorum.Koltuk komşum kavga edecek, tartışacak, ortaya bi konu atıp sonra onu ispat etmek için çabalayan bir tip.
Otobüs çok dolanıyormuş gibi hissediyorum.Heryerde duruyor, inenler binenler...Sürekli bir hareket var aracın içinde.Uyuyormuş gibi yapıp herşeyi görmezden geliyorum.
Eskişehir Otogarı yazılı kocaman kapının önünde bırakıyor otobüs.Sağda solda kimse yok.Otobüsdeki güzel kız, ben ve birkaç öğrenci daha...Pınar ortalıkta yok.Güzel kıza bekleme salonunu soruyorum “Şurda !” diye eliyle gösteriyor.Gideceğim biryer varsa yardımcı olabileceğini söylüyor bense telefonla Pınara ulaşmaya çalışıyordum.Kız gidiyor ben kalıyorum...
III
Her sene olduğu gibi bayram gezmesine dedemlerden başlıyoruz.Sonra ananemlere.Oradan teyzelere.Her sene aynı hiç değişmiyor.Sadece dedem bayram harçlıklarını arada kaynatıyor elimiz boş çıkıyoruz.Kardeşim öfkeli.Bense gülüp geçiyorum acaba daha kaç bayram o kapıyı bize güler yüzle açabilecek ki? Birlikte olabilmek yeterli ama harçlıklara ihtiyacım var gözüm yok.Öğleden akşama kadar ananemlerdeyiz.Tüm sülailenin bayram gezmesinde ananemde listede olduğu için biz bir yere gitmiyoruz.Herkes var dayımlar ve halamlar yok.Özlüyorum onları...
Bayramın ikinci gününü Gamzeyle geçiriyorum.Güzel bir gün oluyor...Çok saçma bir şekilde eve bırakırken hoşuma gittiğini söylüyorum...Hayret etmesini beklerken onaylayan kabullenen hatta isteyen bir tavırla karşılaşıyorum.Şaşkınlık insana mahsus...
Güzel bir bayram sabahına uyanıyoruz ailecek.Herşey güzel...Sabahın altısında eve dönmüş olmamın üzerimde hiçbir etkisi yok sadece ailemle olabilmenin güzelliğini hissediyorum...
IV
Babamla şirkete gidiyoruz...Yapmamız gereken şeyler var.Her tatilde olduğu gibi şirkete gitmedim mi kendimi rahatsız hissediyorum.Babamla uzun zamandır hiç olmadığım kadar rahatım.Çok rahat herşeyi konuşuyoruz.Sanki konuştuğu ben değilmişim gibi ya da benim konuştuğum o değilmiş gibi.Hatta bazen bu kadar iyi oluşumuzun altında birşey arıyorum...
Hani çocuklar babalarıyla herşeyi konuşamazlar ne kadar isteselerde...Bir yerde utanırlar ya da sıkılırlar.Çocukluğumdan beri aynı sıkıntı bende de var.Babamla herşeyi konuşmak isterken hiçbirşey konuşamıyorum.Belki o da benimle yakın olmak istiyordur kimbilir...
Babama çok yakınken çok uzak olduğumu hissediyorum.Neler paylaştık ki biz?Aklımda hiçbirşey yok...Bana en anlamlı bakışını üniversite sınavını kazandığımda attığını hatırlıyorum.Belki bana daha önce doğduğumda atmıştır böyle bir bakışı onuda ben bilmiyorum.Oysaki çok güzel bakar o kocaman yemyeşil gözleriyle.
V
Güzel bir akşam yemeği...Öncesindeyse O nun mesajı.İyi bayramlar diyor...Tam benim Onu düşündüğüm sırada...Belki onlarca kez bayram mesajı yazdım O na.Ama hiçbirini atmadım...Üzmek istemedim bayram günü sanki daha önce hiç üzmemişim gibi.Oysaki kalbim aylardır onunla...Yüzsüzlük yapıp konuyu başka yöne çeken mesajlar atıyorum...Hayret verici bir şekilde karşılığı geliyor.Kendimi dünyadaki en şanslı erkek hissediyorum.
Eğleniyoruz gülüyoruz...Babam erken veda ediyor yemeğe.Yorgun olduğunu düşünüp ses çıkartmıyoruz.Son üç yıldır olduğu gibi evde kimin olduğuna bakmadan uyuklayabiliyor...
Uyanış...
