PDA

Tüm Versiyonu Göster : An gelir "Atilla İlhan" Ölür..


KaracaOglan
11-10-05, 13:20
Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.

HAYATI

İlk Gençlik Yılları

15 Haziran 1925'te Menemen'de doğdu. İlk ve orta eğitiminin büyük bir bölümünü İzmir ve babasının işi dolayısıyla gittikleri farklı bölgelerde tamamladı. İzmir Atatürk Lisesi birinci sınıfındayken mektuplaştığı bir kıza yazdığı Nazım Hikmet şiirleriyle yakalanmasıyla 1941 Şubat'ında, 16 yaşındayken tutuklandı ve okuldan uzaklaştırıldı. Üç hafta gözetim altında kaldı. İki ay hapiste yattı. Türkiye'nin hiçbir yerinde okuyamayacağına dair bir belge verilince, eğitim hayatına ara vermek zorunda kaldı. Danıştay kararıyla, 1944 yılında okuma hakkını tekrar kazandı ve İstanbul Işık Lisesi'ne yazıldı. Lise son sınıftayken amcasının kendisinden habersiz katıldığı CHP Şiir Armağanı'nda Cebbaroğlu Mehemmed şiiriyle ikincilik ödülünü pek çok ünlü şairi geride bırakarak aldı. 1946'ta mezun oldu. İstanbul Hukuk Fakültesi'ne kaydoldu. Üniversite hayatının başarılı geçen yıllarında Yığın ve Gün gibi dergilerde ilk şiirleri yayınlanmaya başladı. 1948'de ilk şiir kitabı Duvar'ı kendi imkanlarıyla yayınladı.


Paris Yılları

1949 yılında, üniversite ikinci sınıftayken Nazım Hikmet'i kurtarma hareketine katılmak üzere ilk kez Paris'e gitti. Bu harekette aktif rol oynadı. Fransız toplumu ve orada bulunduğu çevreye ilişkin gözlemleri daha sonraki eserlerinde yer alan bir çok karakter ve olaya temel oluşturmuştur. Türkiye'ye geri dönüşünde sıklıkla başı polisle derde girdi. Sansaryan Han'daki sorgulamalar ölüm, tehlike, gerilim temalarının işlendiği eserlerinde önemli rol oynamıştır. Bir kaç kez gözaltına alındı.


İstanbul - Paris - İzmir Üçgeni

1951 yılında Gerçek gazetesinde bir yazısından dolayı kovuşturmaya uğrayınca Paris'e tekrar gitti. Fransa'daki bu dönem Attilâ İlhan'ın Fransızca'yı ve Marksizmi öğrendiği yıllardır. 1950'li yılları İstanbul - İzmir - Paris üçgeni içerisinde geçiren Attilâ İlhan, bu dönemde ismini yavaş yavaş Türkiye çapında duyurmaya başladı. Yurda döndükten sonra, Hukuk Fakültesi'ne devam etti. Ancak son sınıfta gazeteciliğe başlamasıyla beraber öğrenimini yarıda bıraktı. Sinemayla olan ilişkisi, yine bu dönemde, 1953'te Vatan gazetesinde sinema eleştirileri yazmasıyla başlar.


Sanatta Çok Yönlülük

1957'de gittiği Erzincan'da askerliğini yaptıktan sonra, tekrar İstanbul'a dönüş yapan Attilâ İlhan sinema çalışmalarına ağırlık verdi. Onbeşe yakın senaryoya Ali Kaptanoğlu adıyla imza attı. Sinemada aradığını bulamayınca, 1960'ta Paris'e geri döndü. Sosyalizmin geldiği aşamaları ve televizyonculuğu incelediği bu dönem, babasının ölmesiyle birlikte yazarın İzmir dönemini başlattı. Sekiz yıl İzmir'de kaldığı dönemde, Demokrat İzmir gazetesinin başyazarlığını ve genel yayın yönetmenliğini yürüttü. Aynı yıllarda, şiir kitabı olarak Yasak Sevişmek ve Aynanın İçindekiler serisinden Bıçağın Ucu yayınlandı. 1968'te evlendi, 15 yıl evli kaldı.


