ÖZKAN
16-03-08, 14:04
Simitçi Muharrem Ustayı (TUNCA) tanır mısınız? İstanbul’da, Kadıköy’de oturuyorsanız ve yolunuz Kızıltoprak’a düşüyorsa mutlaka tanırsınız onu.
Hani tam ışıklarda; pırıl pırıl ve özenle giydiği beyaz iş önlüklü, tezgahında da çiçek eksik etmeyen simitçi yok mu?
İşte ondan söz ediyorum…
Muharrem Usta’yı “Muharrem Usta” yapan sadece özenli ve tertemiz giysileri, tezgahından eksik etmediği çiçekler midir?
Onu farklı kılan, aynı zamanda “adam gibi adam” oluşudur.
Muharrem Usta kibardır. Müşterilerine karşı saygılıdır. Eldivensiz simit tutmaz. Sarmadan vermez simidini. Peçetesini koymayı, “hoş geldin”i, “iyi günler”i, “güle güle”yi eksik etmez. Etrafına öğle bir pozitif elektrik yayar ki, hani insanın ille de uğrayası gelir yakındaysa…
Ama bu kadar değil…
Muharrem Usta, bildiğiniz gibi değil…
Simitlerin yanında, meraklısı için peynir ve ayran bulundurur. Diyeceksiniz ki, “Eh, bulundurmayan mı kaldı günümüzde?
”Kalmadı kalmadı da… Muharrem Ustanın tezgahının altında bir kasa var. Hasılatın bir kısmını bu kasaya atıyor.
Hangi kısmını?
Ayran ve peynirlerin ana parasının üstündeki kazanç kısmını.
Niye?
Çünkü, bu paralar, yani simidin dışındaki ayran ve peynirin ana parası dışındaki kazanç, on beş günde bir o kasa/kumbarada toplanarak Mehmetçik Vakfının hesabına gönderiliyor bağış olarak.
Simidin kazancı, Muharrem Ustanın ekmek parası… Ayran ve peynirlerin kazancı ise Mehmetçiklere gidiyor.
Muharrem Usta, her gün açtığı tezgahında kimseler bilmeden ekmek parasının yanında Mehmetçik Vakfı için çalışıyor. Her akşam, başını yastığa koyduğunda şeker tadında uyuyor. Büyük düşünen ve büyük yaşayan bir insan olarak huzurlu dalıyor uykusuna. Sabah da huzurla ve bir çocuk masumiyetiyle uyanıyor yeni bir güne.
Hani tam ışıklarda; pırıl pırıl ve özenle giydiği beyaz iş önlüklü, tezgahında da çiçek eksik etmeyen simitçi yok mu?
İşte ondan söz ediyorum…
Muharrem Usta’yı “Muharrem Usta” yapan sadece özenli ve tertemiz giysileri, tezgahından eksik etmediği çiçekler midir?
Onu farklı kılan, aynı zamanda “adam gibi adam” oluşudur.
Muharrem Usta kibardır. Müşterilerine karşı saygılıdır. Eldivensiz simit tutmaz. Sarmadan vermez simidini. Peçetesini koymayı, “hoş geldin”i, “iyi günler”i, “güle güle”yi eksik etmez. Etrafına öğle bir pozitif elektrik yayar ki, hani insanın ille de uğrayası gelir yakındaysa…
Ama bu kadar değil…
Muharrem Usta, bildiğiniz gibi değil…
Simitlerin yanında, meraklısı için peynir ve ayran bulundurur. Diyeceksiniz ki, “Eh, bulundurmayan mı kaldı günümüzde?
”Kalmadı kalmadı da… Muharrem Ustanın tezgahının altında bir kasa var. Hasılatın bir kısmını bu kasaya atıyor.
Hangi kısmını?
Ayran ve peynirlerin ana parasının üstündeki kazanç kısmını.
Niye?
Çünkü, bu paralar, yani simidin dışındaki ayran ve peynirin ana parası dışındaki kazanç, on beş günde bir o kasa/kumbarada toplanarak Mehmetçik Vakfının hesabına gönderiliyor bağış olarak.
Simidin kazancı, Muharrem Ustanın ekmek parası… Ayran ve peynirlerin kazancı ise Mehmetçiklere gidiyor.
Muharrem Usta, her gün açtığı tezgahında kimseler bilmeden ekmek parasının yanında Mehmetçik Vakfı için çalışıyor. Her akşam, başını yastığa koyduğunda şeker tadında uyuyor. Büyük düşünen ve büyük yaşayan bir insan olarak huzurlu dalıyor uykusuna. Sabah da huzurla ve bir çocuk masumiyetiyle uyanıyor yeni bir güne.