Tüm Versiyonu Göster : O, Microsoft’ta ‘İşinde En Uzman’ Kişilerden Biri..
Çiğdem Akın, 7 yıl önce bilgisayar mühendisi olarak Microsoft’ta girdi. Bugün ise “En Değerli Uzmanlar” programı direktörü olarak bölge ofisinde çalışıyor. Akın’ın, başarılı ve genç bir kadın olarak “Çocuk da yaparım kariyer de” düşüncesine bakışı farklı.
Linki görüntüleyebilmek için <a href="%2$s"><strong>Üye</strong></a> olmanız gerekiyor.
"Bizim kadınlarımız hem çocuk hem kariyer derken, çok istedikleri hobileriyle ilgilenemiyor, kendilerine zaman ayıramıyorlar. Özel hayatı çok erteliyorsanız sonuçta işte de başarılı olunacağını düşünmüyorum. Bir yere kadar çok iyi kariyer yaparsınız ama bir tarafı eksik olacaktır. Ben içimdeki hobileri de ertelemeden yaşatmak istedim” diyor. İşinde de, hedef belirleyerek isteği noktalara gelmeyi başaran Akın için, doğru yer ve zaman kavramı çok önemli: Hayata dair istediği ne varsa zamanında yapmayı düşünüyor ve hiç bir şeyi emeklilik dönemlerine ertelemek istemiyor.
Henüz lisedeyken, kafasına bilgisayar mühendisi olmayı koymuş.. Ancak Boğaziçi Üniversitesi’nin Makine Mühendisliği Bölümü’nü kazanmış. Ama hedefindeki bölüm aynı okulda olduğu için yılmıyor. O hedef için daha çok çalışıyor. Bir yıl sonra yüksek not ortalamasıyla B.Ü. Bilgisayar Mühendisliği’ne geçiyor. Sonraki hayali Microsft’ta çalışmak. O hedefe de ulaşıyor! Önce sistem mühendisi olarak görev yapıyor. Daha sonra iş geliştirme müdürü oluyor. Mart ayında ise Microsoft’un bölge ofisine geçen Akın ekip arkadaşlarıyla birlikte, Doğu Avrupa’da, Ortadoğu ve Afrika’da yaklaşık 100 ülkeden sorumlu. Kadinvizyon’un sorularını Maçka’daki G-Mall’daki G-art sanat galerisindeki heykel sergisinde yanıtlayan Akın’a göre, kariyer kadınları hobilerini ileri yaşlara ertelemeyip, hayata geçirmeli. Hobilerin ayın zamanda işteki başarıyı kamçıladığını düşünüyor.
biz : Microsoft’a girişiniz nasıl oldu. İsterseniz önce buradan başlayalım.
Çiğdem Akın : Ben 7 yıldır Microsoft’ta çalışıyorum. Aslında teknik bir kişi olarak, yani sistem mühendisi olarak başladım. Zaten Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği’nden mezun olduktan sonra hedefim bu sektörde köklü bir firmada çalışmaktı. O hedefime de ulaşmış oldum.
biz : Daha önce nerelerde çalıştınız?
Çiğdem Akın : Önce NCR’da sonra Unilever’de bilgi işlem bölümlerinde çalıştım. Ben hep kendini yenilemek isteyen bir insanım. Hep yeni şeyler öğrenmek isteyen, iş hayatında rutin yaşamak istemeyen bir insanım. Dolayısıyla buralarda çalışırken de hep bir değişiklik arayışı içindeydim.
biz : Kariyer hedeflerinizle ilgili düşünürken hayalleriniz nasıldı. O zaman kendinizi Microsoft’ta görüyor muydunuz?
Çiğdem Akın : Aslında ben Microsoft gibi köklü bir şirkette olmak istiyordum. Direk Microsoft olmayabilir ama sektörde önde gelen bu firmalardan birinde olmayı istiyordum. Yani teknolojinin kaynağında olmak istiyordum. Ve daha sonra da, 1997 yılında böyle bir fırsat çıktı karşıma. Aslında iş bana geldi diyebilirim.
biz : Bu nasıl oldu?