Misafirlerimizin gittiğini söyleyerek uyandırıyoruz ama pek kendinde değil...Ayakta durmakta zorlandığını farkediyorum beynimde fırtınalar kopmaya başlıyor.O sırada anneme bakışını yakalıyorum “Hadi artık vedalaşın yeter dayanamıyorum” diyor hissediyorum.Önümüzden herkes oradayken sallana sallana salona gidiyor herkes ardından bakıyor çok içmemiş olmasına rağmen alkolün etkisine yoruyorum.Gözüm üzerinde..Anneme bakıyorum yüzüne bir bulut inmiş sanki yağmur yapacakmış gibi.
Yıkılış...
Salonun orta yerinde koltuğa oturmaya çalıştığını görüyorum ama başaramıyor sendeliyor, aklımdan binlerce şey geçmeye başlıyor.Annemin yüzündeki bulut bana yağmur yapıyor...Yerimde donup kalıyorum bir film gibi herşey sadece seyrediyorum.Koltuğa oturtuyorlar ben yerimde sabit duruyorum kıpırdayamıyorum..
Kaos...
Kolanya,su...Başını arkaya yaslıyor tepki vermiyor annem en kararlı sesiyle onunla konuşmaya çalışıyor.112 ambulans ne yapıcaz derken kendine geliyor.Kalkın üstümden diye bir hiddetle.Az önce olan onun başına gelmemiş gibi.Ayağa kalkıyor tutunmaya çalıştığını hissediyorum önüne geçiyorum üzerime doğru düşüyor..salonun ortasında yerde yatıyor.Kaldırmaya çalışıyoruz hiç tepki vermiyor sanki içi kum dolu bir çuval kaldıramıyoruz.Annem krizde.Evin kapısına zorla getiriyoruz yine ayılıyor “bırakın beni nereye gidiyoruz” diyor.Hayatımda ilk kez babama bağırıyorum “Baba gidiyoruz” Asansöre zor bindiriyoruz asansörde vücudu kendini bırakıyor...
Sanki onlara hiçbirşey olmayacakmış gibi.Çünkü ben doğmadan önce onlar vardı.İnsan kendinin ölebileceğini düşünebiliyor ama annesinin babasının asla.Televizyonda her izlediğimde göz pınarlarımın dolmasına yol açan reklam gibi.Çünkü babalar hep ayakta kalır!
Hayatımda belkide hiç olmadığı kadar hızlı araba kulanıyorum.Babamın ardından yetişmeye çalışıyorum.O an için ben önemli değilim.Ne olabileceği aklıma geliyor ya birşey olursa ben ne yaparım?Annem, kardeşim...İyi kötü dört ailenin geçimini sağladığı şirket?Hepsi muamma...Herşey karambol...
Hastanede huzursuz bekleyiş.Aklımda hep aynı soru şimdi ne olacak?
Elimde telefon oynuyorum.Bir mesaj yazıyorum
“Babamı hasteneye kaldırdık ne olduğunu bilmiyorum ama çok korkuyorum çaresizim”
Şimdi ben bunu kime göndereyim?Alpere göndersem gece saat 2.Çocuğu zıplatmanın manası yok.Okula gidecek.Ozan'a göndersem evde yalnız başına gelebilir aslında.Ama o gelirse dayanamam son gücümde tükenir, benim ayakta olmam lazım.Heran birşey çıkabilir.Şuursuzca mesajı O na atıyorum.Niye?Fikrim yok.Birde Gamzeye.Aynı mesaj iki Gamzeye.Saçma.İkiside arıyor...Kendimi garip hissediyorum içimde bir kuvvet doğuyor.
Babamı görüyorum.”Ben niye burdayım?” diye soruyor.Ne cevap verebilirim ki?İçeriye giren herkese aynı soruyu soruyor.Başına gelene inanmıyor belkide inanmak istemiyor.Hertarafında kablolar tepesinde tüm hayati fonksiyonlarını gösteren bir monitör.Herşey normal...Hayatın çok da güvenilecek birşey olmadığını uzun planlar yapmamak gerektiğini düşünüyorum...
VI
Sabah olmuş...Önceki geceyi hatırlamak istemiyorum..Sabah babam kimseye ses çıkartmadan işe gitmiş...Sinirleniyorum ama elden en gelir gitmiş bi kere...O da kendince haklı ogün evde yatıp dinlense daha da hasta olacak...