İstanbul'a Dönüş

1973'te Bilgi Yayınevi'nin danışmanlığını üstlenerek Ankara'ya taşındı. Sırtlan Payı ve Yaraya Tuz Basmak 'ı Ankara'da yazdı. 81'e kadar Ankara'da kalan yazar Fena Halde Leman adlı romanını tamamladıktan sonra İstanbul'a yerleşti. İstanbul'da gazetecilik serüveni Milliyet ve Gelişim Yayınları ile devam etti. Bir süre Güneş gazetesinde yazan Attilâ İlhan, 1993-1996 yılları arasında Meydan gazetesinde yazmaya devam etti. 1996 yılından beri köşe yazılarını Cumhuriyet gazetesi'nde sürdürmektedir. 1970'lerde Türkiye'de televizyon yayınlarının başlaması ve geniş kitlelere ulaşmasıyla beraber Attilâ İlhan da senaryo yazmaya geri dönüş yaptı. Sekiz Sütuna Manşet, Kartallar Yüksek Uçar ve Yarın Artık Bugündür halk tarafından beğeniyle izlenilen diziler oldu.

Eserleri
Şiir kitapları: Duvar (1948), Sisler Bulvarı (1954),Yağmur Kaçağı (1955), Ben Sana Mecburum (1960), Bela Çiçeği (1962), Yasak Sevişmek (1968), Tutkunun Günlüğü (1973), Böyle Bir Sevmek (1977), Elde Var Hüzün (1982), Korkunun Krallığı (1987), Ayrılık Sevdaya Dahil (1993).

Romanları: Sokaktaki Adam (1953), Zenciler Birbirine Benzemez (1957), Kurtlar Sofrası (1963/64), Bıçağın Ucu (1973), Sırtlan Payı (1974), Yaraya Tuz Basmak (1978), Fena Halde Leman (1980), Dersaadet�te Sabah Ezanları (1981), Haco Hanım Vay (1984), O Karanlıkta Biz (1988).


AN GELİR

an gelir
paldır küldür yıkılır bulutlar
gökyüzünde anlaşılmaz bir heybet
o eski heyecan ölür
an gelir biter muhabbet
çalgılar susar heves kalmaz
şatârâbân ölür

şarabın gazabından kork
çünkü fena kırmızıdır
kan tutar / tutan ölür
sokaklar kuşatılmış
karakollar taranır
yağmurda bir militan ölür

an gelir
ömrünün hırsızıdır
her ölen pişman ölür
hep yanlış anlaşılmıştır
hayalleri yasaklanmış
an gelir şimşek yalar
masmavi dehşetiyle siyaset meydanını
direkler çatırdar yalnızlıktan
sehpada pir sultan ölür

son umut kırılmıştır
kaf dağı'nın ardındaki
ne selam artık ne sabah
kimseler bilmez nerdeler
namlı masal sevdalıları
evvel zaman içinde
kalbur saman ölür
kubbelerde uğuldar bâkî
çeşmelerden akar sinan
an gelir
-lâ ilâhe illallah-
kanunî süleyman ölür

görünmez bir mezarlıktır zaman
şairler dolaşır saf saf
tenhalarında şiir söyleyerek
kim duysa / korkudan ölür
-tahrip gücü yüksek-
saatlı bir bombadır patlar
an gelir
Attila ölür

KaracaOglan
11-10-05, 13:23
Can Dündar: Dün gazetede yayınlanan yazılarına son verdiğini dün okumuştuk. Atilla İlhan’ı yalanla uğurladık. Cumhuriyet’in yazılarını sansürlediği yalanı ortaya atıldı. Kendisi yazılarını yazamıyordu.