Çiğdem Akın : Şöyle ki. Bir açık pozisyon varmış. Ve tesadüf o ki, birileri benim adımı önermiş. Yani birilerinin aklına ben gelmişim. Bu işi Çiğdem yapabilir denmiş. Aslında o zaman Unilever’de çalışıyordum. O anki işimden de memnundum.
biz : Türkiye’de bu alanda iş bulmamak mümkün değil sanırım. Bilgisayar mühendisliği okuyan biri, (bir de Boğaziçi’nde okumuşsa) işsiz kalma sorununu pek fazla yaşamıyor değil mi ? Çünkü Türkiye’de gelişmekte olan bir alan.
Çiğdem Akın : Sonuçta yaptığınız işe de bağlı. Yani siz çok iyi okullardan mezun olabilmiş olabilirsiniz ama işinizi ne kadar severek, ciddiye alarak yaptığınızla bağlı.alakalı bir durum bu. Aslında sizin çalışma prensibiniz de önemli. O yüzden insanların üzerinde olumlu bir etki bıraktıysanız, o elbette bir gün doğru yerde ve doğru zamanda onların akıllarına geleceksinizdir diye düşünüyorum.
" Tek düze yaşamaya karşıyım ben. İşin dışında da kendimi geliştirebileceğim çok alan var. Ve bunun içinde kültür-sanat çok doğru bir yol diye düşünüyorum . İnsana pozitif enerji veriyor sanat. Hem da arkadaşlarınızla paylaşabileceğiniz, bu paylaşımdan dolayı mutlu olabileceğiniz bir alan. Ben eşimle de akşam evde, işi değil kendi özel uğraşlarımızla ilgili bir şeyleri de paylaşmak isterim. "
biz : Peki, kariyerinizde ailenizin etkisi oldu mu. Nasıl bir ortamda büyüdünüz. Benim kızım başarır, benim kızım iyi yerlere gelir diye teşvik edilerek mi büyüdünüz?
Çiğdem Akın : Biz iki kız kardeşiz. En büyük çocuk bendim bizim ailede. Elbette annem ve babam tarafından başarı için teşvik ediliyordum. Ama onun yanı sıra, her zaman “Daha da iyi olabilir” denirdi.
biz : Başarınızla yetinmiyorlar mıydı?
Çiğdem Akın : Hayır, benim öyle bir problemim olmadı. Ben okul yıllarında hep başarılı bir öğrenciydim Aileme ben hiç sorun çıkarmadım. Onların başını hiç ağrıtmadım. Ben kendi sorumluluklarımı bilen bir kişiydim aslında. Dolayısıyla hep başarıl bir öğrenci olarak ailemin karşısındaydım.
biz : Üniversite sınavına girerken de tek istediğiniz meslek bilgisayar mühendisliği miydi?
Çiğdem Akın : Evet, hedefimi belirlemiştim. Bilgisayar mühendisi olmayı kafama koymuştum. Ama Boğaziçi Bilgisayar’da okumak istiyordum kesinlikle. Öyle bir idealim vardı. O yüzden ÖYS sınavında sadece Boğaziçi’ni yazdım. Aslında ben bilgisayar mühendisliğine gireceğimden emindim. Ona giremezsem bile Boğaziçi’nde başka bir bölümü kazanırım ve oradan yatay geçiş yaparım, idealimi bu yolla gerçekleştiririm şeklinde düşünüyordum.
biz : Siz başarı için tek bir hedef koymuşsunuz önünüze..
Çiğdem Akın : Kesinlikle. Çünkü bu okula karşı anlatılamaz bir sempatim vardı. Ve daha sonra da şöyle bir şey oldu. Boğaziçi’nin bilgisayar mühendisliğini kazanamadım ama bir alt tercihim olan makine mühendisliğini kazandım. Bir yıl makine mühendisliğinde okuduktan sonra yüksek bir not ortalaması ile bilgisayar mühendisliğine geçtim.
biz : Yani amacınıza öyle bir kilitlenmişsiniz ki, bir yıl gecikmeli de olsa gerçekleşmiş...
Çiğdem Akın : Evet. Aslında Makine’yi kazanmamın da bir faydası oldu. Eşimi bu bölümde okurken tanıdım ve şimdi evliyiz! Her şey için aslında bir kader, kısmet söz konusu.
biz : Evlilik nasıl gidiyor peki. Eşiniz işinizde destek oluyor mu?
Çiğdem Akın : Zaten Microsoft gibi bir şirkette çalışıyorsanız, yani yoğun bir temposu olan bu sektörde çalışıyorsanız eşin desteği gerçekten çok önemli. Anlayışlı olması lazım. Çünkü sonuçta bizim sektör çok özveri isteyen bir meslek. Bizim saatlerimiz daha esnek ve çok yoğun bir tempoda çalışıyoruz. Öyle olduğu için bir taraf doğal olarak aksıyor. O aksayan da evde bazı işler olabiliyor.
biz : Bu yoğun tempo içinde, eve geç gittiğinizde eşiniz sizden önce gelmişse yemek hazır olabiliyor mu?
Çiğdem Akın : İşte mesela problemlerden biri o. Çalışan bir kadın olarak aslında sonuçta evdeki sorumluluklarınız da bitmiyor. Sonuçta eşim de ben de çalışıyoruz. Eve gelince ise evdeki yapılacak şeyleri aynı zamanda ev hanımı olduğum için sonuçta düşünen kişi ben oluyorum. Örneğin yemek konusu yine kadın üzerinde kalıyor. Kendisi da pişirse dışardan da söylese yemeği kadın organize ediyor.. Ama şunu da söyleyebilirim ki eşim çok anlayışlı o konuda.....
biz : Yine de hafif bir serzeniş var galiba.
Çiğdem Akın : (Gülüyor) Ama yine de onun desteği çok önemli.
biz : Çocuk düşünüyor musunuz. Kariyer planında çocuk var mı?
Çiğdem Akın : Benim düşüncem şu şekilde aslında. Hani sonuçta daha genciz ve yaşları iyi değerlendirip hem sektörde bir şeyler yapabilmek hem aslında hobiler anlamında da yapmak istediğim şeyleri gerçekleştirmek Hani biraz manen tatmin olabilmek daha sonra da hayırlısıyla çocuk sahibi olmak.
biz : Tam doygunluğa ulaşınca mı bebeği düşüneceksiniz?
Çiğdem Akın : Bir süre vermek tabii ki çok zor Ben şunu gözlemledim. Benim çevremde pek çok kişi planlarını hep erteliyorlar. Kariyer çocuk.. Artık 50’lilerinden sonra hobilerine vakit ayıyorlar. Yani emeklilik döneminde hobilerinle ilgilenebiliyorlar.
biz : Hobilerden söz açılmışken ben hemen sizin yaptığınız hobilerle ilgili bir soru sormak istiyorum. Siz ayrıca bir atölyede ders almışsınız uzun zamandır. Şimdi de bir serginiz var. Bu heykel merakı nereden geliyor?
Çiğdem Akın : Sanata olan ilgim hem vardı aslında. Yaklaşık dört sene önce bir heykel sergisine gittim. Oradaki heykeller beni çok etkiledi. Acaba ben de yapabilir miyim diye düşündüm. O zaman çalışabileceğim bir heykel atölyesi bulamadım.
Bir arkadaşımın tavsiyesi ile Reform sanat evi isimli seramik atölyesini buldum. Bir buçuk sene orada seramikle uğraştım. Atölyeye ilk gittim günü ve diğer öğrencilerle tanışmamı hiç unutamıyorum. Arkadaşlarla tanıştığımda gördüm ki hemen hemen hepsi ya elektronik mühendisi, ya bilgisayar mühendisi, yani sektörden bayanlar. Bu benim için ilginç bir sürpriz olmuştu. Bilgisayar ile çok yakın çalışan bayanlar kille uğraşıp rahatlama yolunu seçmişti sanırım.