Şairliği üzerine kimse bir şey söyleyemez. Kendisinin şiirleri ile yaşayacağına inanıyorum. Biz onların kitaplarını, makalelerini okuyup, programlarını izledikçe onların hiç hastalanmadığını düşünüyoruz. Hayatımıza o kadar girmişler ki. Şu an hangi kütüphaneye elinizi uzatsanız Atilla İlhan’dan bir satır bulacaksınızdır.


Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Orhan Erinç: Atilla İlhan’ın kaybı edebiyatımızın roman ve şiir dalları açısından, gazetecilik mesleği açısından çok önemli bir kayıp. Atilla İlhan adından en çok söz edilen yazar ve gazetecilerden olma özelliğini korumuştur. Acımız gerçekten büyük. Aklımda kalanlar arasında şu da var. Bir keresinde çektiği notlarda ‘Sağlığım iyi değil’ demişti. Kimseye fark ettirmediği sorunları vardı. Gerçekten büyük bir boşluk bırakarak gitti. O bana bir çok enterasan özgün bir yaklaşım olarak gelmiştir. Özel yaşamı kosunda titizliği ve dikkati hepimizden sakladığı sıkıntıları yaşamaktaymış.


Çetin Atlan: Türkiye çerçevesinde değildi. Benim kuşağımın gençliğimin yazarıydı. Bizim yaratıcı dünyamızdan da böyle insanlar geçti. Yazarlar devlet propagandasının aracı değildir. Atilla da onlardan biridir. Türkiye daha önce otel odalarında ölmüş şair ve yazarlarını öğrense çok şaşırır. O topu topu 2 sene hastanelerde yattı kimsenin ruhu duymadı.

KaracaOglan
11-10-05, 13:27
Üçüncü Şahsın Şiiri
Barakmuslu Mezarlığı
Başka Yerde olmak
Ben Sana Mecburum
Cebbar Oğlu Mehemmed
Güzelleme
Mustafa Kemal
Pia
Sisler Bulvarı
Türkiye

download (Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.)

BuTTeRflY
11-10-05, 14:21
edebiyat dünyasının başı saolsun...

karaca
11-10-05, 16:32
hakkaten yaw...üzüldüm :(

Deniz.
08-11-05, 08:04
Bundan 8-10 sene önce, ilk defa onun bir kitabını almıştım. "Ben Sana Mecburum" diye bir şiir kitabıydı. Tüm eserlerini okuyanların yalancısıyım. En iyi şiirleri o kitapdaydı diyor herkes. Gerçekten büyük bir sanatçı, büyük bir şairdi. Onun şiirlerini yolladım kaç tane kız arkadaşıma, ben sanki kendim yazmışım hesabı. Az mı kız ayarladım Atilla Baba. Onlar kimi zaman anladı gerçek şairin başkası olduğunu, kimi zaman anlamadılar. Ama böyle de güzel yazılmaz ki. Geride hisler baki kaldı. Bugün o kızlardan biriyle evlenecem kısmetse. Hakkını helal et Atilla Baba. Ruhun şad olsun. :(

tttttt
25-06-06, 21:58
ben sana mecburum bilemezsin
....
eski günlerden bir cuma çalıyor

Güneşin Kızı
12-08-06, 01:34
AĞUSTOS ÇIKMAZI

Beni koyup koyup gitme
Ne olursun
Durduğun yerde dur
Kendini martılarla bir tutma
Senin kanatların yok
Düşersin yorulursun
Beni koyup koyup gitme
Ne olursun

Bir deniz kıyısında otur
Gemiler sensiz gitsin bırak
Herkes gibi yaşasana sen
İşine gücüne baksana
Evlenirsin çocuğun olur
Sonun kötüye varacak
Beni koyup koyup gitme
Ne olursun

Elimi tutuyorlar ayağımı
Yetişemiyorum ardından
Hevesim olsa param olmuyor
Param olsa hevesim
Yaptıklarını affettim
Seninle gelemeyeceğim Attilâ İlhan
Beni koyup koyup gitme
Ne olursun

Ruhun şad olsun Attila İlhan..