Daha sonra heykel çalışabileceğim bir atölye ararken Ortaköy’deki Erdoğan Sarma-Ayla Esebik Sarma Heykel atölyesini buldum. Son iki buçuk senedir de bu atölyede heykel çalışmalarıma devam ediyorum. Heykel için de seramikte olduğu gibi kille çalışıyorum. Sonra da kalıbını alıp istediğim malzeme ile döktürüyorum. Son işlerimin hepsi bronz.
Şu an devam etmekte olan sergiyi de atölyeden arkadaşlarım Hilal Cankurtaran ve Şükran Doğan ile birlikte açtık. G-art Sanat Galerisi’ni seçmememizin sebebi de galerinin tüm gelirinin AÇEV’e (Anne Çocuk Eğitim Vakfı) bağışlanacak olması.
"Hiçbir zaman kadın olduğum için bazı şeylerden eksik olabileceğim ya da ikinci sınıfa atılabileceğimi düşünmedim. Ben her zaman eşit şartlarda olduğumuzu düşündüm. En azından Microsoft’ta böyle. Hiç kimse işe artı 1’le başlamıyor. Bir rekabet varsa bu herkes arasında eşit bir rekabet. Yaptığınız işler doğru ve güzelse kaliteli işler yapıyorsanız bunu değeri anlaşılıyor ve doğru zamanda doğru yere geliyorsunuz. "
biz : Kadın ve erkek figürleri çok fazla niçin?
Çiğdem Akın : Genelde bu objeler arasında duygusallık, aşk, uyum var. Ama aynı zamanda kadını özgür olma isteğini de işlemeye çalıştım.
biz : Microsoft’taki yükselme sürecinizle ilgili bir şeyler sormak istiyorum. Orada erkeklerle kadınlar arasında nasıl bir rekabet var. Bir kadın olarak yükselmede, erkeklerle eşit koşullarınız var mı?
Çiğdem Akın : Hiçbir zaman kadın olduğum için bazı şeylerden eksik olabileceğim ya da ikinci sınıfa atılabileceğimi düşünmedim. Ben her zaman eşit şartlarda olduğumuzu düşündüm. En azından Microsoft’ta böyle. Hiç kimse işe artı 1’le başlamıyor. Bir rekabet varsa bu herkes arasında eşit bir rekabet. Yaptığınız işler doğru ve güzelse kaliteli işler yapıyorsanız bunu değeri anlaşılıyor ve doğru zamanda doğru yere geliyorsunuz.
biz : Türkiye’de bir çok işyerinde bu ayrımlar olabiliyor. Siz daha şanslısınız
Çiğdem Akın : Ben böyle olması gerektiğini düşünüyorum. Öyle bir ortamda da çalışmak istemem. Bayan ya da erkek olarak değil, yaptığım işle anılmak isterim.
biz : İşte başarılı olmanın sırları nedir?
Çiğdem Akın : Bu çok hassas denge. Özel hayatı çok erteliyorsanız sonuçta işte de başarılı olunacağını düşünmüyorum. Bir yere kadar çok iyi kariyer yaparsanız ama bir tarafı eksik olunca bir patlama noktası olacaktır ve işteki tatmin size yeterli gelmeyecektir. En güzel olanı hem işte dengeyi kurmak hem özel hayatta.
biz : Ne var ki, evdeki koşullara kadının kariyeri için pek elverişli olmayabiliyor.
Çiğdem Akın : Kadın bizde hep zor olanı yapıyor. Ama kadının çizilmiş bir görev tanımı var. Kadının belli görevleri var. İş hayatında çok da işi olsanız eve gelseniz işyerinde sizi bekleyen görevler var. Eşit olan aileler de var ama Türk erkeklerinde genellikle aile yapılarından gelen standart bir rol model var. Onlar yetişkin olana kadar anne evi çekip çeviren kişi olmuş hep.. Yemeği yapan herşeylerini ayağına getiren. Buna alışkınlar. Belki sonraki jenerasyon farklı olacak.
biz : Microsoft’ta siz önce daha farklı bir bölümdeydiniz.
Çiğdem Akın : Ben 7 yıldır çok farklı yerlerde çalıştım Önce sistem mühendisi olarak görev yaptım. Daha sonra iş geliştirme müdürü olarak çalıştım. Mart ayında ise Microsoft’un bölge ofisine geçtim. Şu anda işim gereği 1 Mart’tan itibaren buradayım. Sorumluluk alanlarım Doğu Avrupa ülkeleri artı Ortadoğu ve Afrika.
Bu iki bölgede benim yürüttüğüm bir program var. Sonuçta bölgese ofislerinde her arkadaşın kendi görev tanımları var. Hepimizin bu ülkelerde kontaklarımız var. Beraber çalıştığımız konular var. Ve o programı o bölgede hayata geçirebilmek için ekip olarak çalışıyoruz. Bölge ofisinde çalışan arkadaşlar senelerdir sektörde çalışan, konusunda uzman, bilgi birikimi olan arkadaşlar. Ve amacımız da ülkelerle bu bilgi birikimini paylaşıp, onlara destek olmak, operasyon anlamında yardımcı olmak.
Ben bölge ofisinde “Çok değerli, konusunda uzman kişiler” (Most Valuable Professional - MVP) programı direktörü olarak çalışıyorum. Her ülkede, mesela Türkiye’de Microsoft teknolojileri konusunda uzman, gerçekten teknolojik anlamda çok yetkin artı bu bilgileri diğer kişilerle paylaşan teknik kişiler var. Mesela kimisi bir web sitesi yapıyor. Teknolojik bilgi birikimini orada paylaşıyor. Kimisi bazı mail listeleri ve haber grupları üzerinden bilgisini paylaşıyor. Kimisi de toplantılar düzenleyip, teknik konularda bilgi aktarıyor. Bu gibi kişileri bulup MVP ünvanı ile ödüllendiriyoruz ve onlara Microsoft ile daha yakın çalışabilmeleri için ortam sağlıyoruz.
biz : “Konusunda çok uzman kişi”lerin bilgi birikimini paylaşmasından söz ettiniz. Bunu biraz daha açar mısınız?
Çiğdem Akın : Microsoft sektördeki kişileri desteklemek istiyor. Yani gerçekten konusunda uzman olup bilgi birikimini paylaşan kişileri bulup desteklemek istiyor. Mesela Microsoft’un yazılımlarını Amerika’daki ürün gruplarımız geliştiriyor. MVPler ürün grupları ile çok yakın çalışıyorlar. Mesela diyelim yeni bir ürün çıkacak. Daha o ürün çıkmadan piyasaya, ilk önce MVP ünvanı ile ödüllendirdiğimiz bu kişilerle paylaşıyoruz. O kişiler ürünü inceliyor, ürün müdürleriyle tartışıyor.. Biz onlara bilgi birikimimizi aktarıyor, Microsoft’un gelecekte çıkaracağı ürünler hakkında ilk MVPlere bilgi veriyoruz. Onlar da bizimle yeni çıkacak ürünler hakkında, ürün özellikleri hakkında görüşlerini paylaşıyorlar..MVPler sektöre de en güncel bilgileri aktarıyorlar. Böylece sektörün bilgi birikimi daha da ilerliyor. İşte ben de Doğu Avrupa’da 17 ülkede, Ortadoğu ve Afrika’da 79 ülkede bu programı hayata geçirmek için her ülkedeki Microsoft ekipleri ile birlikte çalışıyorum.
biz : Microsoft’ta çalışan bir kişi kendi kariyerinde yükselmek hangi temel noktalara dikkat eder.
Çiğdem Akın : Orada bir insan kendi hedeflerini kendi koyuyor. Yani Microsoft’ta siz kendiniz hedefler için uğraşırsınız. Kimse size “Bak şöyle bir pozisyon açılıyor, gel seni oraya alalım” demez. Siz takip edersiniz ve hedeflerinizi koyarsınız, o hedefler doğrultusunda çalışırsınız. Ben de şu soruyu sordum. “Ben ne yapsam mutlu olurum.” İlk önce ilk başladığımda benim için uygun alan bilgisayar mühendisliği, yani teknik uygundu. Daha sonra işin business tarafına kaymak daha hoşuna gitmeye başladı . İnsanın da ilgi alanları değişiyor. Ben Microsoft’u çok seviyorum. Başka yere gitmek istemiyorum. Ama sonuçta insanın da değişime ihtiyacı var. Bu durumda, farklı pozisyonlara geçip yeni heyecanlar yaşanmalı.. Senelerce aynı işi yapan kişiler da var, onlar da öyle mutlu hissedebilir kendini. Ama siz bir şekilde bir değişim istiyorsanız Microsoft’taki da ortam buna çok uygun.
biz : Zorluklarla da karşılaşıyorsunuzdur mutlaka ..
Çiğdem Akın : Her işin zor yanları da var elbette. İş yaşamımda benim için herşey çok kolay oldu diyemeyeceğim. İnsanın önüne hiçbir şey altın tepsiyle gelmiyor. Siz çabalıyorsunuz, oraya doğru ilerliyorsunuz. Sonuçta hayat zorluklarla dolu. İnsanın doğru hedefler koyup, hedef odaklı çalışması sonucunda, zorluklar aşmak mümkün.
biz : Siz sabah kaçta uyanıyorsunuz?
Çiğdem Akın : Ben 06.30 ve 07.00 sıralarında kalkıyorum. Eşim benden daha erken gidiyor işe. Onunla beraber kalkıp kahvaltı yapmayı seviyorum.. Eşim gittikten sonra evimde çekip çevirebileceğim şeyler varsa onlarla da ilgileniyorum.
biz : Sinemaya ya da tiyatroya gidiyor musunuz?
Çiğdem Akın : Tek düze yaşamaya karşıyım ben. İşin dışında da kendimi geliştirebileceğim çok alan var. Ve bunun içinde kültür-sanat çok doğru bir yol diye düşünüyorum . İnsana pozitif enerji veriyor sanat. Hem da arkadaşlarınızla paylaşabileceğiniz, bu paylaşımdan dolayı mutlu olabileceğiniz bir alan. Ben eşimle de akşam evde, işi değil kendi özel uğraşlarımızla ilgili bir şeyleri de paylaşmak isterim. Akşamları evde konuşulacak tek konunun iş olması doğru değil bence. “Bugün bunu yaptım, şu toplantı oldu” gibi şeyleri konuşmak yerine, ilişkiyi zenginleştirmek adına başka konuları tartışmayı yeğlerim.
biz : Siz hep İstanbul’da mı yetiştiniz? Çünkü genç yaşta bir çok şeyin farkındasınız.
Çiğdem Akın : İstanbul’da doğup büyüdüm. Ailem de İstanbul’da yaşamış. Ben bütün okullarımı bu kentte okudum. Evet kentli bir yanım var ve genç yaşta bunları fark etmemin sebebi de kentli oluşumla bağlantılı olabilir.
biz : Teşekkürler bu söyleşi için.. zamanınızı ayırdınız bize..
Çiğdem Akın : Asıl ben teşekkür ederim.
böyle hatunlara bayılıoruuummm :D :p
Ara sıra ewt microsoft partner olduğumuz için microsoft yetkilileriyle konuşuyoruz ve tüm meslek dallarında olduğu gibi orayıda büyük ölçüde baynlar ele geçirmiş durumda birde elif hanım var support customer angine.... ve daha bi çok niteliği var ama gerçketen işi biliolar ;)
iyi aşkım sen pek muhattab olma onlarla :mad:
PcTeknikZone